4. bölüm / 21
DENEMELERTutsak
Bölümler 21Şu an: Tutsak
- 1 Gri bile yok170 kelime
- 2 Huzur var mı?74 kelime
- 3 Okyanusum124 kelime
- 4 Tutsak290 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Mavi96 kelime
- 6 Küçücük Sevinçler93 kelime
- 7 Arayış282 kelime
- 8 Savaşma barış57 kelime
- 9 Cesur başladım87 kelime
- 10 Sus! oralar karanlık123 kelime
- 11 Kayboluş30 kelime
- 12 Hırsız41 kelime
- 13 Ölmek93 kelime
- 14 İlham28 kelime
- 15 Korkmak82 kelime
- 16 Yalnızlık95 kelime
- 17 Çölde Bile Umut236 kelime
- 18 Koynunda Saklanan Gerçek50 kelime
- 19 Bazı İnsanlar45 kelime
- 20 Ağır Gelen Gerçekler185 kelime
- 21 Ruhun Sessiz Anlaşması216 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ne güzel… Ruhum bir oraya, bir buraya çarpıp duruyordu. Sen neden onu kendinde tutsak ettin?
Yine de sevdim bu tutsaklığı. Acı veriyordu, evet; ama öylesine tatlı bir acıydı ki, insanın kurtulmak isteyip de kurtulmaya kıyamadığı türden… Hiçbir acı, senin verdiğin kadar tatlı olamazdı.
Zaman bile sende başka türlü akıyordu. Sanki saatlerin, dünyanın geri kalanıyla hiçbir ilgisi yoktu. Sen bu evrene, bu dünyaya ait değil gibiydin. Belki de bu yüzden, seni ilk gördüğümde içimde tuhaf bir tanıdıklık hissettim. Sanki çok önceden tanıyordum seni; sanki bir yerlerde, yalnızca bana ait bir ihtimal olarak yaratılmıştın.
Seni sevdim. Hem de öyle yüzeysel, gelip geçici bir sevgiyle değil… İçimde ulaşabildiğin ne kadar derinlik varsa, hepsine dokunarak sevdim.
Bana öyle bir şey yaşattın ki, ardından dönüp bana, “Sen bana kargaşa verdin; git, önce onu çöz, sonra gel,” der gibiydin. Ben ise kendi içimdeki düğümleri çözmek yerine, gururuma sarıldım. Ve insan bazen en çok, gururunun arkasına saklanarak kaybediyor.
Ben de öyle kaybettim.
Kısacası, içimdeki sana yazık ettim.
Şimdi geriye yalnızca beni tutsak ettiğin o karanlık kaldı. Ne sen varsın artık orada ne de sana ulaşmaya çalışan o eski ben… Yalnızca, bir zamanlar ikimizin arasında kurulmuş ve yarım kalmış bir dünyanın sessizliği var.
Ben o kargaşanın içinde kayboldum. Ne çıkışını bulabildim ne de geri dönebildim. İçimde bir güneş doğacakmış gibi bekledim; ama o güneş hiç doğmadı. Yıldızlar birer birer söndü, ben hâlâ karanlığın içinde seni aradım.
Belki de en acısı buydu: Seni kaybetmek değil, seni kaybetmeme ihtimali varken susmuş olmak.
Şimdi içimde senden geriye bir hatıra değil, bir eksiklik kaldı. Ve insan bazı eksikliklere alışamıyor. Zaman geçiyor, hayat devam ediyor, dünya dönüyor… Ama insanın içinde bir yer var ki, orada zaman hiç ilerlemiyor.
Benim zamanım da sende kaldı.
Ve ben, hâlâ o karanlıkta, hiç doğmayacak bir güneşi bekliyorum.
Bölüm etkileşimi
