35. bölüm · DENİZ KADAR SESSİZ, KAHVE KADAR SICAK
🌊 2. Sezon – 5. Bölüm: Balayı (İki Kişilik Dünya)
Uçak tekerlekleri piste değdiğinde Parla’nın kalbi heyecanla çarptı.
Mert camdan dışarı bakarken gülümsedi.
“Hoş geldik, Bayan Karaca.”
Parla hemen dönüp kaşlarını kaldırdı.
“Bu soyadına hâlâ alışamadım.”
“Ben ettim bile,” dedi Mert. “Cüzdanda, telefonda, kalpte.”
Parla güldü. “Klişe uyarısı: +10 puan.”
“Yine de gülümsedin,” diye yanıtladı Mert.
---
Otele geldiklerinde oda tam onlara göreydi: sade, deniz manzaralı, biraz dağınık ama sıcak.
Parla balkona çıktı, rüzgar saçlarını uçurdu.
“Şuna bak, deniz tam karşımızda!”
Mert arkasından geldi, kollarını beline doladı.
“Evet… ama ben manzarayı içeride buldum.”
Parla gülerek dirseğiyle hafifçe itti. “Romantik modun aktif olmuş yine.”
Mert kahkaha attı.
“Ben artık evliyim, romantik olmak işin parçası.”
---
Günün ilerleyen saatlerinde sahile indiler.
Ayakkabılar elde, kum ayak parmaklarının arasından geçerken Parla bir anda koşmaya başladı.
“Mert! Yakalayabilirsen yakala!”
Mert şaşırdı, sonra peşinden koştu.
Parla kahkahalar atarak denize girdi.
Bir anda Mert de arkasından suya atladı.
İkisi de ıslanmış, kahkahalar içinde birbirine sarılmıştı.
Bir süre suyun içinde öyle kaldılar.
Sessizliğin içinde sadece dalgalar vardı.
Parla başını Mert’in omzuna koydu.
“Biliyor musun?” dedi. “Korktuğum kadar değilmiş.”
Mert kaşlarını kaldırdı. “Ne?”
“Birlikte olmak. Sonsuza kadar demek.”
Mert’in sesi yumuşadı.
“Sonsuza kadar değil Parla. Sadece… her güne seninle uyanmak.”
---
Akşam, odada balkon ışığında oturuyorlardı.
Mert gitarını eline aldı — eski bir alışkanlık.
Parla şaşırdı. “Yanına gitar mı getirdin?”
Mert omuz silkti. “Evlilik bagajı hafif olmaz.”
Sonra yavaşça çalmaya başladı.
O sade, eski melodiyi Parla hemen tanıdı.
“Bu bizim şarkımız.”
“Artık ‘bizim evlilik şarkımız’ oldu,” dedi Mert.
Parla sessiz kaldı. Sadece gülümsedi.
---
Gece olunca Parla pencere kenarında, elinde kahvesiyle dışarı baktı.
Mert yanına geldi.
“Ne düşünüyorsun?”
“Hiç,” dedi Parla, “sadece… buradayım. Ve bu çok güzel.”
Mert başını onun omzuna koydu.
“İşte balayı böyle olmalı. İki kişilik bir dünya. Sessiz, sade, ama sonsuz.”
Uzakta deniz, sanki onlara bir ninni söylüyordu.
Mert fincanı elinden aldı, kendi fincanını onunla tokuşturdu.
> “İşte bu, ilk evli kahvemiz.”
Parla gülümsedi.
> “Ve hâlâ şekersiz.”
“Ama artık birlikte tatlı,” dedi Mert.
Ve gece, iki kahkaha arasında sessizce gülümsedi.
