5. bölüm / 7
Çocukluk aşkım3. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 3. Bölüm
- 1 Tanıtım15 kelime
- 2 Şarkılar329 kelime
- 3 1.Bölüm438 kelime
- 4 2. Bölüm376 kelime
- 5 3. Bölüm483 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 4. Bölüm680 kelime
- 7 5. Bölüm607 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3. Bölüm — Söylenmeyenler
“Belki seni bekliyorumdur.”
Bir an olduğum yerde kaldım.
Mirza'nın yüzüne baktım. Ne diyeceğimi bilemedim.
“Beni mi bekliyorsun?” dedim sonunda.
Mirza omuzlarını hafifçe kaldırdı.
“Evet.”
“Niye?”
“Çünkü sen çok yavaş yürüyorsun.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Bunun için mi bekliyorsun yani?”
“Başka bir sebep mi olması gerekiyordu?”
“Bilmiyorum. Belki vardır.”
Mirza hafifçe gülümsedi.
“Belki vardır.”
Tam ona cevap verecekken ileriden Zeynep'in sesi geldi.
“Merih, kaç kere söyleyeceğim? Benim çantamı alma!”
Merih elindeki çantayı kaldırdı.
“Ben senin çantanı almıyorum. Yere düşmesin diye tutuyorum.”
“Ben kendim tutabilirim!”
“Tamam, tut.”
“Ver o zaman!”
“Al.”
Merih çantayı uzattı.
Zeynep çantayı çekip aldı.
“Bir daha eşyalarıma dokunma.”
Merih kaşlarını çattı.
“Sen de her şeye kızmayı bırak.”
“Ben her şeye kızmıyorum!”
“Şu an kızıyorsun.”
“Çünkü sinirimi bozuyorsun!”
“Ben hiçbir şey yapmadım.”
“Zaten sorun da bu! Hiçbir şey yapmıyorsun!”
Merih şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne yapmamı istiyorsun?”
“Bilmiyorum!”
“Ben nereden bileyim?”
“Bil işte!”
“Zeynep, sen gerçekten anlaşılmaz bir insansın.”
“Sen de dünyanın en sinir bozucu insanısın!”
Ben ve Mirza birbirimize baktık.
Mirza gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Bunlar yine başladı,” dedi.
“Bence birazdan barışırlar.”
“Bence de.”
Önümüzde yürüyen Zeynep ile Merih hâlâ tartışıyordu.
“Sen zaten beni hiç anlamıyorsun!” dedi Zeynep.
Merih'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Anlamam için anlatman gerekiyor.”
“Anlatsam da anlamıyorsun!”
“Çünkü anlatmıyorsun!”
Zeynep bir anda sustu.
Birkaç saniye Merih'e baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Merih şaşkınlıkla ona baktı.
“Tamam ne?”
“Tamam, anlatacağım.”
“Dinliyorum.”
Zeynep'in yüzü kızarmaya başlamıştı.
“Ben...”
Bir an durdu.
Merih bekledi.
Zeynep gözlerini kapatıp hızlıca konuştu.
“Ben seni seviyorum, salak!”
Ortalık bir anda sessizleşti.
Ben gözlerimi büyüttüm.
Mirza da şaşkınlıkla Merih'e baktı.
Merih birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Zeynep utancından başını eğdi.
“Tamam... Söyledim işte.”
Merih yavaşça gülümsedi.
“Bitti mi?”
Zeynep başını kaldırdı.
“Ne?”
“İtirafın.”
“Evet.”
Merih ona doğru bir adım attı.
“Sanki benim senden farkım var, salak.”
Zeynep'in gözleri büyüdü.
“Sen...”
“Ben de seni seviyorum.”
Zeynep'in yüzündeki şaşkınlık yavaşça gülümsemeye dönüştü.
“Bunca zamandır biliyor muydun?”
“Senin anlamadığını biliyordum.”
“Ben de senin anlamadığını sanıyordum.”
“Demek ikimiz de aptalmışız.”
Zeynep gülmeye başladı.
“Biraz.”
Merih de güldü.
Ben onları izlerken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Mirza yanıma yaklaştı.
“Sonunda söylediler.”
“Evet.”
“Bence bunların kavga etmesi normal.”
“Neden?”
“Çünkü birbirlerinden hoşlanıyorlar ama bunu kabul etmek için birbirlerine kızmaları gerekiyor.”
Güldüm.
“Sen nereden biliyorsun?”
Mirza bana baktı.
“Biliyorum işte.”
“Belki sen de birinden hoşlanıyorsundur.”
Mirza'nın yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
Sonra bana baktı.
“Belki.”
“Kim?”
“Bunu gerçekten bilmek istiyor musun?”
Bir an cevap veremedim.
Kalbim yine hızlanmıştı.
“Evet,” dedim sessizce.
Mirza birkaç saniye gözlerimin içine baktı.
“Belki sana söylerim.”
“Ne zaman?”
“Doğru zamanda.”
“Bu çok sinir bozucu.”
“Sen de biraz önce aynısını bana yaptın.”
“Ben ne yaptım?”
“Belki vardır dedin.”
Gülmeye başladım.
“Onu hâlâ hatırlıyor musun?”
“Bazı şeyleri unutmuyorum.”
Önümüzde Zeynep ve Merih yan yana yürümeye başlamıştı.
Biraz önce kavga eden ikisi şimdi sanki hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu.
Ben ise Mirza'nın söylediği son cümleyi düşünüyordum.
“Bazı şeyleri unutmuyorum.”
O gün henüz bilmiyordum.
Mirza'nın unutmadığı şeylerin arasında benim de olduğumu...
