Dark Breaker (OG) kitap kapağı

39. bölüm / 43

Dark Breaker (OG)

SAVAŞ SONU

Vaveyla Yazarı: kepo cav

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: SAVAŞ SONU

ALEXANDER
-Siz gerçekten de bunlara sebep oldunuz değil mi?

Kılıcının sapını tutar tutmaz ilk hamleyi ben yaptım ve kılıcımı savurdum fakat tahta parçası fırladı ve tahta parçasını kestim, Alexander zarar görmedi. Ardından o bana savurdu ve tam geri çekilecekken koluma kramp girdi. Geri çekilemedim ve omzuma bir çizik geldi, ardından tekrar savurdum ama ayağım kaydı ve ıskaladım. Sırasıyla birbirimize kılıç savurduk fakat ben hiç isabet ettiremedim ve o hepsini isabet ettirdi fakat can alıcı noktalarıma asla vurmadı. Savaşamayacak kıvama gelmiştim artık. Yere düştüm.

LİCHT
-Artık beni öldürebilirsin.

Alexander elini alnıma koydu diğer elinin serçe parmağını indirdi ve yeşil bir ışık çıktı.

ALEXANDER
-Şans büyüsü: Alan ışınlaması.

Sadece biz ışınlandık, beni omzuna aldı. Kalenin içine girdi ve beni tahta oturttu. Karnıma dokundu ve yeşil bir ışık çıktı.

ALEXANDER
-Baba seni affetti, ama buraya mühürlememi istedi. Artık burada yaşayacaksın.

LİCHT
-Peki ya ailem, onlara ne olacak?

ALEXANDER
-Onlara tılsım hediye edeceğim.

Alexander yanımdan ayrıldı. Işık büyümle olanları izlemeye koyuldum. Yami ve Sonne, ikiside tükenmiş durumdaydı. Yami yere düştü ve Sonne üstüne oturdu ve onu yumruklamaya başladı. Alexander onu arkadan çekti ve savaşın bittiğini söyledi, Sonne inanmadı ve Alexander'in yüzüne bir yumruk savurdu fakat bileği kırıldı. Alexander Sonne'yi aldı ve Lydia'nın yanına götürdü. Uzun bir süre geçti ve Sonne savaşmayı bıraktı, gezgin oldu. Nova'daki köye geziye çıktığı bir gün Yami'yi gördü, onun görevi bu köyü korumasıydı.

YAMİ
-Aaa, tanıdık bir yüz!

Sonne bıçağını çıkardı.

SONNE
-Rövanş mı istiyorsun ha! 3 yıl oldu ama hâlâ turp gibiyim!

Karnı guruldadı.

YAMİ
-Ah hayır hayır beni yanlış anladın. Eski zamanları unutalım, gel sana içecek ısmarlayayım. Özür babında!

SONNE
-İstemez. Aklın sıra beni sarhoş edip öyle saldıracaksın!

YAMİ
-Öyle birşey yapmak için bir sebebim yok, içimden geldi. Mızmızlanma da gel, birşeyler de yersin. Teklifimden vazgeçeceğim yoksa!

İkisi birlikte bir lokantaya gitti, Et yemeği ve bira sipariş ettiler.

YAMİ
-Ee anlat bakalım, ne var ne yok..

SONNE
-Dünya'yı geziyorum.. yeni yerler görmek hoşuma gidiyor, ya sen?

YAMİ
-Burayı korumak için atandım, artık öncü birliklerde savaşmıyorum. İnsan öldürmek acımasızca geliyor.

SONNE
-Bunu senden duymak hiç inandırıcı değil.

YAMİ
-Geçmiştekiler için pişmanım, aslında yeni kral olabilirdim fakat reddettim. Babamın yolu yanlış yol gibi geldi, gibi değil basbaya yanlış yol.

SONNE
-Neyse en azından aklın çalışıyor.

YAMİ
-Bu arada birbirimizi hiç tanımıyoruz, kimsin nesin?

SONNE
-Adım Sonne, küçüklükten beridir iyi eğitim gördüm ve savaşçı oldum. Babam yıllardır kayıp, onu aramak için gezgin oldum.

YAMİ
-Senin adına üzüldüm. (Garsona seslenir.) Pardon! Bu güzel hanıma bir bardak bira daha lütfen! Ben de Yami Kagami. Bir sürü kardeşim oldu ama tek ben yaşıyorum. Cesetlerinin nerde olduğu bile bilinmiyor, üzücü..

Sonne elini Yami'nin omzuna koydu.

SONNE
-Üzülme, olmuş bitmiş şeyler. Maalesef savaşta insanlar ölüyor. Pardon bir bira daha alabilir miyim?!

YAMİ
-Çok içme kendini kaybedersin sonra!

SONNE
-Hiçbirşey olmaz!

Yami gülümsedi. Çıkışta Sonne iyice kustu ve yürüyemez hâle geldi. Yami Sonne'nin koluna girdi ve bir hana götürdü, oda ayarladı ve onu odaya götürdü.

SONNE
-Yamii, uyumak istemiyorum! Takılmak istiyorum daha!

YAMİ
-Ama çok içtin, yeter bu kadar geç oldu uyu.

SONNE
-Uyumayacağım, midem bulandı!

Sonne yatağa ve elbisesine kustu.

YAMİ
-Aahhh, hadi ama! Tanrım beni sınıyor musun!

Yami yatak örtüsünü değiştirdi. Sonne üzerini çıkartmaya çalışıyordu.

SONNE
-Ne aval aval dikiliyon yardım et!

YAMİ
-N..ne? Ben mi?

SONNE
-Yok anan, salak mısın odada tek sen varsın!

YAMİ
-P..peki...

Üzerini çıkartmasında yardım etti ve kıyafetlerini yıkadı.

YAMİ
-Hadi ama, öyle çıplak mı kalacaksın? Başka elbisen yok mu?

SONNE
-Çantamda.. Ç..Çantam nerde!

Sonne birden yorganı üzerinden attı. Yami kafasını başka tarafa çevirdi.

YAMİ
-Çek şu karpuzları gözümün önünden!

SONNE
-Çakal seni! Hoşuna gitti ha?!

Yami tişörtünü çıkarttı ve Sonne'nin üzerine fırlattı.

YAMİ
-Al şunu giy, yarın çantanı ararız.

Sonne tişörtü giydi.

SONNE
-P..peki.

Sonne tişörtü kokladı, içinden "Yami gibi kokuyor, güven verici." Diye geçirdi ve uykuya daldı.

YAMİ
-Şimdi ben ne yapacağım.. böyle bir kızı yalnız başına bırakamam, mecburen kalmalıyım.

Yami kendine yer yatağı yaptı ve orada uyudu. Sonne sabah kalktığında kendini Yami'ye sarılmış buldu, çığlık attı. Yami yerinden sıçradı.

YAMİ
-N..ne oldu (esner.) aniden..

SONNE
-Bi..biz!

YAMİ
-Ne yani sarhoş olduğunu, buraya geldiğimizi ve her yere kustuğunu hatırlamıyor musun? Gece kalkıp yanıma yattığını, sarıldığını ve öpmeye çalıştığını?

SONNE
-A..ah? Özür dilerim...

Yami'nin yüzü kızardı.

YAMİ
-Çok önemli değil, (mırıldanarak.) hoşuma da gitti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.