Çocukluk aşkım kitap kapağı

6. bölüm / 7

Çocukluk aşkım

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Gece 🌑 ...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4. Bölüm

4. Bölüm — Eve Dönüş
Ama içimde bir şey vardı.
Zeynep ve Merih'in birbirlerine olan duygularını söylemelerini izlerken bir an gerçekten mutlu olmuştum. Onları yıllardır tanıyordum. Birbirlerine kızmaları, tartışmaları, sonra hiçbir şey olmamış gibi barışmaları bizim için sıradan bir şeydi.
Ama o gün farklıydı.
Çünkü artık birbirlerini seviyorlardı.
Ben ise onları sevgili yapmamalıydım.
Bunu düşününce içimde garip bir korku oluştu.
Ya sevgili olurlarsa beni unuturlarsa?
Zeynep artık Merih'le vakit geçirirse?
Merih sürekli onun yanında olursa?
Ya benimle eskisi kadar konuşmazlarsa?
Ya çocukluğumuzda birlikte yaptığımız şeylerin yerini başka şeyler alırsa?
Başımı eğdim.
“Ben eve gidiyorum,” dedim.
Zeynep şaşkınlıkla bana baktı.
“Ne? Daha yeni çıkmıştık.”
“Biraz yoruldum.”
Merih bana baktı.
“İstersen beraber gelelim.”
“Gerek yok.”
Mirza da araya girdi.
“Ben seninle geleyim.”
Ona bakmadan çantamı düzelttim.
“Gerek yok, Mirza.”
Mirza birkaç saniye sustu.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“Bana kızdın mı?”
“Hayır.”
“E o zaman neden böyle davranıyorsun?”
Bir an ona baktım.
Ne diyeceğimi bilmiyordum.
“Çünkü... eve gitmek istiyorum.”
Mirza bir şey söylemedi.
Ben de arkamı dönüp yürümeye başladım.
Arkamdan Zeynep'in sesini duydum.
“Mihra!”
Durmadım.
“Mihra, bekle!”
Yine durmadım.
O gün ilk kez onları arkamda bıraktım.
Ve eve kadar tek başıma yürüdüm.
Yol boyunca aklımda aynı düşünce dönüp durdu.
Onları kaybetmek istemiyordum.
Zeynep benim çocukluk arkadaşımdı.
Merih de öyleydi.
Mirza...
Mirza'yı düşünmek bile kafamı daha fazla karıştırıyordu.
Onun bana söylediği sözler aklıma geliyordu.
“Belki seni bekliyorumdur.”
“Belki sana söylerim.”
“Bazı şeyleri unutmuyorum.”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır Mihra,” diye fısıldadım kendi kendime. “Bunları düşünme.”
Evin önüne geldiğimde derin bir nefes aldım.
Kapıyı açıp içeri girdim.
Annem mutfaktaydı.
Beni görünce hemen başını kaldırdı.
“Geldin mi kızım?”
“Geldim anne.”
“Okul nasıl geçti?”
Çantamı sandalyenin üzerine bıraktım.
“İyi.”
Annem kaşlarını kaldırdı.
“Sadece iyi mi?”
“Evet.”
“Senin yüzünden hiç öyle görünmüyor ama.”
“Nasıl görünüyorum?”
“Düşünceli.”
“Yorgunum sadece.”
Annem masaya bir tabak koydu.
“Gel, otur. Sana yemek hazırladım.”
“Anne, aç değilim.”
“Okulun ilk günü. Sabah doğru düzgün bir şey yemeden çıktın. Otur.”
İtiraz etmedim.
Sandalyeye oturdum.
Annem karşıma geçti.
Bir süre beni sessizce izledi.
Sonra:
“Bir şey oldu.”
Başımı kaldırdım.
“Ne?”
“Bilmiyorum. Ama seni tanıyorum. Bir şey olmuş.”
“Hiçbir şey olmadı.”
“Mihra.”
“Anne...”
“Bak, sana kızmıyorum. Sadece anlatmanı istiyorum.”
Bir süre sustum.
Sonra içimde tuttuğum şeyi söylemeye başladım.
“Bugün Zeynep ve Merih sevgili oldular.”
Annem gülümsedi.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Bu kötü bir şey değil ki.”
“Biliyorum.”
“E o zaman neden üzgünsün?”
“Çünkü...”
Cümleyi tamamlayamadım.
Annem bekledi.
“Onların beni unutmasından korkuyorum.”
Annemin yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Ah kızım...”
“Ya artık benimle eskisi kadar vakit geçirmezlerse?”
“Zeynep ve Merih seni yıllardır tanıyor.”
“Ama artık sevgililer.”
“Bu, arkadaşlıklarının bittiği anlamına gelmez.”
“Ya değişirse?”
Annem elimi tuttu.
“Her şey değişir Mihra.”
Ona baktım.
“Bu güzel bir şey mi?”
“Bazen evet, bazen hayır. Ama değişmek, birini unutmak demek değildir.”
Başımı eğdim.
“Ben onları kaybetmek istemiyorum.”
“Kaybetmezsin.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü gerçek arkadaşlık sadece sürekli yan yana olmak değildir.”
Bir süre sessiz kaldım.
Annem devam etti:
“Bazen insanlar büyür. Yeni insanlar tanır, yeni duygular yaşar, başka sorumlulukları olur. Ama bu, geçmişlerini silecekleri anlamına gelmez.”
“Yani Zeynep ve Merih beni unutmaz mı?”
Annem gülümsedi.
“Bence seni unutmak o kadar kolay değil.”
İstemeden güldüm.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü sen çocukluğundan beri böylesin.”
“Nasılım?”
“Her şeyi fazla düşünüyorsun.”
“Ben fazla düşünmüyorum.”
Annem güldü.
“Şu an bile fazla düşünüyorsun.”
Ben de gülmeye başladım.
Sonra annem birden sordu:
“Peki Mirza?”
Gülümsemem yüzümde dondu.
“Ne?”
“Mirza'yı hiç anlatmadın.”
“Anlatacak bir şey yok.”
Annem gözlerini kıstı.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Bugün onunla konuştun mu?”
“Biraz.”
“Ne dedi?”
Omuzlarımı silktim.
“Bir şeyler söyledi.”
“Ne gibi?”
“Anne, sorguya çekme beni.”
Gülmeye başladı.
“Tamam, tamam. Ama yüzün kızardı.”
“Yüzüm kızarmadı!”
“Peki.”
Annemin o gülümsemesi hiç hoşuma gitmemişti.
“Gerçekten bir şey yok.”
“Ben bir şey söylemedim ki.”
“Bak yine gülüyorsun.”
“Çünkü sen çok komiksin.”
Başımı önüme çevirdim.
“Ben odama gidiyorum.”
Annem arkamdan seslendi.
“Ödevlerini unutma!”
“Unutmam.”
Odama çıktım.
Kapıyı kapatıp yatağımın üzerine oturdum.
Çantamı yere bıraktım.
Sonra pencereye doğru yürüdüm.
Dışarı baktım.
Bugün her şey değişmiş gibi hissediyordum.
Zeynep ve Merih artık birbirlerine hislerini söylemişti.
Ben ise Mirza'nın söylediklerini düşünüyordum.
Ama kendime bir söz verdim.
Hiçbir şeyi değiştirmeyecektim.
Çünkü arkadaşlarımı kaybetmekten korkuyordum.
Ve belki de en büyük hatam...
Mirza'yı hayatımdan uzaklaştırmaya çalışmak olacaktı.