6. bölüm / 6
BİZ DAĞLARIN ERLERİ6.BÖLÜM: BİR UMUTTUR YAŞAMAK
Bölümler 6Şu an: 6.BÖLÜM: BİR UMUTTUR YAŞAMAK
Yiğit Karaca
Bundan sonra hiçbir şey normal olmayacaktı,olamayacaktı.Operasyonlar daha çetrefilli ve daha yorucu olacaktı.Gerçi bu zamana kadar katıldığım hiçbir görev kolay değildi ama bunlar bir hayli zor olacaktı.Hani derler ya zor günler bitti daha zor günler başlayacak diye.Şuan içinde bulunduğumuz durum tam olarak bu.Daha zor günler kapısının eşiğindeyiz.Bu zor durumlardan beni ayırabilecek destekçim,Asena’m…Çok güçlü ve bir o kadar cesur ve soğukkanlı bir kadın.Bazen içimden geçiriyorum.Kadın olsaydım onun gibi olmak isterdim.Ya da…Kadın olsaydım hayatta kalmayı,kalabilmeyi becerebilecek miydim?Son zamanlarda biz sınırlarda,vatandaşlarımız da ülke içinde çatışıyor.Bu memleketin bu kadar kötüye gidebileceğini hiç düşünmemiştim.Silah kullanmayı yaşı büyük vatandaşlar bile bilmiyorken bir çocuk özellikle gelişim çağında olan bir çocuk nasıl olur da bu kadar hakim olabilir?Küçük yaşlarında bile melek olan çocukları şeytanlaştırdılar.Çocuklar böyleyken yetişkinler neden böyle olmayasın ki?Çocukları yetişkinler büyütür.Yetişkinlerin psikopatlığı geçer çocuklara.İç karışıklar varken nasıl bu ülkeyi ayakta tutacaktık?Ülke olmanın ilk adımı bütünlüğümüzü sağlayabilmektir.Şuan dünyada Türk ırkı hala varsa bunun sebebi atalarımızın devletleri yıkılmasına rağmen bütünlüklerini koruyup pes etmemesidir.Geleceğimizi inşa etmek için geçmişimize bakmalıyız lakin biz göz ucuyla bile bakmamışız.Kimin ne düşündüğü şuan umrumda bile değil,ben kimliğimizden utanıyorum.Zamanında birlik ve beraberlik içinde ülke kurmuş atalarımıza şuanki durumlardan dolayı büyük bir özür borçluyuz.Masamın başında saatlerdir oturuyorum.Ne aklıma bir fikir geliyor ne de hareket ediyorum.Öylece bitik bir halde masamın başında çaresizim.Elim kolum bağlandı sanki.Bir haritayla bakışıp duruyorum.Sınırlar var,topraklar var,canlar var ama nasıl düşman elinden kurtaracağım aklıma gelmiyor.Gözlerimi kapatıp sandalyeye yasladım başımı.Yandaki küllükten sigaramı alıp derin bir nefes çektim.Verdiğim nefeste içimdeki bütün dertleri çıkarmaya çalıştım.Sigaramı küllüğe koyup kafamı tekrar yaslamıştım ki kapım çaldı."Gel."Kapı açıldığında karşıda Bayram'ı gördüm.Normalde odama acil bir şey olmadığı sürece gelmez,timde en az konuşanımız ve işini en düzgün yapmak için çabalayan biridir."Bir sıkıntı mı var Bayram?Malum sen gelince korkuyorum."Bayram yüzüme biraz da olsa heyecanlı bir şekilde bakınca daha da çok kuşku duydum."Bayram söylesene çatlatacaksın he."Bayram tam ağzını açacakken kapım bir daha çaldı."Gel."Bu sefer de içeri Çağkan girdi.Selam verip Bayram'ın yanına geçti."Komutanım, karımdan haber aldım.Annem aradı.Doğumdaymış.Biliyorum çok yoğunuz ama gidip görmem lazım.Biliyorsunuz çok bekledik."Bayram çocuk sahibi olmayı hep istedi ancak karısı ile çocuk yapması çok riskliydi.Onun heyecanını en yakından anlayabiliyordum.Gülümsedim."Hep beraber gideceğiz aslanım.Senin bu süreçte en çok biz yanındaydık.Bebek Pak'ı hepimiz karşılayalım."Bayram'ın gözleri doldu bana sıkıca sarıldı."Eşek herif bana değil karına sarılacaksın."Çağkan'a baktım.O da çok mutlu olmuştu."Bu çocuk baba oldu ya salağa bağlar şimdi dedim."Hepimizi bir gülme aldı.Tam biz çıkacakken kapıda Yıldırım ve Asena'yla karşılaştık."Sizin de haberiniz vardı değil mi?"dediğimde hepsi suçlu gibi başlarını aşağı yukarı salladılar."Bayram'cığım bundan sonra bu eşeklerden önce ben bileceğim haberin olsun."dedim alaycı bir şekilde."Asena,komutanımın haberi var değil mi?" Asena alaycı bir şekilde gülümsedi."Bilmemesi mümkünmüş gibi soruyor musun bir de?"Aklıma komutanımızın Erdem Ertekin olduğu geldi.Kuş uçmak istese bile izin almak zorundaydı.Adam karısı kollarında can verdiğiden beri daha da pimpirikliydi.Çocuklarını da o şekilde kaybetmek istemiyordu.Şuan kendisi albay olabilirdi ama bir zamanlar tam bir İstanbul beyefendisiymiş.Ne kadar komutan olarak disiplinliyse hepsi bizim canımızı en iyi şekilde koruyup evlerimize şehadet haberimizi götürmemek.Ancak o da her zaman yanımızda değil mesela Şafak abimin şehadeti...Bayrağımız için kendini öne atan yiğidimiz...Hala dertleştiğimiz saatler dün gibi aklımda.Aynı şehadetinin aklımda olması gibi.Koca yürekli adam vatanı için,bayrağı için delik deşik oldu.Dalgın dalgın kullanıyordum arabayı.Dalgın olmamak elde değil.Yeni kayıp ve yeni yaşam.Hayat aslında birçok tezatlarla dolu.Aynı bu durum gibi.Bir hayat bitiyor yepyeni başka bir hayat başlıyor.Yolcu koltuğunda Asena;ark üçlüde ise Çağkan,Gökbörü ve Doruk vardı.Bunlar zaten üçlü pezevenk sürüsü olduğu için izinlerinde,dinlenmelerinde asla ayrılmazlar.Ama içlerinde en patavatsızı Gökbörü.Ondan bir ibnelik bek-"Komutanım,darısı başınıza inşallaah.Asena komutanım buna siz de dahilsiniz."Asena ile bezmiştik bu çocuktan."Kapa çeneni Şan!"İşte benim hayatımın kadını,ruh eşim.Nasıl da biliyor zamanlamasını."Ne dedim komutancıklarım ya.Ben sizden kız istiyorum.Valla Yiğit komutanım çok iyi kız babası olursunuz."Şerefsiz köpek ya.Asena odamdayken kapımı dinlemiş!İbret-i alem olsun diye donundan direğe asmak var ama şimdilik susuyorum."Eğer o ağzın açılırsa ibret-i alem olsun diye götünden direğe asarım seni."Bıkmış bir şekilde nefes verip Çağkan’a baktı.Kısık sesle fısıldadı.”Ben ne dedim amına koyayım ya.Nerden piçlik orda Gökbörü diyorlar.”Çağkan işaret parmağını ağzına götürüp sus işareti yaptı.”Yalan mı şerefsiz patvatsızın tekisin.Şu aralar çok bulaşma sağa sola.”Gökbörü,Çağkan’dan da sıkılmış olacak ki Doruk’a döndü.”Abi benim hayatım kıymetli bana bakma.”Gökömer arkasına yaslanıp sustu.”Sen de ne prensessin be Doruk.Bir de gay yapalım seni.”Doruk sabır çekip Gökbörü’ye döndü.”Abi ne alaka amına koyayım.Ben Yiğit komutanımın elinde olmak istemem.”Elimi alnıma götürüp sıvazladım.Evet yalan yok.Acemi eğitimi alırken Doruk’a en ufak hatasında çok fazla ceza veriyordum.Hepsi onun eğitimli bir asker olması içindi ama en kötü yönümü de o biliyor.”Gökbörü susmazsan hepiniz ceza alacaksınız.Asla acımam.”Hepsi önüne dönüp sustu.”Daha ne kadar yolumuz var?”Yanımda oturan sevgilime baktım.”Yanlış hatırlamıyorsam yarım saatlik yolumuz daha var.”Uzun uzun ofladı.”Radyoyu açıyorum valla.”Elini radyo düğmesine bastığında Ayna’nın muhteşem sesi kulaklarınıza doldu.”Oy bahçenize/ben giremedim yavrum/gazelden oy oy gazelden oy.”Bizimkilerin favorisi.Arka üçlü bir anda canlandı.”Oy başım alıp/ben gidemedim yavrum/güzelden oy oy güzelden oy.”Asena’yla ben de katıldım.”Hele hele yürü fistanı sürü/hele hele yürü fistanı sürü.”Bu kısmı söylemeyi çok sevmiyordum ama Asena’ya bakıl söyledim.”Anasının nazlı gülü.”Asena’nın gözleri dolmuştu.Kanayan yarasıydı.Elimden geldiğince yarasını deşmemeye çalışıyordum.İki öksüz birbirinin halinden çok iyi anlardı.Ben yok sandığım ailemi yıllar sonra terörist olarak görmüştüm.Bence en acısı da buydu.Arka üçlü hala enerjik bir şekilde şarkı söylerken Asena'yla ben durulmuştuk.Çağkan durumu anlamış olacak ki Asena'nın omzuna dokundu."Komutanım,iyisiniz değil mi?"Asena arkasını dönüp Çağkan'a baktı."İyiyim Çağkan merak etme."Çağkan'ın gözünden çaresizlik akıyordu."Komutanım,yani-"Asena durdurdu."Biliyorum Çağkan,açıklama yapmana gerek yok."Çağkan saygıyla başını eğip arkasına yaslanmaya çalıştı ki Gökbörü'nün geniş omzundan yaslanamadı."Pezevenk az yan otursana gövdemi siktin.Omuzlarını keseceğim az kaldı."Derin bir nefes aldım.Aramızda en irimiz Gökbörü'ydü."Ne omuzu lan ne omuzu.Fatih Sultan Mehmet Köprüsü diyeceksin lan."Çağkan sinirden kafasına şamarı çaktı."Ecdadını sikecem bir de gurur yapıyorsun.Kay lan it!"Gökbörü isteksizce kaydı ve Çağkan'a yer açtı.Yola odaklanmış bir şekilde arabayı sürerken telefonum çaldı."Asena sen açsana ellerim dolu."Telefonumu her zaman torpidoya koyardım.Asena torpidodan telefonumu alıp açtı."Efendim Bayram abi.Bekle,hoparlöre alayım."Asena telefonu kulağından çekip hoparlöre aldı telefonu."Komutanım neredesiniz?"Karşımda duran trafiğe baktım."Şehir içi trafik var şuan ama bayağı yaklaştık.Büyük ihtimalle beş dakikalık yol on bilemedin on beş dakikadır Bayram.Eşin çıktı mı?"Bayram derin bir nefes verdi."Yok komutanım biz yola çıkmadan beş dakika önce haber gelmişti.Biz de öyle bir hışımla çıktık.Trafiğe takılmadık.Daha on on beş dakikadır içeride."Başımı salladım."Geleceğiz kardeşim.Trafik polisleri geldi yol açılır şimdi."Gökbörü atladı arkadan."Abim,beni bu ortamdan kurtar;konum at bana kaçayım.Yere göğe sığamıyorum.Afedersiniz amasik kadar arabada nefes bile alamıyorum."Bayram tutamadı kendini gülmeye başladı."Emin ol komutanlarım da sana meraklı değil Şan."Hepimiz gülmeye başladık."Abi birazdan orada oluruz yol açıldı."Asena kendine çekti telefonu."Abi çevirme var.Kapatıyorum."Bayram hiçbir şey söylemeden kapattı.Bize gelmemizi işaret eden polisin yanına çektim aracı."Kimlik,ehliyet,ruhsat."Asena'ya torpidoyu işaret ettim.Ruhsatı ve cüzdanımı çıkarıp uzattı bana.Önce ruhsatı daha sonra ehliyet ve kimliğimi uzattım."Komutanım,çok afedersiniz."Elimle durmasını işaret ettim."Önemli değil komserim,işiniz bu.Ayrım yapmadan görevinizi yerinize getireceksiniz elbette."Komiser,cüzdanımı ve ruhsatımı uzattı,ben de torpidoya yerleştirdim hemen."Komiserim sizden tek bir ricam var.Devremin çocuğu oldu ona yetişmemiz lazım.Bize yolu açabilir misiniz?"Ellerini iki yana açtı."Elbette komutanım,emriniz başımızın üzerinedir.Şimdi açtırıyorum."Camımı kapatıp komiseri bekledim.Önümüzdeki araca binip sirenlerini bağırta bağırta açtı yolu.Beş dakikalık yolu iki dakikada gitmiş olabiliriz.Hastanenin önünde bizi Fethi,Çağrı ve Altay bekliyordu.Aracı park ettikten sonra hepimiz arabadan indik.Komisere uzaktan teşekkür edip onu görev alanına gönderdim."Sonunda geldik ya,ülke değiştirmek bu kadar uzun süremezdi amına koyayım."Gökbörü enine boyuna geniş bir herif olduğu için ona en ideal araç Jeep'ti."Bu ibne de rahat vermedi bana Fatih Sultan Mehmet Köprü'm büküldü de büküldü."Çağkan gözlerini devirdi."Sıçarım şimdi o FSM'ne it herif.Ne naz yaptın be!"Fethi dayanamayıp araya girdi."Susun da içeri geçin.İlk girişte kimlik istiyorlar.Kimliklerinizi hazırlayın."Hepimizin eli cüzdanlarımıza gitti.Danışmaya kimliklerimizi gösterip Fethileri takip ettik.Üç kat çıktıktan sonra koridorun sonuna kadar gittik ama Bayram'ı göremedim."Bayram nerede?"Fethi ile Altay bilmediklerini söyleyince Çağrı'ya baktım."Komutanım,eşi çağırmış;doğumhanede şuan."Elimle sırtına dokundum.Oturma yerinde beklemeye başladık.Yarım saat sonra bir hareketlilik oldu.Sedye üstünde baygın ve kolunda serum olan bir Bayram çıktı.Hiçbirimiz kendimizi tutamadık,gülmeye başladık.O kadar vahşet arasında bayılmayan adam karısının doğumunda bayılmıştı.Hayat insana neler yaptırıyordu.Ardından bir hemşire ve bir bebek çıktı.Bayram'ın bebeği...Nedense hayatımda duyduğum en garip histi.Asena ile göz göze geldim.Mutluluğundan bana sarıldı.Ben de ona sıkıca sarıldım."Ben de bir gün bu duyguyu tatmak istiyorum sevgilim."Sesi kulağıma çok güzel bir tını gibi geliyordu."Önce seni Allah'ın emri,Peygamber'in kavliyle babandan istemem lazım.Zina haram biliyorsun."deyip göz kırptım.Gözlerini belerterek baktı bana."Ne?" dedim."Ne ne?" diye karşılık verdi.Bu kadın gerçekten benim aklımla oynuyordu.Kulağıma yaklaşıp fısıldadı."Sanki daha önce hiç öpüşmemişiz,elin elime değmemiş gibi konuşuyorsun ırz düşmanım."Donup kaldım."Faullü oynuyorsun.Dikkat et de penaltıdan yeme."Koluma bir tane şamar çaktı."Ben hileli oynarım.Dikkat et de hilemin altında ezilme."Babasından bahsediyordu.Hilesi babasıydı.Etraf fazla sessiz gelmeye başlayınca gözlerimi Asena'dan çekip Yıldırım'a baktım.Ben bakmaya başladığımda herkes gözlerini yere çevirdi.Puşt herifler bizi izliyormuş.Bir de ben bunlara can emanet ediyorum.Yanımıza az önce Bayram'ı götüren hemşire geldi."Yiğit Karaca hanginiz?Bayram Bey sayıklayıp durdu."Kendimi işaret ettim."Buyrun,beni takip edin Yiğit Bey."Hemşirenin arkasından giderken elimle Asena'ya gelmesini işaret ettim.Arkamdan koşup belime sarıldı.Ben de kolumu onun omzuna attım ve yürümeye devam ettik.Bir kat çıktıktan sonra koridorun sağ tarafında bir kalabalık gördüm.Normal bir kalabalık değildi.Takım elbiseli adamlarla doluydu.Biz sol taraftan devam ettik ama içimi bir huzursuzluk kaplamıştı.Kapılardan birinde durduk ve hemşire bize kapıyı açtı.Bayram ayaklanmıştı ve hiçbir şeyi yokmuş gibi görünüyordu."Bayram neler oluyor burada?"Hemşire kapıyı kapatıp kilitledi.Sonra da kimliğini çıkardı.Kadın hemşire değildi PÖH-Polis Özel Harekat-mensubuydu.Gökçe Akıncı yazıyordu kimliğinde.”Biri burada neler olduğunu açıklayabilir mi acaba?”Hepsinde gözlerimi gezdiriyordum çünkü şuan bu durum hiç de normal değildi.”Bozo bir çatışmada ağır yaralanmış ve buraya getirilmiş komutanım.Bize de Erdem komutan bir yalan bulup buraya gelmemizi istedi.Önce Yiğit’e söyle sonra diğerlerine anlat dedi.”Şaşkın bir halde Bayram’ı dinledim.”PÖH’ler de bu işe dahil öyle mi?”Bayram’la Gökçe başlarını salladı.Sözü Gökçe devraldı.”Komutanım,buradaki çoğu personel PÖH.Ameliyathanedekiler orada operasyon planı için bir toplantı düzenleyecekler.”Ben hala olayın şokunu atlatamadım.”Peki ya eşin?O mevzuda mı kolpaydı?”Bayram konuşmaya devam etti.”Yok komutanım o mevzu kolpa değil ama karım şuan başka hastanede ve oğlumuz çoktan doğmuş.Yapacak birşey yok.”Elimle omzuna dokundum.”Sorun değil kardeşim.İlla görürsün oğlunu.Sordun mu?Ne koymuşlar ismini?”Bayram’ın hüzünlü bir şekilde başı düştü.”Şafak koymuşlar komutanım.”Şafak abimin ismini duyunca afalladım.Bir Şafak’ın hayatı bitmiş,bir diğer Şafak’ın ise hayatı başlamıştı.Az evvel bahsettiğim gibi,hayat bir sürü tezatlıklarla doluydu.”Anladım kardeşim.O da Şafak abi bir bir evlat olsun.”Hüzünlü gözlerle baktı bana.”Amin,inşallah komutanım.”Gökçe operasyon izahat vermeye atılacaktı ki bir anda telefonu çalmaya başlaya başladı.”Evet dinliyorum.”Gözlerini kısarak dinlemeye başladı.”Tamamdır.Ameliyathane önünde bekleyen asker polisleri alın biz geliyoruz.Fazla dikkat çekmeyelim.5 dakika sonra haber verin.”Başını aşağı yukarı sallayıp telefonu kapattı.5 dakika sonra telefon tekrardan çaldı.”Tamam kardeşim,geliyoruz.”Gökçe’nin arkasına geçip takip ettik.Bir süre sonra ameliyathaneye hazırladıkları toplantı salonundaydık.İçeri girdiğimizde heybetli vücutlu bir herif karşıladı bizi.”Komutan selamlar.Ben Turan Öztürk.Timimiz ile göreve hazırız komutanım.”Başımı aşağı yukarı sallayıp onu onayladım.”Ben de Yiğit Karaca aslanım memnun oldum.Zaman kaybetmeden başlayalım.Zamanımız kalırsa bir tanışma yemeğine çıkarız.”Hepsi tek bir ağızdan gürledi.”Anlaşıldı komutanım!”Hetkes yerlerine oturunca toplantıyı başlattım.”Evet arkadaşlar,buraya Bozo sebebiyle geldiğimi bile bilmediğime göre sanırım biz bu konuda yardımcı olacağız değil mi?”Gökçe lafa başlayacaktı ki Turan izin vermedi.”Evet komutanım.Bozo ile uzun süredir çalıştığınızı işittik.Hatta Yıldırım’ın da bu yüzden kurulduğunu duydum.Baş komiserim benden askeri destek için yardım istediğinde biraz araştırdım ve en iyi timin siz olduğuna karar verdim.Umarım yanılmam.”Güvenilir olmak iyi hissettiriyordu.Bi’ götüm kalkmadı değil şimdi.”Asla yanılmazsın Turan.O konuda hiçbir şüphen olmasın.Sadede gelelim.Önce polis teşkilatının bildiği bir konuysa demek ki somut dışı bir olay değil.”Bu sefer de Turan lafa anlayacakken Gökçe konuşmaya başladı.”Bu sefer kadınlar önden komiserim.”Turan bıkkın bir şekilde nefes verdi.”Şuan inadının sırası mı be hatun?”Gökçe kes sesini der gibi bir bakış atıp bana döndü.”Tam olarak öyle komutanım.Şehir içi canlı bomba ihbarları,uyuşturucu satımı yeniden baş gösterdi.Lakin bu sefer iş çığrından çıktı.Polis özel harekat olarak elimizden adamakıllı bir iş gelemedi.Sadece İstanbul’dan ibaret değil artık.İzmir,Ankara ve civarı şehirlere de yayıldı bu durum.Ülkenin her bir yanındaki PÖH’ler harekette ancak bu kadarı yetmiyor bize.İstanbul’da önemli derecede azalttık ancak İzmir’e hiçbir şekilde etki edemiyoruz.Bu sebepten ötürü sizinle bu göreve ortak olmak istedik.Bozo’nun merkezi İzmir’de.Herhangi bir rezidanstan bu işi yürütüyor ve bunu o kadar profesyonel yapıyor ki gerçekten bir iş şirketi yönetiyormuş gibi,bu yüzden de kimse şüphelenmemiş.”Aklıma bambaşka bir soru takıldı.Ankara için bir şey dememişti.Acaba Ankara Alparslan’ın elinde mi?”Peki bir şeyi merak ediyorum Gökçe?”Timimdekilerle göz göze geldim.Onlar ne soracağımı çok iyi biliyordu.”Ankara hakkında bir bilgi var mı?Hislerimde yanılmıyorsam şayet,Ankara’yı yöneten Alparslan mı?”Önce şaşkın gözlerle baktı bana.”Alparslan Sönmez’den bahsediyorsak evet,Ankara’yı o yönetiyor.”Başımı ellerimin arasına alıp iyice sıvazladım.”Biliyordum,biliyorduk.Nerde Bozo,orada Alparslan Sönmez piçi!”Polisler bile Alparslan’ın olayını biliyordu.Bu sebepten kimse şaşırmamıştı."Komutanım,Alparslan'ın bütün dosyaları bizim elimizde.Yürüdüğü yolu,soluduğu nefesi bile takip ediyoruz.O iş bizde siz dert etmeyin.Bozo daha sıkıntı.İzmir'in en lüks yerlerinden birinde normal bir iş insanı gibi faaliyetleri yürütüyor.Bayraklı,Çeşme,Alsancak gibi daha işlek yerlerde bulunuyor."İçimden bir sabır çekerek konuşmayı sonlandırdım."Daha çok vaktimiz olur Gökçe.Bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim.Bu konuyu daha detaylı bizim alayda konuşuruz.Daha fazla dikkat çekmeyelim."Herkes ayaklandıktan sonra Çağrı'ya döndüm."Çağrı sen Gökçelerin yanında kal.Bizi haberdar edersin.Gökçe,Çağrı'nın numarasını al da rahat haberleşin."Gökçe'yle çağrı birbirine bakarak gülmeye başladı."Komutanım,Gökçe benim kuzenim zaten."Taşlar yerine yeni oturmuştu.Çağrı da az çakal değildi."Tamam neyse ne.Fethi,sen de Çağrı'nın yanında kal.Anlaşıldı mı?"Fethi başıyla onaylarak yanına geçti Çağrı'nın.Cebime attığım telefon fazla titreşmeye başlayınca cebimden çıkarıp arayan kişiye baktım.Murat abi arıyordu.Büyük ihtimalle Asena'ya ulaşamadığından aramıştı beni.Asena'yla telefonun ekranını gösterdikten sonra açtım."Neredesiniz siz?Kaçtır çaldırıyorum ulaşamıyorum.Asena'ya ver telefonu!"Sessizce telefonu Asena'ya uzattım.Murat abinin bağırmalarını işitebiliyordum."Şimdi azarın sırası mı abi ya?Her zamanki yere gel anlatırız sana.Ya tamam boş konuşup durma ya."Telefonu suratına kapatıp bana uzattı."Her zamanki yere gidiyoruz."Başımla onayladıktan sonra ikimiz arabaya geçmiştik.Radyodaki şarkılar eşliğinde yarım saatlik bir yolculuğa başladık."Sen kalem ol bende kağıt/Yaz beni yarim yarim/Çiz beni yarim yarim/Çöz beni yarim yarim/Ah beni beni."Ne zaman bu şarkı açılsa asla söylemekten bıkmazdım.Asena'ya söylemeyi ise daha çok seviyordum.Genelde radyomda beraberken dinlemeyi sevdiğimiz şarkılar çalardı.'Hatırla Sevgili' çalmaya başlayınca Asena radyonun sesini fulleyip camları açtı."Hatırla sevgili/O mesut geceyi/Çamların altında/Verdiğin buseyi." Yarım saatlik yol sonrasında neredeyse bütün izinlerimizde gittiğimiz o mekana gelmiştik.İçeri girince sol arkada Murat abi bize doğru bakıyordu.Biz yaklaşınca ayağa kalkıp Asena'ya sarıldı."Abim telefonunu açmayınca merak ettim seni.Bağırdığım için kusura bakma."Sorun yok der gibi kafa sallayıp yanına oturdu.Ben de tam karşısına oturdum."Siz sadece bebek ziyaretine gitmemiş miydiniz?Niye bu kadar uzun sürdü ve asıl merak ettiğim niye telefonlarınızı açmadınız?"Onun da bizim gibi bu konu hakkında bilgisi yoktu.Büyük bir sabırla yaşanan her şeyi anlattım."Yani abi emin ol,bizim de sonradan haberimiz oldu ama merak etme;Çağrı'yla Fethi'yi orada bıraktım.Zaten Çağrı'yla Gökçe kuzenmiş.Orayı beraberler hallederler."Anladığını belli eder gibi başını sallayıp garsona el etti."Buyrun efendim."Asena'yla kendisini gösterdi."Bize iki demli çay,damada da?"Bana bir bakış attı."Sen ne içersin damat?"Şok içinde bir bakış attım.Kısa bir an beynim sıfırlandı."Sade Türk kahvesi."Garson kağıda benim siparişimi de yazdıktan sonra yanımızdan ayrıldı."Abi hasta değilsin değil mi?Havale de geçirmiyorsun?"Asena'ya bakıp anlamsız bir bakış attı."İyiyim abicim.Sıkıntı yok."Garson içeceklerimizi bıraktıktan sonra kahvemden bir yudum alıp bir anlığına her şeyi silmek istedim.”Bu görevden sonra istemeye gel abim.Abisi olarak benim rızam var.Artık bunca yılı bir isimlendirmek lazım.”Başımı onaylar gibi salladım sadece.Canımın sağlığından daha çok istiyordum.Asker olduğumuzdan ve sürekli görevlere gittiğimizden bir türlü vakit bulamıyorduk.İçeceklerimizi bitirdikten sonra arabalara geçtik.Asena,abisiyle gitmek istediği ve benim de azıcık bir işim olduğu için arabamda tektim.Normalde gece vakti mezarlığa gidilmezdi ama içimdeki dürtü bu düşünceye karşı çıkarttı beni.Önce şehitliğe,Şafak abimin yanına,gittim.Mezarının başına geldiğimde uzun uzun fotoğrafına baktım.Daha dün gibi aklımda ilk tanıştığımız gün…Beraber kıldığımız namazlar,gittiğimiz cumalar,okuduğumuz ayetler,ettiğimiz sohbetler…Ruhumun bir parçasını kaybetmiş gibi hissediyordum.Mezar taşına oturup altında yattığı toprağı okşadım.Büyük ihtimalle ailesi ya da kız arkadaşı yeni sulamıştı.Toprak nemliydi.Uzaklara daldığım bir sırada cebimdeki telefonum titremeye başladı.Arayan Çağrı'ydı."Bir sıkıntı mı var?"Telefondan telaş dolu sesler geliyordu."Komutanım sakın Şafak abimin mezarından sonra aklınızda olan yere gitmeyin!"Telefonun sesi çok kısık geliyordu.Sonrasında ne dediğini anlamadım."Anlamıyorum Çağrı,neden gitmeyeyim?"Sesi hala cızırtılı geliyordu."Komuta-...saldırı ol-...merak etme-...yaklaşıyoruz."Saldırıcı olacaktı.Eğer öldürülen kardeşimin mezarına gidersem saldırıya uğrayacaktım.Kardeşimi ölümden koruyamadım ama yattığı yerde koruyacaktım.Çağrı'yı dinlemeyip kardeşimin olduğu mezara gitmeye başladım.Yaklaştığımı fark edince elimle belimdeki silahımı alıp etrafı kolaçan edip gittim.Uzaktan bir araba sesi duydum.Kafamı çevirip baktığımda Çağrı'nın arabası olduğunu gördüm.Etrafa bakmaya devam ederkenart arda silah sesleri gelmeye başladı.Kardeşimin mezar taşının arkasına saklanıp etrafa bakmaya devam ettim ama hiçbir şey görünmüyordu.Çağrı ateş seslerini duyunca koşarak yanıma geldi."Komutanım,ben size gelmeyin demedim mi?"Sinirli çehresiyle karşı tarafa ateş ediyordu."Kardeşim öldürüleceği zaman onu ölümden kurtaramadım Çağrı.Göz gözeyken öldürüldü.Koruyamadım ben kardeşimi.En azından yattığı yerde huzurlu olsun,en azından yattığı yerde koruyayım onu."Çağrı'nın ateş ettiği yönü fark edip ben de ateş etmeye başladım."Komutanım,iş sizin bildiğinizden çok daha büyük.Hastanedeki PÖHlerin hepsi burada."Etrafa bakınca Turan'ın,Alp'in,Gökçe'nin ve daha gördüğümüz birçok isim oradaydı.Cebimdeki telefonun titremesiyle sırtımı mezar taşına yasladım.Arayan Altay'dı."Komutanım,iyi misiniz?Desteğe geliyoruz!"Başımla onayladım ama Altay göremezdi."İyiyiz biz.Ne zamana burada olursunuz?Cephanemiz kısıtlı."Arkadan bir sürü bağırışma sesi geliyordu."On beş,yirmi dakikaya oradayız komutanım.Çağrı yeni haber verdiği için yni çıktık."Telefonu kapatıp Çağrılara yardım etmeye devam ettim.Bir süre karşılıklı mermi savaşı devm ederken Çağrı bir küfür savurarak sırtını mezar taşına yasladı.Ona dönüp baktığımda sadece tabancasını gösterdi.Mermisi bitmişti."Komutanım izin verin;arkadan dolanıp aralarına dalayım;vurulanlardan silah araklayayım."Çağrı sözünü tamamlayınca içime bir sıkıntı düştü."Gitme Çağrı.Sen onu söyledikten sonra içime bir sıkıntı düştü.Gitme kardeşim.Bize aynı acıyı yaşatma."Sıkılmış gibi nefes verip tekrardan bana baktı."Karşımızdakiler terörist olmaya ve biz de her ne koşulda olursa olsun onlarla mücadele etmeye devam ettiğimiz sürece aldığımız her risk;şanımızla ölmek için bir adımdır abi.Büyük bir operasyonda olmasa da burada ölmeyi de isterim.Beni bırak abi."Yüünü ellerimin aasınaaldım."Her ne olursa olsun kendine çok dikkat et kardeşim."Tebessüm edip başını saladı."Hakkını helal et abim."Tebessüm ederek ellerimin arasında kalan yüzüne baktım."Sonuna kadar helal olsun abim,o ne biçim söz?"Çağrı benden aldığı güçle ağaçların olduğu tarafa koşmaya başladı."Çağrı manyak mısın,buraya gel!"Çağrı teröristlerin olduğu tarafa giderken Gökçe'nin sesi doldu kulaklarımıza.Çağrı'yı az da olsa görebiliyordum.Tam leşin silahını alacakken bir kurşun sesi duyuldu."Çağrı!"Gökçe'yle aynı anda seslenmiştim.Bir tane ibne karşı taraftan bağırdı."Tüh ya,askeriniz miydi?Şimdi leşi çıktı.Sizi yeneceğimiz zamanlar başlıyor komutan!"Ses bir kadına aitti ama bu zamana kadarki operasyonlarımızda hiçbir şekilde kadın teröristle karşılaşmamıştık.Mermim bittiğinde askeri taşıtlarla ve terörle mücadele ekiplerinin araçlarını gördüm.Karşı tarafıma baktığımda teröristlerin sadece leşleri duruyordu.Koşrak Çağrı'nın yanına gittim."Çağrı,kardeşim aç gözünü lütfen."Arkamdan gelen hızlı adımların seslerini duyabiliyordum.Kanama tam olarak kalbinin üzerindeydi.İstesek de kurtulamazdık.Timimle polislerin hepsi yanımıza gelince ağzımdan sadece tek bir cümle çıktı."Vatan sağ olsun..."
Bölüm etkileşimi
