BLANK EFFECT kitap kapağı

4. bölüm / 6

BLANK EFFECT

BÖLÜM 3

Vaveyla Yazarı: Ceylin Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 3

Selam canlarımm👋😻
Şuan okuldan geldim ve accccaaaaaayyyyyiiiiipppp yorgunum bu yüzden belki istekleriniz karşılayamam kusura bakmayın neyse iyi okumalar

★★★

Ders bitimene kadar dohyun horul horul uyudu hoca gördü uyandırdılar ama beş dakika sonra tekrar uyudu

Teneffüs zili çaldığında jihoon dohyun'u uyandırdı

"Kalk lan"(jihoon)
"Beş dakika daha"(dohyun)
"Kalk dedim sinirimi bozma"(jihoon)
"Bana sebeb söyle uyanıyım"(dohyun)
"Uyanırsan seni bu günlük dövmem"(jihoon)

Dohyun hemen kafasını sıradan kaldırıp
"Bak döversen hatırlatırım"(dohyun)
"Sus da kantine gidelim açım"(jihoon)
"Paran var mı ki?"(Dohyun)
"Evet var kalk hadi"(jihoon)
"Canım arkadaşım bana bir su alsana be ya"(dohyun)
"Dilenci misin sen"(jihoon)
"Evet bana su alır mısın"(dohyun)
"Sıraya sen girersin"(jihoon)
"Tamam tamam ben girerim"(dohyun)

Aşağı inip kantine doğru yürümeye başladılar fakat jihoon biraz fazla yavaş yürüdüğü için dohyun bundan şikayet ederken en sonunda kantine varıp jihoon parayı dohyun'a verip siparişini verdikten sonra sıraya gönderdi

*17 dakika sonra*

Jihoon darmadağın halde gelen dohyun'a baktı
"Lan savaşa falan mı girdin"(jihoon)
"Üç kere yere düştüm"(dohyun)
"Neyse hadi Zil çalıcak"(jihoon)
"İnsan bir arkadaşına noldu bir şeyin var mı yaralandın mı diye sorar be"(dohyun)
"Ben sormuyorum hadi yürü"(jihoon)
"Tamam be"(dohyun)
Sınıfa gidene kadar dohyun mahalledeki 50 yaşındaki neneler gibi cık cıkladı

*Son ders*
Zilin çalmasına son 3 dakika 57 saniye 13 salise vardı(!)
Dohyun ise Jihoon'un evine gitmek için yalvarıyordu
Nedeni annesi onu etüte kalıyor diye biliyor ama etütten ayrıldı salak
"Kanka nolur bak yalvarırım lütfen sadece bir günlüğüne lütfen"(dohyun)
"Hayır"(jihoon)
"Ama lütfen bak ama-..."(Dohyun)
"Hayır dedim"(jihoon)
"Okul çıkışında seninle gelirim"(dohyun)
"Servise biniyorum"(jihoon)
"Ev adresini biliyorum kendim gelirim"(dohyun)
"Kapıyı açmam"(jihoon)
"Hain seni"(dohyun)
"Böyle konuşursan telefon iznini kaldırırım"(jihoon)
"Tamam be sustum"(dohyun)
"Tamam gel be ne konuştun"(jihoon)
"Anlaştık ama bende servise binsem"(dohyun)
"Abartma"(jihoon)
"Ama lüdfenn"(dohyun)
"Tamam be sorarım"(jihoon)

Tam bu sırada Zil çaldı herkes gene aynı şekilde çıkarken dohyun ve jihoon biraz bekleyip çıktılar

Servisin önüne gelip şoförle konuşmak için direksiyonun olduğu yerden camın önünde durup

"Mehmet abi(servis şoförü)"(jihoon)
"Ne?"(Mehmet abi)
"Bu gün bu arkadaş benimle gelebilir mi"(jihoon)
"Neden"(Mehmet abi)
"Benim evime gelecek"(jihoon)
"Tamam binin hadi"(Mehmet abi)

Dohyun sevinçle servise binerken jihoon sakince servise binip yerine oturdu

Servis hareket etmeye başladığında dohyun cam kenarındaki koltuğa oturup jihoon'a sırıtarak baktı.
"Hayatımda verdiğin en iyi karar bu olabilir"(dohyun)
"Bir daha konuşursan kararımı değiştiririm"(jihoon)
Dohyun anında ağzını kapatıp önüne döndü.
Aradan yaklaşık on dakika geçtikten sonra dohyun'un gözleri kapanmaya başladı.
Jihoon bunu fark edince kafasını ona çevirdi.
"Lan sen yine mi uyuyorsun?"(jihoon)
"Benim gözlerim kapalıyken bile beynim çalışıyor"(dohyun)
"Senin beynin var mı ki?"(jihoon)
Dohyun gözlerini açıp hakaret yemiş gibi jihoon'a döndü.
"MEHMET ABİİİ! BU ADAM BENİ PSİKOLOJİK ŞİDDETE MARUZ BIRAKIYOR!"(dohyun)
Servisteki birkaç öğrenci arkalarına dönüp onlara baktı.
Jihoon hiç istifini bozmadan dohyun'un kafasına hafifçe vurdu.
"Otur yerine lan."(jihoon)
Dohyun kollarını göğsünde birleştirip camdan dışarı bakmaya başladı.
"Bir gün gelecek, sen bana yaptıkların için pişman olacaksın."(dohyun)
"Tamam."(jihoon)
"Çok pişman olacaksın."(dohyun)
"Tamam."(jihoon)
"Belki de mezuniyet töreninde konuşma yapacağım ve bütün okulun önünde senden bahsedeceğim."(dohyun)
"Adımı yanlış söylersen mikrofonu alırım."(jihoon)
Dohyun iki saniye düşündü.
"Ben niye seninle arkadaşım ya?"(dohyun)
"Ben de onu düşünüyorum."(jihoon)
---
Bir süre sonra
Servis sonunda jihoon'un evinin önünde durdu.
Dohyun çantasını kaptığı gibi ayağa fırladı.
"TEŞEKKÜRLER MEHMET ABİİİ!"(dohyun)
"Rica ederim oğlum, dikkat edin."(Mehmet abi)
Jihoon servisten inerken dohyun çoktan apartmanın kapısına koşmuştu.
"LAN YAVAŞ OL, EV BENİM KAÇMIYOR!"(jihoon)
Dohyun kapının önünde durup ona döndü.
"İçeride yemek var mı?"(dohyun)
"Yok."(jihoon)
"NASIL YOK?!"(dohyun)
"Şaka yaptım, kes sesini."(jihoon)
Jihoon anahtarıyla kapıyı açtı. İkisi içeri girdiğinde dohyun ayakkabılarını çıkarıp doğrudan salona doğru ilerledi.
"EVİMİZDE GİBİ HİSSEDİYORUM!"(dohyun)
"İlk ve son kez söylüyorum, benim odama izinsiz girme."(jihoon)
Dohyun durdu.
Jihoon'a baktı.
Sonra yavaşça odanın kapısına baktı.
Ardından tekrar jihoon'a döndü.
"Jihoon."(dohyun)
"Ne?"(jihoon)
"Odana girmesem bile kapının önünde durabilir miyim?"(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"Kapının önünden geçebilir miyim?"(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"Kapına bakabilir miyim?"(dohyun)
"DOHYUN!"(jihoon)
"Tamam be, ev sahibi de olduk başımıza!"(dohyun)
Dohyun kendini koltuğa bıraktı. Çantasını yere atıp uzandı.
Jihoon mutfağa giderken arkasından seslendi.
"Annen seni ne zaman bekliyor?"(jihoon)
Dohyun'un yüzündeki gülümseme bir anda silindi.
"..."
Jihoon mutfaktan başını uzattı.
"Lan?"(jihoon)
"Akşam."(dohyun)
"Kaçta?"(jihoon)
"Akşam işte."(dohyun)
"SAAT KAÇTA?"(jihoon)
Dohyun yavaşça telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
Sonra jihoon'a baktı.
"Şey..."(dohyun)
Jihoon kollarını göğsünde birleştirdi.
"Ne yaptın yine?"(jihoon)
"Annem bana saat altıda evde olacağımı söylemişti."(dohyun)
"Eee?"(jihoon)
"Ben de ona etütte olduğumu söyledim."(dohyun)
"Etüt kaçta bitiyor?"(jihoon)
"Altıda."(dohyun)
Jihoon saate baktı.
Saat 16.42'ydi.
"Ee, sorun ne?"(jihoon)
Dohyun telefonu ona uzattı.
Ekranda annesinden gelen mesaj duruyordu:
Oğlum, öğretmeninle konuştum. Bugün etüt yokmuş. Neredesin sen?
Jihoon birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra dohyun'a döndü.
Dohyun gergin bir gülümsemeyle el salladı.
"Ben galiba bugün senin evinde yetim kalacağım."(dohyun)
Jihoon derin bir nefes aldı.
"Telefonunu ver."(jihoon)
"Neden?"(dohyun)
"Anneni arayacağım."(jihoon)
"BENİM ANNEMİ NİYE ARIYORSUN?!"(dohyun)
"Çünkü sen iki kelimeyi bir araya getirene kadar kadın polisi arayacak."(jihoon)
Dohyun hemen ayağa fırladı.
"Jihoon bak, aramızda bir dostluk var..."(dohyun)
"Telefonu ver."(jihoon)
"Bir kardeşlik var..."(dohyun)
"Telefonu..."(jihoon)
"Birbirimize verdiğimiz sözler var..."(dohyun)
"DOHYUN!"(jihoon)
Dohyun telefonu uzattı.
"Şifresi 1234."(dohyun)
Jihoon ekrana baktı.
"Şifren 1234 mü?"(jihoon)
"Unutması kolay."(dohyun)
"Senin yüzünden ülkenin güvenliği tehlikede."(jihoon)
---
Jihoon sonunda dohyun'un annesini arayıp arkadaşının kendisiyle olduğunu söyledi. Annesi de dohyun'un eve zamanında dönmesi şartıyla izin verdi.
Telefon kapandığında dohyun rahat bir nefes aldı.
"KANKA SEN VAR YA BENİM HAYATIMI KURTARDIN!"(dohyun)
"Bir daha etütten ayrıldığını ailenden saklarsan seni kendim götürüp öğretmenine teslim ederim."(jihoon)
Dohyun başını salladı.
"Tamam."(dohyun)
"Bir de mutfağa girme."(jihoon)
"Tamam."(dohyun)
"Odama girme."(Jihoon)
"Tamam."(dohyun)
"Bilgisayarıma dokunma."(jihoon)
"Tamam."(dohyun)
"Telefonumu alma."(jihoon)
"Tamam."(dohyun)
Jihoon şüpheyle ona baktı.
"Bu kadar kolay kabul ettiğine göre kesin bir şey yapacaksın."(jihoon)
Dohyun elini göğsüne koydu.
"Ben mi? Asla."(dohyun)
Jihoon mutfağa geri döndü.
Dohyun birkaç saniye sessizce oturdu.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
Önce mutfağa baktı.
Sonra jihoon'un odasına.
Ardından bilgisayarın bulunduğu masaya.
Kendi kendine fısıldadı:
"Bir bakıp çıkacağım."(dohyun)
Tam o sırada mutfaktan jihoon'un sesi geldi.
"DUYDUM!"(jihoon)
Dohyun olduğu yerde dondu.
"...Ben hiçbir şey yapmadım ki."(dohyun)
"DAHA YAPMADAN YAKALANDIN!"(jihoon)
Dohyun tekrar koltuğa oturup battaniyeyi üzerine çekti.
"Bu evde insanın özgürlüğü yok."(dohyun)
Jihoon elinde iki tabakla salona geldi.
Tabaklardan birini dohyun'un önüne koydu.
Dohyun'un gözleri parladı.
"KANKA SEN YEMEK Mİ YAPTIN?!"(dohyun)
"Hayır, tabak kendi kendine doldu."(jihoon)
Dohyun tabağı eline aldı.
"İşte bu yüzden seni seviyorum."(dohyun)
Jihoon kendi yemeğinden bir lokma aldı.
"Yemeğini ye, sonra da defolup evine git."(jihoon)
Dohyun ağzı doluyken başını salladı.
"Tabii canım, sen ne dersen o."(dohyun)
Beş saniye sonra:
"Bu arada bugün sende kalabilir miyim?"(dohyun)
Jihoon elindeki çatalı yavaşça bıraktı.
"Dohyun."(Jihoon)
"Ne"(dohyun)
"Ölmek mi istiyorsun"(jihoon)
"Hayır"(dohyun)
"O zaman sus ve yemeğini ye"(jihoon)

★★★

EVETTT
ŞİMDİLİK BU KADAR
bir sonraki bölümde görüşmek üzere 👋 😻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.