5. bölüm / 6
Bizi kimse öldüremezIşık Parçası
Bölümler 6Şu an: Işık Parçası
Babam bana bakarken "Elif, Ege kim" dedi.
Ben ise "Hiç baba, bu sene geldi. Sıra arkadaşıyla çok konuşuyor diye sınıf hocası benimle oturttu, edabiyat hocasıda sıra arkadaşınla ortak ödev yapıcaksınız dediği için bize geldi." Dedim.
Babam "Bana hiç öyle gelmedi ama neyse inşallah öyledir." Dedi.
Bende babama bakarak "Baba ya ne demek istiyorsun sen, hem ayrıca benim hiç mi erkek arkadaşım olmiycak" dedim.
Babam ise tek kaşını kaldırarak "Ege senin erkek arkadaşın mı" dedi.
Ben ise hızla "Hayır" dedim.
Babam "Pekâlâ getir o zaman telefonunu Ege beyle olan konuşmalarınısa bakiyim" dedi.
Ben kalkarken babam beni geri oturkarak "Aybars sen getir bu getirirken birşeyler siler şimdi" dedi.
Aybars Abim koşa koşa odamdan telefonumu getirdi ve babama verdi.
Babam "Şifresi ne bunun diyince" Şifreyi söylemek yerine elinden telefonu aldım ve şifremi girip geri uzattım. Babam WhatsApp'a girip Ege Soydan adlı kişiye tıkladı ve mesajlaşmarı okuyup birşey bulamayınca bana geri uzatıp yemeğine geri döndü.
Yemek yedikten sonra ailecek salonda oturuyorduk. Tekli koltuklarda abimler oturup maç izliyordu. Babam ben ve annem ise kanepede oturuyorduk. Babam kolunu benim omzundan geçirerek beni kendine çekmiş oturuyorduk, annem ise koltuğun diğer tarafında oturmuş meyve soruyordu. Biraz zaman geçtikten sonra gözlerime uyku basmaya başladı. Babam esnediğimi gördüğünde, saçlarımı okşayarak başımı öptü ve " Uyu güzelim, ben götürüm seni" diyince kafamı yastık niyetine yaslayıp uykuya daldım.
Gözlerimi açtığımda, okul için annem beni uyandırmaya çalışıyordu. Annemin daha fazla çenesine dayanamayarak kaltım ve banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra dişlerimi fırçalayıp banyodan çıktım. Bugün beden olduğu için eşofmanlarımı giyip okul çantamı alarak odadan çıktım. Annem kahvaltı hazırlamıştı ama yeni uyandığım için yemiycektim.
"Günaydın annelik" annemin yanağından makas aldıktan sonra ağzıma bir kaç salatalık attıktan sonra babamın yanına gittim.
Babamda işe gitmek için hazırlanıyordu, babamın boynuna sarıldıktan sonra yanağını öptüm. Babamda benim yanağımı öptükten sonra "Baba bugün Melis ve Ada'yla okuldan yiycez para verebilirmisin" diye sordum. Babam cebinden dört yüz lira çıkartıp bana uzattı, parayı alıp uzaktan öpücük attım ve anahtarımı alıp evden çıktım.
Okula doğru yürürken lacivert kulak üstü kulaklağımı takarak ilerlemeye başladım. Normalde okula abim yada babam falan bırakırdı, ama ben genellikle ya yürüyerek yada bisikletle gidiyordum.
Yaklaşık on beş dakikalık yürümenin ardından okula varmıştım. Kapıda Melis Ve Ada beni bekliyordu, onların yanına gittip koca bir sarılmadan sonra, sınıfa çıkıp çantamı bıraktım ve sadece paramı alıp geri aşağıya indik.
Bahçeye indiğimizde hoca daha yoktu, o yüzden bizde banka oturup beklemeye başladık.
Öğretmenler zili çalınca hocada gelmişti, liste sırasına göre hocanın karşısında yan yana ip gibi dizildik. Ege ile isimlerimiz alt alta olduğu için Ege sol yanımda duruyordu. İster istermez gülümsüyordum.
Ege bana bakarak gülümsedi ve elindeki basketbol topunu kolununun altına alarak " Allah neşeni bozmasın Işık parçası" dedi. Ben hafif kahkaha atarak Ege'ye baktım ve "Işık parçası mı" dedim.
Ege'de başını hafifçe sallayarak "Evet ışık parçası ne oldu ki" dedi. Bende "Ege Allah aşkına ışık parçası ne ya" dedim.
Ege ise açıklama gereği duyarak "Bizim oralarda, ışık parçası daha çok neşeli etrafını aydınlatan kişilere söylenir, yani ışık aslında sevgi ve sıcaklık parçası ise onun parçası anlamına gelir. Sende etrafına neşe saçan bir kızsın o yüzden aynı ışık parçasını andırıyorsun, o yüzden" dedi. Gülümsemem artarken içim kıpır kıpır olmuştu. Gülümseyerek Ege'ye baktım ve " Teşekkür ederim" dedim.
Ege ise " Teşekküre gerek yok" dedi ve hocaya döndü. Ege önüne dönünce bende önüme döndüm. Hoca önümüzde gidip gelirken dolaşıyordu. "Evet çocuklar haftaya okul turnuvaları başlıyo, sıkı çalışın. Emre, Ayaz, Miraç, Kaan, Mert, Enes, Emir, Kayra siz kadrodasınız. Hamza ve Sinan ise yedeklerdesiniz, bakın yüzümü kara çıkartmayın size kendimden çok güveniyorum. Hadi bakalım aslanlarım" diyip Ege'ye baktı ve "Emre Kaptan sensin, saydığım isimleri topla sahaya geçin bende geliyorum birazdan" dedi.
Hoca bu sefer İlayda'ya döndü, "İlayda, sende voleybol takımındakileri topla fileye gidin, ikinci dersin ilk dakikası ben bakcam size" dedi ve Ege'leri alıp sahaya gitti.
Bizde azıcık dolaştıktan sonra tribünlere gidip oturduk. Ege'ler karşı sınıfla maç yapıyordu. Melis ordan bakıp bana "Elifcim tatlım biz buraya niye geldik" dedi, Ada ise Melisi onaylayarak "İlk defa haklı" dedi.
Ben ise oflayarak "Ne abarttınız, hep gelmiyormuyduk" dedim. Melis bana birşey ima etmeye çalışarak "Fakat artık nedense Ege hep burda olduğunda burdayız ama" diyip göz kıprtı. Ada ise olanları anlamış gibi ağzından hayret nidası dökülerek bana baktı ve "Gerçekten mi" dedi.
Ben utangaç ama içten bir gülümsemeyle başımı salladım, " Evet Ege'ye aşık oldum" diye fısıldadığım esnada sahadan yere düşme sesi geldi.
Kafamı kaldırıp baktığımda Ege yere düşmüştü, tam ayağı kalkıp yanlarına giderken 9/E'den Tuna'nın yakasına yapışmış "NE YAPIYORSUN LAN SEN" dedi, sanki tüm sınırını ondan çıkartıcaktı. Tuna Ege'nin damarına basarak "Önüne baksan böyle olmazdı dünkü çocuk" dedi.
Sanki Ege'nin o an gözlerinden ateş fışkırmıştı, Tuna'ya yumruk atarak yere düşürdü, ondan sonra üstüne çıkıp yüzünü yunruklamaya başladı.
Hemen "EGE" diye bağırarak koşmaya başladım. Sahaya girip Tuna'nın üstünden Ege'yi çekip, Ege'ye baktım. " Ne yapıyorsun sen ya" dedim. Ege ise bana bakarak "Dünkü çocuk diyor bana ben göstercem ona dünki çocuğu" dedi.
Ege'ye ateş saçan gözlerle bakarak " Sakin olmayı denesen bi hani, çok zor olucak ama dene bence, çünkü böhle giderse iki güne atılırsın ya" dedim. Ege bana alaycı bakışlar atarak "Ne oldu ben gidersem çok mu üzülürsün Işık parçası" dedi.
Ege bana ne zaman Işık parçası dese kalbim hızlanıyordu, neyse şimdi konumuz o değildi. Ege'ye alay eder gibi baktıktan sonra " Ne olur gitme Ege ya, sen gidersen ben ne yaparım hasretinden yanarım yapma bunu bana" dedim, gülerek.
Ege bana doğru yaklaştıktan sonra, baş parmağını dudağımın kenarına sürttü, Sonra ise üstten bana bakarken çapkın bir ifadeyle konuşmaya başladı "Gerçekten üzülürmüsün" dedi.
Kalbim sanki göğsümden çıkmak ister gibi atamaya başlamıştı, ona alttan alttan gülümseyip "Üzülürüm, gerçekten üzülürdüm, Denizcik o yüzden gitme" dedim.
Ege anlamayan gözlerle bana bakarak "İsmim Ege" dedi. Bende işi şakaya vurarak " Oda bir deniz" dedim, gülerek.
Ege bana yarı sinirli baksada gülmemek için zor duruyordu, bunu anlayabiliyordum.
Ege Soydan
Okuldan döndükten sonra duş almıştım, ve şuandada yatakta uzanıyordum. Okul yorucu geçmişti yalan değil ama en azından artık okula biri için gidiyordum, oda sıra arkadaşım Elif'ti. Ben aşkı onunla tatmıştım ve sandığımdan güzel bir duyguydu. Çok güzel bir kızdı Elif, anlatilmiycak kadar hatta.
Ben Elif'in sosyal medyasında dolaşırken Ayaz'ın çağrısı ekrana düştü. Açtıp kulağımı telefona yaslayıp "Alo" dedim.
Ayaz ordan gülüp "Kaptan" dedi. Ben ise "Ne istiyorsun" dedim. Ayaz "Oğlum yarın hazırlık maçı var hazır gel" dedi. Ben ise "Tamam" dedim.
Demek yarın büyük gündü, Elime eskiden kalan aile fotoğrafını aldım ve babamla annemin olduğu yeri baş parmağımla okşayıp, "Ailem, nasılsınız. Ben çok iyim bugün okulda da takım kaptanı seçimdim. Anne biliyorum hukuk okumamı istiyordun ama ne üniversite için beni destekliyicek ailem, nede param var.
Futbolcu olmak gibi hayallerim var ama biliyorum zaten sadece bir hayalden ibaret kalıcak, biliyorum hayat acıdır yani. " Dedim, gözlerim dolarak. En hassas noktam Ailem olabilirdi.
Ege bilmiyordu ama ilerde kendinden çok destekliyicek kocaman bir ailesi olucaktı.
Konuşmaya devam ettim. "Anne, fıstık gibi bir gelin buldum sana" diyerek gülümsedim. "Görseniz sizde çok seversiniz aslında, Işık parçası gibi ona zaten Işık parçası diyorum. Bugün bana anlamını sorduğunda ona neşe saçan olan anlamını söyledim.
Ama Elif’e “ışık parçam” dediğimde aslında ona, “Sen benim hayatımın içindeki en güzel aydınlıksın.” demiş oluyorum.
Bölüm etkileşimi
