Buzun Ateşi kitap kapağı

13. bölüm / 16

Buzun Ateşi

Şans

Vaveyla Yazarı: İkser 🎀

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: Şans

İzgi, Aras’ın bu keskin ve cüretkar teklifi karşısında bir an duraksadı. Gözleri önce nefretle baktığı Aras’a, sonra her an müdahaleye hazır bekleyen Karan’a kaydı. Ama en son, küçük bir elin kendi parmaklarını sıkıca kavradığını hissetti. Bu hayat sadece onun değildi; artık kararlarını tek başına, o "otoparktaki İzgi" gibi veremezdi.
Dizlerinin üzerine çöktü, Ayaz’la aynı boya geldi. Ayaz’ın rüzgarda dağılmış saçlarını şefkatle kulağının arkasına itti.
"Ayaz... Bak annecim. Bu amca, senin baban. Ve o diyor ki; bir ay boyunca onun kocaman evinde misafir olalım. Orada beraber vakit geçirelim, birbirimizi tanıyalım istiyor. Ama buna ben değil, sen karar vermelisin. Eğer 'hayır anne, gidelim' dersen şimdi uçağa biniyoruz. Ama 'kalalım' dersen, bir ay burada kalacağız. Ne dersin?"
Aras nefesini tutmuştu. Koca bir imparatorluğu yöneten adam, 5 yaşındaki bir çocuğun dudaklarından dökülecek o tek kelimeye mahkum olmuştu. Kalbi, otoparkta vurulduğu andan daha hızlı çarpıyordu.
Ayaz, annesinin ciddi yüzüne baktı, sonra kafasını kaldırıp o devasa adama; babasına baktı. Aras’ın gözlerindeki o ıslak, yalvaran ifade Ayaz’ın küçük kalbine dokundu. Ayaz, babasının elindeki o parlak sarı altın kolyeyi fark etti; annesinin Londra’da her gece aradığı ama bulamadığını söylediği kolye...
Ayaz kısık bir sesle "Senin evin çok mu büyük?"
Aras sesi titreyerek "Çok büyük aslanım... Bahçesinde istediğin kadar koşabilirsin, sana en güzel oyuncakları alırım."
"Oyuncak istemiyorum ki... Ben sadece seninle oynamak istiyorum. Annem hep yorgun oluyor."
Ayaz tekrar annesine döndü, gözlerinde çocuksu bir merak vardı.
"Anne... Kalalım. Babamın neden ağladığını öğrenmek istiyorum. Belki ben ona sarılırsam ağlaması geçer."
İzgi’nin boğazına bir yumru oturdu. Bu kadar benzerlik fazlaydı; Ayaz tıpkı babası gibi tek bir cümleyle dünyayı yerinden oynatabiliyordu. İzgi yavaşça ayağa kalktı, yüzündeki o sert ifadeyi Aras’a yöneltti.
"Duyduğun gibi Aras. Oğlun kalmak istiyor. Sadece onun hatırı için o kapıdan içeri girerim. Ama unutma; tek bir yanlışında, Ayaz’ın kalbini kıracak tek bir hareketinde o evi başına yıkarım."
"Yemin ederim İzgi... Yemin ederim sadece babalık yapacağım."
Karan Alacalı bu tablo karşısında daha fazla sessiz kalamadı. Öfkeyle ileri bir adım attı.
"İzgi, saçmalama! Bu adamın evine gitmek kendini ateşe atmaktır! Ben buna izin vermem!"
Aras karan’ın önüne bir duvar gibi dikilerek "Sen kimsin de izin vermiyorsun Alacalı? Karar verildi. Oğlum benimle geliyor. Şimdi o lüks arabanı da al ve benim toprağımdan defol git. Bir ay boyunca bu aileye gölge etme, başka ihsan istemez!"
Karan, İzgi’ye baktı ama İzgi’nin bakışları çoktan Ayaz’a kilitlenmişti. Karan dişlerini sıkarak arabasına yöneldi. Motoru öfkeyle bağırtarak uzaklaşırken, sahil kenarında sadece rüzgarın sesi ve yeni bir hayatın ilk adımları kaldı.
Aras, Ayaz’a yaklaştı, yavaşça elini uzattı. "Gidelim mi?" dedi.
Ayaz, bir elini annesine, diğer elini babasına verdi. Aras, 6 yıldır boş kalan elinin o küçük sıcaklıkla dolduğunu hissettiğinde, ilk kez gerçekten yaşadığını anladı.Arabada kimse konuşmadı sakin bir ortamla eve döndüler.

Aras’ın o heybetli malikanesine girdiklerinde, evin havası altı yıl öncesinin o kasvetinden tamamen kurtulmuştu. Her yer taze çiçeklerle donatılmış, Ayaz için devasa bir oyun odası hazırlanmıştı. Ama Aras için asıl sınav şimdi başlıyordu: 5 yaşındaki bir "küçük Aras" ile aynı evde yaşamak!

Güneş, Soykan malikanesinin devasa pencerelerinden içeri süzülürken, İzgi altı yıl sonra ilk kez bu kadar derin bir sessizliğe uyandı. Londra’daki dairesinin o tanıdık gürültüsü yoktu; burada sadece rüzgarın ağaç dallarıyla dansı vardı. Yataktan kalkıp ipek sabahlığına sarındığında, alt kattan gelen tuhaf sesleri fark etti. Bir şeyler kırılıyor, Ayaz’ın tiz kahkahası koridorlarda yankılanıyor ve Aras’ın "Hayır Ayaz, o oraya değil!" diyen çaresiz komutları duyuluyordu.
İzgi mutfağa girdiğinde karşılaştığı manzara paha biçilemezdi. Aras Soykan; o sert, acımasız iş adamı, üzerine taktığı "Dünyanın En İyi Babası" yazılı bir önlükle tezgahın başındaydı. Her yer un içindeydi. Ayaz ise tezgahın üzerine oturmuş, elindeki çırpıcıyla etrafa hamur sıçratıyordu.

İzgi mutfağın kapısına yaslanıp bir süre bu kaosu izledi. Aras’ın o her zaman kusursuz duran saçlarının arasına unlar karışmış, pahalı kaşmir kazağının kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Ayaz ise hayatından o kadar memnundu ki, babasının "Dur aslanım, o yumurta öyle kırılmaz!" uyarılarını kahkahalarla geçiştiriyordu.
"Siz gerçekten mutfağın 'm' sinden bile anlamıyosunuz."
Aras sesin geldiği yöne döndüğünde, İzgi’nin yüzündeki o hafif alaycı ama yumuşak gülümsemeyi gördü. Kalbi sanki altı yıl önce otoparkta durmuş da, şimdi o gülüşle yeniden atmaya başlamış gibi tekledi.
"Günaydın... Biz, aslında Ayaz’la sana sürpriz yapacaktık ama hamur kabarmak yerine etrafa yayılmayı tercih etti."
Ayaz sevinçle bağırarak konuştu."Anne! Babam yumurtayı kırarken içine kabuğunu da düşürdü, sonra onları parmağıyla yakalamaya çalışırken burnuna un bulaştı! Bak!"
İzgi tezgaha yaklaştı. Aras gerçekten de darmadağın görünüyordu ama gözlerindeki o çaresiz mutluluk İzgi’nin içindeki tüm savunma duvarlarını sarsıyordu. Elini uzatıp Aras’ın burnunun ucundaki un lekesini başparmağıyla hafifçe sildi. O an zaman durdu. Aras’ın bakışları İzgi’nin parmaklarından gözlerine tırmandı. Aralarındaki o çekim, altı yılın tozunu saniyeler içinde silip attı.
İzgi sesindeki titremeyi saklamaya çalışarak. "Geç kenara Aras. Sen ve küçük versiyonun ancak bu mutfağı yakarsınız. Ayaz, hadi annecim, babana söyle sana bir önlük bulsun, beraber pancake yapalım." Aras aralarındaki oluşan etkileşimin ardından kendine zar zorda olsa gelmişti. Üstündeki önlüğü ayaza olacak şekilde katlayarak takmış. Saçlarına öpücük kondurduktan sonra duşa girme kararı alarak mutfakdan ayrılmıştı. İzgi, biricik oğluyla kahvaltıyı hazırlayıp hep beraber sanki hiç ayrılmamışlar gibi kahkahalarla kahvaltı yaptılar. İzgi ne kadar arasa ihtiyacı olduğunu kabul etmese de onun yokluğunda ne kadar acısı varsa arasın yanındayken unutmuştu. Daha düne kadar oğlunu alıp gitmek isteyen anne şimdi oğlu ve kendi için bu evde kalmak istiyor. Ama bunu gururuna yediremeyecek kadar da öfkeleniyodu.

Kahvaltıdan sonra Aras, Ayaz’ı bahçeye çıkardı. İzgi ise elinde kahvesiyle verandadaki salıncağa oturmuş, onları izliyordu. Aras, Ayaz’a futbol öğretmeye kararlıydı.
"Bak aslanım, topa böyle ayağının içiyle vuracaksın. Sert değil, hedef alarak." Ayaz , babasını pür dikkat izliyordu. Biraz geri çekildi hızla koşup vurucaktı ama bi anda durdu arasa baktı eliyle yaklaş diyince Aras şaşkınlıkla dizlerinin üzerine çöküp kulağını ayaza doğru yaklaştırdı.
Ayaz fısıltıyla konuştu. "Baba, annem bakmasın gol atamazsam karizmam çizilir. Sonra gidip eceye anlatır gülerler bana." Aras duydukları karşısında gür bi kahkaha attı. Verendada ne olduğunu çözemeyen İzgi kahvesini sehpaya bırakıp arasa seslendi.
"Noldu!?"
Aras gülmesini kesmeden izgiye bakarak cevap verdi. "Sen benim oğlumun yanındaki kızlarla onun açığını konuşup dalga mı geciyosun?!"
" Ayaz! İnanmıyorum sana eceden mi bahsettin!?" İzginin dediklerinden sonra Aras daha da gülmeye başlayınca ayaz küçük düştüğünü anlayıp "komik değil baba bende annemin yanında seninle dalga geçerim." Sözleriyle arası gıdıklamaya çalıştı.

Aras, bir yandan Ayaz'ın minik ellerinden kaçmaya çalışıyor bir yandan da kahkahalarla yerdeki çimlerin üzerinde yuvarlanıyordu. Koca Aras Soykan, milyon dolarlık ihaleleri yöneten o sert adam, beş yaşındaki oğluna "teslim olmuş" bir şekilde kahkahalar atıyordu.
"Tamam! Tamam aslanım, pes! Karizman bende sır, Ece’nin ruhu bile duymayacak!" diyerek Ayaz’ın kollarından tuttu ve onu havaya kaldırıp göğsüne bastırdı.
İzgi, verandadan bu manzarayı izlerken kalbinin yumuşadığını hissetti. Londra’da Ayaz’ı büyütürken hep bu eksik parçayı aramıştı; bir babanın koruyucu gölgesini değil, onunla çocuklaşabilen o ruhu. Yavaşça yerinden kalkıp merdivenlerden aşağı, bahçeye indi. Çimlerin üzerinde oturan baba-oğulun yanına çömeldi.
"Demek benden gizli ittifaklar kuruluyor? Oğlum, aşk olsun! Hani biz seninle en iyi arkadaştık?"
Ayaz babasının boynuna sıkıca sarılarak. "Anne, babam erkek sözü verdi. Ece’ye hiçbir şey söylemeyecek. Hem sen Karan amcayla konuşurken ben bazen babamı özlediğimi söylüyordum, sen de 'o çok uzaklarda' diyordun. Bak, babam hiç de uzak değilmiş, buradaymış!"
Aras’ın yüzündeki gülümseme bir anlığına dondu. Bakışları İzgi’ye kaydı. "Beni mi özlüyordu?" diye sordu sesi titreyerek. İzgi, Aras’ın gözlerindeki o derin sızıyı gördü; kaçırılan yılların, duyulmayan "baba" kelimelerinin sızısıydı bu.
İzgi bakışlarını kaçırarak. "Ayaz, hadi annecim, gidip Esma ablandan sana o çok sevdiğin meyve suyundan hazırlamasını iste. Babanla biraz konuşmamız lazım."
Ayaz, "Yaşasın!" diyerek eve doğru koştururken bahçeye ağır bir sessizlik çöktü. Aras yavaşça ayağa kalktı, üstündeki çimleri silkelemedi bile. İzgi’ye doğru bir adım attı.
"O adamla burdan gittikden sonra iletişimi kesmedin mi? Tek sorunun ben mıydım İzgi?"
" Napabilirdim Aras, beni her gün arayan adamı iyi miyim? Yoksa üzüntüden kafayı yemişim evi geçindire biliyo muyum? Diye sürekli arayan adamı destekde bulunan adamı kapı dışarı mi ettseydim?"
"Ha, bide eve kadar geldi. İzgi sen beni delirtmek mi istiyosun?"
İzgi eliyle saçını kulağının arkasına sıkıştırıp derin nefes alarak konuştu." Sen yoktun Aras ben küçük bir çocukla baş başaydım. Ayaz iki yaşına girene kadar bize kim baktı sanıyosun büyüyünce Esma geldi yanıma o evde baktı oğluma ben işlere girdim ben oğlumu sefillik içinde büyütmemek için elimden geleni yaptım. Gene olsa gene yapar çeker giderim Londraya." Arasın öfkeyle duyduğu sözler kalbimdeki hançeri daha da derine batırmıştı. İzginin ellerini avuçlarının arasına aldı.
"Tamam, eski defterleri açmicam özür dilerim. İkimiz içinde en iyisi oğlumuza odaklanmak olucak üstüme düşen herşeyin en iyisini yapıcam söz veriyorum."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18