Denizin Kitaplığı kitap kapağı

7. bölüm / 7

EBELEMECE

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: EBELEMECE

Bölüm şarkıları:
Pitbull - Hotel Room Service
Pitbull - I Know You Want Me
lütfen beğenilerinizi eksik etmeyin. İyi okumalarrrr
~~~
Evden çıktıktan sorna Karen her zaman ki gibi utanmaya başladı. Söyleyeceği söz ezberimdeydi. Ne zaman söyleyeceğini merak ederken ayakkabılarımı giydik. Yanımda şu anlık spor ayakkabı olmadığından Zehra Ablanın kini giymiştim. Aynı numara giyiyorduk. Yan eve doğru yürürken
-Kanka sen söylesene ya. Utandım ben.
Başımı kınar gibi sallarken yan evin kapısına vardık. Zile basıp uslu bir çocuk gibi ellerimi önümde birleştirdim ve beklemeye başladım. Kısa süre sonra içeriden ses geldi. Duymadığımız bir sesti.
-Kim o?
-Biz
Bizi tanımlamasına rağmen kapıyı açtı. İşte zeka diye buna derim. Kapıyı Arda açmıştı. Bir süre bakıştıktan sonra kafasını ne var derecesine salladı. Konuya girdim
-Merhaba Arda. Çağatay ve Bora evde mi?
Adını bilmemi sorgulamadı.
-Sana da merhaba Elvin de; neden soruyorsunuz?
-Birincisi adımı nereden biliyorsun? İkincisi ebelemece oynayacağız belki gelmek isterler.
Dediğim karşısında ciddi miyim diye bir süre yüzüme aval aval baktı.
-Ciddi misiniz lan siz?
Başımızı sallayarak onayladık.
Bize deli olduğumuzu düşünen bakışlar attıktan sorna
-Ne ebelemecesi çocuk musunuz siz? Ayrıca sen adımı nereden biliyorsan aynı sebepten adını biliyorum.
Demek ki onlarda bizi araştırmıştı.
-Çocuklukla alakası yok. Ayrıca çağır işte. Onlar cevap versin.
Başını sallayarak kapıyı örttü ama tam kapamadı. Bir süre kapıda bekledikten sonra kapı açıldı. Çağatay vardı. Arda ne dediğimizi anlatmış olmalı ki bize deli gibi bakışlar atıyordu.
-Siz ikiniz ciddi misiniz? Gerçekten ebelemeceye mi çağırıyorsunuz?
Karen olayı garipsemiş olmalı ki
-Ne var ya? Siz hiç mi oynamadınız?
Arkadan koşarak gelen Bora yı gördüm. Çağatay'a sesleniyordu.
-Kimmiş kanka? İki tane küçük çocuk mu?
Bu sefer ben dayanamadım
-Ne çocuğu ya? Siz hiç mi oynamıyorsunuz?
Cevap aynı hızla Bora'dan geldi.
-Sen son ortaokulda oynamıştım. Burnumu kanatarak sona eren oyundan sonra... Hayır oynamadım.
Konuyla alakasız bir biçimde Karen de bende geçmiş olsun diye mırıldandık. Başıyla eyvallah dercesine bir hareket yaptı. Kafamı kaldırarak ikisine baktım.
-Geliyor musunuz, gelmiyor musunuz?
İkisi kendi aralarında bakıştıktan sonra Çağatay bize dönerek
-Tamam geliyoruz. Bekleyin beş dakika
Dedi ve kapıyı yüzümüze kapadı. Karen arkasından görgüsüz diye mırıldandı. Çağatay ise cevap olarak
-Duydum yalnız
Diye bağırdı. Bora ise hemen ardından sadece Çağatay'a amaçla
-Bunların büyük kılığına bürünmüş iki çocuk olma ihtimali yüzde kaç?
Diye sormuştu. Bend ecevap olarak Çağatay gibi
-Duydum yalnız!
Diye bağırdım. Sesler giderek uzaklaşırken Çağatay'ın son dediğini duydum.
-Olum matematiğim çok mu iyi? Ne diye oran falan soruyon?
Sesler uzaklaştı. Bizde biraz ötede ki kaldırdımın kenarına çöktük. Karen'le sohbet ederken bir süre sonra arkamızda adım sesleri duyduk. Arkamızı Karen'le aynı anda aynı tarafa bakarak döndük. Bora neredeyse aynı hareketi aynı anda ve fark etmeden yaptığımızı görünce
-İkiz olma ihtimaliniz kaç?
Diye sordu. Soruyu umuramayarak ayağa kalktım. Karen de kalkmıştı. Eşofmanımın üstündeki tozu silkerken onlara baktım.
-Takımlar halinde mi oynayalım yoksa teke tek mi?
-Cidden ebelemece mi oynayacağız? Belki son bir ihtimal vardır diye düşünüyorduk.
Karen başını olumsuz anlamda salladı.
-İhtimal bile yok. Kesinlikle ebelemece oynayacağız. Seçiyor musunuz? Yoksa biz mi seçelim?
Bora ne yapalım dercesine omzunu kaldırıp indirdi.
-Takımlı olsun bari.
-O zaman kızlı erkekli takımlar yapıyoruz. Siz kendi aranızda taş kağıt makas yapın kazanan seçsin. İlk gün diye yoksa biz seçerdik. Bu da kıyağımız olsun.
Kendi aralarında taş kağıt makas yaptılar. İlk tur ikisi de taş yapsada ikinci tur Bora kağıt Çağatay makas yaptı. Çağatay bize dönerek bizi süzdü.
-Sen ol topuzlu.
-Adım topuzlu değil ve adımızı bildiğinizi biliyoruz Çağatay.
Adını bilmeme biraz şaşırsada umursamadı. Bora da Karen i seçtikten sonra bu sefer takımlardan iki kişi kaçan mı kovalayan mı diye seçildi. Bora ve ben karşı karşıya geldiğimizde tekrar taş kağıt makas yaptık. İlk tur kağıt, ikinci tur taş yapsakta üçüncü tur ben kağıt Bora taş yapmıştı.
-Biz kaçıyoruz. 16'ya kadar sayın.
Kaçmaya başlarken Çağatay
-Nerden 16?
Kaçarken cevapladım
-10dan fazla ve canım öyle istedi.
Uzaklaştıktan sorna onlara baktım. Bora elini kaldırmış üç, iki ve bir yaparak bize doğru yürümeye başladılar. Yavaş yavaş yürürken kendilerini yormadılar. Bizse geri geri adımlıyorduk.
Bora Karen'e dönerek birşeyler dedi ve bir anda bize doğru koşmaya başladılar. Karen bana, Bora Çağatay'a doğru koşarken iki ayrı yön ayrıldık. Çağatay sola ben sağa doğru kaçtım.
En hızlı şeklimle koşarken Karen peşimdeydi. Çağatay diğer tarafa koştuğu için aramazda hayli mesafe vardı. Evlerin arasına düşünmeden girdim. Karen peşimden gelirken çıkmaz sokağa girdiğimi fark ettim.
Duvarla aramda azıcık bir mesafe kaldığında arkamı dönüp Karen'le yüz yüze geldim. Yavaş yavaş üzerime yürüyordu . Ağzında sindi bir gülümseme belirdi.
- Köşeye sıkıştın.
Çıkacak yol ararken aramızda hâlâ mesafe vardı. Bir anda Karen'e doğru koştum. Ne yaptığımı anlamaya bile çalışmadan bana koştu. Sağa gidecek gibi yaptım. Benle aynı anda sağa yöneldi. Fake atıp sola yöneldim, aynı anda yine yakalamak için sola yönelince sağa doğru koştum. Kaçmayı başarmıştım. Peşimden gelirken aradan çıkacaktım.
Tam çıkıyordum ki birine çarptım. Çarpmamla geriye bir adım attım. Kolumda bir el hissettim. Düşmeyeyim diye tutmuştu ama asıl hedef farklıydı.
-Yakaladım!
Bora başımda bağırıyordu. Kolumu kendime çekip somurttum. Karen kolumu tutup beni ilerletti. Somurta somurta ilerledim. Beni bizim evin önüne getirdi. Başımda bekçi olarak bekliyordu. Sol tarafa baktım Çağatay yoktu.
-Buradayım!
Sağ tarafa yani onların evine doğru baktım. Evden baya uzaktaydı. El sallıyordu. Bora ise ona doğru yürüyordu. Elimle Bora'yı işaret ettim kaç manasında. Eliyle boşver işareti yapıp Bora'ya bağırdı.
-Elvin'i açabiliyor muyum?!
Başını sallayarak onayladı. Bir anda koşmaya başlayan Bora'ya afalladım. Tam görmemiştim ama hayvan gibi koşuyordu. Karen'e dönerek
-Kanka adam çıta gibi koşuyor.
-He la. Bende şaşırdım.
Çağatay Bora'dan zar zor kurtuldu. Bana doğru koşarken sağa doğru ilerledim. Karen de Çağatay'a koştu. Önüm boştu ama Çağatay araya alınmıştı. Karen onu yakasından tuttu.
-Yakaladım!
Çağatay da somurta somurta yanıma geldi. Bora heyecanla
-Hadi sayın
Daha çok merak ettiğim bir soru vardı.
-Bora sen nasıl böyle hızlı koşuyon ya?
Sırıttı.
-Ben futbolcuyum kızım.
Burak'tan sonrakilerin takipçi sayısına bakmamak bizim ayıbımız olsun. Mesaj atacağız diye öyle heyecanlıydık ki adamın tipine bakıp geçmiştik.
-Nası yani? Gerçekten bir takımda oynuyor musun?
Karen merak duymuş gibiydi. Kim olsa duyardı zaten. Komşularımız ünlü de haberimiz yokmuş.
-Hayır daha değil ama o da olur.
Umutluydu. Çağatay sohbete katılarak
-Hadi sayıyoruz. Kaçın siz
Daha saymaya başlamadan kaçmışlardı.
-1,2,3...14,15,16.
Dediğim gibi ben Karen'e koştum, Çağatay Bora'ya. Karen benden kaçmaya başladı. Uzun bir süre peşinde koştum. Çağatay da Bora'yı kovalayarken kısa bir süre yaklaşmıştık. Çağatay bir anda Karen'e koşarak yönünü şaşırttı. Karen ne yapacağını bilemezken kolunu çoktan tutmuştum bile
-Ebee!
Karen'i bizim kapıya götürken yan evin kapısı açıldı. Arda dışarı çıkarken arkasından Burak geliyordu. Çağatay ve Bora onları görmemiş veya görseler bile oyuna devam etmişlerdi. Ben Karen'in başında nöbetçi gibi dikilirken Arda ve Burak ayakkabılarını giymişti.
Kafalarını hafifçe eğerek bize selam vermişlerdi. İkisi de Bora'ya doğru ilerledi. Bora onların birşey yapacağını düşünmediğinden Çağatay dan kaçmak için onların olduğu tarafa doğru koştu. Tam yanlarından geçecekti ki Arda onu ensesinden yakaladığı gibi tuttu.
-Dur lan.
Çağatay da yavaşladı. Biz yerimizden ayrılmadık. Çağatay da onların yanına vardığında Arda elini Bora'nın ensesinden çekti. Tabi bunu yaparken ensesine şaplak atmayı ihmal etmemişti.
-Durun lan. Sizin de ebelemece oynayacağını düşünmemiştik doğrusu.
Ebelemeceyi koruyacaktım ama araya girmeme kararı aldım. Üşenmişte olabilirdim. Arda konuşmaya devam etti.
-Cuma namazına gideceğiz. Kalkın.
Hepsi aydınlandı. Kaşları havaya kalktı. Ceplerinden telefonu çıkarıp saate baktılar. Bize ikiz diyordu ama aynı anda hareket eden onlardı. Saate bakmış olmalılar ki kafalarını sallayarak Arda'yı onayladılar. Bende havaya bakmış ve cumanın yaklaştığı kanısını getirmiştim.
Dörtlü buraya doğru yürümeye başladılar. Oyun bitmiş olmalıydı. Yaklaştıklarında Çağatay
-Biz gidiyoruz. Görüşürüz
dedi. El sallayarak görüşürüz demiş kadar olduk. Gittiklerin de bizde arkamızı döndük. Cebimde uzun süre anahtarı aradım. Tam düşürmüş olmalıyım diyecektim ki arka ceninin dibinde buldum. Anahtarı alıp kapıyı açtım.
İçeri girdiğimiz de ikimzide L koltuğa yönelip kendimizi attık. Ayaklarımı uzatıp sırtımı yasladım. Kafam arkaya giderken Karen bitmiş olmalı ki konuşmadı. En son derin bir nefes alıp banyo yapmak için ayağa kalktım.
-Cok yoruldum ya. Ne koştuk.
Başıyla onayladı ve kendini sağa doğru attı. O koltukta uzanırken anlamı gördüm. Giyinmiş kapıya doğru ilerliyordu.
-Nereye abla?
Bana döndü
-Şükür gelmişsiniz. Top almaya gideceğim. Bu hafta kumsalda voleybol falan oynarız diye.
-He tamam. Alırsın sen.
Arkamı dönüp merdivene giderken; arkamdan hayıflanıyordu. Merdivenleri çıkarken dediklerinin bir kısmını duydum
-"Hayır ablacığım, yok gel beraber alalım ablacım, parayı bölüşelim ablacığım" der milletin kardeşi. Bir de benimkine bak...
Merdivenlerin hızla çıkıp bana saydırmasını geçerek tuvalete girdim. Üstümdekileri çıkarıp banyoya girdim. Yaz kış sıcak suyun altında banyo etmeyi sevdiğimden sıcak su gelene kadar dönüp ardından konu olarak ekonomiyi seçtim. Saydırmaya başlarken çoktan saçlarım ıslanmıştı.
...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…