33. bölüm · DENİZ KADAR SESSİZ, KAHVE KADAR SICAK
🌅 2. Sezon – 3. Bölüm: Söz (O An)
Ertesi sabah Parla uyandığında Mert ortalarda yoktu.
Masada bir not duruyordu:
> “Sana bir kahve borcum var.
Termosla değil, bu kez biraz daha anlamlı bir yerde.
Saat beşte, sahilde buluşalım.
— Penguenin 🐧”
Parla notu okurken istemsizce gülümsedi.
Mert’in böyle şeyler yapmasına alışmıştı ama içinden bir his — bugün farklı olacağını söylüyordu.
---
Beş olmadan sahile indi.
Hava yavaş yavaş kızıla dönüyordu.
Kıyıda, bir masa vardı.
Üzerinde iki fincan, bir termos ve o meşhur “Bizim Hikâyemiz” defteri.
Mert oradaydı.
Güneşin son ışıkları saçlarına vuruyordu; elinde defter, yüzünde o tanıdık gülümseme.
“Penguen,” dedi alaycı bir sesle,
“Bugün şekersiz kahve değil. Yanında biraz cesaret, biraz da kalp var.”
Parla gülerek yaklaştı.
“Ne hazırladın yine?”
“Bir son değil… bir başlangıç.”
Masaya oturdular.
Mert defteri açtı, son sayfaya geldi.
Sayfanın üstünde yazıyordu:
> “Son sayfa — Söz.”
Parla sessizce baktı.
Mert cebinden o küçük kadife kutuyu çıkardı.
Ne bir gösteriş, ne bir diz çökme vardı.
Sadece sade bir cümle:
> “Ben artık her sabah seninle kahve içmek istiyorum.
Şekersiz, ama birlikte tatlı.”
Parla’nın gözleri doldu.
Bir yandan güldü, bir yandan ağladı.
“Sen gerçekten dünyanın en garip romantiksin,” dedi.
Mert, “Biliyorum,” dedi, “ama artık senin garip romantiklerin arasındayım.”
Sessizlik.
Sadece dalgaların sesi ve fincandan yükselen buhar.
Parla başını kaldırdı.
“Evet,” dedi kısık bir sesle.
“Evet, Mert.”
Mert derin bir nefes aldı, sonra kahkaha attı.
“Bak,” dedi, “artık şekersiz bile güzel geliyor.”
O an, güneş ufuktan yavaşça çekilirken, deniz biraz daha sıcak görünüyordu.
Çünkü bazı anlar, bir mevsimi değil, bir ömrü başlatır.
