18. bölüm / 16
Buzun AteşiBazı Hikayeler Mutlu Bitmez
Bölümler 16Şu an: Bazı Hikayeler Mutlu Bitmez
- 1 Zorunlu İltisak1.371 kelime
- 2 Kıvılcım1.947 kelime
- 3 Heves1.384 kelime
- 4 Arzu1.349 kelime
- 5 İntikam914 kelime
- 6 Çelişki1.988 kelime
- 7 Yanılgı1.112 kelime
- 8 Mağlup1.129 kelime
- 9 Bilinmezlik1.378 kelime
- 10 Can747 kelime
- 11 Zaman1.949 kelime
- 12 Şans1.370 kelime
- 13 Umut1.184 kelime
- 14 Korku1.561 kelime
- 15 Sessiz Veda ve Adalet792 kelime
- 16 Bazı Hikayeler Mutlu Bitmez391 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı hikayeler vardır; son sayfasını kapattığınızda odada bir ferahlık değil, ağır bir toz bulutu bırakır. Biz hep kahramanların kazandığı, kötülerin diz çöktüğü ve güneşin her zaman yeniden doğduğu masallara inandırıldık. Ama hayat, bazen en parlak ışığını tam da o ışığa en çok ihtiyaç duyduğunuz anda söndürür.
İzgi ve Aras için de öyle oldu. Onlar, yıkılan bir yuvanın enkazından sağ çıkmış iki yabancıydı aslında. Karan Alacalı’nın mahkeme salonundaki soğuk ve ifadesiz yüzü, verilen müebbet hapis cezası ya da adaletin o keskin kılıcı, giden küçük bir canı geri getirmeye yetmedi. Bazı suçların bedeli demir parmaklıklar ardında ödenir, ama bazı acıların kefareti bu dünyada yoktur. Karan dersini almış mıydı? Belki. Ama zafer, kaybettiğiniz şeyden daha küçükse, ona zafer denilebilir miydi?
Şimdi o büyük Soykan malikanesinin koridorlarında sadece rüzgarın uğultusu ve yarım kalmış bir çocukluğun hatıraları dolaşıyor. Bazı hikayeler mutlu bitmez; çünkü mutluluk, bazen bir tercihten ziyade bir lütuftur ve o lütuf bazen elimizden kayıp gider. Bu hikayenin kahramanları, bir "sonra"ya sahip olamadılar. Onlar artık ders alanlar değil, dersin bizzat kendisi haline gelenlerdi.
İzgi ve Aras, hayatlarının geri kalanını boyunlarında görünmez bir urganla yaşamak zorunda kalacaklar. O urganın adı, "keşke"dir. Keşke o kapıdan çıkmasaydı, keşke o bahçede bir saniye daha kalsaydı, keşke hayat bu kadar acımasız olmasaydı... Her nefes alışlarında o urgan biraz daha sıkacak boğazlarını; her gülümseme girişiminde, bir çift çocuk gözü akıllarına düşecek ve o görünmez ip onları yeniden sessizliğe çekecek.
Bazıları acıyı bir kalkan gibi taşır, bazıları ise o acının altında ezilmeyi seçer. Aras ve İzgi, birbirlerine tutunurken bile aslında kendi yalnızlıklarına sarılıyorlardı. Çünkü bir evlat kaybı, iki insanı birbirine bağlayan en güçlü zinciri kırmış, yerine geçilemez bir boşluk bırakmıştı. Onlar artık bir aile değil, aynı felaketten sağ kurtulan ama ruhu o felakette kalan iki yaralı yolcuydular.
Sonuçta, bazı hikayelerin bitişi bir nokta değil, bir uçurumdur. Adalet yerini bulsa da, kötü adamlar hapsolsa da, masalın sonunda prens ve prenses artık o eski insanlar değildir. Onlar, göğüs kafeslerinde atan o sızıyı, ölene kadar bir madalya gibi değil, bir pranga gibi taşıyacaklar. Çünkü hayatın en acı kuralı şudur: Toprak altına giren sadece bedenler değildir; bazen bir anneyle babanın tüm umutları, tüm gülüşleri ve tüm yarınları da o küçücük tabutun içine sığar.
Ve o günden sonra Soykanların hikayesi, sessizliğin en yüksek sesle konuşulduğu, bitmeyen bir kışa teslim oldu. Bazı hikayeler mutlu bitmez; sadece biter... Ve geriye kalanlar, o bitişin ağırlığıyla her gün yeniden ölmeyi öğrenirler.
Bölüm etkileşimi
