7. bölüm · Çocuktum (Hatırlamıyorum Serisi)

꧁ Bölüm 4: Şans꧂

Eliz’in Hikayeleri

Sude'nin anlatımı ile;

Alperen'in sorusu ile bakışlarımı Doğan'a çevirdim. Gözleri benim gözlerimde bir cevap bekliyordu.

Bir şey hissetmiş miydim? Hayır. Hissediyor muydum sorusuna bir cevabım yoktu. Bugün söylediklerinden sonra benim gözümde tüm değerini kaybetmişti.

Doğan'ın gözlerine bakmaya devam ederek "hayır" dedim. Gözlerini gözlerimden ayırarak başka bir yöne doğru bakan adamı umursamadan sözüme devam ettim.

"Hiç bir zaman hissetmedim. Şu anda hissetmiyorum. Zaten Doğan gibi birine ilgi duyacak kadar düşmedim." Diyerek kardeşime kalkmasını söyledim ve ayaklanarak salondan çıkarken Doğan'ın sinirden bağırmasını duymazdan gelerek kendimi dışarı attım.

Şule'nin bana "Doğan abiyi öyle bırakmamalıydın bence abla yanlış bir şey yapmadı" diyerek içeri gitmesini umursamadan sakinleşmeye çalıştım.
Kendi öz kardeşimi bile bana karşı kullanmaya başlamıştı resmen.

Gözlerimi kapattım ve kendimi gecenin sessizliğine bıraktım. Tıpkı gece gibiydim ben. Sessiz ve karanlık. Fakat ne kötü, ne korkunç.

Salondan çıkarak yanıma hızlı adımlarla gelen Doğan'ı gördüğümde Şule'yi bekleme isteğimden vazgeçerek caddeye doğru ilerledim. Bir taksi çevirip eve gidecektim, Şule tek başına da dönebilirdi.

Kolumdan tutulması ile durdum. Arkamı dönmeyecektim. Yüzünü görmek bile istemiyordum. Fakat Doğan'a karşı gücüm söz konusu bile olamazdı.

Diğer elini omzuma koyarak beni kendine doğru çevirdi. Kolumu tutan elini diğer omzuma koyarak gözlerimin içine baktı.

Konuşmadı. Öylece baktı gözlerime.

"Düşünce tarzlarımız farklı" dedim. Anlamamış gibi bir hali vardı. Tek kaşını kaldırdı sadece. Dudakları sırra kadem basmış gibiydi.

Kendi iç dünyamda ona açıklama yapmak gibi zorunluluk hissettim.

"Her insanın çocukluğunda beyninin derinliklerine yazılmış hayat senaryoları vardır. Büyüdükçe biz bu senaryoları hayata geçiririz. Yeni oyunculara yer yoktur."

Anlamış gibi kafasını salladı. Dudaklarını araladı.

"Öyleyse sana kendi senaryomun fragmanını gösterebilir miyim?" diye sordu.

Kafamı sallayarak onu onayladım. İşte olanlar o an oldu. Yıllar sonra aynı sahneyi yaşıyorduk. Eli saçlarımın arasına gitti ve beni kendine yaklaştırarak öptü beni.

Kendimi o kadar kötü hissediyorum ki, anında onu iteleyerek gözlerinin içine bakarak yüzüme yapıştırdığım tokattan sonra arkamı dönerek caddeye bir taksi durdurmaya gittim.

Eve doğru ilerlerken Doğan'ın sözleri aklımdan çıkmak bilmiyordu.

Beni gerçekten sevme ihtimalini düşünmek istemiyordum. Aklıma attığım tokat attığıma çok üzülmüştüm gerçekten içim parçalanıyordu. Gözlerimden akan bir damla yaşa engel olamadım.

Semte vardığımda dikkat çekmemek için evden uzak bir yerde indim ve eve doğru yola koyuldum. Gecenin bir saati iyi mi yaptım derken arkamdan yavaş yavaş gelen araba ve son ses açılmış bir türkü yüzünden rahatsız olduğum için adımlarımı hızlandırdım.

Araba tam önümde durduğunda ise "araba sapığın olabilir miyim?" diyen Doğan'ı görmeyi beklemiyordum.

İstemsizce gülümsedim ve "sen adam olmayacaksın değil mi?" diye sordum.
Arabasının açık camından gülümseyerek bana bakarak "Ailesiyle vakit geçirmeyen adam gerçek bir 'adam' değildir. Ne zaman ailem olmayı düşünüyorsun? Vakit azalıyor" dedi.

Aldırmadan tekrar yoluma koyuldum. Tekrar arabayla bana yetişerek "Sude, yarın öbür gün şehit olurum bu vatan uğruna, pişman olursun" dedi.

Bir an duraksadım ve arkamı döndüm. "Neye pişman olurum Doğan Türkmen?"

"Sude Türkmen olmadığına pişman olursun" dedi yüzünde ki gülümseme ile.
"Bana bir şans ver. Hadi Sude" dedi ve arabasından inerek bana kapıyı açarak davet etti.

İçimde ki sesi dinleyerek kabul ettim ve arabaya bindim.

Bir süre yola devam ederken "şans vermezsem ne olur?" diye sordum.

Sorumdan keyif almış gibi bir hali vardı. Gülerek "çok basit, ya teklifimi kabul edersin ya da peşinde koşarken yırtığım ayakkabıların paralarını ödersin" dedi.
Gülümseyerek "bak sen çok biliyorsun" dedim.

Aynı şekilde gülümseyerek "hayır sadece aşığım" dedi.

Cevap vermeden kafamı cama doğru çevirdim.

İstanbul gecelerini izlemeye koyuldum. Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Resmen Doğan'ın götürdüğü yere gitmeyi kabul etmiştim.

Sahile vardığımızda arabasını durdurarak "yürüyelim mi biraz" diye sorduğunda kafamı sallayarak onayladım onu.

Sadece denize bakarak yürüdük bir süre. Hiç bir şey düşünmemeyi başararak yürüyebildiğim tek anlardan biriydi. Karşımda ki manzara ayrı mükemmeldi.

Kız kulesinin karşısında bir kez daha büyülendim. Derince bir nefes alarak etrafa bakınıp gülümsedim.

Bu şehri seviyordum. İstanbul'a seviyordum. Doğan içimi okurmuş gibi bir an "çok güzel bir manzara değil mi?" diye sordu.

"Evet. Bu tarihi İstanbul manzarasını hiç görmemiş insanlara acıyorum."

"Gel şuraya oturalım" dedi bir banka doğru yürüyerek.

Arkasından yürüdüm ve yanına aramızda biraz mesafe kalacak kadar şekilde oturdum.

"Ee Sude? Neler değişti anlatsana" dedi.
Benimle ilgili bir şeyleri öğrenmeye çalışması hoşuma gitmişti. Gülümseyerek anlatmaya başladım.

"Hukuk okuyorum. Okul ev gel git senelerdir. Pek bir şey yok aslında." Dedim. İçimde ki sesi dinleyerek aynı soruyu ona sordum.

Oda kısa süre içinde anlatmaya başladı.
"Gittim okudum orada, hukuk okudum bende avukat oldum. Askerliğim bitsin geri dönüp bir büro açarım. Geçinirim öyle işte" dedi.

Anladığımı belirterek sustum. Oda sustu. Kimse konuşmadı bir süre.
Aramızda ki sessizlik, dışarıda ki gürültüden daha rahatsız ediciydi.

Birden o konuştu.

"Biz senelerdir mesajlaşırken konuşacak konu buluyorduk. Şimdi neden bulamıyoruz?"

"Bilmem. Güzel soru" diye cevap verdim.

"Aslında cevabını biliyorum. Çünkü yalnızlığımız kadar hüzünlü ve o kadar yalnızız işte. Bazen sessizliğin kalabalığından yoruluyoruz. Bazen gürültünün yokluğundan. İnsanoğlu işte..."

Gülümsedim.

"Senin bu eser sözlerine hastayım. Bir kitaptan çıkmış gibi, saatlerce konuşsan dinleyebilirim."

Beklemediğim bir cevap ile karşıladı bu sefer beni. Beklemiyordum, garipsedim. Alışkın değildim çünkü. İlk defa seviliyordum. İlk defa seviliyorum. Bu kişinin Doğan olması doğru değildi belki, belki ben ona doğru değildim.

Doğan güneş kadar aydınlıkken, ben gece kadar karanlıktım. Aklıma tekrar söylediği geldi.

"Peki ya saatlerce konuşmak yerine seni senelerce sevsem sende beni sever misin?"

Kafamı ona doğru çevirdiğimde gözleri bendeydi.

Başı kavgalı sonu aşk dolu bir bölümüm daha sonuna geldik.

Yeni bölümde görüşmek üzere. ❤

※ Sude'nin cevabı hakkında ne düşündünüz?

※ Doğan'ın son sorusu hakkında ne düşünüyorsunuz?

※ Bir daha ki bölümden beklentileriniz neler?

※ Sude ne cevap versin istersiniz?