4. bölüm / 14
CAMDAN KÖPRÜLER"Araf"
Bölümler 14Şu an: "Araf"
- 1 Önsöz116 kelime
- 2 "Otuz dokuzuncu günün güneşi"174 kelime
- 3 "Mektup"253 kelime
- 4 "Araf"192 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 "Şeffaf pranga"233 kelime
- 6 "Merhametin ihaneti"210 kelime
- 7 "Metalik dürüstlük"254 kelime
- 8 "Açlığın ortaklığı"254 kelime
- 9 "Şefkatli enkaz"227 kelime
- 10 "Mühürlenmiş omuzlar"215 kelime
- 11 "Tuzlu bir yalan"213 kelime
- 12 "İki cihan"153 kelime
- 13 "Ölümsüz"25 kelime
- 14 Son2 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mücahit ile artık "başka" bir dünyadaydık. Eskiden elini tuttuğumda dünyayı durduran o adam, şimdi karşı koltuğumda oturmuş, araya aşılması imkansız bir mesafe koymuştu. "Arkadaşlık" diyordu buna. Oysa ben her baktığımda, o sürmeli gözlerinin ardında sakladığı o büyük sırrı çözmeye çalışıyordum.Bir gün yine bir aradaydık. Ortamda sahte bir neşe vardı, hani o her şey yolundaymış gibi davranılan ama aslında kimsenin nefes alamadığı o anlardan biri..."Nasılsın?" diye sordu. Sesi o kadar sıradandı ki, sanki birkaç gün önce kalbimi o odada paramparça eden o değildi."Bir cam köprünün tam ortasındayım Mücahit," dedim içimden. "Ayaklarım kanıyor ama ben hala senin olduğun kıyıya bakıyorum."Dışarıdan ise sadece gülümsedim. "İyiyim," dedim. "Sen nasılsın?"O an yine o oldu. Mücahit, o içine kapanık, duygularını bir zırh gibi gizleyen adam, bir anlığına gardını düşürdü. Gözleri dolmadı belki, sesi titremedi ama bakışları o kadar derin bir suçlulukla doldu ki, sanki bana değil de kendi vicdanına bakıyordu. O an içimdeki ses yine bağırdı: "Yalan söylüyor! Kimse yok, sadece kendinden kaçıyor."Bana değer verdiğini her hareketiyle hissettiriyordu. Derdimi dinliyor, bana gülüyor, yanımda oluyor ama tam o "aşk" sınırına geldiğimizde, görünmez bir duvara çarpıp geri dönüyordu. "Senin için ölürüm" diyen bir adamın, benimle "yaşayamaması" ne büyük bir ironiydi...
Bölüm etkileşimi
