7. bölüm / 7
Çocukluk aşkım5. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm
- 1 Tanıtım15 kelime
- 2 Şarkılar329 kelime
- 3 1.Bölüm438 kelime
- 4 2. Bölüm376 kelime
- 5 3. Bölüm483 kelime
- 6 4. Bölüm680 kelime
- 7 5. Bölüm607 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5.Bölüm — Mihra'nın Geçmişi
Bazen geçmişimi düşündüğümde, neden insanları kaybetmekten bu kadar korktuğumu daha iyi anlıyorum.
Belki de bunun sebebi, çocukken yaşadığım küçük bir olaydı.
Çok eskiydi.
O zamanlar daha küçüktüm. Zeynep, Merih ve ben her gün aynı sokakta buluşurduk. Okuldan sonra çantalarımızı eve bırakır, annelerimiz izin verdiği sürece akşama kadar dışarıda oynardık.
Sokağımız bizim dünyamız gibiydi.
Bir gün yine her zamanki gibi kaldırımın kenarında oturmuş, ne oynayacağımıza karar vermeye çalışıyorduk.
Zeynep elindeki topu yere vurup duruyordu.
“Ne oynayacağız?”
Merih omuzlarını silkti.
“Fark etmez.”
“Her seferinde 'fark etmez' diyorsun.”
“Çünkü gerçekten fark etmiyor.”
“Seninle oyun seçmek neden bu kadar zor?”
Merih güldü.
“Çünkü sen zaten kendi istediğini oynuyorsun.”
“Hayır, oynamıyorum.”
“Geçen gün ne oynadık?”
“Evcilik.”
“Ben doktor olmak istemiştim.”
“Ben anne olmuştum.”
“Ben de doktor.”
“Evet.”
“Sonra beni zorla baba yaptın.”
Zeynep kıkırdadı.
“Çünkü doktor olmak sıkıcıydı.”
Ben ikisine bakıp gülmeye başladım.
“Tamam, bugün ben karar vereceğim.”
İkisi de bana döndü.
“Ne oynayacağız?”
“Macera.”
Zeynep'in gözleri parladı.
“Macera mı?”
“Evet. Şu ağacın arkasını gizli bir orman yapacağız.”
Merih başını salladı.
“Tamam.”
Tam oyuna başlayacakken sokağın diğer ucundan bir çocuk bize doğru yaklaştı.
Bizi bir süre uzaktan izledi.
Sonra yanımıza geldi.
“Ne oynuyorsunuz?”
Zeynep hemen cevap verdi.
“Macera oyunu.”
Çocuk gülümsedi.
“Ben de oynayabilir miyim?”
Merih bana baktı.
Ben de çocuğa baktım.
“Tabii.”
Çocuk yere oturdu.
“Benim adım Efe.”
“Ben Mihra.”
“Ben Zeynep.”
“Ben de Merih.”
Efe hepimize tek tek baktı.
“Kaç yaşındasınız?”
Zeynep cevap verdi.
“Biz aynı yaştayız.”
Efe gülümsedi.
“Ben de.”
O gün Efe bizimle saatlerce oynadı.
Birlikte koştuk.
Ağacın arkasını gizli bir kale yaptık.
Taşlardan yollar yaptık.
Hatta Zeynep, Efe'ye bizim gizli oyun kurallarımızı bile öğretti.
Akşam hava kararmaya başlayınca annem pencereden seslendi.
“Mihra! Eve gel!”
“Geliyorum!”
Efe ayağa kalktı.
“Yarın yine oynayacak mıyız?”
Zeynep hemen:
“Tabii!”
Merih başını salladı.
“Yarın aynı saatte.”
Efe gülümsedi.
“Tamam.”
Ben de ona baktım.
“Yarın görüşürüz.”
Ertesi gün yine aynı yere gittik.
Ben Efe'nin bizi bekleyeceğini düşünüyordum.
Ama gelmedi.
Zeynep biraz bekledi.
“Belki geç kalmıştır.”
Merih saate baktı.
“Biraz daha bekleyelim.”
Bekledik.
Ama Efe gelmedi.
Ben eve dönerken biraz üzülmüştüm.
Ertesi gün de aynı şey oldu.
Üçüncü gün Efe'yi sokakta gördük.
Zeynep hemen yanına koştu.
“Efe!”
Efe bize baktı.
Ama yüzündeki ifade garipti.
Sanki bizi tanımıyordu.
Zeynep durdu.
“Ne oldu?”
Efe kaşlarını çattı.
“Biz tanışıyor muyuz?”
O an hiçbirimiz konuşamadık.
Ben ona şaşkınlıkla baktım.
“Efe... Ben Mihra.”
“Ha?”
“Geçen gün birlikte oynadık.”
Efe başını iki yana salladı.
“Hatırlamıyorum.”
Zeynep'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Nasıl hatırlamıyorsun?”
Efe omuzlarını silkti.
“Bilmiyorum.”
Merih araya girdi.
“Üçümüzle bütün gün oynadın.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
Efe birkaç saniye düşündü.
Sonra:
“Ben başka çocuklarla oynayacağım.”
deyip yanımızdan uzaklaştı.
Arkasından bakakaldık.
Zeynep'in gözleri dolmuştu.
“Bizi unuttu.”
Merih sessizce:
“Evet.”
Ben ise hiçbir şey söyleyemedim.
O gün eve giderken sürekli aynı şeyi düşündüm.
Bir insan bizi nasıl bu kadar çabuk unutabilirdi?
O gece anneme sordum.
“Anne, insanlar neden birbirini unutur?”
Annem şaşırdı.
“Ne oldu?”
“Bugün bir çocukla ilgili bir şey oldu.”
“Anlat bakalım.”
“Bir çocuk bizimle oynadı. Sonra iki gün geçti ve bizi unutmuş.”
Annem bir süre düşündü.
“Belki gerçekten unutmuştur.”
“Ben unutulmak istemiyorum.”
Annem yanıma oturdu.
“Bazen insanlar hayatımıza girer ve kısa süre sonra çıkarlar.”
“Ama ben kimsenin beni unutmasını istemiyorum.”
Annem saçlarımı okşadı.
“Senin değerini birinin seni hatırlayıp hatırlamaması belirlemez.”
“Ama ya en yakın arkadaşlarım da beni unutursa?”
“Zeynep ve Merih seni unutmaz.”
“Ya unuturlarsa?”
“Bunu düşünerek kendini üzme.”
Ama ben yine de korkuyordum.
O günden sonra biriyle yakınlaştığımda hep aynı şeyi düşünmeye başladım:
Ya bir gün beni unutursa?
Belki de bu yüzden Zeynep ve Merih'in sevgili olduğunu duyunca korkmuştum.
Belki de bu yüzden Mirza'nın bana yaklaşmasına izin vermek istemiyordum.
Çünkü çocukken öğrendiğim tek şey şuydu:
Birini kaybetmek için yıllar geçmesi gerekmiyordu. Bazen sadece iki gün yetiyordu.
