8. bölüm · Bizim Savaşımız
Bölüm 7: Dövüşçü
Yazdığım şiire burukça gülümsedikten sonra defterimi sanki kırılabilecekmiş gibi yavaşça kapattım. Basımı arkaya doğru yaslayınca gözlerim kendiliğinden kapanıyorduk kapı tıklanmadan sertçe acildi. Korkudan yerimden sıçrayınca gelen kişinin kıkırdamasını duydum. Öfkeyle gelen kişiye baktım. Elina'nın kıkırdaması bu korkmuş ve sinirli halimi görünce kahkahaya dönüşmüştü. "O kapı sen tekmeliyesin diye yok orda!" diye kükreyince siyaha yakın olan kahverengi sacları yüzünü görmemi engelliyordu fakat sarsılan omuzlarından hala güldüğünü biliyordum.
"Kendini görmeliydin," dedi zar zor. "Bir dahakine korkutmak isteyince video çekicimde sende gör korkunca ne kadar komik olduğunu."
Söyledikleri daha çok sinirlenmeme sebep olmaktan birsey yapmamıştı ama yinede onu bu halini gördüğümde gülümsedim.
"Ayy karnim ağrıdı be," diye söylendi.
"Seni güldürebilmem güzel, ama niye baskın yapar gibi odama girdin," dedim somurtarak.
"Unuttum."
"Neyi unuttun?"
"Neden geldiğimi unuttum."
"O zaman geri gidebilirsin," diye öneride bulunup gözlerimle kapıyı işaret edince, ellerini beline koydu.
"Sen benimi kovuyor musun Lara Acar?"
"Yok canim seni kovmak benim ne haddime," deyince gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Bende öyle düşünmüştüm, hadi gelde beraber inelim."
Dediğini ikiletmeden ayağa kalktım ve birlikte aşağı indik.
"Oğlum offf, hatırlatmasanıza bunu," aşağı inince Mirza ağlamaklı bir sesle söylenirken diğerleri gülüyordu.
Kaşlarımı havaya kaldırıp merakla onlara baktım. Bizi ilk gören Mirza oldu. Bakışları Elinada oyalandıktan sonra beni buldu.
"Yine zorbalığa uğruyorum," dedi yardim dilercesine. Defne geldiğimi anlayınca hemen ne olduğunu anlatmaya calisti ama gülmekten zar zor konuşuyordu. "Lara, Cansu'yu ha- hatırlıyor musun," dediğinde hemen ne demek istediğini anladım. Bu olayın üstünden yıllar geçmişti, ama yinede aklımıza geldikçe dayanamayıp gülüyorduk. Dayanamayıp bende kahkaha atınca Mirza sinirle bana baktı. "Unutsanız ölürdünüz dimi!" diye bağırınca onun bu haline daha çok güldüm. Elina benim de güldüğümü görünce bana baktı. Belli etmek istemese de neler olduğu nu merak ediyordu.
"Cansu Mirzanın çocukluk aşkı," diye açıkladım. "Ona aşkını itiraf edince Cansu onu reddetti. Mirza bir ay boyunca o çocuk haliyle tüm yaz tatili boyunca depresyona girdi ve okullar açıldığında gidip onu reddetti diye kızın saçına sakız yapıştırdı, evinin camlarına kendi ismini yazdı ve daha birçok şey."
Elina duyduklarına inanamıyormuş gibi Mirzaya baktı.
"Vay," dedi sesindeki şaşkınlığı gizleyemeyerek. "Emirhan kendi intikamını, depresyondaki o günlerin intikamını almış." Bu hoşuna gitmiş olacak çünkü gözlerinde küçük bir hayranlık gizliydi.
Mirza sinirli bakışlarını Elinaya cevirdi. "Birde sen başlama."
Elina kaşlarını çatıp "Ne var oğlum, övüyoruz işte daha ne istiyorsun," dedi ayni sinirle.
"Aman, istemez."
"Allah Allah, övüncede yaranamıyoruz şu adama!"
"kizim seninki övmek değil, basbaya sövmek!"
Elina ellerini yumruk haline getirip sinirle güldü.
"Ben artık kaçayım, burada bos bos oturmaktansa evde beni bekleyen derelerimi çalışayım." Bunu diyen tabiki Bartu'dan başkası değildi.
"Lan ders çalışa çalışa derse benzedin zaten biraz mola ver."
Bartu onu azarlayan Elinaya baktı ve gururla "Bu sizin için bir hakaret benim için bir Medh ü sena dır," deyip
Kendinden emin adımlarla gidince hepimiz onun bu haline güldük.
"Kesin ikizler burcudur," dedi Elina.
"Sen hangi burçsun," Mirza sorduğu soruyu gerçekten merak ediyor gibiydi.
"Koç," dediğinde şaşırmadım. Tam bir koç kadınıydı.
"Doğum günün ne zaman," diye sorduğumda heyecanlandım. Koç burcuysa doğum günü yaklaşmış olmalıydı.
"Niye bana sürpriz mi yapacaksınız yoksa?" diye dalga geçince kaşlarımı çattım. Niye böyle dedi ki? Belki de yapardık?
"Merak etme Nagehan, sevmediğim bir kıza doğum günü sürprizi yapmam. Daha önemli işlerim var."
"Ben de zaten sevmediğim bir adamın bana sürpriz yapmasını istemem. Hem ben doğum günü kutlamıyorum," deyince bakışlarımı ona çevirdim.
Merakla ona baktığımı görünce güldü. "28 Mart. Ama kutlamıyorum çünkü kendimi zaten hep özel hissediyorum. Lara, sadece doğum günlerinde değil. Ben yaşadığım her günü doğum günüm gibi geçiririm ve bunu size de tavsiye ediyorum," dedi alay edercesine fakat sessizce yutkunduğunu gördüm.
"Evet, motivasyon için sağ ol," diye homurdandı Mirza.
Elina tam bir şey diyecekti ki telefonu çaldı.
"Alo anne," diyerek hızla odadan çıktı.
"Ben de bir tuvalete gideyim," dedim. Ne olduğunu merak ettiğimden kalkıp onun arkasından gittim.
"Gelemiyorum anne," dedi Elina. Bir süre annesini dinledikten sonra, "Hayır anne. Hep aynı şeyi yapıyorsun. Artık bu numaralara kanmayacağım. Eve gelemiyorum birkaç gün," dişlerini sıkarak söyledi. Söyledikleri kaşlarımı çatmama neden olmuştu. Bende kalabileceğine göre müsait olduğunu sanmıştım ama eğer annesi onu çağırıyorsa gitmeliydi.
Bir süre ses gelmeyince ne dediğini duymak için iyice kapıya yaslanmıştım ki kahrolası kız kapıyı açtı. Öfkeyle gülmek arasında kalmış gibi bakıyordu.
"Özel konuşmalarımı dinlemiyordun değil mi?" dedi sinirle.
"Be-ben tuvaleti arıyordum sadece," dedim yakalanmanın verdiği utançla. Elina gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
"Kendi evinde tuvaletimi arıyordun?" deyince utancımdan kızardım. Gizli gizli hareketler yapmanın benlik olmadığını tekrar anladım.
Bakışlarımı yere sabitleyip, "Özür dilerim," diye mırıldandım.
"Ne kadarını duydun?" diye sorunca,
"Yeterince," diye cevapladım. "Annenin eve gelmeni istediğini duydum."
"Hmm," diye homurdandı.
"Burada kalacağının bir sakıncası olacağını düşünmedim. Annenden izin aldın sandım ama eğer gitmeni istiyorsa git."
"Annem benden çok şey istiyor, Lara. Hepsini nasıl yapayım?" diye sinirle gülünce ne demek istediğini anlamamıştım.
Bir anda ciddileşti ve yine konuştu: "Eve değil. Benim önemli bir işim var, oraya gitmem gerekiyor."
"Ne işi?" diye sorunca dudağının kenarı usulca yukarı kıvrıldı.
"Bu sorun paketi bu aralar fazla meraklı," diye alay edince ben bana taktığı lakabı düşünüyordum.
Sorun paketi mi?
"Sorun paketi mi?" diye sinirle sorunca sırıttı.
"Değil misin?" soruma soruyla cevap verince dudaklarımı birbirine bastırdım. Tam bir şey diyecektim ki beni böldü.
"Lara, kendi kendine idare edebilir misin edemez misin?"
"Nereye gideceksin, ona bağlı."
"Beni çıldırtma Lara! Bir saatliğine idare edebilir misin edemez misin!" diye bağırınca merakımı büyütmekten başka bir şey yapmadı.
"Ne işin var, sadece onu söyle. Söz, hiç kimseye söylemem."
"Kahrolası sorun paketi," diye söylenince öfkeyle bana baktı.
"Dövüşmeye gidiyorum," diye fısıldadı. "Bugün bir dövüş var ve ben de gidiyorum."
Dedikleri üzerine gözlerimin irice açılmasına engel olamadım. "Sen dövüşlere mi katılıyorsun?"
"Sen cevap vermeyeceksin, o yüzden ben kaçar. Kendine dikkat et," deyince telefonu çaldı. Gülümseyerek telefonu açtı. "Alo kuzen, beni mi özledin?"
Arkada Arvin'in her zamanki soğuk sesini duyunca gülmemek için yanağımın içini hafifçe ısırdım.
"O dövüşe katılmıyorsun."
Elina gözlerini devirerek, "Katılıyorum," dedi.
"Lara'yı yalnız bırakamazsın ve bu dövüşte iki adam yerine dört adam var."
Bunun Elina'yı korkutacağını sanmıştı fakat aksine Elina'nın gözleri hırsla parladı.
Oflayıp telefonu onun yüzüne kapattı. "Boşuna mı sorun kaynağı diyorum ben buna," diye mırıldanınca kendimi daha fazla tutamayıp ufak bir kahkaha attım.
Elina bana düşünceli bir şekilde bakınca telefonu yine çaldı. Az önceki sevincinin aksine şimdi tiksinerek bakıyordu çalan telefona.
"Yine ne var kuzen," diye açtı telefonu.
"Saygısızlığa tahammülüm olmadığını en iyi sen biliyorsun Elina. O yüzden kendine biraz olsun değer veriyorsan bir daha telefonu ben konuşurken yüzüme kapatmazsın."
Elina bu tehdit dolu sözlere hiç alınmamıştı.
"Ama o zaman sen benim yüzüme kapatırsın," dediğinde yine güldüm. Bu kız Arvin onunla dövüşmeyi kabul etsin diye her yolu deniyordu. Arvin ise "Ben kadın dövmem" diye inatlaşıyordu.
"Lara'yı yalnız bırakırsan canına okurum, duydun mu?"
Elina ufak bir kahkaha patlattı ve, "Korkma kuzen, sorgu hâkimi ve hassas terazi de burada. Zaten yalnız kalmaz," dedi. Aklına bir şey gelince güldü. "Emirhan'ı unutmuşum bak."
Sorgu hâkimi ve hassas terazi mi?
Bu kız ciddi ciddi düşünüp hepimize lakap mı takmıştı?
"Elina, oraya gelmeyeyim!"
Arvin'in sesi bu sefer gerçekten sinirli gelmişti.
"Tamam be, ne bağırıyorsun. Sence benim saygısızlığa tahammülüm var mı? Ayrılmam kızın başından."
"Aferin," deyip telefonu Elina'nın yüzüne kapattı.
Elina sinirle telefonuna bakınca kendimi gülmemek için zor tuttum. Bana döndü ve sinsice sırıttı.
"Evet sorun paketi, seni yalnız bırakmayacağım o yüzden hazırlan, gidiyoruz."
Afallamış bir şekilde ona bakakaldım.
"Ben de mi geleceğim?"
"Seni yalnız bırakamam ve o dövüşe katılmam lazım."
İlk defa Elina'yı dövüşürken göreceğim için heyecanlandım. Üstelik Arvin'in dediği doğruysa bir değil dört adamla.
"Tamam, hazırım," deyip onun peşinden odaya doğru ilerledim.
Odaya döndüğümüzde Elina sevinçten parlayan gözlerle koltukta oturan üçlüye baktı ve, "Lara'yı bir saatliğine bir yere götürüyorum," dedi.
"Hayırdır Nagehan, Lara'yı nereye kaçırıyorsun?"
"Bu seni ilgilendiren bir konu değil Emirhan."
Mirza kaşlarını çatıp ona baktı.
"Lara benim çocukluk arkadaşım ve onun güvenliği beni ilgilendiriyor. Onlar sana güveniyor olabilirler ama beni kandıramazsın. Söylesene Nagehan, nereden bileyim ona bir şey yapmayacağını? Belki de onu tehdit eden kişi sensindir, yalan mı? Bu kadar gizemli olmanın nedeni bu mu yoksa?"
Mirza'nın dedikleri üzerine Elina dişlerini öyle bir sıktı ki bir an kırılacak sandım.
"Gerizekâlısın Emirhan! Sence güvenilir olmasam neden Arvin beni çağırsın? Hadi bana güvenmiyorsun, Arvin'e de mi güvenin yok!" diye bağırdı sinirle.
Bu cevap Mirza'yı susturmaya yetmişti çünkü Arvin'e güveni sonsuzdu.
Gergin bir sessizlikten sonra sadece benim duyabileceğim bir sesle, "Dua etsin ki enerjim bana lazım," dedi. Ardından hızla arabasının anahtarını alıp dış kapıya yöneldi.
Koltuktaki üçlüye son bir bakış atıp onun peşinden gittim.
Arabasını görünce hiç şaşırmadım. Her şeyi gibi o da siyahtı.
"Merak etme," dedim keyfini yerine getirmeye çalışarak çünkü hâlâ somurtuyordu. "Zamanla alışır."
Sinirle gülümsedi.
"Sence benim onun ya da sizin güvenine ihtiyacım var mı?"
Arabaya geçince, "Kemerini tak," diye uyarıda bulundu.
"Gerek yok," diye kestirip atınca, "Sen bilirsin, uyarmadı deme," deyip sertçe gaza bastı.
Arabayı hızlı ve dikkatsizce sürüyordu. Hemen kemerimi alıp taktığımı görünce güldü.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama arabayı fazla sallandırdığı için bir süre sonra midem bulanmıştı.
"Daha ne kadar var?" diye sorunca cevap olarak sadece omuz silkmekle yetindi.
"Midem bulanıyor Elina, daha ne kadar var?"
"Geldik sayılır sorun paketi. Arabama kusarsan hepsini sana temizletirim."
"Kusarsam benim değil senin suçun olur. Ehliyetini almak için eğitmenlerini dövdün değil mi?"
Bunu şakasına demiştim ama bir anda donakalınca ağzım açık kaldı.
"Yok artık, cidden yaptın mı?" diye güldüm.
"Sadece biraz fazla hız yapıyorum diye sınavda geçirmeyecekti."
Duyduklarımın üzerine kıkırdamadan edemedim.
"Ne yaptın peki, nasıl dövdün?" diye sorunca dayanamayıp o da güldü.
"Bu konuyu birine anlatırsan ona yaptığımın aynısını sana da yaparım, sorun paketi. O yüzden konuyu burada kapatıyoruz ve bir daha açmıyoruz," dedi.
Park ettiğini fark edince camdan dışarı baktım. Gördüklerim tüylerimin diken diken olmasına neden olmuştu. Terk edilmiş bir sokaktı burası ama az ileride büyük bir grup insan vardı. Vahşice olan çığlıklarını buradan duyabiliyordum. Benim aksime Elina onları görünce rahat bir nefes alıp tebessüm etti.
Yutkunarak ona döndüm. "Sence de burada kalmaktansa evde kalmak benim için daha güvenli değil mi?"
Beni rahatlatacağını düşünmüştüm ama o,
"Haklısın, bence de daha güvenli ama seni yanımdan ayırmayacağıma söz verdim," diyerek beni yanılttı.
"Ben burada kalsam?" diye sorunca yüzündeki gülümseme silindi ve bakışlarını korkmuş yüzüme çevirdi.
"Korkuyor musun?" diye sorunca başımı iki yana salladım ama yüzümden anlamıştı bile.
"Sana dikkat edeceğim Lara. Hadi şimdi inelim," deyince hâlâ rahatlamamıştım.
Tam o anda telefonumdan bir bildirim geldi.
Bu salak kız bizi nereye getirdi böyle.
Nagehan'a benim için bir kere vurur musun?
Mirza'nın mesajlarını okuyunca gözlerimi devirdim.
Gerçekten bizi takip mi ettin?
Sakın çaktırma.
Burada olduğumu bilmemeli.
diye yazınca benim güvenliğim için değil de merakına yenildiği için geldiğinden eminim. Mirza en az benim kadar meraklıydı ve istediği bir şeyi bilmese içi asla rahat etmezdi.
Tamam.
diye kestirip Elina'nın peşinden gittim. Birazdan dövüşeceğini bildiği hâlde, canının yanacağını bildiği hâlde başı ve omuzları her zamankinden daha dikti.
İnsanlar onu görünce çığlıklar daha şiddetli bir hâl aldı.İnsanlar bir çember içindeydi ve çemberin ortasında koca bir ring vardı. Elina'nın yanına bir kız geldi. Kızın saç dipleri siyahtı ama uçlarını maviye boyamıştı. Kız tam ağzını açmıştı ki Elina,
"Arkadaşım sana emanet. Kılına zarar gelirse ringde bir sonraki kurbanım sen olursun Pera," diyerek onu tehdit etti.
Kız bana kaçamak bir bakış attıktan sonra Elina'ya dönüp başını onaylarcasına salladı.
Elina bu onayın karşısında daha önce onda görmediğim bir içtenlikle gülümsedi.
"O zaman başlatın dövüşü, kraliçeniz geldi," diyerek bana göz kırpıp gitti.
Adının Pera olduğunu düşündüğüm mavi saçlı kız hemen elini bana uzattı.
"Ben de Lara, memnun oldum," diyerek gülümsemesine karşılık verdim. Bu tür dövüş işlerini Pera'ya hiç yakıştıramamıştım.
Özellikle gülüşünün ne kadar masum olduğunu gördükten sonra.
"Biz dövüşen kişinin yakın arkadaşıyız, o yüzden en öne gidebiliriz," diye bilgi verdi Pera.
"Bizim aslında bir arkadaşımız daha var, o da burada," dedim Mirza'yı arkalarda tek başına görünce.
Pera benim baktığım yere baktı ve "Oradaki mi?" diye işaret edince,
"Evet," dedim.
"Tamam o zaman o da öne gelsin," deyince Mirza'ya seslendim. Zavallı çocuk onca insanın içinde hiçbir şey göremiyor, görebilmek için ayak parmaklarının üstünde duruyordu. Fakat bu pek bir işe yaramıyordu çünkü önündeki adamı dürtüp eliyle çılgın hareketler yapıp ona bir şeyler anlatıyordu.
Beni görünce gülümsedi ve önündeki adamın kel kafasına yavaşça vurduktan sonra yanıma geldi.
"Nagehan burada dövüşecekmiş?" diye sorunca başımı salladım.
"Gel de gör onu," dedi sıkıntıyla.
"Biz onun arkadaşıyız diye en öne gitme hakkımız var," diye açıkladım Pera'nın bana anlattıklarını.
"Kendi adına konuş, ben onun arkadaşı falan değilim!"
"İyi o zaman sen yine o keltoşun arkasına git, biz öne gideriz," dedim.
"Tamam, birkaç saatliğine onun arkadaşı olabilirim," diye homurdandı.
Pera onu düşünceli bir ifadeyle inceledi. "Elina'nın sevgilisi misin?" diye sorunca Mirza büyük gözlerle ona baktı.
"Sevgilisi mi? Ne sevgilisi, Allah göstermesin! Sen de kimsin?" diye bağırdı.
"Ben Pera, memnun oldum," deyince tanıştığına hiç de memnunmuş gibi bakmıyordu.
Mirza, "Ben de Mirza," diye karşılık verince yüksek bir zil sesi duyuldu.
Pera hemen bize dönüp, "Çabuk olun, dövüş başlıyor," diyerek öne doğru koştu. Arkasından koşarak ona doğru ilerledik. Tam da ringin önünde durduk ve Elina'yı gördük. Üstünü nerede değiştirdi bilmiyorum ama siyah kot pantolonunun yerini gri bir eşofman almıştı. Karşısında ise dört adam duruyordu.
"Bu adamları sokakta buluyoruz," diye açıkladı Pera.
"Onlara dövüşmek isteyip istemediklerini soruyoruz. Kazanan kişi para ödülü alıyor."
deyince biraz rahatladım. Aralarında iki tanesi gerçekten tecrübesiz görünüyordu çünkü Elina'nın bana öğrettiğinin aksine yumrukları baş hizasında değil göğüs hizasındaydı ve oldukça zayıf görünüyorlardı. Bu ikisi Elina için kolay av olacaklardı. Fakat yine de Elina'ya küçümser bakışlar atıp onu hafife alıyorlardı. Birinci hataları buydu.
İkinci kez zil çalınca adamlar harekete geçti.
İlk saldıran kişi adamlardan biriydi. Elina'nın kafasına bir yumruk için hamle yaptı fakat Elina hızla eğilip boşlukta kalan karın boşluğuna sert bir yumruk geçirdi. Adam acıyla inledi ve afallamış bir şekilde Elina'ya baktı. Elina bunu fırsat bilip özel bölgesine sert bir tekme attı. Adam iki büklüm oldu ve Elina onun kafasına sertçe dizini geçirdi.
Elina gülümseyerek bana baktı fakat sonra tam solumda duran ve onu hayranlıkla izleyen Mirza'yı fark etti. Gözleri irileşti ve kaşları havaya kalktı. Bedeni kaskatı kesilince ona doğru gelen adamı göğsüne yediği sert yumruktan sonra fark etti.
Bakışları acı doluydu.
Adam ona acımadan yüzüne yumruğunu geçirdi ve Elina acıyla yere yığıldı. Tekrar kalkmak için çabalıyordu. Bu kadar kolay pes etmek istemiyordu ama adam yüzünü tekmeleyince tekrar düştü.
Elina bana dövüş sırasında dikkatli olmam gerektiğini ve tüm odağımı sadece rakibime vermem gerektiğini söylemişti. Fakat bu sefer kendisi dikkatini koruyamadı ve bunun bedeli şu an yediği darbelerdi.
Elina kaybediyordu...
Evett bir bölümün daha sonuna geldik. Sizce sekizinci bölümde neler olacak? Elina gerçekten kaybedecek mi? Buraya kadar okuyanlara saygımı ve minnetimi iletiyorum. Hepinizi seviyorum! Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle
