5. bölüm / 6
BİZ DAĞLARIN ERLERİ5.BÖLÜM:VATAN HAİNİ
Bölümler 6Şu an: 5.BÖLÜM:VATAN HAİNİ
Asena Ertekin
Gittiğimiz görevi boka çeviren bir adam bizim eski TSK mensubumuzdu.Her şeyi beklerdim ama bir vatan haini olacağını beklemezdim.Resmen bizi ifşalamıştı.Şimdi kaçsak,kapıda adamları vardı.Elimizi kolumuzu bağlamıştı.Çantamdan telsizimi çıkardım.Büyük bir operasyona ihtiyacımız vardı.”Yuva Meet 2.”Karşı ses doldu kulaklarıma.”Yuva dinlemede herhangi bir gelişme var mı?”İşte şimdi gerçekten boku yedik.”Komutanım,Alparslan bizi ifşaladı.”Uzun bir süre karşı taraftan yanıt alamadım.”Operasyona ihtiyacınız var değil mi?”Etrafımdakilere baktım.Altay kapıyı dinliyor,Yiğit bir şey olur diye silahıyla hazır bekliyor,Altay’ın nişanlısı ise bir tuvalette saklanıyor.”Evet komutanım,derhal çatışma başlamalı.”Telsizden uzun bir süre ses alamadığımda artık bu yolun bir dönüşünün olmadığını anladım.Yiğit’le uzun bir süre bakıştım.Dışarıdan birkaç tane ayak sesi duyunca ikimizde aynı anda silahlarımıza davrandık.Altay da elinde silahıyla nişanlısına karşı siper oldu.Yiğit kapıya kulağını dayadı.Adım sesleri bir süreden sonra durdu ve yerini kahkaha sesleri aldı.Şüphelenip bütün tuvaleti tavaf ettim ve yanda saatli bomba buldum.Altay’a kısa bir bakış attım ne demek istediğimi saniyesinde anladı.En azından nişanlısının çantasında aletleri vardı.Hemen çantayı kapıp bombanın yanına geçti.Yiğit bana döndü.”Sesler kesildi.” dedi kısık bir sesle.Sonrasında Altay’ın üstüne durduğu bombayı gördü,kahkahalarının sebeplerini anladı.Kulaklığına konuşmaya başladı.”Çağkan, duyuyor musun beni?Çağkan?Cevap versene lan!”Karşı taraftan ses gelmiyordu.Kesin Çağkan ellerinde.”Selam Tan Bey.” İşte şimdi yeminle sıçtık.”Ya da Yiğit Üsteğmenim mi demeliydim?Merak etme komutan.Adamını yanımıza davet ettik kısa bir anlığına.Siz orada patlayın biz adamını burada patlatacağız.”Bozo tam bir şerefsizdi.”Ne istiyorsun ibne?”Yiğit’in asvalyaları atmıştı artık onu zapt etmemiz çok zordu.”Senden bir şey istemiyorum komutan.İstediğimi elde ettim zaten.”Başka herhangi bir ses duymadık.Altay ile göz göze geldim.”Komutanım çok karışık bir düzenek şehadet yakın.”Ellerimi saçlarıma geçirdim.Burada bir sivil hayatı söz konusuydu.Bir de hemen çıkmamız gerekiyordu buradan.”Kaç dakika daha oyalanabilir bu bomba?”Altay derin bir nefes alıp verdi.”En fazla 10 dakika komutanım.”Etrafa dikkatlice bakmaya başladım.Bir çıkış yolu bulmamız lazımdı.Her kabine dikkatlice baktım.En sona kocaman bir kabin kalmıştı.Kapıyı zorladım ama kilitliydi.Yukarıdan çıkardım ama yardım gerekiyordu.”Yiğit.”Döndü bana doğru.Ne yapacağımı anlamış gibi elini basamak yaptı ben de kapının arkasına rahatça geçtim.Arkadan kapının kilidini açtım ve sağ tarafta büyük bir havalandırma kapağı gördüm.”Altay tornavida var mı?”Altay elinde küçük bir takım çantasıyla geldi.”Var komutanım.”Benim yanıma gelip hemen vidaları sökmeye başladı.”Rabia gel yanıma buradan önce seni göndereceğiz.”Rabia korka korka yanıma geldi.”Asena klostrofobim var benim daralırım burada.”Bu kız neden bu kadar nazlıydı?Ölmek daha iyi seçenek galiba.”Rabiacım başka yol yok güzelim hemen arkandan geleceğim hadi da.”Rabia utana sıkıla havalandırma boşluğuna gireince zaman beklemeden ben de girdim.Yiğit benim arkamdan girdi, en sona Altay kaldı.Havalandırma kapağını kapatarak peşimize takıldı.Yaklaşık beş dakika sonra bir patlama sesi duyuldu.Bizim önceden bulunduğumuz tuvalet patlamıştı.Kısa bir süre sonra bir kapak bulduk.Bulunduğumuz boru çok dar olmadığı için Altay hemen arkadan gelip kapağı açtı.Altay’ın işaretiyle hepimiz dışarı çıktık.Bizimkiler sanki fark etmiş gibi bizi bekliyordu.Birkaç tane askeri araç vardı.”Rabia Hanım’ı alaya götürün daha çok işimiz var beyler.”Yiğit’in sesiyle hemen bir araç Rabia’yı alıp yola çıktı.Allah’tan üstümüzden sivil yükü kalkmıştı.Şimdi bildiğimiz oyunu oynayacaktık.Rabia’yı gönderdikten hemen sonra etrafımıza bir sürü araç geldi.Birkaç saniye sonra silahlı çatışma başladı.Bozo’nun adamlarıydı yani başka açıklaması yoktu.Herkes askeri araçların arkasına geçip kendimizi savunmaya başladık.O kadar hazırlıklı gelmemize rağmen belli bir reddeden sonra cephanemiz bitmeye başlamıştı.Şanımızla teslim olmanın vakti gelmişti.Başka yol yoktu.Yiğit’le kısa bir an bakıştım.Belki şehadet yakın değildi ama bir işkence yakındı.Belki yarın,belki yarından da yakın…
******
Yiğit Karaca
Asena’yla kısa bir an bakıştım.O da farkındaydı.Başka çare yoktu.Tam Asena’dan gözlerimi ayıracakken kafama sert bir cisimle vuruldu.Kendime geldiğimde terkedilmiş bir depodaydık.Timim karşımdaydı.Beni tek başıma asmışlardı.Tam Asena'ya bakarken kadrajıma Bozo ve Alparslan girdi.Hem ayaklarımdan hem de ellerimden bağlı olduğum için adamakıllı hareket edemiyordum."Ooo günaydın Üsteğmen.Geldik geldik ayıl artık."Yüzüme yaklaşan mendebur suratına şöyle içten bir şekilde tükürdüm.Eliyle ağır ağır yüzünü sildi.Tam bana dalacakken Bozo tuttu."Saçmalama Alparslan,misafirimiz o bizim;biz onun ettiği terbiyesizliğe onun gibi mi cevap verelim he?Biz misafirperverdik hani."Böyle boş boş izledim salak hallerini."Evet Yiğit'çiğim şimdi konuşuyor musun yoksa konuşturalım mı?"Bir de onun yüzüne tükürdüm."Beni siksen de ağzımdan laf alamazsın it herif."Bozo saçma sapan sakinliğini koruyordu."Tamam o zaman sana bir kağıt vereceğim,kağıtta yazan ismi söyle de o arkadaşından başlayalım konuşmaya."Güldüm.Hiç bu kadar içten gülmemiştim.Karşımda olan silah arkadaşlarım daha yeni yeni ayılıyordu."Sen bu kadar salak mıydın Bozo?Salak olduğunu terörist olmandan anlamıştım da bu kadar salak olduğunu bilmiyordum."O iğrenç kahkahası bütün depoda yankılandı.Alparslan iti kağıda bir isim yazdı.Sonrasında yanıma geldi."Yerinde olsam zekama bu kadar önem vermezdim Üsteğmen.Bak şu kağıda hangisinin ismi yazıyor?"Kağıda baktım.Asena'mın ismi yazıyordu.Asena olmasaydı da hiçbirini ele vermezdim.Sadece benim bildiğim bir bilgi vardı.Bozo'nun çok güvenme dediği zekamda askerlerimden birinin hiç kullanmadığı ve sadece benim bildiğim bir ismi vardı,çok zorlasaydı o ismi söyleyecektim."Kıray"Doruk'un ikinci ismi ve nefret ettiği bir isimdi.Bu timden kimse bilmez bir tek ben bilirdim."Ben Türk askeriyim Bozo.Arkadaşlarımı ve aşkımı piç sürüsüne satmam."Bozo'nun beklediği bir cevaptı.Asena'yla göz göze geldim.Gururlanmıştı.Gözlerimden kağıtta yazılan ismin o olduğunu anlamıştı.Alparslan elinde kızgın bir demirle geldi.Bozo'ya verdi."Söylecek misin yoksa ben bu demirle seni adam mı edeyim?"Sinirlerim bozulmuştu iyice."Adamlık,demirle dövülmekle kazanılmaz aslan parçası;adamlık kişinin kanında olur.Senden bunu anlamanı beklemiyorum çünkü alayınızın kanı bozuk amına koyayım."Sırtıma kızgın demirle bir darbe indirdi.Gıkımı çıkarmadım.Her şeye dayandığım gibi buna da dayanacaktım.Gözümü kardeşlerimden ayırmıyordum.Hepsi yaptığımın iyi bir şey olduğunun bilincinde olduğu için gurur duyuyorlardı.Dakikalar geçti,işkencelerim devam etti."Ne kadar sıkıcısın Yiğit? Bu ibnelere bu kadar bağlanma benim gibi olanlar olur günü geldiğinde.Ahınla kalırsın."Alparslan'ın sikindirik sesini duyacağıma kan kusup kızılcık şerbeti içmeyi yeğlerim.Aslanlarımdan aynı sesi işittim."Biz Türk Askeriyiz!Amcıklar gibi bozuk değildir kanımız!Damarlarımızdan asil bir kan akar!"Gururla Alparslan'a döndüm."Senin neslin benim timimde tükendi aslancık.Senden ala bir ibne olamaz artık."Yüzüme sert bir yumruk geçirdi.Ağzıma gelen kanı tükürdüm yere.Tükürdüğüm yerden başımı kaldırdığımda çok tanıdık iki sima gördüm.Bir babama biri de anneme benziyordu.Halüsülasyon gördüğümü düşünüyordum ama pek de hayal gibi değildi.”Anne?Baba?”Yüzüme büyük bir kinle bakıyorlardı.Beni çok küçükken terk etmişlerdi ve bana herkes öldüklerini söylemişlerdi.”Senin ne annen ne de baban var Yiğit Karaca.Unutma bunu.Keşke olmasaydın.Senin gibi ihanet eden bir evlat istemiyoruz.”dedi babam.Baba demeye bin şahit isterdi gerçi.İşin kötü tarafı gerçekten hayal değildi.Öldüğünü söyledikleri ailem vatan haini olarak karşımda duruyordu.Eski Türk askeri Alparslan vatan hainiydi.Bozo’yu saymıyorum bile.Daha kaç ihanet çıkacaktı başıma,başımıza?Bir komutan olarak ve en önemlisi bir Türk askeri olarak duygularımı işime yansıtmamam lazım.Bana görünmez bir destek lazımdı.En büyük destekçime, Asena’ma baktım.Dolu gözlerle bakıyordu bana.Alıştım ben artık bu işkencelere,bu görevlere;ama benim yavru ceylanım alayda çalışan güçlü bir askerdi sadece bu görevlere,bu işkencelere görevdeyken alışkın değildi.Gözlerimle onu avutmaya çalıştım zira şuan ona dokunup göz yaşlarını silmem haliyle zordu.Görünüşe göre biraz burada bu şekilde takılacağız.”Merak etme,iyi ki sizin evladınız değilim.Benim kanım sizin gibi bozuk olamaz!Allah topunuzun belasını versin!”Annemin gözünde binbir duyguyu görüyordum.Kinin yanı sıra eşine gösteremediği merhameti de vardı.Dolu gözlerle bakıyordu bana.Muhtemelen yanındaki kansız yüzünden bırakmak zorunda kalmıştı beni.Tam o sırada bir telefon çaldı.Timden birinin olmalıydı çünkü tanıdık bir sesti.Alparslan Altay’ın cebinden telefonunu çıkardı.Kimin aradığını göremedim.Alparslan utana sıkıla telefonu açtı,hoparlöre aldı.”Ya Altay oğlum niye hiçbiriniz açmıyorsunuz lan kafayı yedim neredesiniz siz?”Ses Murat abinindi.Öğrense önce bu terörist ibneleri sonra bizi sikerdi.”Ya yine mi sen?Düş artık yakamızdan be Murat.Yıldım senden he!”Alparslan her şeyin açıklamasını yapmıştı.”Kardeşlerim nerede Alparslan?”Cevap gecikmedi.”Abi!Abi bul bizi!”Uzun bir süre telefondan ses gelmedi.”Asena!Neredesiniz abim?”Asena konuşamadan kızgın demirle vurmaya başladı babam denen ibne.”Bırak kızı,bana vur!Senin derdin benle Çolpan Karaca!”Bana döndü o hain suratı.”Sen ne ara askerlerini korur oldun?”Artık öfkeden on köşeydim.Yapacakları en ufak harekette dellenmeyr hazırdım.”Ben askerlerimi her zaman korurum.Ben onların komutanıyım!En önemlisi ben Türk askeriyim!Bunu sizin gibi kansızlar anlayamaz emin olabilirsin.”Yüzüme doğru yaklaştı.Arkama geçti.Ayaklarımla ellerimi çözdü.Elime bir tane sikah verdi.”Hadi bakalım Türk askeri.Gözlerin kapalı bir şekilde arkadaşlarının kafalarındaki şişelere teker teker sık.Dediğin kadar korur musun arkadaşlarını?Görelim.Hepsinin ayağı yere basıyordu ama elleri hala arkalarından bağlıydı.Hepsinin kafasında bir tane şişe vardı.Birkaç saniye sonra gözüme biz kumaş bağladılar.Sakin ol Yiğit.Buradaki üçüncü günün.Buradan şehit vermeden çıkabilirsin.
Gözüm Kapalı Bile Vururum!-Avcı#46/Söz
Gaz borusunu patlattığım için en ufak ateş etmelerine karşın bizimle beraber onlar da patlardı.”Kimse ateş etmeyecek gaz kaçağı var.”Herkesin ellerindeki zincirleri silahla kopardıktan sonra gaz kaçağı yapmıştım.Bu sebeple herkes serbestti.Hepsiyle göz göze geldim.Hepsi bunu benden beklermiş gibi bana baktı.Arkalarından saldırmaya gelenleri dövmeye başladılar.Ben ise Alparslan’la dövüşüyordum.Fethi o sırada babam olacak o kanı bozuğu dövüyordu.Bana döndü.”Komutanım bu şerefe siz layıksınız buyrun.”Bana babam olacak iti postaladı kendisi de Alparslan’ı dövmeye devam etti.Kadınlara asla dokunmazdık.Kadının işini başka bir kadın halletmeliydi.Asena mesajımı anlayıp annem olacak kadına saldırmaya başladı.Yaklaşık yarım saat kadar devam ettik.Bütün güçlerini bitirdikten sonra eşyalarınıza ulaşıp oradan ayrılmaya başladık.Hemen Murat abiyi aradım,Asena da babasını.”Murat abi araç gönder güç bela kaçtık.”Beş dakika bile olmadan dışarıdan siren sesleri duymaya başladık.Polis,jandarma,asker ne varsa sevk etmişler bizim olduğumuz depoya.İki tane makam aracı yaklaştı ve dibimizde durdu.Birinden Asena’nın babası,öbüründen ise Murat abi çıktı.Murat abi Asena’yı görür görmez sımsıkı sardı onu.Komutanımız bize hem gururlu hem de sinirli bakıyordu.En son bir tane ambulans sedyesi gördüm ve sonra her yer kapkaranlıktı.
******
Asena Ertekin
Depodan çıktığımızda iki tane makam aracı yanımızda durdu.Birinden babam,öbüründen ise abim çıktı.Abim diğerlerini umursamadan yanıma geldi ve beni sımsıkı sardı.Vücudum ve yüzüm biraz tanınmaz haldeydi.”İyi misin güzelim?”Başımla onayladım.Karşıdan bir tane sedye geliyorken yanımda duran Yiğit bir anda bayıldı.Şok içerisinde yere oturup başını dizimin üstüne aldım.”Yiğit!Yiğit duyuyorsun beni değil mi?Dayan gideceğiz hastaneye!”Gökbmrü ile abim kollarımdan tutup beni yerden kaldırırken Yiğit’i çoktan sedyeyle almışlardı.”Bıraksanıza beni!Yiğit’le gideceğim ben!”Gökbmrü ondan kıdemli olduğum için kolumu bıraktı ama abim beni kendine çekip sarıldı.”Tamam birtanem gideceğiz yanına sakin ol.”En sonunda kendimi abimin kollarına bıraktım ve beni yürüterek ambulansa bindik ikimiz de.Yiğit’in tişörtünü çıkardıklarında vücundundaki demir izleri çok net belli oluyordu.Benim de sırtıma o demirle vurmuşlardı.Bir de üstüne bana vurmasınlar diye kendisine vurmalarını istemişti.”Hanımefendi sizi de bir kontrol edelim.”Bana yaklaşan kadına döndü bakışlarım.”Hadi abicim sana da bir baksınlar.”O an kadın direkt sırtımı açtı ve demir izleriyle kaldım.Abim şok olmuştu.Kadından bir tane merhem aldı ve sırtımı kendine doğru çevirdi.Çok hassasmış sanki kendisi dokunursa paramparça olacakmış gibi sırtıma narin dokunuşlarla merhemi sürmeye başlamıştı.Yandığını anladığında üflüyordu.Dayanamayıp ağlamaya başladım.Abim merhemi sürdükten sonra sırtımı kapatıp beni kendine çekti.”Başka bir yerinde daha var mı güzelim?”Kafamı iki yana salladım.Birkaç dakika sonra hastaneye gelmiştik.Yiğit’i hızlı bir şekilde içeri götürdüler.Ben abime yaslanarak yavaş yavaş hastaneye girdik.Yiğit’i hızlıca bir odaya aldılar.Be olduğunu,ne düşündüklerini bile daha kavrayamamıştım.Arkamızdan Yıldırım geldi.Hepsi yorgundu ama bir o kadar komutanlarını bırakamayacak kadar güçlülerdi.Abimle tim konuşuyordu ağızlarının hareketlerini görebiliyordum ancak duyamıyordum.Kafam çok doluydu.En büyük destekçim ve hayat arkadaşım şuan bir odaya alınmıştı.Ne için olduğunu bile bilmiyordum.”Fethi oğlum Asena’yı alaya götür.Kendine gelsin.”Başıyla onayladı.Yavaşça yanıma geldi.Elini belime sarıp ayağa kaldırdı beni.”Hadi komutanım alaya götüreyim sizi.”Başımla belirli belirsiz onayladım.Gerçekten dinlenmeye ihtiyacım vardı.Beş dakika sonra bir aracın yanındaydık.Rahat edeyim diye arka koltuğa oturttu beni.Yaklaşık yarım saat kadar yol gittikten sonra alaya gelmiştik.Arabadayken de hiçbir şey konuşmamıştık.Fethi dümdüz arabayı sürmüştü.Belki içlerinde en zıpırı,en dipçiği ve en eğlencelisi Fethi iken bugün bir o kadar kasvetliydi.Hayatımda onu hiç bu kadar kötü görmemiştim.Birkaç dakika sonra alaya varmıştık.Hiçbir şey söylemeden arabadan inip kapımı açtı.İndikten sonra kapımı sertçe kapattı ve hızlı bir selam verip alaya girdi.Birkaç dakika içeri girip kafamı bulandırmak istemedim.Bahçedeki çardaklardan birine geçip sigaramı yaktım.Büyük dumanlar çekerek yaşadıklarım hepsini düşünmeye başladım.Doruk’un kaçırılması,Alparslan’ın vatan hainliği,operasyonumuz… Hepsinin sorumlusu sadece bir kişiydi.O da Alparslan’dı.Ve sözde uğruna çalıştığı Bozo.Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir anda yanıma biri,karşıma biri geçti.Kafamı kaldırdığımda karşımda yıpranmış bir Yiğit,yanıma baktığımda kahrolmuş bir abim.Abim kolunu omzuma atıp sıkıca sarıldı bana.Hala düşünce dünyamda olduğumdan hareket edemedim.Abimin koca omzundan yana doğru çevirdim kafamı.Yiğit de benim gibiydi.Sigarasını yakmış gözlerini bizim üzerimizden ayırmıyordu.Abim beni bırakıp önüne döndü.Bir tane daha sigara yaktım.Bu aralar kafam olması gerektiğinden daha doluydu.Kimseden çıt çıkmıyordu.Bir iki dakika sonra yanımda bir soğukluk hissettim.Tahmin ettiğim gibi abim alaya gitmişti.Yiğit’le baş başa kalmıştık ama ikimizin de ağzından tek kelime bile çıkmıyordu.Sanki sigaralarımız konuşuyor biz de öyle anlaşıyor gibiyiz.Masaya öyle bir dalmıştım ki Yiğit'in bana seslendiğini yanıma gelip omzuma dokunana kadar fark edememiştim."Her şey o kadar çok karıştı ki anlatamam.Zor günler geçti ama daha zor günler kapıda.Bundan sonra daha da çok zorlanacağız.Yarından itibaren...işimiz çok daha zorlanmış olacak."Yüzüne baktım.Umutsuzluğun her çeşidine bürünmüş gibiydi.Türkler umutsuzluğa kapılmazlardı,hele Türk askerleri kapılmamalıydı.Fakat şartlar atalarımızın kapılmadığı kadar umutsuzluğa kapılmamıza sebep oluyordu.Tarih eskileri yazmış,bizi de yazacak mı acaba?Başımı onaylarcasına salladım."O zaman her şeyi unutum yeni sayfalar açıp bu dünyayı batırmak için dinçlenelim."Gururlu gözlerle baktı bana.Buruk ama bir o kadar sıcacık bir tebessümü vardı.Ayağa kalkıp elini uzattı."O zaman bu dnyayı batırmak için beraber dinçlemek ister misiniz hanımefendi?"İçten gelerek güldüm.Asla böyle bir reverans beklemiyordum. "Sevda mı?" "Sevda." "Memleket bu haldeyken-" "Evet küçük hanım,memleket bu haldeyken." Boşuna demiyorum.Hem aşk hem vatan insanı diye.Kırmadım,kıramazdım.Elini tutup ayağa kalktım.Beraber,el ele alaya yürüdük.Herkesin bizi bilmesine rağmen hala görevde olduğumuzu unutmamız gerekiyordu.Kapıdan geçerken elini bıraktım.Odaya kadar sadece ama sadece yan yana yürüdük.Odama tek girdim.Yiğit kıyafetlerini almaya aşağı inmişti.Kapımı kilitleyp dolabıma yöneldim.Giyeceklerimi alıp banyoda çabucak giyindim.Yatağa sırtüstü attım kendimi.Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.Bunu kendime kodlamam gerekiyordu.Her zorluğun bir çıkışı olduğunu,her düştümde kalmayı bilmem gerekiyor.Yoksa hayatta kalmam bir saniye bile sürmez.Tam gözlerim kapanacakken kapım hafifçe tıklatıldı.Kurban olduğum adam geldiğini nasıl da belli ediyor ya.Usulca kapıya gittim."Kim o?"Kıkırdadım."Sevgilini kapıda mı bekleteceksin.Çok ayıp,kınadım."Güldüğümü duymasın diye elimle ağzımı kapattım.Kapının kilidini açıp kapıyı aralayarak ona baktım.Ulan taş herif bari pijamaylayken daha az karizmatik ol ya.Kalbime zararsın."Yanlış adres beyefendi."Tam kapıyı kilitleyecekken hemen kapıyı açtı öküz.Yatağın arkasına kaçtım hemen.Kendisi kapıyı hızlıca kilitledikten sonra yatağın öbür ucuna geçti.Resmen köşeye sıkıştırmıştı beni!Şu anda aklımda Gençlik Başımda Duman'ın çalmasıyla daha da neşelendim.Ben gülünce o da gülmeye başladı."Benden kaçamayacağını biliyorsun değil mi ateş böceğim?"Salak adam!Onun da aklına aynısı gelmişti tabii ki!Sonuçta senelerdir beraberdik bir zahmet yani."Bilmem,belki kaçabilirim."Ona böyle diklenmemde hemen hazlanıyordu.Böyle davrandığımda o tanıdığı kız çocuğunun bir kadın olduğunu iliklerine kadar hissediyormuş.Bir anda koşmaya başlayınca ben de yatağın üstüne atladım.Tek unuttuğum onun bordo bereli olmasıydı.Yaklaşık beş turun sonunda bana yetişti ve belimden yakaladığı gibi beni tek koluyla yatağa fırlattı.Küçük bir kız çocuğu gibi kahkaha atıyordum.Üstüme çıkıp gıdıklamaya başladı.Tıpkı eskidenki masumiyetiyle...Hala büyümemiş erkek çocuğu şuanda onun gözünde büyümemiş olan en yakın arkadaşıyla oynuyordu.Hala beni nasıl kahkahalarla güldürebileceğini biliyordu.Küçükken de arkada Gençlik Başımda Duman çalardı.Şimdi arkada değil ama aklımızda çalıyordu.İkimiz de soluk soluğaydık.Üstümden kalkıp komodinin üzerindeki sürahiyi alıp bardağıma su koydu.Daha sonrasında bana getirdi."Sağol canım."Bana hayran hayran bakıyordu.Ve şuan kendisine söylesem inkar edeceği bir şey vardı.Gözleri yaşarmıştı.Büyük ihtimalle benim de gözlerim geçmişte yaşadıklarımızdan dolayı yaşarmıştı."Şimdi sıra bende.Otur bakayım yatağa."Ellerimle omuzlarından bastırıp yatağa oturttum.O zamanlarda da böyle yapardım.Bana su içirdikten sonra ben onu oturtup ona da su verirdim.Normalde ölsem omuzlarından bastırıp oturtamazdım ama şuan aklına o zamanın masum canları geldiğinden sanki o masumluğu tekrar yaşamak istiyormuş gibi...Sürahiden su doldurup bardağı ona uzattım."Sağol."Burukça gülümsedim."Rica ederim."Suyu tekte kafasına diktikten sonra bardaağı komodinin üzerine koydu.Bir anda boşluğuma geldi ve kolumdan tutup kucağına oturttu.Bir bebeği kucağına almış gibi incitmeden tutyordu beni.Gözleri o masum can gibi bakıyordu.Boşta olan eliiyle önüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına yerleştirdi."O zamanın masumları şimdinin acımasızları oldu.Ama hala değişmeyen bir şey var hatun.O da birbirimize olan sevdamız.Tek dileğim geçmişe gidip seninle daha da önceden karşılaşmak sevgilim.Ben kimsesizken sen bana aile oldun.Baban sadece komutanım değil hem babam hem de abim oldu.Onun ve o masum çocuğun emanetisin bana.Masum çocuğun arkadaşına sahip çıkmak vatan vazifem gibi...Çok ama çok önemli."Biraz şaşırmıştım.Bu kadar yorulduğunu fark etmemiştim.Yorgun olduğunda bana sığınmak ve ebedi çıkmamak istediğinde böylesine masum oluyordu."Emin ol,o masum kız çocuğu da arkadaşından başka kimseyi istemiyor.Senin yanında gülmeyi,aülamayı,rahatlamayı istiyor.İzin ver ikisinin de yaralarını sarıp daha da güçlendirelim onları."Beni kucaklayıp yatağa yatırdı.Sonra yanıma geçti ve yavru kedi gibi başını koynumla kapattı.Saçlarının tepesinden öptüm.Boynuma çok narin bir öpücük kondurdu.Kollarını belime sardı.Nasıl hissettim biliyor musunuz?Annesine sarılıp ondan güç alan bir çocukmuş gibi.İçim burkuldu.Annesi doğurduğunda terk etmişti,yıllar sonra ise karşısına terörist olarak çıkmıştı.Yaşadıkları çok zordu.Saçlarını okşaya okşaya uyuttum onu.Gerçekten bir bebek gibiydi hala.Nasıl kıymışlardı ona,nasıl hayatını çalmışlardı bir türlü anlam veremiyordum.Belli bir süre sonra benim de gözlerim kapanmıştı.Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama yanımda bir soğukluk hissetmeye başladım.Yavaşça gözlerimi açıp yanıma baktığımda Yiğit’i göremedim.Tam yatakta doğrulmuşken banyodan çıktı.Saçını havluyla kurutuyordu.Allah’ım!Güzel Yaradan’ım!Bu ne güzel bir kul ya!Her hali daha da çekici!”Günaydın sevgilim.”Yanıma gelip yanağımdan öptü.”Günaydın.Saat kaç?”Kolundaki saate baktı.”Saat beş buçuk.Duş al istersen.”Yataktan kalkıp banyoya girdim.Hızlı bir duşun ardından saçımı kurutmaya başlamıştım ki banyonun kapısı açıldı.Yiğit önce havluyu havlupene astı sonra da elimdeki saç kurutma makinesini ve tarağı alıp saçlarımı kurutmaya başladı.Biliyorum bıktınız ama küçükken de saçlarımı o kuruturdu.Saçlarıma o kadar nazikçe dokunuyor ki en ufak sert dokunduğunda hepsi dökülecekmiş gibi özen gösteriyordu.Bir an düşünmedim değil.Eğer nasip olur da evlenip kızımız olursa çocuk iyi bakar kızına.Kendi deneyimlerimden biliyorum.Saçlarımı kurutmayı bitirdikten sonra bileğimdeki saç tokasını alıp saçlarımı at kutruğu topladı ve ellerini omuzlarıma koyarak kafalarımızı yan yana getirdi.Öyle bir bakıyordu ki…Destansı bakışlar…”Artık hayatımızın yeni defterini açıyoruz bebeğim.Yine beraber,yan yana.Hiç ayrılmayalım her zamanki gibi.”Yüzümü yüzüne döndüm.”Her zaman.Şimdi bence görünmeden sen odadan çık da hazırlanayım ben de.”Salak gibi bakakaldı yüzüme.”Senden benden mi utanıyorsun?”Şaşırdım.Gerçekten böyle düşünmesine şaşırmıştım.”Sen böyle bir şey olabileceğine inanıyor musun?”Çapkınca gülümsedi.”Düşünmemem gerekiyor değil mi?”Koluna sertçe bir şamar çaktım.Kolunu tuta tuta benden kaçmaya çalıştı.Amacım kapı dışarı etmekti şuan.”Bir de soruyor musun he?Salak herif edebimi korumaya çalışıyorum sen kalkmış utanıyor musun diyorsun ya.Arsız piç!”Kahkahalarla odadan çıkarken öpücük gönderdi.”Siktir git odana Yiğit!”Bir anda kapım tekrar açılıp kapatıldı ve belimden kavrayarak dudaklarıma yapıştı.Hayatımda sevdiğim en iyi susturulma şeklim.Ben de ona karşılık vermek için parmak ucunda yükseldim.Koskoca bedeninde oyuncak bebek gibi küçücük kalmıştım.Boynuna kollarımı sararak daha da yapıştım koca bedenine.Belimden öyle bir sarmıştı ki nefes alma ihtiyacıyla geriye çektim kendimi.”Devamı akşama beyefendi,kurtarılması gereken bir memleket var.”Yüzüme öyle bir baktı ki sanki oyuncağını elinden almışım gibi.”Tamam hazırlan hızlıca beraber ineceğiz aşağıya.”Tam cevap verecekken”İtiraz istemiyorum sevgilim.”Bir şey de diyemedim.Haklıydı.Belki bu saatten sonra adamakıllı konuşamayacaktık bile.Dolaptan kamuflajımı alıp hızlıca giydim.”Çıkalım artık.En azından kahvaltıya yetişmiş oluruz.”Kapıyı açıp eliyle geçmem için izin verdi.Fırsattan istifade olmaz.Ardımdan çıkıp kapımı kapattı.Üzerimiz sivil olmadığı için sadece yan yana yürüyorduk.”Bozo’nun bir sonraki planı ne acaba?Daha kaç tane daha vatan haini bar aramızda,kim bilir?”Derin bir nefes verdi.”İnan ben de bilmiyorum,bilemiyorum.Şuan tek gayem o piçin her şeyini kurutmak.Ben başından beri tedirgin olduğun şeyde yanılmadım ama.”Yüzüne anlamamış bir ifadeyle baktım.”Neyi kastediyorsun?”Tüm vücudunu bana döndü.”Bir zamanlar sırt sırta savaştığım vatan haininden bahsediyorum.Alprslan’dan.Başından beri dumanının kokusu geliyordu ama bir türlü nasıl bir şey olduğunu anlayamamıştım.Bir gün koğuşta yek başına telefonla konuşuyordu.”Bunu duyunca acayip şaşırmıştım.”Bozo’nun ismini ağzından düşürmüyordu ama bir o kadar da profesyoneldi.Sanki TSK’den biriyle konuşuyormuş gibiydi.Ben de sanmıştım ki herhalde birkaç bilgi geldi,tim komutanı diye onunla muhattap oluyorlar.Bu olay onu dövdüğüm günden birkaç gün önce olmuştu.Görevde pusuya düşünce anlamıştım.O yüzden o gün onu sağlam dövmüştüm.”Alparslan’dan beklenecek hareket tam olarak da buydu.Ailesiz büyümesinden midir bilemem ama Yiğit de onun gibi büyüyebilirdi.İlla ülkeye düşman kesilmek gerekmiyordu büyümek için.Asıl bu toprakların bize düşman olmadı gerekiyor.Biz şehit oluruz,bu topraklar bizi esir alır.Yemekhaneye yaklaşırken Yıldırım karşımızdan geliyordu.”Günaydın beyler.”Hepsi tek bir ağızdan”Sağ ol.”Yiğit memnun ve bir o kadar da karışık düşüncelerle”Siz de sağ olun.”dedi.Hepimiz yemekhaneye geçtik.Herkes Yıldırım’ın yemekhaneye girmesiyle mum gibi dikildi.Komutanlardan hiçbiri görünmüyordu.Yanımdan geçen Rahmet’i durdurdum.”Komutanlardan haberin var mı aslanım?”Rahmet önemli bir şey söylemezmiş gibi kafasını kulağıma yaklaştırdı.”Komutanım,babanızın odasında hepsi.İsterseniz gidip ayaküstü yoklayayım.Bu çayları da onlara götürüyordum zaten.”Omzuna dokundum.”Tamam aslanım bilgilendir beni.”Dimdik durdu.”Emredersiniz komutanım.”Rahmet’i gönderdikten sonra Yıldırım’ın olduğu masaya gittim.”Komutanların hepsi Albay’ın odasındaymış.Boş riv riv yapmayın.Rahmet olan biteni haber edecek.”Hepsini başını salladı.Öküzler hepsi yemekleri ağızlarına tıkamışlardı.”Beyler,bundan sonra atılan her adımımızın hesabını yazacağız.Herkes yaptıklarına,yapacaklarına çekidüzen versin.Görevlerdeyken yaptığımız her şeyden sorumluyuz.En ufak bir hatada vatan elden gider.Bozo’nun kuvvetleri çok güçlü.Bu kuvvetleri her yerden sağlıyor olabilir.O yüzden her bağlantıyı iyi kurmamız lazım.Biz hata yapmayacağız,milletimiz de umutsuzluğu kapılmayacak.”Yumruğunu masaya vurarak ayağa kalkınca yemekhanedeki herkes ayağa kalkmıştı.”Hepinize söylüyorum!Bir hata bile yapılmayacak!Yaptığınız en ufak hata binbir umutsuzluğa eşittir!Şimdi hepinize soruyorum!Milletinize en ufak umutsuzluk sezdirmek istiyor musunuz?”Hep bir ağızdan bağırdık.”Hayır!”Bir kere daha vurdu yumruğunu masaya.”Tabii ki hayır!İlk ve son uyarım!Bin kat çalışıyorsanız on bin kat çalışacaksınız!Dinlenmek,laubalilik yasak!Önce terörü yeneceğiz,sonra bayram edeceğiz!Anlaşıldı mı asker?””Emredersiniz komutanım!”
Bölüm etkileşimi
