21. bölüm · Bir Mesaj, Bir Aşk (Yarı Texting)
20. Gerçek Buluşma
@cansuakay: Hayır sana güvenmiyorum
@bilinmeyençocuk: Cansu yapma lütfen
@cansukay: Zamamanında sözde buluştuğumuzda ne olduğunu gördük
@bilinmeyençocuk: O zaman sen istedin şimdi ben istiyorum
@bilinmeyençocuk: Lütfen Cansu
@cansuakay: Yarın
@bilinmeyençocuk: Tamam saat kaçta
@cansuakay: Okul çıkışı parkta
@bilinmeyençocuk: Tamam seni bekleyeceğim
***********
Artık onun kim olduğu da umurumda değil. Sadece ısrar ettiği için kabul ettim. Her şey onun yüzünden başıma geldi. Ve gelmeye de devam ediyor. Bu gece hep Bartu'yu düşündüm. Bilinmeyen çocuk bana yeni yazmaya başladığı zaman onunla tanıştım. Bilinmeyen çocukla aram açılınca da Bartu'yla kavga ettim. Ondan bir türlü kurtulamadım. Engelliyorum bu seferde Instagram'dan yazıyor. Bu buluşma işini halledip onu tamamen hayatımdam çıkaracağım. Her kim olursa olsun.
********
Okula tek başıma geldim ve sınıfa gittim. Sırama oturup başımı sıraya koydum. Karşı sınıfa bakıyordum. 12/D. Hala dün olanlar kafamda canlanıyordu. Hatta Bartu'yla olan her anımız kafamda canlanıyordu. Bu olay beni gerçekten çok etkiledi. Çünkü çok ümitlenmiştim. Bir anda yarı yolda bırakılınca boşluğa düştüm. O yüzden aklımdan çıkaramıyorum. Ben karşı sınıfa bakıp düşünürken kapının önünde hiç görmek istemeyeceğim biri belirdi. Ahmet. İlk başıma gelen bela. Hala gitmeyen bela. Onu görmemek için başımı diğer tarafa çevirdim. Artık burada ne işi varsa.
"Namıdeğer Bartu'nun sevgils- pardon siz kavga etmiştiniz değil mi?" Başımı çevirmeden cevap verdim.
"Seni ilgilendiren bir durum göremiyorum."
"Konuşmam için beni ilgilendirmesi mi gerekiyor?"
"Evet şimdi daha fazla sinirlenmeden önce git yoksa adım kavgacıya çıkacak."
"Vay vay Cansu hanım. Ne bu tehditler? Ben konuşmaya çalışıyorum burada. Ayrıca konuşurken bana bak." Emredersin. Sinirle başımı kaldırıp ona baktım.
"Ne istiyorsun sen ya? Derdin ne senin?"
"Bilmem. Sence derdim ne?"
"Derdinin ne olduğu zerre umrumda değil fakat sen böyle boş konuşmaya devam edersen okul falan demem sana haddini bildirmesini bilirim." Yüzüne piç sırıtışını takınıp bana doğru yürümeye başladı. Bende ayağa kalktım.
"Cansucuğum sen çok konuşmaya başladın farkında mısın? Bence dikkat et derim. Bak sınıfta kimse de yok." Kaşlarım çatıldı.
"Ne ima etmeye çalışıyorsun sen?"
"Sen ne anlamak istiyorsan." Dedi daha da yaklaşırken.
"Bir adım daha yaklaşırsan şurada öyle bir bağırırım ki bırak okulu bütün sokağı toplarım buraya."
"Neden bağıracakmışsın?" Uzanıp kolumu tuttu ve beni kendine çekti.
"Bırak kolumu!" Kolumu daha fazla sıktı.
"Birazdan Ömer'in gelir o yüzden kapa çeneni ve işimi zorlaştırma." Dedi ve beni kapıya doğru sürüklemeye başladı. Çığlık attım ve onu iterek kendimden uzaklaştırdım.
"NE YAPIYORSUN SEN SAPIK!"
"Sana kapa çeneni ded-" Yediği yumrukla yere düşünce sözü yarıda kesildi. Ömer gelmişti.
"Ne bok yiyorsun sen?! Ne yaptığını zannediyorsun! Sen bu kıza elini dahi süremezsin duydun lan beni piç!" Benden bile daha fazla bağırıyordu hala Ahmet'e yumruk atarken. Ben kenarda nefes almaya çalışırken Burcu'da yanımda duruyordu.
"İyi misin Cansum bir şey yaptı mı sana bu piç." Burcu küfür ediyordu. Bu demek oluyor ki Burcu sadece ciddi durumlarda küfür eder.
"Yapacaktı."
"Yapmadı değil mi?"
"Yapmadı."
"Sen çığlık attığında biz koridorun başındaydık. Sesini duyunca koşarak geldik zaten. Gördüğümüz manzarayla zaten gerisini şu an görüyorsun." Derken bende göz ucuyla Ahmet'e hala yumruk atan Ömer'e baktım. Fena dövüyordu. Parktaki dövüşünden daha fazla. Tek başına.
"Lan sen nasıl ona dokunmaya cesaret edersin Allah'ın cezası orospu çocuğu!" Bağıra bağıra küfür ediyordu. En sonunda biri onları ayırma cesaretini gösterdi. Ömer'i zorla tutuyorlardı.
"Tamam Ömer sakin ol!" Diyordu onu tutan çocuk. O kadar zorlanıyordu ki Ömer'i tutmak için gücünü kullanıyordu.
"Olamam! Nasıl sakin olayım karşımda bu orospu çocuğu piç varken nasıl sakin durayım!" En sonunda biri hoca çağırmaya gitti. Yoksa Ömer'i kimse tutamazdı. Ve sonuç okuldan atılmak. En azından disiplin cezası bile alsa okuldan atılmasından iyidir. Sonunda hoca geldi.
"Çocuklar ne oluyor burada?!" Ahmet'in yerde kıvranan halini görünce hem şaşkınlık hemde korku nidası döküldü ağzından.
"Ahmet! Ne oldu burada!"
"Hocam bu orosp- Ahmet Cansu'ya dokunmaya çalışmış! Biz tam zamanında geldik! Cansu'nun çığlığını duyduk hocam!" Kendini kontrol edemeyerek bağıra bağıra konuşuyordu Ömer. Hoca bana döndü.
"Cansu bu doğru mu?" Yok yalan. Ömer'de Ahmet'i keyiften dövdü zaten.
"Evet hocam doğru. Daha önce de tehdit etmişliği var beni." Çeksin cezasını piç.
"Ömer ve Ahmet müdür yardımcısının odasına." Ahmet hiçbirimize bakmadan sınıftan bir hışımla çıktı. Ömer de bana döndü.
"Cansu iyi misin?!"
"İyiyim Ömer hadi sen git."
"Emin misin?"
"Eminim gerçekten." Sorgulayıcı bakışları yüzümdeyken ben iyi olduğumu bir kez daha başımı sallayarak belli ederken o en sonunda sınıftan çıktı. Burcu ve bende onu beklemek adına müdür yardımcısının odasının önünde beklemeye başladık. Bir beş dakika sonra Ömer çıktı.
"Sözleşme imzalattı."
"Disipline falan vermedi değil mi?"
"Yok hayır ama Ahmet piçini verdi."
"İyi olmuş çeksin cezasını piç."
"Neyse hadi sınıfa gidelim artık."
********
İlk iki ders sorunsuz bir şekilde geçmişti. Tenefüste Bartu'yla konuşmaya karar verdim. Belki aramızı düzeltebilirdim. Koridora çıkıp beklemeye başladım. Birkaç dakika sonra koridorun başından geldiğini görünce bende ona doğru yürümeye başladım.
"Bartu konuşabilir miyiz?" Ne desem beğenirsiniz? Hiçbir şey demeden hatta yüzüme bile bakmadan sınıfa girdi. Bende orada mal gibi kaldım. Yüzüme bile bakmadı. Gözlerim dolmaya başlayınca hemen sınıfa girip sıraya oturdum.
"Ne oldu konuştunuz mu?" Dedi Burcu. Başımı kaldırmadan ağlamaklı ses tonuyla konuştum.
"Bırak konuşmayı yüzüme bile bakmadı Burcu." Yanağımdan süzülen göz yaşını elimin tersiyle sildim.
"Ağlama değmez." Dedi Ömer.
***********
Evet o zaman geldi. Okul çıkışı.
"Bizde gelelim mi?"
"Gerek yok bu sefer de yalan söylüyorsa zaten artık tamamen hayatımdan sileceğim onu."
"Eğer bir şey olursa anında ara tamam mı?"
"Tamam Ömer hadi görüşürüz."
"Görüşürüz dikkat et." Başımı sallayıp onlardan ayrılıp parka doğru yürümeye başladım. İçimde ister istemez bir heyecan vardı. Sonuçta kim olduğunu bilmeden mesajlaştığım kişiyi öğrenecektim. Aynı zamanda stresliyim de. Ama ne olursa olsun bu iş hemen bitsin istiyordum. Bu yüzden hızlı adımlarla yürüyordum. Parka geldiğimde durakladım. O park. Başıma bela aldığım park. Sahte buluşmanın olduğu park. Şimdi ise gerçek buluşmanın olacağı park. Şimdi fark ettim ki ben bu parkı hiç sevmiyormuşum. Ne kadar kötü anım varsa bu parkta oldu. Ve belki de bir kötü anı daha eklenecekti. Kim bilir? Etrafa baktığımda kimse yoktu.
@cansuakay: Nerdesin
@bilinmeyençocuk: Arka taraftayım
Arka tarafa doğru yürümeye başladım. Adımlarım biraz yavaşlamıştı. Şu an karşımda arkası dönük biri duruyordu.
"Bilinmeyen çocuk?" Dememle yavaşça bana doğru döndü. Gördüğüm kişi ile yerimde donup kaldım.
----------------------------------
Evett bu bölümde burada bitti.
Sizce bölüm nasıldı?
Yine heyecanlı yerinde bitirdim ama olsun biraz meraklanın sbeksjowbdksns.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere♡.
