2. bölüm / 7
Denizin KitaplığıDENİZİN KİTAPLIĞI
Bölümler 7Şu an: DENİZİN KİTAPLIĞI
NBölüm şarkısı
Cruel Summer - Taylor Swift
Watermelon Sugar - Harry Styles
Şarkıları dinleyerek bölümü okuyabilirsiniz. Keyifli okumalarrrr
Karşımdaki eve bakarken bir an duraksadım. Bu evi alacak parayı nereden bulmuştuk acaba?
Denize yürüyerek bile gidebileceğimiz, yakınlarda ihtiyacımız olabilecek yerlere yakın bir ev bulmuştuk. Ev satılıktı. Biz de tatil tatil diye söylenen 4 kız olarak baba parası, işten gelen para falan filan yeterli parayı toplamıştık. Şimdi karşımda görünce gerçekten şaşırmam gerekiyordu. Ancak ben zaten buraya daha önce gelmiştim.
- Bu oda benim diyen ilk kişinindir oda. Ona göre ayağınızı denk alın. Çünkü en güzel odayı ben alacağım.
Kankamın sesi ile kendime gelmiştim. O öyle sansın. Birlikte eve doğru yürüyüp kapıya ulaştığımızda anahtarı çıkardım.
-Yalnız odalar 3 tane. Biri misafir odası. Yani herkes kankasiyle kalacak haberiniz ola.
- Elvin bana bak en güzel odayı almazsan bozuşuruz.
- Sen o işi bana bırak.
Kulağına hafifçe eğildim. Fısıldayarak " İki ay önce Bodrum üniversite toplantısı için geldiğimde evi gezdim. En güzel oda batı tarafına full camlı denizi gören oda. Direk oraya koşucam. Belli etmemek için doğu tarafına doğru koş. "
- Elvin ben nereden bilem doğuyu, batıyı daha sağımı solumu karıştırıyorum.
- Gerzek sanki ben sağımı solumu çok iyi biliyorum! Deniz ne tarafta ise onun tersine doğru koş.
- Heyecandan etrafı izlemedim ki gelirken.
- Malsın. Sen dur ben sadece koşarım.
- Bende seni çok seviyorum. Bu aşk dolu konuşmanı hep aklımda tutacağıma söz veriyorum.
Kapıyı açtığımda gibi ayakkabımı sağa sola fırlatıp batı kanadına koştum. Hızlıca merdivenleri tırmanıp batı tarafındaki odanın kapısını hızlıca açtım.
Odaya girince "Bu oda bizim!" Diye çığlık attım. Çığlığımla herkes odaya dolaştı. Üçüne dönüp yüz ifadelerini izlemeye başladım. Ablam ve Zehra Abla odaya öyle bir bakıyordu ki sanki oda için kavga çıkarabilirlerdi. Karen ise odayı gözleriyle yiyordu. Gözlerinin parlaklığı öyle bir belliydi ki yıldızların hepsi oraya inmiş gibiydi. Öyle parlak. Yüzü bütün odayı tarayıp bende durunca. Hafifçe gülümsedi. Bende ablamlara dönüp
-lütfen odanıza sizin odanız doğu kanadında kalıyor.
-Aman be geçiyoruz. Oda güzelmiş.
Ablamlar odadan çıkınca Karen'e döndüm. İki saniye birbirimize baktık. Aynı anda odayı dolduran sevinç çığlıklarımızla birbirimize sarıldık. Tepiniyorduk. Karen konuşmaya başladı:
- Kanka bu oda resmen bir harika.
-Biliyorum canım ve bu odayı kaptırmadığım için mutluyum.
-Ablaların yerinde olsam zırlardım.
-Senin boyunun benden kısa olduğu için zırladığın gibi mi?
-Bir kere boyum senden uzun.
-He he.. Uzatma
- Konuyu sen açtın!
-Sende uzatıyorsun.
-Aman be, demedik birşey git köşende zırla.
-Neyse oda çok güzel.
Odayı bir daha süzmeye devam ettim.
-Yalnız ben çok açım. Yol uzundu zaten.
-Daha evi gezmedik senin derdin yemek be Elvin.
Söylene söylene ablamın yanına gittik. Ablamla odalarına bakıyordu. Boş yapıyorlardı yalnız. Odaları bizimkinden büyüktü ve güzeldi. Hem bol cam vardı. Tek sorunları denizi görmüyordu.
-ABLAA. Acıktık biz.
Ablam bana döndü.
-Tok olduğunuzu gördük mi ki?
Zehra Abla olaya müdahale etti.
-Gelirken hazır pizza almıştık poşetlerden birinde olacaktı. Nerde poşet? Karen en son sana vermedim mi?
Hepimiz Karen e döndük.
-Bende Elvin e verdim.
Gözler üstüme döndüğünde bir süre düşündüm.
-Bende ablama verdim.
Bu ne ya şimdi de gözler ablama döndü. Onun gözü ise Zehra Abla'daydı.
-Bende sana verdim Zehra.
-Taksi de unutmadık değil mi.
Hepimiz bir süre düşündük. O sırada Karen kahkaha attı.
-Yok be. Döngü yine başladı. Zehra Abla bana verdi bende salona bir yere atmıştım.
Derin bir nefes verdim. Şimdi yok pizzayı tekrar al filan. Salona doğru döndüm. Girişte salon olduğu için kolayca yerini görmüşlerdi. Salona geldiğimde eşyaları dizili bir halde ilk kez salona baktım. Batı tarafı denize bakıyordu ve büyük aynı bizim odadaki gibi full camlı bir duvarı vardı. Camın sol köşesinde arka kapı vardı camdan. Oradan çıkınca direkt bahçeye çıkıyorduk. Camın karşısında sol duvara bakan bir koltukta vardı. L koltuğun uzun tarafı duvara dönüktü. Bu sayede televizyon izlenirdi zaten. Ama kısa tarafı cama bakıyordu. Ortadan beyaz bir halı vardı. Halı seçimini annemlere bıraktığımıza pişman oluruz diyorduk ama gayet güzel ve sade bir halı almışlardı. Salonla mutfağı ayıran mutfak masasıydı. Evi alırken en bayıldığım noktalardan biri burası olmuştu. Mutfağın masası duvarları bitişikti. Yani arada bir duvar vardı. Duvarın üstü boşluktu ve arkadaki mutfak gözüküyordu. Masa duvarın dibinde bitişikti. Masanın yanında ise geçmek için boşluk vardı.
Biz Ankara'dayken burayı hazırlayan kişi teyzemin lise arkadaşımıymış neymiş. Orayı tam hatırlamıyorum. Ama çokta umurumda değil. Çünkü gerçekten çok güzel dizayn etmişti evi.
-Lan bu ev çok güzel.
Zehra Ablanın sesi ile yüzümde küçük bir gülümseme oldu.
-Hakkaten. Kadına para da vermedik. Kendisi yaptı. Kaba insanlar mıyız biz?
Evet biraz kaba olabiliriz, yani teyzem kadınla konuşmuştu ve kadın kabul etmişti. O kabul etmezse parayla birini tutacaktık. Ama kadın çok iyi ve parasız yapmıştı.
-Evet Hevin Abla. Biraz kabayız sanırım.
-Hadi ya acıktım ben.
Zehra Abla, Ablam ve kankam kabalığımızdan bahsederken ortaya çığ gibi düşen açlığım beynim dururken ağzımı konuşturdu.
-Evet bu biraz alakasız oldu ama ne yapabilirim? Sonuçta salona geliş amacım pizzayı bulmaktı.
Hepsi komik ama sinirlerini bozan bu duruma oflayarak karşılık verdi. Karen ilerledi ve L koltuğun ucunda duran iki paket donmuş pizzayı aldı.
-Kim benle mutfağı dağıtmaya geliyor?
Ablam ve Zehra Abla direkt olarak konuşmadan L koltuğa oturdular, soruyu duymamış gibi yapıp konuşmaya başladıklarında (onlar da e konuştuklarını bilmiyor) Karen bana döndü.
-Sanırım o kişi benim.
Evet alt tarafı pizzayı fırına atacağız ama bu bizim gibi iki gerizekalının dip dibe göt göte olmadan hiçbir şey yapmadığı göz önüne alınarak düşünülürse bunu bile birlikte yapacağız demektir. Mutfağa doğru ilerledim. Mutfağa girince bej renk tonlarına sahip mutfağı bir süre süzdüm. Karen ise beklememiş pizzaları masaya koyup fırını açmaya koyuldu. Bende mutfak dolaplarını tek tek açmaya başladım. İlk en köşedekini açtım tabaklar. 4 tabağı alıp masaya döndüm. Masaya yerleştirdikten sonra sırayla dolap açmaya devam ettim. Mal kafam bardakların en büyük ve ortadaki dolapta olacağını aklıma getirmediği için sırayla açtım. 2 dolap sonra bardakları bulup dolabı kapadım. Bardakları da masaya yerleştirdikten sonra Karen e döndüm.
-İççek yok ki.
-İstet o zaman Elvin.
-Mantıklı.
Telefonumu açıp fanta istettim.
-İçeri geçelim o zaman niye bekliyoruz ki?
Salona geçtiğimizde ablamlar televizyonu açmıştı. (Uyarı: Zehra ablası değil sadece abla diyip ayırmıyorlar. İkisine de abla diyorlar bazen) Yanlarına geçip oturdum.
-Pizzayı koydunuz mu?
-Koyduk koyduk.
-Ee ne yapıyoruz bu gün?
-Aşırı yorgunum sadece oturmak istiyorum.
Ablamın dediği de doğruydu ama böyle bir yere gelip oturmak yakışmazdı.
-Kutu oyunu filan yok mu evde? Oynasak?
-Nerden bilelim? Yeni geldik ve yorgunuz Elvin.
Zehra Abla bir yerde haklıydı. Ama benim gibi yolda uyusalar gayet enerjik olacaklardı. Yüzümü somurttum. Karen'i kolundan tutup çekiştirerek alt katı gezdirdim. Mutfaktan koridora geçtik. Koridorun sonunda üç oda vardı. En sondaki yani koridoru bitiren lavaboydu. Bu yüzden sağdaku odaya girdik.
Odanın kapısını açınca bir anlığına duraksadım. Burası kitap odasıydı. Ama gerçekten hayalimdeki in çok üstü olan bu oda karşısında ağzım açık kaldı.
Bütün duvarları kitaplıkla kaplı, karşı duvarında ormanı gören büyük camları vardı. Camı gören tarafta uzunlamasına kitap okumak için olan bir masa, masanın altında kenarda olan mini bir buzdolabı vardı. Maşa olmasına rağmen odanın ortasında tüy büyük bir siyah halı, halının etrafında 8 tane yumuşak armut koltuk vardı. Koyu lacivert kitaplıklar, aynı renk duvarlar yüzünden oda koyu renklerle kaplıydı. Ama çok güzel bir havası vardı.
-Ananı seveyim. Burası çok güzel.
Kankamın sesine tepki vermedim. Bunun yerine kitaplıklara yaklaştım. Buraya kitapları ben yollamıştım. Yani hepimiz kendi kitaplarımızı toplamış ve bende kargolamıştım. Hepimizin ayrı kolileri olduğu için evi dizen ablacığımız (teyzesinin arkadaşının bilmem nesi olan) kitapları ayrı ayrı dizmişti. Bir kitaplıkta Karen'i okumayı çok sevdiği çocuk kitapları, bir tarafta benim Wattpad kitaplarım, bir tarafta Zehra Ablanın klasikleri, bir tarafta ise ablamın Allah ne verdiyse şeklinde okuduğu bütün kitaplar vardı. Ama hiçbirimiz bir türde takılıp kalmadığımız için hepsi bizimdi.
Odadan çıktığımızda fırının sesini duyduk. Sol taraftaki odaya bakamadan mutfağa geçtik. Karen pizzaları çıkarırken kapı çaldı. Ablam ona bakarken Zehra Abla ve ben masaya oturduk. Ablam elinde fantayla geldi. Karen elindeki pizzayı ortaya koydu ve tutmak için kullandığı havluyu sandalyenin kenarına astı. Ablam fantaları doldurunca hiçte sessiz olmayan bir şekilde yemek yemeye başladık. Sessiz değil derken ağız şıpırdatma demiyorum. Sadece oyun oynuyorduk.
Seçtiğimiz harf "D" harfiydi. Ben "dernek" ile oyunu başlattım. Karen son harfimle "Kedi" dedi. Böyle böyle yemek yerken oyun oynadık.
Yemek bitince oyun da bitmiş oldu. Mutfağı ablalar toplarken biz salona oturduk. Ablamlarda geldi. Hiçbir şey yapmıyorduk. Ben uykumu yolda aldığım için uyumadım ama diğerleri kafalarını koydukları gibi uykuya daldılar. Bende ablamın kafası dizime yaslı şekilde o uyurken elimdeki telefon sessizce telefonuma baktım. Ne de olsa akşama kadar uyumayacaklardı.
....
Bu bölümlük bu kadar. İlk bölümün olduğu için lütfen yorumlarda eleştiri ve fikirlerinizi yazın. Böylece bölümlerimi geliştirebilirim. Çok thenk you ballarrr.
Bölüm etkileşimi
