Kabusum Olan O Gün

Vaveyla Yazarı: Zeypek_ 24

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Kabusum Olan O Gün

21 mayıs 2005
Ege soydan
Annem, babam, kardeşim ve ben çok güzel bi gün geçirmek adına gezmeye gidiyorduk. Babamın asker olduğunu biliyordum o yüzden babam çocuğu zaman eve gelmezdi, gelse bile çok durmadan gene giderdi.
O yüzden kardeşimle beraber anneme daha düşkün biriydik. Damla tam olarak anneme benziyordu, ben ise tam tersi babamın küçüklüğüydüm.
Babamla annem radyodan müzik açmış dinliyordu, bense Bebek koltuğunda oturan kardeşime arabalarımı gösterip onunla oyun oynamaya çalışıyordum.
Gün çok güzel geçiyordu ve öyle geçiceğini sanmıştım, ama herşey sandığım gibi olmamıştı. Arabanın frenleri kesilmişti ve ailemi kaybetmeme neden olmuştu. Tam olarak şöyle;
"Damla biliyormusun abicim ben büyüyünce futbolcu olcam" diyordum. Babam dikiz aynasından bana bakıp gülümseyip "Yakışır aslan oğluma" dedi.
Annem ise babama bakıp "Ege hiç öyle babana uyup hayallere kapılma hukuk okuyup savcı yada avukat olucaksın" dedi hayal kurup sanki beni öyle görüyordu hayallere dalıp İnşallah dercesine iç çekerek.
Ben ise futbolcu olmaya kararlıydım. "Ama anne futbolcu olduğumu düşünsene maçlarıma geliyorsunuz, insanlar severek maçlarıma geliyo beni destekliyo çok güzel olmaz mı" dedim.
Annem "Ege'cim sakatlanabilirsin futbolda ve futbol kariyerin yarıda kalabilir, yada Allah korusun bacağında kalıcı bi sakatlık olur ve yürüyemezsin" dedi.
Babama baktığım esnada kaşlarını çatmış padalların olduğu aşağı tarafa bakıyordu. Birşeyler oluyo gibiydi çok hızlı gibiydik Damla huzursunlanmış olucak ki mız mızlanıyordu. Anneme baktığım esnada babama bakıp herşey yolundamı diye soruyordu.
Babam bizi endilendirmemek adına sessizce konuşup "Frenler tutmuyo, bi sorun var" dedi. Annemde tedirginleşip arkasına baktı. "Oğlum kemerlerinizi takın tamam mı" dedi, Korkuyla. Hemen Damla'nın kemerlerini takıp bende kendi kemerimi taktım ve arkama sıkıca yaslandım.
Aradan bir iki dakika geçmişti, karşımızdan son sürat gelen bi tır vardı babam yavaşlamaya çalışıyordu ama olmuyordu ama olmuyordu tır bize yaklaştı ve bize çarpmasıyla yol kenarındaki bayırdan aşağıya yuvarlanmaya başladık.
Yuvarlanma durunca arabadan dumanlar çıkıyordu, hafif gözlerimi açtığımda babamın kafasını dikresiyona çarpış ve orda duruyordu annemin ise kafası torpido gözünün oraya gelmişti. İkisininde kafası kanıyordu, biz ise Damla durmadan ağlıyordu ve çırpınıyordu, benimde burnum kanıyordu ve gözlerim kapanmaya yaklaşmıştı. Hiç birşey yapamıyordum. Ve gözlerim kapanmıştı.
Kazadan günler sonra:
Gözlerimi açtığımda gözlerim beyaz tavanla karşılaştı, etrafıma baktığımda hastane odasında odasındaydım. Başımda amcam vardı. Gözlerimi açtığımda "Emre" dedi. Bana hep ilk ismimle sesleniyordu. Onun yüzünden ilk isminden yıllar sonra nefret edicektim ki bide kazanın onun planladığını öğrencektim.
Amcam benden bi tepki vermemi, konuşmamı bekliyordu ama hiç bi tepki veremiyordum.
Günümüz
Ege soydan
Elimde tuttuğum fotoğrafa bakıyordum. Annem, babam, ben ve kardeşim vardık.
Kabusum olan o günden, tam iki gün öncesiydi. Mutluyduk, annem ve babamla yaşadığımız hiç bir anıyı hatırlamıyordum. Sadece elimde olan fotoğrafları ve kişisel eşyaları vardı.
Annemle babamı dört yaşında kaybetmiştim. Küçükken hep annesi ve babası olan arkadaşlarımı kıskanmıştım.
Amcam beni eskiden azda olsa severdi, ama büyüyünce ona karşı gelmeye başladım. O günden sonra sevmez oldu beni. Bana bir kere bile sarılmadı. Annemle babam nasıl öldü niye mezarları yok diye sorardım hep. O ise bilmiyorum sizi kurtarmışlar benide hastaneye çağırdılar işte derdi. Hiç mi üzülmezdi.
Okulda hiç ailevi etkinliklere katılamamıştım. Arkadaşlarımın aileleri hep beni yazık ailesi yok diye severlerdi. Benim ne annem ne babam vardı. Sadece aile diye tutunduğum bir kardeşim. O daha iki yaşındaydı annemler öldüğünde oda ne annemi nede babamı hatırlardı. Ben ise bak kardeşim bu annem yada bu babam diye bi mezara götürmüştüm kardeşimi.
17 yıl olmuştu ama ben hayla ne annemin nede babamın cenazesine ulaşabilmiştim. Ama andım olsun ki ilk paramı gerçek bi şekilde kazandığımda bu işin peşine düşücektim.
Elimde kalan videolara göre babam benim futbolcu olmamı, annem ise benim hukuk okuyup ya savcı yada avukat olmamı isterdi.
Anne baba size söz veriyorum yüzünüzü kara çıkartmayak hem sizi bulucam hem Damla'nın hayallerini hemde kendi hayallerimi gerçekleştiricem.
Sabaha kadar gene uyuyamamıştım. Annemle babamla olan o son fotoğrafa bakar dururdum hep. Onları haddinden fazla özlemiştim. Sıra arkadaşım Elif hep ailesinden bahsedip dururdu. Benim ise ne anlatıcak hatırladığım anılarım nede götürceğim bi mezarları vardı.
Okul vakti yaklaşınca kıyafetlerimi alıp yurdun banyosuna girdim. Kendime ait olan dolabı açtım ve kıyafetlerimi koyup havlu, lif, duş Jeli ve şampuanımı alıp kabine girdim.
Kısa bir duştan sonra belime havluyu bağladım, diğer el havlumlada saçlarımı kuruluyordum. Dolabı açıp giyiceklerimi giydim ve saç kurutmayla tarağımı alıp saçlarıma şekil verdikten sonra banyodan çıktım.
Üzerime okula ait olan bir beyaz tişört altımda ise ne çok bol nede çok ve normal bollukta olan siyah bi eşofman vardı. Yatağıma geçip beyaz siyah çizgili çoraplarımı giydim.
Çantamı hazırladıktan sonra siyah hırkamı ve beyaz spor ayakkabılarımı giyip okul yolunda yürümeye başladım.
Tek gitmemek amacıyla Ayaz'ı beklemeye başladım. Aşağıya indiği anda konuşmaya başladı gene. Konuda şu he şimdi Elif'in babasıyla bunun babası arkadaşmış, buda onlara git gel git gel Elif'in kardeşine aşık olmuş. Kasımda 17 yaşıma girecektim ve şuana kadar hayatımda aşk duygusunu yaşamamıştım. O yüzden Ayaz'a taktik vermek yerine sadece dinliyebiliyordum.
Baya demesekte biraz yürüdükten sonra okula varmıştık. Elif daha gelmediği için Ayaz benim yanımaydı. Onunla muhabbet ediyorduk.
Demeden zilin çalmasıyla Elif ve yanından ayırmadığı iki arkadaşıyla gelmişti. Ayaz hemen kendi sırasına geçinde, Elif'de benim yanıma gelmişti ve gülümseyerek "Günaydın" demişti.
Bende ona gülümseyerek "Günaydın" dedim. Elif heyecanlı heyecanlı birşeyler anlatıyordu.
Hiç nefes almadığını fark ettiğimde. Gülerek "Elif" dedim. O ise bana bakarak heyecanla "Efendim" dedi. Bende gülemeye devam ederken "Nefes al biraz" dedim.
Oda anında gülümsemesi solarak koluma vurdu ve arkadasına yaslanarak kızgın bir ifade takınıp kollarını önünde bağladı ve homurdanmaya başladı. "Nefes almış, sanane kardeşim nefes benim değil mi, ister tutarım ister alırım ister tutar vermem ister verip almam sanane öküz" dedi.
Son dediğiyle kahkaha atmıştım. Çantamdan çikolata çıkardım "Tamam hadi Alda küsme" dedim. Elif ise bir hışımla yerinden doğrulup elimden çikolatayı aldı ve bana doğru sallayarak "Ege cidden seni gebertirim ben bebekmiyim de çikolata ile kanıcam sana al bunu münsaip bir yerlerine sok" dedi. Bu anı çıkışına şaşırmıştım.
Çikolatı geri çantama attım ve kafamı sıraya koyup hocanın gelmesini bekledim. On, on beş dakika sonra Edabiyat hocası geldi ve daha selam bile vermeden. "Çocuklar herkes sıra arkadaşıyla bir oluyor ve iki tane kompozisyon hazırlıyor birincisi bakıpta kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamakmıdır aşk." Dedi ve derin nefes alıp ikincisine geçti.
"Bir bu, ikinci ise gözlerdemi yoksa sözlerdemidir aşk bunlarım üzerine yazacaksınız, önümüz hafta sonu zaten ilk dersimize getirin ona göre bir sözlü puanınızı ona vericem" dedi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.