4.BÖLÜM:HER ERİN BAHTINA BİR GÜZEL DÜŞER

Vaveyla Yazarı: Zeynep Keserci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4.BÖLÜM:HER ERİN BAHTINA BİR GÜZEL DÜŞER

Yiğit Karaca
İçimde şuan asla tarif edemeceğim bir boşluk var.Anlatılamayacak kadar ağır...Hele ki yakınlar da işin içine girdi mi insan kendini suçlu hissediyor.Yanımda şuan sadece bir kişinin varlığının olması kendimi iyi hissettiriyor.O da biricik sevgilim,Asena’m…O olmasa ben ne yapardım,nasıl yaşardım bilemiyorum.Onsuz bir hayat da düşünmek istemiyorum.Ailem yokken bana aile oldu,zor zamanlarımda en çok o bana destek verdi.Bana yarenlikten daha çok aile oldu.Oturuyorum,çaresizce oturuyorum;hiçbir şey yapamaıyorum.Kapattım kendimi odaya,kimseyle konuşmuyorum.Kapı çaldı.İstemsizce kalktım ayağa.Göz yaşlarımı sikerek kapıya yöneldim.Kilidi açtım ve karşımda ailemi gördüm.”İyisin değil mi Yiğit?”Başımı sadece aşağı yukarı salladım,içeri girmesi için elimle işaret ettim.Yanımdan geçip yatağımın üzerine oturdu.Başım önümde eğik yanına oturdum ben de.Narin elleri omuzlarıma dolandı ve bana sımsıkı sarıldı.Benim de ellerim beline dolandı,ben de ona sımsıkı sarıldım.Ağlamaya başladı,elimin biri belinde;biri başında,başını okşuyorum."Geçecek güzelim,geçecek canımın içi."Dayanamıyorum onun herhangi bir nedenden dolayı ağlamasına."Dayanamıyorum,Yiğit.Varlığı çok iyi hissettiren birinin yokluğu çok acımasız."Anlıyorum onu.Rüyama giriyor.Ailesi beni suçluyor falan.Çok zor.Hiç kolay değil.Kolay olduğunu da kimse söylemedi zaten."Biliyorum güzelim,çok zor.Ama emin ol şuan Şafak abi bizi görüyordur.Onu da üzüyoruzdur."Ayrıldım yanımda ufacık kalan bedeninden.Başparmaklarımla gözyaşlarını sildim.Melul melul bakıyordu yeşilin en güzel tonu kırmızılaşmışken.Yanağıma minik bir buse bıraktı.Allah'ım diyorum,bu kız çok fena.İçim gidiyor bu güzelliğe.Tam ben de onu öpecekken kapı çaldı."Komutanım,müsaitseniz girebilir miyim?"Sesin sahibi Altay'dı.Asena ile ilişkimi zaten biliyordu,o yüzden Asena'nın burada olması sorun teşkil etmezdi."Gir Altay,gir kardeşim."Kapıyı açtığı gibi Asena'yı görünce hızla kapattı."Komutanım,ben sonra geleyim."Salakça sırıttım."Gel oğlum ne olacak."Çekinerek yatağımın karşısındaki sandalyeye oturdu.O da benimle aynı kaderi yaıyordu.Ailesi yoktu benim gibi ama benim sadece ailemden küçük bir kız kardeşim vardı."Komutanım,Albay'a çıkacaktık ya;kızı istemek için."Asena şaşkınlıkla bir bana bir de Altay'a bakıyordu."Kız istemek için?Benim niye haberim yok?"Altay mahcup bir şekilde başını önüne eğdi,bense elimle yüzümü sıvazladım.Konuşan Altay oldu."Komutanım,kusura bakmayın size söylemeye çekindim;Yiğit komutanımla rahatça konuştuğum içn ona anlattım,o size belki anlatır diye düşündüğüm için."Bakışlar bu sefer bana döndü."Bana Şafak abinin şehit olacağı göreve giderken söyledi,benim aklımdan çıktı son olanlardan sonra;o yüzden sana söylemeyi unuttum yavrum,özür dilerim."Kahkaha patlattı."Bir şey olmaz ya aman,sizin işiniz benden zor;akıl mı kalır sizde Allah aşkına Yiğit.Bir de özür diliyorsun,hayret bir şey."Gözlerimi devirerek baktım ona."Sen var ya bir gün kalp krizinden götürteceksin beni he.Böyle şaka mı olur?Panikten terledim be kıım ya."Kahkahası daha da çok arttı.İşte onun bu hallerini daha çok seviyordum."Gülmesene kızım ya,triplerini bilmesem korkmam zaten manyak karı."Elleriyle yüzümü kavradı.Gülmek onu yormuş gibi bir nefes verdi."Tamam ya o kadar korkuttuğumu bilmiyordum,özür dilerim."Alatay'a gözlerimle çıkmasını işaret etti."Ben çıkayım komutanım,haberleşiriz."Onaylarmış gibi bir ses çıkardım.Altay çıktığı gibi dudağına öyle bir yapıştım ki...İlk başta böyle bir şey beklemdiği için bir kaç saniye hareketsiz kaldı ama sonrasında o da dayanamadı.Bir kaç dakika sonra dudağımı ayırdım ondan.Alınlarımız birbirine değdi."Sen neden yanımızda askerim varken beni baştan çıkarmaya çalışıyorsun bakayım,küçük hanım?"Tebessüm etti en ufağından."Canım seni istiyor belki beyefendi.İsteyemez mi?"Belinden kavrayıp kendime yasladım."İster tabii,benim canım seni istiyor ama namus denen de bir şey var küçük hanım.Albay'ın bizi görmesini ve topuğuma mı sıkmasını istiyorsun sen?"Ellerini omuzlarıma koydu."Tabii ki babamın namlusunda olmanı istemem."Yavaşça ayağa kalktım."Altay bekler beni,istersen sen de gel babana gideceğiz."O da ayaklandı.Ellerini önünde kavuşturdu."Ben de geleceğim!"Çocuksu bir neşeyle geldi yanıma.Sol kolumu kaldırdım koluma girsin diye.Talimatı aldığını belli edercesine koluma girdi ve koluma sımsıkı sarıldı.Onun bu hallerini büyük bir tebessümle izliyordum.Uzun koridoru kol kola yürüdük ancak nizamiyenin bahçeye açılan kapısına geldiğimizde mecburiyetten kolumdan elini çekti.Karşımızda Murat komutanile Alparslan kavga ediyordu.

*******

Asena Ertekin
Yiğit'le beraber nizamiyenin kapısından çıktık.Elimi onun kolundan çıkardım.Sonra ise seslerin geldiği yöne doğru baktım.Alparslan, abimi dövüyordu!Hemen o tarafa doğru koştum.Yiğit büyük ihtimalle arkamdan geliyordu ama umursamadım."Her şey senin o salak kardeşin yüzünden oldu Murat efendi!O gerizekalı kardeşin çenesini tutsaydı işimden olmazdım bir,ikincisi Şafak ölmezdi!"Kelimeleri tokat gibi çarpmıştı bana.Ortam birkaç dakika sessi kaldı."O sorumsuz Yiğit çenesini tutsaydı timimin başında olurdum ve Yiğit'in yaptığı hatayı asla yapmazdım."Arkamdan Yiğit'in sert postallarının sesi geldi.Koluna yapıştım ama tutmak çok zordu."Yiğit dur!Sakin ol!"Yiğit ilerlerken koluna yapışan ben de peşinden ilerliyordum.Biraz da olsa frenleyebiliyorum."Yiğit durur musun lütfen?"Bir hışımla elimi ittirdi.Yana savruldum ama dengemi korudum."Yiğit!"Bağırışımı duymamış olacak ki Alparslan'a doğru yöneldi.Elleriyle yakalarını kavradı."Ne oluyor lan sana?Yüzüm burada yüzüme karşı söyle it herif.Ben bilerek mi öldürttüm Şafak abiyi!"Alparslan ile abim şok içersinde Yiğit'e bakıyordu.Abim sırtına dokundu Yiğit'in."Sakin ol kardeşim bir şey yok."Sinirle kükredi Yiğit resmen."Nasıl sakin olayım abi sen söyle ya!Her şey beni suçummuş gibi anlatıyor.Bir de yetmiyormuş gibi egosu yüzünden sana patlıyor.Ne edeyim ben bu herifi abi?Siktir edeyim de senin ağzına mı sıçsın?"Alparslan en acımasız sırıtışını kuşandı.Bu sırıtış birine zarar vereceğini gösteriyordu.Aynısını bana yaptığı için alışkındım."Yiğit dikkat et!"Tam bağırdığım sırada Alparslan'dan Yiğit'e sert bir yumruk geldi.Yiğit abime dönük olduğu için farketmedi.Tam o an abimle aynı anda öne atıldık.Ben Yiğit'in yanına gittim abim ise Alparslan'ın.Yiğit'in burnu kanamaya başlamıştı.Yana savrulduğunda koluna girdim ama nafile.Kolunu benden kurtarıp ışık hızında Alparslan'ın karşına geçip en sağlamından bir yumruk attı.Alparslan yere savrulmuşken Yiğit üstüne çıktı.Art arda yüzüne yumruklar indiriyordu."Yiğit dur artık!"diye ne atıldım ama abim beni belimden tuttu."Dur kızım arada kaynayacaksın."Öne atılmak için çabalıyordum."Ya abi bırak beni gerekirse dayak da yerim ki yemiştim de zaten!"Sesim olduğundan fazla çıkmış olmalı ki Alparslan'ı yumruklayan sevgilimin eli havada kaldı ve kafası bana döndü.Aynı şekilde herkesin...Ortalık koskocaman bir sessizliğe büründü."Ne dedin sen Asena?"Abimle Yiğit'in sesi aynı anda çıktı.Yiğit bir hışım Alparslan'ı yere sertçe bıraktıktan sonra karşımda dikilmişti.Başımı aşağıya indirdim,gözlerimi kapattım ve alt dudağımı dişlerimi arasına aldım.Nasırı ve büyük bir el çenemi kavradı ve başımı yukarı kaldırdı."Yüzüme bak teğmen!"Gözlerimi açmadım,açamadım.Açarsam tutamazdım kendimi."Asena delirtme beni sen ne dedin az önce,sen dayak mı yedin bundan?"Sabrımın son raddesindeydim artık."Evet,bundan dayk yedim Yiğit başka sorun?"Arkasını döndü yüzünü sertçe sıvazladı."Yok!"Başımı kaldırdım."Başka bir şey yoksa gidiyorum ben sizinle uğraşamayacağım!"Bir anda arkasına döndü,hayretle baktı suratıma.Hiçbir şey söylemeden arkamı dönüp gittim.Artık barajlarım açılmıştı.Göz yaşlarım birer birer yanağıma süzülüyordu.Şöyle bir saniyelik arkama baktım.Uzaklaştığımı anlayınca alayın içine koşarak girdim.Hemen odama geçtim kapımı kitleyim arkasına yaslandım.Yere çöküp içli içli ağlamaya başladım.Dayanamıyorum,biri anlamalı artık.Kızım diye bana yapılmayan kalmadı.Tamam bu olay cinsiyet meselesi değil vatan meselesi ama bazı konular sınırlarımı çok aşıyordu.Bir kaç dakika orada öylece otururken postal sesleri duymaya başladım.Umursamadım.Kapım zorlanmaya ve yumruklanmaya başladı."Abiciğim aç şu kapı konuşalım bak lütfen güzelim haydi."Ses vermedim."Asena,güzelim ne olur aç kapıyı."Yine yanıt vermedim."Abiciğim kırdırtma kapıyı bana aç artık şunu."En sonunda dayanamadım cevp verdim."Sadece sen varsan açarım kapıyı abi."Çaresiz bir yumruk attı kapıya."Vallaha bir tek ben geleceğim güzelim ne olur aç artık kapıyı korkutuyorsun beni."Kilidi çevirdim ve göz yaşlarımı sildim.Yavaşça kapıyı açtım ve karşım bir doksan yedi dikilen abime bakttım.Hemen daldı içeri ve kapıyı arkasından kapatıp kilitledi.Boynuna atıldım hemen.Beklediğim an tam olarak bu andı.Kocaman elleri belime dolandı abimin.Bense omuzlarına gömdüm kafamı ve ağlamaya başladım.Bir eli saçlarımı okşuyordu."Geçti birtanem,geçti güzelim;ağla,rahatla tamam mı?"Hıçkırarak ağlamaya devam ettim.boğulduğumu hissediyordum.Bana yaşattığını bırakmamıştı Alparslan Sönmez.Ne yapacağım hakkında en ufak fikrim yoktu.Babam bunu duysa Yiğit'in meslek hayatı tehlikeye girebilirdi."Bak bakayım benim yüzüme."Başım ik elinin arasında küçücük kaldı.Islak bakışlarım ona döndü.Başparmaklarıyla göz yaşlarımı silmeye başladı."Rahatladın mı miniğim?"Sesi ok ama çok çaresiz geliyordu."Rahatladım abi,teşekkür ederim;bana kucağını açtığın için."Başını iki yana salladı."Teşekkür etmene hiç gerek yok.Konuşmuştuk bunları güzelim.Abiyim ben,bütün görevlerim sana.Tamam mı?"Hafif bir tebessümle yüzüne baktım."Tamam abi."Elimden tutup sürükledi beni."Gel elini yüzünü yıkayalım pasaklı."Şaşkınca suratına baktım."Vay güzelinken pasaklı olduk he öyle mi?Bırak beni kendim yıkarım yüzümü salak herif."Önünden geçtim hızlıca ama nafile.O kollar beni bırakabilir miydi?Belimden tutp kucakladı beni."Kızım sürekli 'güzelim' diyorum nazar deyecek.Hem sen ne olursa olsun benim birtanemsin tamam mı küçük hanım?""Tamam komutanım."Salakça sırıttı.Lavaboya getirdi,elimi yüzümü yıkadı sonra da bir güzel kuruladı.Beraber odadan çıktık.Yemek saati geldiği için direkt yemekhaneye indik.Çoğu kişi buradaydı ama herkes daha tam anlamıyla gelmemişti.Ciddiyetimi takındım.abime döndüm."Komutanım,müsaadeniz olursa sizin masanızda oturabilir miyim?"Yüzü döndü bana doğru."Oturabilirsin sakıncası yok teğmen."Başımı aşağı yukarı salladım."sağolun komutanım."Tepsilerimi aldığımız gibi masaya yöneldik.Babamın karşısına oturdum ama arkasından Yiğit'in bana bakan suratını görüyordum.Babam söze girdi."Kavgayı duydum teğmen,bu konuyu konuşacağız ama sana görev çıktı."Kaldırdım kafamı.Ne görevi?"Ne görevi bu komutanım?Benim harekat merkezinde olmam gerkiyor."Bunu bildiğini belli eder gibi bir ses çıkardı."farkındayım,ama bu göreve maalesef ki gitmen gerekiyor."Ağzımı konuşmak için aralamıştım ki babam ne diyeceğimi anlamış gibi önce davrandı."Yemekten sonra odama gel,bir kaç kişi daha bu göreve gidecek detayları vereceğim.Bu arada timde kız olmadığı için seni seçtim;san güzeniyorum kızım."Başımla onayladım babamı.Babam yemeğini erkenden bitirdi bana bir baş hareketiyle odasına beklediğini anlattı.Havada kaptım demek istediğini.Yemeğimi hızlıca yemeye devam ettim ama önümde koca bir cüsse belirdi.Tam karşıma oturdu.Kafamı kaldırmadım çünkü kimin olduğunu çoktan anlamıştım.”Görevin haberin almışsındır teğmen.Detayları ben biliyorum ama senin de bilmen lazım.”Kafamı kaldırmadım.”Hayırdır komutanım,nerden biliyorsunuz detayları acaba?”Oturduğu yerde dikleşti.”Biliyorum çünkü o görevi komutanla ben ayarladım.Göreve ben de gidiyorum.”İşte şimdi şaşırmıştım.Kafamı kaldırıp gözlerine baktım.”Nasıl yani,siz de mi geliyorsunuz komutanım?”Gözleri ile etrafı taradıktan sonra tekrar gözlerime döndü toprakları.”Evet küçük hanım,komutan olarak geliyorum.Hem görev o kadar güzel ki çok isteyerek geleceğine eminim.”Gözlerimi kaçırıp önüme döndüm.”Umarım dediğiniz gibidir yoksa pek de mutlu olamayacağım.”

******

Babam odasının karşındayım.Kapıyı hafifçe tıklattım.İçeriden gelen “Gir.”komutuyla kapıyı yavaşça açtım.Karşımda babamı görmeyi bekliyordum zaten ama Yiğit’i görmeyi beklemiyordum açıkçası.Şaşkınlıkla bir Yiğit’e bir de babama bakıyordum.”Rütbeden çıkıldı.” Babamın bu komutuyla daha da rahatladım.”Kızım bu görev için Yiğit ve timle İzmir’e gitmeniz gerekiyor.Bu Bozo kod adlı terörist İzmir’deki baloda olacakmış.Baloda askerlerin sırıtmaması için her birine ayrı görevler verdik.Bir tek senin haberin yoktu.Yiğit’le beraber açıklamamız gerekiyor.Yiğit bir tane başsavcı rolüne girecek o davete ve sen de-“Lafını yarıda kesmek zorunda kaldım babamın.Asla yapmayacağım bir şeyi yaptım.”Ben de onun karısı olarak mı gireceğim salona baba?Asla olmaz ben kabul etmiyorum bunu.”Yiğit bana döndü.”İnan başka bir kadın olsaydı alayda o gidebilirdi benle göreve ama ben bilerek senle girmek istedim.Senden başka bir kadın istemediğimi söylediğim için sen geliyorsun benimle.”Şuan eminim ki yüzüm sinirden kızarmaya başlamıştır.”Sana ne oluyor da benim hakkımda tek başına karar veriyorsun ya?Sen kimsin de kendinde bu cüreti bulabiliyorsun?”Ellerimi kaldırdı suçluymuş gibi.”Sevgilin ve komutanın olarak karar veriyorum küçük hanım.Haklısın ama hızlıca plan yapmamız gerekiyordu çok ani oldu.”Ellerimi kaldırıp göğsünden itekledim.”Sen önce sabah yediğin boklardan dolayı özür dilememişken ben seninle göreve mi gideceğim bir de karın olarak he?”Babamın sert ama bir o kadar da eğlenen sesi aramıza girdi.”Kızım askerim lazım bana bırak şu çocuğu.”Sinir küpü olmuştum ama.Bşr değil iki oldular ya!Abim nerdeydi benim ya?Gelse de ağızlarının payımı verse.”O askerine söyle sabahki boklarından dolayı benden özür dileyecek.Hatta özür dilemeyecek çünkü peşimde köpek gibi sürünecek!”Tam arkamı dönmüşken bir el kolumdan tuttu ve beni kendine çekip belimden sarıldı.”Çok ama çok özür dilerim sevgilim,birtanem,güzelim.Tartışırız ama yarın sabah erkenden İzmir’e gitmemiz gerekiyor.Ne olur görevden döndükten sonra istersen döv istersen öldür ama ne olur şu göreve bir gidelim tamam mı?”Hayır,hayır,hayır.Siktir bu kadar kanımı yumuşatmamalı.Bu adam işini çok iyi biliyor.İçim gidiyor ama gitmemesi lazım.Hala çok kızgınım ona.”Şimdi beni bırakmazsan ağzına bir sıçarım bir daha ne yüzümü görürsün ne de bir görev!”Hemen geri çekildi.Elleri havaya kalktı.”Çok pardon hanımefendi gerçi size hanımefendi demek hanımefendilere hakaret olur ama-“Yanağına çok sert bir tokat indirdim.Bizi neşeli bir şekilde izleyen babam bile şok oldu.”Benimle bir daha bu kadar laubalili konuşursan yüzünü yamulturum duydun mu beni gerzek herif?Senin gelmeni bekledim ama gelmedin bile!”Kafasını kaldırıp baktı bana.”O kapıyı yumruklayan bendim ama sen abini istedin!Ne kadar kahroldum senin haberin var mı acaba?”Gözlerim doluydu ama onlardan saklamıştım.”Seni isteseydim senle kavga ederdim salak herif!Abimde olduğu gibi başında rahatça ağlayıp içimi dökebilir miydim sence?Yiğit bir daha ne abimi ne beni ne de babamı korumak için o Alparslan piçine bulaşmayacaksın!Duydun mu beni?Bulaştığın an her şey biter!”Kapıdan çıkacaktım ki kolumdan yine çekti beni ve bu sefer dudaklarıma yapıştı.İlk başta şokun verdiği etkiyle ona karşılık vermedim ama bir süre sonra kanıma girmiş gibi süzülmüştüm kollarında.Dudaklarımız bir süreliğine ayrıldı.Ben hemen odayı kontrol ettim gözlerimle ama babam yoktu!Siktir,adam bunun için odasından çıkmıştı!”Yiğit kendimizi tutmamız lazım ne olur.”Nefes nefeseydik ikimiz.Çok haşin öpmüştü beni lanet olasıca adam!”Sen kaç benden Asena hanım nasılsa görev diye bazı yapılacaklar var.”Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.Görev diye bazı yapılacaklar mı vardı yoksa ben gerçekten iyice utanmaz arlanmaz mı olmuştum?”Ne?!”Hafif bir kahkahayla tekrar bana döndü.”Evet küçük hanım görev diye yapılacaklar var.Malum görevde karım olacaksın fırsattan istifade veremeyiz.Yoksa evli olmadığımızı anlarlar.Bu da görevi tehlikeye atar değil mi karıcığım?”Allah’ım elim ayağım tutmuyor!Ne oluyor yahu?”Sende bayağı bir meraklıymışsın he utanmaz arlanmaz herif!”Kapıyı açıp koridora çıktım.Arkamdan geliyordu ağır ağır.”Ama ben bu hakaretleri halledecek ne yaptım karıcığım?”Allah’ım sen bana sabır ver bu adam benim sabrımı dibine kadar sınıyor!”Ne yapmadın ki salak herif!”Boğazından güldü.”Hala hakaret ediyor ya kızım sen nasıl bir şey oldun benim başıma ya?”Arkamı döndüm ellerimi belimin iki yanına koydum.”Beni bu hale sen getirdin Yiğit Karaca.”Aramızda onun için iki adımlık mesafe vardı ve tam da tahmin ettiğim gibi iki adımda yanıma geldi ve ellerini belime sardı sıkıca.”Ama güzelim lütfen böyle yapma,görevden sonra konuşalım çünkü yarın sabah erkenden gideceğiz.”Tam o sırada arkadan birini görmüş olmalı ki ellerini belimden çekti.Boğazını temizlediği gibi ben de arkama döndüm ki put kesildim.Tüm Yıldırım timi bize bakıyordu.Altay o kadar şaşırmamıştı ama diğerlerinin gözü fal taşı gibi açıktı.”Komutanı-“ Şaşkınlığı bırakıp sinirden kıpkırmızı kesildi.”Ne komutanım ne lan!Ne bakıyorsunuz avel avel?”Herkes bir ona bir bana bir de birbirlerine bakıyordu.Sözü hemen Altay devraldı.”Komutanım sizinle görevi konuşmak için geliyorduk.Kusura bakmayın.”Rahatlamıştım ben en azından ama Yiğit pek de öyle durmuyordu.”İyi tamam toplantı odasına geçin geliyoruz biz.”Hepsi dimdik bir şekilde durduktan sonra yanımızdan geçip gittiler.Kendimintutamadım gülmeye başladım.”Niye gülüyorsun ya?”Kahkahalarımın arasında konuşmaya çalıştım.”Amma da kastın sanki Altay bilmiyor da gruba illa anlatmamış onlar da salağa yapmıyormuş gibi.”Eliyle ağzını kapattı.”Hele Altay öyle bir şey yapmış olsun zaten öldü bilir kendini.Şimdi şu toplantıyı halledelim de sonra yatmaya gidelim.Baban dedi ki ‘Oğlum sen git kızımla yat beraber çıkarsınız uçağınız sabah 5’te.’ dedi.”Babamın böyle bir şey dediğini zaten anlayabiliyordum.”Yaramazlık yapmamak şartıyla.”Eliyle reverans yaptı.”Emredersiniz karıcığım.”Sabır dileyerek toplantı salonuna gittim."Sen de iyice alıştırdın he kendini."Sırıttı."Sen de alışsan iyi olur çünkü bir anda söylemen çarpıntı yapabiilir canım."En imalısından baktım şöyle."Öyle miymiş Yiğit Bey?"Aynı imayla baktı bana."Öyleymiş küçük hanım.Önden buyurun karıcığım,evimin hatunu."Göz devirdim."Hasbinallah ya Allah'ım sen bana sabır ver!"Güldü arkamdan şerefsiz kocam.-Bunu duysa sanırım sağ kalamam.-"Amin karıcığım amin."Allah'ım ellerimi açtım dua ediyorum.Gerçekten sen bana sabır ver!

******

Havaalanına gelmiştik.Ve evet abim de olaya dahil.Özel şoförümüz olacakmış.Ulan arabada nasıl rahat edeceğiz bilemiyorum.Gerçi şöyle düşünmek lazım k abimden başka bir asker olsa hiç rahat edemezdik.Bu salak herif bir de ikimizin uçak biletini yan yana almış.Bir yanımda abim bir yanımda sevgilim oh mis.En son uçağa görev yerime gelmek için binmişti.O da Ankara-Maraş uçağıydı."Heyecanlı mısın teğmen."Şöyle bir baktım."Ne için heyecanlı olmam gerekiyor komutanım?"Gözleriyle şöyle bir süzdü.Bu kombin artık kimseye yabancı gelmiyordu.Müsait olduğumda ve abimle olacağım zamanikimiz de aynı takımı giyiyorduk ve bugün de o günlerden biriydi.Kulağıma eğildi."Bilmem,belki de görev boyunca olaca-"Bir tane çaktım kafasına.Ben de parmak ucunda yükseldim.Malum benim herif iki metreydi.Kulağına az da olsa yaklaşabilmiştim."Seni pişman ederim.Vallaha seni düşmandan önce ben gebertirim duydun mu beni.Askerlerin yanında adam akılı davranacaksın.Aklını alırım yoksa."Sırıttı safça."Şuan altıma edebilirim kadın sen neler diyorsun ya?"Mimiklerimle taklit ettim söylediklerini."Şıın ıltımı ıdıbılırdım kıdın sın nılır dıyırsın yı."Mal herif bastı kahkahayı hemen.O an ne zaman geldiğini anlamadığım abim girdi araya."Sen hanımından mı tırstın bana mı öyle geliyor?"İkimiz de mala bakar gibi baktık."Tırstım ama yani çok ruh hastası gibi konuşuyor,öldürcem möldürcem falan diyor."Abimle bastık kahkahayı.Ne olduğunu anlamadı benim saftirik.Abim düşüncelerimin altyazısı oldu."Doğrusunu yapıyorsun abiciğim bizim oralarda zaten hanımından tırsmayana vatan haini derler."İçi rahatlamış gibi duruyordu.Uçuşumuzun anonsunun sesi geldi.Uçağa yöneldik hepimiz.Uçak arkadaşlarımdan önce yerime yerleştim.Yiğit’ten önce abim geldi soluma kuruldu hemen.En son gelen ise görevde kocam olan beyefendi.Neredeyse dört saat bunlara katlanmak zorundayım.Önümüzde,arkamızda ekip arkadaşlarımız vardı.Şöyle bir etrafa bakayım dedim ama Yiğit’in odaklandığı nokta beni korkutuyordu.Sessizce fısıldadı.Sadece abimle ben duyduk.”Siktir kere siktir.”Baktığı noktaya döndüm.Bence de siktir kere siktir.Baloda yakalamamız gereken adam şuan sağ çaprazımızda duruyordu.Tam siktir kere siktir!”Abi herkese mikrofonunu verdik değil mi?”Sol tarafımda olduğu için ne olduğunu anlamadı.”Evet de neden sordun?”Derin bir nefes alıp verdim.”Bozo burada abi sende şu yüzükler var mı en azından görse de çaktırmayız.”Gözlerini belertmişti.”Yüzükleri Yiğit’e sor ben haber vereyim diğerlerine.”Gözlerimle onay verdim.Yiğit’e döndü bakışlarım ana o hala Bozo’ya bakıyordu.O sırada abimin kulaklıktan sesini duydum.”Gençler Bozo burada sakın çaktırmayın dikkat çekmeyin görev boka sürüklenir yoksa.”Herkesten aynınses yükseldi.”Anlaşıldı komutanım.”Yiğit’in bakışları bana döndü.Bakışlarımdan anladı.”Yüzükler bende sevgilim.”Elini cebine attı ve biri büyük bir küçük olmak üzere iki kutu çıkardı.”Bir dakika niye iki tane kutu var?”Her zamanki gibi sırıttı mal köpek.”Sadece nişan yüzüğü olsa olmaz canım evlilik yüzüğü de almamız lazımdı.”Ellerimle yüzümü sıvazladım.”İyi tamamlayalım hadi şunları.”Sol elimi kocaman olan elinin içine aldı.Minicik kaldı elim avunda.Önce kendisine de takacağım yüzüğü taktı sonra ise teklif yüzüğünü.Şuan görev bile olsa kalbim tekledi.Ne olursa olsun şuan onunla beraber aynı yüzüğü takmış olacağım.İşi bittikten sonra ben de onun sol elini aldım avucumun içerisine ama elim kayboldu.Ben de ona nişan yüzüğünü taktım ve sonrasında kafalarımızı abime çevirdik.Bakışımdan yakaladı izin istediğimi.Başını onaylarcasına aşağı yukarı salladı ve cama döndü.Yiğit’te tabii bir vatan gülüşü belirdi.Bana da masum masum bakınca bir şey diyemedim.Tam o sırada Bozo’nun gözü bizim tarafa döndükçe dudaklarıyla dudaklarım buluştu.Bayağı bir iştahlıymışız biz de he.Tam o sırada yanımıza geldi.Boğazını temizledi.”Nasılsınız Tan Bey iyisinizdir umarım?”Evet görev ismi Tan.”Sağolasın Bozo sen nasılsın?”Çaktırmaması lazımdı ama inanılmaz öfkeli olduğu aşikardı.”İyiyim başsavcım iyiyim.Balo için geliyorsunuz değil mi?”Şerefsiz piç sanane."Evet Bozo onun için geliyoruz.Bir de bir kaç işimiz var onları halledip Ankara'ya döneceğiz."Anladığını belli eder gibi salladı kafanı."Benim kalacağım otele gelmenizi çok isterim başsavcım.Sizi ağırlamaktan gurur duyarım."Sahte bir sırıtış belirdi dudaklarında."Tabii ki Bozo onur duyarız,değil mi karıcığım?"Ben de başımı ona döndürdüm ve aynı sahte sırıtışla gülümsedim."Tabii ki hayatım.Davette görüşürüz Bozo."Ya sabır ya selamet diye bağıracağım dağa taşa."Görüşürüz davette Gökçe Hanım."Ve evet,benim ismim de Gökçe.Yolculuk boyunca konuşuldu,gülüşüldü ama ben en sonunda dayanamadım.Yolcuğun bitmesine bir saat kalmışken Yiğit'in omzuna sızdım.O kocaman kolunu omzumda hissetim ve kolunun sıcaklığıyla daha da mayıştım.

******

Yiğit Karaca
Uçuşun bitmesine bir saat kala Asena omzumda uykuya daldı.Kolumun altına altım ve omzunu sıvazladım.En sevdiğim aktivite onu uyurken izlemek.Gerçekten bu halden daha masum bir şey olamaz.Uçak iniş yapmış,herkes ayaklanmaya başlamışken Asena hala uyuyordu.Baımla abisine işaret verdim.Onayımı aldıktan sonra Asena'yı kucağıma aldım.abisi bizim el çantalarını aldı ve arkamdan gelmeye başladı.Bizimkiler zaten inmişti.Bavulları alacağımız yere geldiğimizde Murat abiye döndüm."Abi biz arabaya geçelim,sana zahmet olmazsa sen bavulları getirir misin?Artık role başlamamız gerkeiyor.Önce yanıma geldi,Asena'nın saçlarından öptükten sonra bana döndü."Sorman ayıp abiciğim,hadi sen git;dediğin gibi role başlamamız gerekiyor."Mikrofonlu kulaklığına uzandı."Herkes beni dinlesin.Role geçin."Aslanlarımdan aynı ses duyuldu."Emredersiniz komutanım."Ben hemen aracın yolunu tuttum.Kucağımda bir minik vardı malum.Prensesimi uyutmam lazım.Bir elimle bacaklarını tuttum diğeriyle de kapıyı açtım.Onunla beraber oturdum koltuğa.Daha sonra onu uyandırmayacak bir şekilde yana kaydırdım.Başını dizime yasladım ve narin dokunuşlarla saçlarını okşadım.Allah’ım bu nasıl güzel bir nimet!Bir kaç dakika sonra Murat abi bagajı açıp bavulları yerleştirdi.Hemen sonrasında şoför koltuğuna oturdu.Arabayı gideceğimiz otele doğru sürmeye başladı.”Akşam altıda hazır olmanız lazım istersen alışveriş falan yapın.Benim de ihtiyacım var çünkü.”Başımla onayladım.”Olur abi de Asena ne olacak hala uyuyor.”Tam o sırada dizimde bir soğukluk hissetim.Uyanmıştı benim güzelim.”Ne konuşuyorsunuz ya vık vık başımda.”Döndüm ona doğru.”Günaydın bebeğim.Ne kadar da güzel uyandın.”Gözlerini devirdi.”Hadi hadi sıkma canımı neredeyiz biz?”Sabır diledim sadece.”Kızım sen nasıl bir belasın benim başıma ya.Arabadayız,otele gidiyoruz canım.”Ön koltukların arasına geçti ve koltuklarının omuzlarına kollarını yaslayıp abisine baktı.Öne doğru kıvrılmış ince belinin çok güzel göründüğünün farkında mıydı?Bence değildi.Murat abi göz ucuyla baktı ona.”Günaydın birtanem.”Yüzünde en sevdiğim tebessümlerinden biri vardı.Öne daha çok eğildi.”Günaydın,günaydın.”Gülüşü ne kadar güzel olsa da etrafa bok atıyordu gözleriyle.Uyku sersemliği onu tam olarak böyle yansıtıyordu.Uyku sersemliğinin ayrı bir masumluğu vardı.Murat abi yanına gelen suratın yanağından öptü.Asena ise büyük bir keyifle arkasına yaslandı.Elimi beline atıp kendine çektim.Kolum ince belini sıkıca sardı.Elini beline sarılan elimin üzerine koydu ve okşamaya başladı.Dayanamadım ve saçlarından doya doya öptüm.Abisi dikiş aynasından bize sırıtarak bakıyordu ama bir o kadar da üzüntülü.O üzüntünün sebebini çok net anlardım.Ben de bir abiyim,onun neler hissettiğini bilirdim.En azından onun kardeşi yanındaydı.Benim kardeşim hala askeri okuldaydı.Kız kardeşim havacılık okuyor.Bana “Ben senin gibi karada okuyamam ben savaş uçağı uçurup sana yardımcı olurum.”dedi bir şey diyemedim.Çünkü gerçekten operasyonlarda havacılara ihtiyacımız vardı.Kardeşim hala ailemle konuşuyor ama onlar benim için birer ölü.Vatanım için ailemi karşıma aldım.Annemin en sevdiği abisi de askerdi,benim gibi özel kuvvet askeriydi o da.Operasyon annemlerin yaşadığı yere yakınmış.Dayım da bir bombada şehit düşmüş.Annemin anlattığına göre parçalara ayrılmış ve kafası onların binasının önüne düşmüş.İlk başta kimse anlamamış ama annem anlamış.Bağıra bağıra ağlamış.Şimdi ise bana aynısından olacağını düşündüğü için karşıydı.Bana “Asker olursan ve özellikle özel kuvvette olursan seni evlatlıktan reddederim!”dedi.Umrumda bile değildi.Ne olursa olsun hayalime kavuşacaktım.Vatan uğruna şehit olmak varsa alın yazımda parçalanarak da olsa şehit olurdum.Önemli olan benim canım değil,vatanıma nağmert eli değmemesiydi.”Geldik alışverişe haydi bakalım.”Asena bir bana bir de abisine baktı.”Ne alışverişi abi?”Kapıyı açıp dışarı çıktım ve elimi havaya kaldırdım tutması için.”Davete ne ile gitmeyi düşünüyorsunuz matmazel?”Başını iki yana sallayıp güldü.Haklıydım,insan gibi giyecek bir şey almadığına yüzde yüz eminim ki tavrı zaten bunu kanıtlıyor.”Doğru,ben davet için eşofman getirmiştim.İyi madem o zaman gidelim.”Havada duran elimin üzerine narin elini koydu.Hafifçe ayağa kalktı.Daha sonrasında kolumu açtım elini geçirsin diye.Mesajı havada kapıştı zeki kadınım.İlerlemeye başladık.Büyük bir alışveriş merkeziydi burası.Göz ucuyla bana baktı.Ben de onu gözlerimle onayladım.İlk önce kendisine alışveriş yapılmasını istedi.En lüks mağazalardan birine girdik.O yeşil gözlerine zümrüt yeşilinin çok güzel olacağını söyledim,sağolsun dinledi beni.İlk denediği elbiseyi gördüğümde ağzım açık kaldı.Nefes kesici bir görüntüsü vardı.”Nasıl oldu hayatım?”Hala o mükemmel güzelliğine bakıyordum.”Nefes kesici.”Güldü.Şuan ben mi bozuldum bilmiyorum ama o kadar muhteşem görünüyordu ki diyecek bir şey bulamıyordum.”Başka elbise denemene gerek yok karıcığım,bu sana çok ama çok yakıştı.Sen çıkaradur ben ödemesini yapayım.”Yanıma geldi.Parmak ucunda yükselim dudağımdan öptü.”Tamam canım.”Arkasını dönüp koşar adım kabine gitti.Arkasından bakakaldım.Hazzımı alamamıştım.Kalp krizi etkisini bıraktı bende.Kasaya yönelip kartımla elbisenin ödemesini yaptım.Sonrasında beraber tam çıkıyorduk ki arkamızdan durdurdular bizi.”Hanımefendi,beyefendi!”Arkamızı döndük bize doğru koşan görevliye.”İsterseniz elbisesinizle uyumlu ayakkabı ve çantasını size hediye verelim.”Asena önce bana baktı,gözlerinle onayladım.”Çok güzel olur.”Sonrasında ise kadınla beraber mağazaya tekrar girdiler.Yaklaşık beş dakika sonra geldi.”Hadi bakalım beyefendimize de jilet gibi bir takım alalım.”Beyefendimize?Ben bu kızı sağ bırakmayacağım.Beni nasıl yumuşatacağını çok iyi biliyordu.İlk gördüğümüz mağazaya girdik.Krem rengi,cep mendili zümrüt yeşili olan bir takım aldık.Alışveriş merkezinden çıkıp araca yürümeye başladık.Araba yanımıza yaklaştı.Murat abi arabadan inip elimizdeki poşetleri bagaja yükledi.Biz de hemen arabaya bindik.Daha sonrasında Murat abi şoför koltuğuna geçti ve otele doğru sürdü.Odaya yerleşip hemen bir duşa girdik.Önce Asena girdi,sonra da ben girdim.Banyodan çıktıktan sonra onu makyaj masasının önünde bakım yaparken gördüm.Büyük ihtimalle sonuna yetişmiştim.Saçındaki havluyu çözüp saçlarını taradı.Ayna ona bakan beni fark edince gülümsedi.Kapıya dayanmış,kollarımı önümde birleştirmiştim.Sadece belimde ve omuzlarımda havlu vardı.Omuzlarımdaki havluyla saçlarımı kurulayarak alışveriş poşetinden takımımı çıkardım.”Ben içeri geçip giyineyim,sen burada giyinirsin güzelim.”Başıyla onayladı.Hemen banyoya geçtim ve üstümü giyindim.Banyodan çıktığımda onun da giyindiğini gördüm.Makyaj yapıyordu ama hala saçları ıslaktı.”Saçlarını kurulayım mı güzelim?”Arkasını dönüp bana baktı.”Gerek yok,az bir işim var zaten;sen aşağıda bekle beni.”Yaklaştım ve belinden sarıp kendime çektim.Açıkta kalan boynuna gömdüm başımı.Doya doya öptüm.Başımı boynundan kaldırıp aynadan bana bakan gözlerine baktım.”Tamam karıcığım aşağıda bekliyorum seni.”Başını yanındaki bana çevirdi.”Tamam kocacığım.”Kocacığım…Bu kelime ona çok yakışmıştı.Sanırım hep duymak isteyeceğim.Arkamı dönüp odanın kapısından çıktım.Tam o sırada Murat abiyi de gördüm.Normal bir takım elbise giymişti.Şoförümüz ve korumamız olduğu için ciddi duruyordu.”Tan Bey,Gökçe Hanım nerede?”O sırada merdivenlerden aşağı iniyorduk.”Gökçe hazırlanıyor’Aşağıda bekleyin.’dedi.”Başını anladığını belirtirmiş gibi aşağı yukarı salladı.Arabanın yanına gelmiştik.Ben hemen bir sigara yaktım.Akbatur-Murat abinin görevdeki adı-ise şoför koltuğuna yerleşti.Önüme döndüğümde dünyalar güzeli dışarı çıktı.O sırada aklımda sadece bir tane şarkı sözü dönüyordu.”Geliyor bir Ahu afet,tepeden tırnağa zerafet.Öldür bizi letafet,bizim sonumuz felaket.”*Resmen şuan ıslık çalıp ona ne kadar güzel olduğunu söylemek istiyordum.Hızla yanına gidip elimi havaya kaldırdım.Zarif elini kocaman nasırlı elimin üzerine koydu.Elini öpüp elini havada tutarak yürüdük.Arabanın kapısını açıp oturmasını gösterdim.Daha sonra da kendi kapımı açıp bindim arabaya.Yaklaşık yarım saat sonra davetin yapıldığı alana geldik.Akbatur kapımı açmak için kapımın önüne geldi.Dışarı çıkıp Gökçe’nin kapısının önüne geçip kapıyı açtım.Elini tutup ayağa kaldırdım.Davet alanına doğru yürümeye başladık.Girişte Fethi vardı.Onun görevi oturma düzenlerini gösterip kart vermek.”Merhabalar efendim.İsminiz ve soyisminizi öğrenebilir miyim?”Başımı aşağı yukarı salladım.”Tan ve Gökçe Koç.”Önündeki defterden isimlere baktı.İsinlerimizi bulduktan sonra iki tane kart çıkardı.”Buyrun Tan Bey.Kapıdaki arkadaşlar sizi masanıza yönlendirecektir.”Gülümsedim.”Teşekkürler.”Bana mesaj vermek ister gibi baktı.Bu bakış Bozo’nun masasının bize yakın olduğunu ve buraya geldiğini söylüyordu.”Gel hayatım.”Gökçe peşime takıldı.Kapıda oturulacak yerleri gösteren Çağkan’dı.”Hoş geldiniz beyefendi,kartlarınızı görebilir miyim?”Cebime attığım kartımı çıkardım.”Masa numaranız D30 buyrun takip edin beni.”Çağkan önde biz arkada ilerlemeye başladık.Davet alanı çok büyük bir yerdeydi.Solunda Gökçe sağımda Çağkan duruyordu.Kısık bir sesle bilgilendirme geçti.”Komutanım,Bozo’nun masası D29;yani masalarınız yan yana.Dikkatli olun.Her hareketiniz onları şüphelendirebilir.”Anlıyormuş gibi salladım başımı.”Tamam Çağkan sağ ol.”Masamızın önüne gelmiştik.”Buyrun Sayın Başsavcım,masanız burası.”Önce Gökçe’yi oturttum,sonra elimle Çağkan’ın omzunu sıvaladım.”Sağ ol delikanlı.”Gülümsedi.”Rica ederim efendim ne demek.”Yaklaşık beş dakika sonra davet başladı.Bütün çiftler sahneye davet edildi.Elimle referans yapıp Gökçe’yi ayağa kaldırdım.Sahneye geçip dans etmeye başladık.”Her erim bahtına bir güzel düşer.Sende tek benim yağdıma düştün.Nazende sevgilim yağdıma düştü.”**Kısa bir dansın ardından tekrardan masamıza oturduk.Kürsüde Bozo’nun adamlarından biri vardı.”Konuşmasını yapmak üzere değerli liderimiz Bozo’yu sahneye davet ediyorum.”Çokça alkış koptu lakin bizden hiç ses yoktu.Bizim masamızda ben,Asena,Altay ve nişanlısı olacak kadın vardı.”Teşekkürler,teşekkürler.Öncelikle bize destek veren herkesi burada görmekten dolayı çok mutluyum.Size önceden de bahsettiğim devlet vaadini biraz anlatmak isterim.Biz her zaman hür yaşamayı severiz.Bu durumda bize kendi devletimizi bileğimizin hakkıyla kurmak düşer.Şuan burada bulunan herkes farkındadır ki Türk askerleri bizim hür yaşamamıza karşı.Biz bağımsız olmak isterken onlar katliam yapıyorlar.Birçok insanımızı katlettiler.Bu konuya artık’Dur!’demenin zamanı gelmiştir.Beraber burada toplanmamızın amacı,bize düşman olan Türkiye’ye başkaldırmamız gerektiğidir.Bu konuda bize sorgusuz sualsiz yardım edeceğinize gönülden inanıyorum.Türkiye’nin bize saldırması bir terör örneğidir.Bu terörün önüne geçmemiz lazım.Bizimle misiniz?”Salonun dört bir yanından aynı ses yükseldi.Biz de çaktırmamak için sadece ağız kıpırdattık.Bu yüksek seste duyulması imkansız olurdu zaten.”Sizinleyiz!”Gururlu bir bakış attı etrafa.”O zaman Türkiye terörünün önüne geçmek için yapılacak planı anlatmak üzere TSK’den ihraç edilen yüzbaşı olan Alparslan Sönmez’i sahneye davet ediyorum!”Hassiktir!Alparslan Sönmez mi dedi o?Yanlış duymamış olmalıyız ki masada birbirimize bakmaya başladık.Bir dakika sonra kürsüye Alparslan çıkmıştı.Meğer bunca zamandır aramıza sızan bir hainmiş.Bizi anlamayan buradan çıkmamız lazımdı.Bozo masasına oturmuş,Alparslan’ı izliyordu.Hemen yanına gittim.”Bozo kusura bakma bizim birkaç işimiz çıktı.Barodan bekliyorlar önemli bir mevzu var.Seninle oturup uzun uzun konuşuruz olur mu?”Döndü bana şerefini siktiğim.”Tabii ki Başsavcım,sizin işleriniz yoğundur.Çıkabilirsiniz sakıncası yok.”Elimle omzunu sıvazladım.”Çok sağ ol anlayışlı olduğun için.”Ayağa kalktı ve bizi yönlendirdi.”Ne demek bize her zaman anlayışlı olmak düşer.Sizi arabanıza kadar bırakayım mı?”Elimle durmasını işaret ettim.”Hiç gerek yok Bozo,çok sağol.”Eliyle önünü gösterdi.”Peki madem,görüşürüz.”Hızlıca topuklamaya başladık.”Alparslan bunlarla işbirliği içindeymiş.Ben de diyorum neden bu garip davranıyor?”Sağa sola salladım başımı.”İnan ben de bilmiyordum Asena.”Elimi mikrofonlu kulaklığıma götürdüm.”Beyler her şeye hazırlıklı olun,Alparslan bunlardanmış;sırtımızdan hançer yedik.Çok ama çok dikkatli olun.”Hepsinden aynı ses duyuldu.”Emredersiniz komutanım!”Hemen gitmeyip tuvaletlere girdik.Kapıyı arkamızdan kilitledik.Alpraslan’ın konuşmasını duymamız lazımdı.”Değerli konuklarımız,hepimiz öncelikle hoş geldiniz.Ben eski TSK mensubu Alparslan Sönmez.Eski TSK mensubu olabilirim ama bu demek olmuyor ki Türkiye’yenin leyhine işler yapacağım.Aksine yıllarca askeriyede olup her türlü gizli bilgiyi öğrenip Bozo’ya anlattım.Evet ben bir ajandım.Amacım Bozo’nun Türkiye’den daha iyi bir ülke kurmasına yardımcı olmak.Ancak şuan burada bile ajanlar var.Bu ajanlar Türk askeridir.Yıllarca bunların içindeydim,ne yaptıklarını çok iyi biliyorum.Aramızda Başsavcı diye dolaşıp da TSK askeri olanlar var!Bunların şuanki kod adları;Tan Koç,Gökçe Koç,Emin Sezer ve Hafsa Sezer!”Siktir!Açığa çıkardı bizi.Acilinden uzaklaşmamız gerekiyordu.”Hatta bu şerefsizler o kadar yüzsüz ki bir de üstüne üstlük bütün Yıldırım Timi’nin askerlerinin ayrı ayrı görevi var!”Artık gerçekten deşifre olmuştuk.Yapacak bir şey yoktu.Gerekirse çatışacağız.”Herkes salak olabilir ama ben salak değilim Yıldırım Timi!Yıllarca komutanlığınızı yaptım.O Gökçe Koç ve Tan Koç kod adlı şerefsizler benim aleyhime karar vermeseydi daha fazla bilgim olabilirdi ama yok!Tan Koç’un asıl adı Yiğit Karaca ve kendisi benden sonraki Yıldırım Timi’nin komutanı.Gökçe Koç ise Asena Ertekin.Babasının piçi.İstihbaratla beraber çalışıyor.”Ses kaydını almıştım zaten.Şimd tek yapmamız gereken geri kalanların burayı ateş hattına çevirmesi ve onların fark edemeyeceği fakat benim onları görebileceğim bir yere gitmekti.
*Barış Manço-Müsaadenizle Çocuklar
**Figen Genç-Nazende Sevgilim

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18