2. bölüm · DENİZ KADAR SESSİZ, KAHVE KADAR SICAK
2. Bölüm: HAVUZ KENARI ENTİRİKALARI🍹🩱
Ertesi sabah Parla, açık büfede kahvaltı yaparken kendini “mini simit kraliçesi” ilan etmişti.
Üçüncü simidi tabağa koyarken kendi kendine söylendi:
— Tatilde kalori sayılmaz, değil mi?
Tam o sırada, dün valizini “kurtaran” o adamı gördü.
Elinde kahve, üzerinde beyaz gömlek… Gömlek de sanki “Ben ütülendim, beni fark et” diye bağırıyor.
Adam gülümsedi.
— Günaydın, bavul savaşçısı!
Parla göz devirdi.
— Günaydın. Bugün de mi kahkaha rezervasyonun var?
— Sadece seninle karşılaşırsam.
Kahvaltıdan sonra havuz kenarına geçti Parla.
Şezlonga yerleşti, kulaklıklarını taktı, kitap açtı ama okumuyordu. Gözlüğünün ardından ara sıra etrafı kesiyordu.
Derken su sıçradı.
“Haydaaa!” dedi Parla, şezlongdan fırlarken.
Önündeki şezlongta yine o adam… Bu kez elinde bir top.
— Voleybol oynuyorduk, yanlışlıkla geldi.
— Yanlışlıkla mı, emin misin?
— %80 yanlışlıkla, %20 strateji olabilir.
Parla kahkahayı bastı.
— Seninle başım belada olacak galiba.
Adam omuz silkti.
— Belki de tatilin en güzel kısmı olacağım, kim bilir?
O anda güneş tam tepedeydi, müzik hafifçe yükselmişti, Parla’nın kalbinde minik bir kıpırtı hissedildi.
Ama hemen bastırdı:
“Yok canım, sadece güneş çarpmasıdır…”
