6. bölüm / 6
BLANK EFFECTBÖLÜM 5
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 5
- 1 BÖLÜM 1375 kelime
- 2 ÖNERİSİ OLAN??35 kelime
- 3 BÖLÜM 2828 kelime
- 4 BÖLÜM 31.021 kelime
- 5 BÖLÜM 41.233 kelime
- 6 BÖLÜM 51.245 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hemen geçelim ne dersiniz
Size iyi okumalar
★★★
Ertesi sabah
Dohyun her zamanki gibi alarmını üç kez ertelemiş, son alarmda da telefonunu yastığının altına atıp uyumaya devam etmişti.
Sonuç olarak okula yetişebilmek için kahvaltı bile yapmadan evden çıkmıştı.
Koşarak sınıfa girdiğinde Jihoon çoktan sırasına oturmuş, kulaklığını takmıştı.
Dohyun çantasını sıraya bıraktıktan sonra derin bir nefes aldı.
"KANKA!"(dohyun)
Jihoon kulaklığının birini çıkardı.
"Ne bağırıyorsun sabah sabah?"(jihoon)
Dohyun iki elini Jihoon'un sırasına koyup ona doğru eğildi.
"Bugün sana söylemem gereken ÇOK önemli bir şey var."(dohyun)
"Ölüyorsun yani?"(jihoon)
"Hayır lan!"(dohyun)
"İyi, o zaman sonra söylersin."(jihoon)
Jihoon kulaklığını tekrar taktı.
Dohyun iki saniye boyunca ona baktı.
Sonra Jihoon'un omzunu dürttü.
"Bak, dün akşam düşündüm de..."(dohyun)
Jihoon kulaklığını çıkarmadı.
"Kanka."(dohyun)
Cevap yok.
"Jihoon."(dohyun)
Yine cevap yok.
"BEN SENİN ARKADAŞIN DEĞİL MİYİM?!"(dohyun)
Sınıftaki birkaç kişi dönüp onlara baktı.
Jihoon kulaklığını çıkardı.
"Maalesef."(jihoon)
Dohyun elini göğsüne koydu.
"Bu kadar mıydı yani? Dün evine gittim, yemeğini yedim, sırrını öğrendim, bugün bana yaptığın muameleye bak!"(dohyun)
Jihoon ona baktı.
"Yemeğimi yemenle sırrımı öğrenmen arasında nasıl bir bağlantı kurdun?"(jihoon)
"Arkadaşlık bağı."(dohyun)
"Seninle arkadaşlığımın bağını birazdan kesebilirim."(jihoon)
Dohyun sandalyesine oturdu.
"Tamam be, insan bir günaydın der."(dohyun)
"Günaydın."(jihoon)
Dohyun durdu.
Jihoon da ona baktı.
"...Şimdi ne oldu?"(jihoon)
Dohyun başını iki yana salladı.
"Hiç. Senden bu kadar nazik bir cümle duymaya hazır değildim."(dohyun)
Jihoon yeniden kulaklığını taktı.
"Allah sabır versin."(jihoon)
---
İlk ders
Öğretmen sınıfa girdiğinde herkes yerine geçmişti.
Dohyun ise defterini açmış, kalemini eline almış ve hayatında ilk kez derse hazır görünüyordu.
Jihoon şüpheyle ona baktı.
"Ne yapıyorsun?"(jihoon)
"Ders dinleyeceğim."(dohyun)
Jihoon bir süre onu izledi.
"Sen kimsin?"(jihoon)
Dohyun başını ona çevirdi.
"Ne alaka lan?"(dohyun)
"Gerçek Dohyun nerede?"(jihoon)
"Çok komiksin."(dohyun)
Tam o sırada öğretmen tahtaya bir soru yazdı.
"Bu soruyu kim çözmek ister?"(öğretmen)
Sınıfta çıt çıkmadı.
Öğretmen sınıfa göz gezdirdi.
"Dohyun, sen çözmek ister misin?"(öğretmen)
Dohyun'un yüzündeki bütün renkler bir anda kayboldu.
Jihoon başını önüne eğip gülmemek için kendini tuttu.
Dohyun yavaşça ayağa kalktı.
"Öğretmenim, ben bugün kendimi pek iyi hissetmiyorum."(dohyun)
"Neyin var?"(öğretmen)
"Matematik alerjim tuttu."(dohyun)
Sınıf kahkahaya boğuldu.
Öğretmen gözlüğünün üzerinden ona baktı.
"Çok güzel. Belki tahtaya çıkınca geçer."(öğretmen)
Dohyun çaresizce Jihoon'a döndü.
Jihoon dudaklarını birbirine bastırmıştı.
"Jihoon..."(dohyun)
"Ben sana yardım edemem."(jihoon)
"Kanka, dostluk diye bir şey var."(dohyun)
"Ben duymadım."(jihoon)
Dohyun ağır adımlarla tahtaya yürüdü.
Soruyu bir süre inceledi.
Ardından elindeki kalemle tahtaya kocaman bir soru işareti çizdi.
"Öğretmenim, ben soruyu anladım."(dohyun)
Öğretmen umutla ona baktı.
"Evet?"(öğretmen)
"Ama soru beni anlamadı."(dohyun)
Sınıf bir kez daha kahkahaya boğuldu.
Jihoon artık gülmesini saklayamıyordu.
Öğretmen Dohyun'u yerine gönderdi.
"Bir dahaki derse hazırlanıp gel."(öğretmen)
Dohyun yerine oturur oturmaz Jihoon'a döndü.
"GÜLDÜN!"(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"RESMEN GÜLDÜN!"(dohyun)
"Soruyla arandaki ilişki komikti."(jihoon)
"Senin matematik notlarını da bütün okula açıklayacağım!"(dohyun)
Jihoon kaşını kaldırdı.
"Matematik notum doksan sekiz."(jihoon)
Dohyun'un ağzı açık kaldı.
"...Senden nefret ediyorum."(dohyun)
"Karşılıklı."(jihoon)
---
Teneffüs
Zil çalar çalmaz Dohyun yerinden fırladı.
Jihoon defterini çantasına koyarken Dohyun onun kolunu tuttu.
"Kalk."(dohyun)
"Nereye?"(jihoon)
"Kantine."(dohyun)
"Git."(jihoon)
"Birlikte gideceğiz."(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"Niye?"(dohyun)
"Çünkü geçen sefer kantine gidip on yedi dakikada geldin."(jihoon)
Dohyun parmağını kaldırdı.
"Öncelikle üç kere yere düştüm."(dohyun)
"İkincisi?"(jihoon)
"İkincisi yok."(dohyun)
"Çok etkileyici bir savunmaydı."(jihoon)
Dohyun Jihoon'un çantasını alıp ona uzattı.
"Hadi kanka, bugün suyu ben alacağım."(dohyun)
Jihoon durdu.
"Bedava mı?"(jihoon)
Dohyun'un yüzü düştü.
"Yani... senin paranla."(dohyun)
Jihoon çantasını geri aldı.
"Sen gerçekten inanılmazsın."(jihoon)
"Teşekkür ederim."(dohyun)
"İltifat etmedim."(jihoon)
"Ben iltifat kabul ediyorum."(dohyun)
İkisi sınıftan çıkıp kantine doğru yürümeye başladılar.
Koridor kalabalıktı. Öğrenciler bir yerlere yetişmeye çalışıyor, bazıları arkadaşlarıyla konuşuyor, bazıları da telefonlarına bakıyordu.
Dohyun yürürken birden Jihoon'un önüne geçti.
"Jihoon."(dohyun)
"Ne?"(jihoon)
"Sana bir şey soracağım ama kızmak yok."(dohyun)
Jihoon durdu.
"Kesinlikle kızacağım."(jihoon)
"Senin gitar hesabınla ilgili..."(dohyun)
Jihoon anında etrafına baktı.
"Dohyun."(jihoon)
Dohyun ağzını kapattı.
Jihoon ona yaklaşıp dişlerinin arasından konuştu.
"Burada o konuyu açmayacaksın."(jihoon)
Dohyun başını salladı.
"Tamam."(dohyun)
"Kimseye söylemeyeceksin."(jihoon)
"Tamam."(dohyun)
"Ve benim yanımda o hesabı konuşmayacaksın."(jihoon)
Dohyun birkaç saniye düşündü.
"Peki evde konuşabilir miyim?"(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"Mesajla?"(dohyun)
"Hayır."(jihoon)
"Rüyamda?"(dohyun)
Jihoon gözlerini kapattı.
"Rüyanda ne yaparsan yap, yeter ki sus."(jihoon)
Dohyun memnuniyetle başını salladı.
"Anlaştık."(dohyun)
İki adım ilerledikten sonra yeniden konuştu.
"Bu arada dün gece rüyamda seninle konser verdik."(dohyun)
Jihoon yürümeyi bıraktı.
Dohyun da durdu.
"...Ne?"(jihoon)
"Sen gitar çalıyordun, ben de vokaldim."(dohyun)
"Sen şarkı mı söylüyordun?"(jihoon)
"Evet."(dohyun)
"İnsanların kulakları kanamıyor muydu?"(jihoon)
Dohyun elini Jihoon'un omzuna koydu.
"İşte benim yeteneğim bu. İnsanları şaşırtmak."(dohyun)
"Başka bir yeteneğin daha var."(jihoon)
"Ne?"(dohyun)
"Sinir bozmak."(jihoon)
"Teşekkürler, üzerinde çok çalışıyorum."(dohyun)
---
Kantinde
Dohyun sonunda sıraya girmişti.
Jihoon da biraz ileride, masalardan birine yaslanmış onu bekliyordu.
Dohyun arkasını dönüp el salladı.
"KANKA, NE İSTİYORSUN?!"(dohyun)
Jihoon elini kaldırıp iki parmağını gösterdi.
"İki tane sandviç."(jihoon)
Dohyun başını salladı.
"Tamam!"
Birkaç dakika sonra siparişleri alıp masaya geldi.
Jihoon sandviçlerden birini aldı.
"Para üstü nerede?"(jihoon)
Dohyun dondu.
"...Ne parası?"(dohyun)
Jihoon yavaşça başını kaldırdı.
"DOHYUN."(jihoon)
"Şimdi bak, açıklayabilirim."(dohyun)
"Dinliyorum."(jihoon)
"Kasada bir tane çikolata gördüm."(dohyun)
"Eee?"(jihoon)
"Çok üzgündü."(dohyun)
Jihoon birkaç saniye ona baktı.
"Çikolata mı üzgündü?"(jihoon)
"Evet, beni çağırıyordu."(dohyun)
"Senin aklını da o çikolatayla birlikte almışlar."(jihoon)
Dohyun cebinden çikolatayı çıkardı.
"İstersen paylaşabiliriz."(dohyun)
Jihoon çikolatayı aldı.
Dohyun'un yüzü aydınlandı.
"Bak, gerçek dostluk böyle bir şey!"(dohyun)
Jihoon çikolatayı kendi çantasına koydu.
Dohyun'un yüzündeki gülümseme silindi.
"LAN O BENİM ÇİKOLATAMDI!"(dohyun)
"Para üstünden aldım."(jihoon)
"BENİM PARAM DEĞİLDİ Kİ!"(dohyun)
"Artık benim çikolatam."(jihoon)
Dohyun ellerini başına götürdü.
"Ben bu arkadaşlığı bitiriyorum!"(dohyun)
"Tamam."(jihoon)
"Bir daha seninle konuşmayacağım!"(dohyun)
"Peki."(jihoon)
"Yemeğini de yemeyeceğim!"(dohyun)
Jihoon sandviçinden bir ısırık aldı.
"Zaten kendi yemeğimi sana vermiyorum."(jihoon)
Dohyun sessizce karşısına oturdu.
Beş saniye geçti.
On saniye geçti.
Sonunda dayanamadı.
"Kanka, çikolatadan bir parça verir misin?"(dohyun)
Jihoon gözlerini kapattı.
"Allah'ım, bana sabır ver."(jihoon)
---
Son ders
Dohyun bütün gün boyunca Jihoon'a gitar hesabıyla ilgili soru sormamak için kendini zor tutmuştu.
En azından kendi düşüncesine göre zor tutmuştu.
Çünkü ders boyunca defterinin kenarına gitar çizmiş, yanına da küçük bir yıldız koymuştu.
Jihoon bunu fark edince deftere baktı.
"Bu ne?"(jihoon)
Dohyun defteri hızla kapattı.
"Matematik."(dohyun)
"Matematikte gitar mı çiziliyor?"(jihoon)
"Yeni müfredat."(dohyun)
Jihoon elini uzattı.
"Ver defteri."(jihoon)
"Hayır."(dohyun)
"Ver."(jihoon)
"Özel hayatıma saygı duy."(dohyun)
Jihoon defteri elinden aldı.
Sayfayı açınca gitarın altında yazan cümleyi gördü:
Bir gün ben de gitar çalacağım. Jihoon bana öğretecek.
Jihoon birkaç saniye boyunca yazıya baktı.
Sonra Dohyun'a döndü.
"Sen ciddi misin?"(jihoon)
Dohyun omuz silkti.
"Niye? Öğrenemez miyim?"(dohyun)
Jihoon cevap vermeden defteri geri uzattı.
"Öğrenirsin."(jihoon)
Dohyun şaşkınlıkla ona baktı.
"Harbi mi?"(dohyun)
"Evet."(jihoon)
"Sen mi öğreteceksin?"(dohyun)
"Başka kim var?"(jihoon)
Dohyun'un yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.
"LAN KANKA, SEN VAR YA..."(dohyun)
"Fikrimi değiştirmeden sus."(jihoon)
Dohyun ağzını kapattı.
Ama gülümsemeyi bırakmadı.
---
Okul çıkışı
Zil çaldığında herkes çantasını alıp sınıftan çıkmaya başladı.
Dohyun, Jihoon'un peşinden yürürken bir anda koluna girdi.
Jihoon hemen kolunu çekti.
"Ne yapıyorsun?"(jihoon)
"Arkadaşça yürüyoruz."(dohyun)
"Kolumu bırak."(jihoon)
"Tamam be!"(dohyun)
Dohyun ellerini kaldırıp geri çekildi.
Birkaç adım sonra yeniden konuştu.
"Bu arada gitar dersimiz ne zaman?"(dohyun)
"Ne zaman susmayı öğrenirsen."(jihoon)
"Yani hiç mi?"(dohyun)
"Sonunda anladın."(jihoon)
Dohyun dudaklarını büzdü.
"Ben çok iyi bir öğrenci olacağım."(dohyun)
"Bugün tahtada soruya soru işareti çizdin."(jihoon)
"O bir sanat eseriydi."(dohyun)
"Tabii."(jihoon)
Servisin önüne geldiklerinde Dohyun aniden durdu.
"Jihoon."(dohyun)
"Ne var yine?"(jihoon)
Dohyun bu kez gerçekten ciddi görünüyordu.
"Bir gün hesabındaki insanlara benim de gitar çaldığımı söyleyecek misin?"(dohyun)
Jihoon kaşını kaldırdı.
"Önce gitar çalmayı öğren."(jihoon)
Dohyun sırıttı.
"Anlaştık."(dohyun)
Servise bindiler.
Dohyun cam kenarına oturup dışarı bakarken kendi kendine gülümsüyordu.
Jihoon yanına oturduğunda ona baktı.
"Ne sırıtıyorsun?"(jihoon)
"Bir şey yok."(dohyun)
"Kesin bir şey var."(jihoon)
Dohyun başını iki yana salladı.
"Yok kanka. Sadece bugün güzel bir gün."(dohyun)
Jihoon bir an ona baktıktan sonra önüne döndü.
"Garip çocuksun."(jihoon)
Dohyun camdan dışarı bakmaya devam etti.
"Sen de garip bir çocuğun en yakın arkadaşısın."(dohyun)
Jihoon cevap vermedi.
Ama dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
Ve Dohyun bunu yine gördü.
"HA! YİNE GÜLDÜN!"(dohyun)
"MEHMET ABİ, BU ÇOCUĞU YOLDA İNDİREBİLİR MİYİZ?!"(jihoon)
Servisteki herkes kahkahaya boğuldu.
Dohyun ise koltuğuna yaslanıp gururla gülümsedi.
Bugün de görevini başarıyla tamamlamıştı.
Jihoon'un sinirlerini bozmak.
★★★
EVETTT nasıl bölümdü bakalım
Eğer üşenmezsem bir bölüm daha atabilirim
Şimdilik bye bye
Bölüm etkileşimi
