12. bölüm · Bir Mesaj, Bir Aşk (Yarı Texting)
11. Basketbol
Bugün perşembe günüydü. Yani bugün beden dersimiz vardı. Bizim beden derslerimiz 12/D ile yani Bartu'ların beden dersiyle aynı saatti. Şimdi beden dersimiz vardı. Ben ve Burcu diğer kızlarla voleybol oynuyorduk. Ömer de futbol oynuyordu. Bartu ise basketbol oynuyordu. Ben veloybol oynarken fazla koşturduğum için çok yorulmuştum.
"Burcu ben biraz dinleneceğim ya çok yoruldum." dedim Burcu'ya.
"Tamam bende birazdan yanına gelirim." dedi Burcu. Dediğini başımla onaylayıp yakınlardaki bir banka oturdum ve su içtim. Bank tam basketbol sahasının oraya bakıyordu. Yani Bartu'yu görebiliyordum. Fark etmeden kendimi Bartu'yu izlerken buldum. Hemen kendimi toparlayıp tekrar su içtim. Neden Bartu'yu izliyordum ben? Bartu son kez bana bakarak potaya basket attıktan sonra arkadaşlarına dinleneceğini söyleyip yanıma gelmeye başladı. Kalbim sakin olur musun lütfen! Bartu gelip yanıma oturdu.
"Naber?" dedi.
"İyi senden?" dedim.
"Seni gördüm daha iyi oldum." Bende karşılık gülümsedim. O da bana gülümsedi. Allah'ım ne güzel gülümsemesi var yarabbi!
"Ee Ömer nerede?" dedi Bartu. Eğer konuşmasaydı ben hala çocuğa bakacaktım. Hemen kendime gelip cevap verdim.
"Futbol oynuyor arkada." dedim.
Bir süre sessiz kaldık. Ben arada ona kaçamak bakışlar atıyordum ama sürekli göz göze geldiğimiz için hemen bakışlarımı kaçırıyordum. Sessizliği Bartu bozdu.
"Bilinmeyen çocukla yani Ahmet'le hala konuşuyor musun?" dedi. Evet bilinmeyen çocuğun adı Ahmet'ti ama bende hala Bilinmeyen Çocuk diye kayıtlıydı. Değiştirmeyecektim ben bu benim ona bulduğum lakap ve değişmeyecek bir lakaptı.
"Dün siz çocuğu dayak manyağı yaptığınız zaman yine bana yazdı yüzsüz." dedim. Bu dediğime Bartu güldü.
"Valla ben seve seve dövdüm." dedi Bartu. Öyle mi der gibi bir bakış attım. O da bana göz kırptı. Allah'ım bu çocuk beni kalpten götürecek.
"Seninle uğraşanla bende uğraşırım hiç kusura bakma." diye ekledi Bartu.
"Tamam bakmam." dedim. Bartu bu dediğime gülümsedi. Bu Burcu nerede kaldı ya! Kesin bilerek gelmiyor eminim! Uzaktan sırıta sırıta bizi izliyordur kesin.
"Basketbol oynamak ister misin?" dedi Bartu. Bir dakika bir dakika? Bu karşılığı benimle oynamak ister misin mi oluyor?
"Evet isterim." dedim.
"Gel o zaman bakalım nasıl oynuyorsun görelim." diyerek ayağa kalktı ve beraberinde beni de kaldırdı. Kızların voleybol oynadığı yere doğru baktığımda Burcu'nun tamda tahmin ettiğim gibi bizi izlediğini gördüm. Ben baktığımda başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yapıp hemen kafasını çevirdi.
Basketbol sahasına geldiğimizde Bartu'nun arkadaşları hala oradaydı. Kendi aralarında oynuyorlardı. Beni görünce hepsi imalı imalı Bartu'ya baktılar. Bartu sadece sırıtıyordu. Ne demek istiyordu anlamadım ama sanki onaylıyor gibiydi.
"Yengeyi bizimle tanıştırmaya mı getirdin Bartu?" dedi içlerinden biri. Ben pancar gibi kızarırken Bartu sadece güldü.
"Tamam takımlar kuralım ve bir maç yapalım ne dersiniz?" dedi Bartu. Evet bir anda bunu sorması konuyu değiştirmeye çalıştığını gösteriyordu. Büyük ihtimalle benim kızardığımı görmüştü. Hepimiz Bartu'yu onayladık. Arkadaşları üç kişiydi. Ben ve Bartu'yla birlikte toplam beş kişiydik.
"Ama takımlar eşit sayıda olmuyor ne yapacağız?" dedim.
"Biz ikimiz seninle takım olalım olmaz mı?" dedi Bartu.
"Tamam olur." dedim.
Maça başlamıştık. Ben az çok iyi oynuyordum. Ortaokulda bir ara heveslenip basketbol kursuna gitmiştim. O yüzden bir şeyler biliyordum. Maçta Bartu bana pas attı. Bende topu havada yakalayıp potaya attım. Ve basket! Hemde uzaktan atmıştım. Yani daha fazla puan almıştık. Bartu bana doğru geldi.
"Bence harika bir takım olduk." dedi.
"Bencede." dedim.
Biraz mola verdikten sonra tekrar devam ettik. Tam potaya basket atacakken Bartu'nun arkadaşlarından biriyle çarpıştık. Ben direkt yere yapıştım. Çocuk demir gibi maşallah hala ayakta duruyor. Kolum yere değip sıyrılmıştı hissediyordum çünkü kolumda bir acı vardı. Bartu hemen koşarak yanıma geldi ve yanıma çömeldi.
"Cansu! İyi misin?! Lan oğlum dikkat etsene biraz Allah Allah!" diye bağırıyordu Bartu arkadaşına.
"Sadece çarpıştık ne bağırıyorsun ya
merak etme bir şey olmadı sevgiline." Dedi bana çarpan arkadaşı. Sevgiline kelimesine bilerek vurgu yaparak söylemişti. Bartu sinirle arkadaşına bakarken bana dönünce ifadesi yumuşadı.
"İyisin değil mi?" dedi.
"Evet iyiyim sadece kolum acıyor biraz." dedim. Hemen kolumu tutup koluma baktı. Daha sonra elimden tutup beni kaldırdı ve yürümeye başladı. Bende peşinden gidiyordum çünkü hala elimi tutuyordu.
"Bartu nereye gidiyoruz?" dedim.
"Revire gidelim koluna bir baksınlar." dedi.
"Bir şey yok sadece biraz sıyrılmış." dedim.
"Tamam Cansu itiraz etme hadi gidiyoruz." diyerek tekrar yürümeye başladık. Revire gittiğimizde hemşire koluma baktı ve sıyrığa pansuman yapıp sardı. Revirden çıkıp tekrar bahçeye doğru gittik.
"Teşekkür ederim." dedim gülümseyerek. O da bana gülümsedi.
************
Beden dersi bitince Burcu'yu da alıp 12/A'ya gittik. Ahmet'le konuşacaktım. Evet her ne kadar sinirli olsamda konuşmam gerekiyordu. Sınıfın önüne gidip birinden Ahmet'i çağırmasını istedik. Ahmet yanımıza geldiğinde birde ne görelim. Çocuğun yüzü gözü dağılmış. Ömer ve Bartu çocuğu güzel benzetmişler o belli.
"Ben seninle konuşmak için geldim." dedim direkt.
"Ne konuşacaksın?" Bunun Bilinmeyen Çocuk olduğuna emin miyiz? Benim bildiğim bilinmeyen çocuk güzelim falan derdi. Neyse konudan sapmayalım.
"Neden benden gizlendin? Açık açık gelip seni seviyorum deseydin ne olurdu yani? Böyle daha iyi mi oldu?" diye ardı ardına konuştum. Çocuk suratıma bakmıyordu. Tam konuşacakken arkadan Bartu'nun sesi geldi.
"Ne oluyor burada? Bu piç hala seninle mi uğraşıyor?" dedi Bartu. Abimiz sinirli bugün.
"Hayır ben konuşmak için gelmiştim ama tık yok. O yüzden gidiyoruz." dedim.
"Tamam siz gidin bende geliyorum arkanızdan." dedi Bartu.
"Görüşürüz." dedim. O da göz kırptı ve biz yürümeye başladık. Bartu'nun çocukla konuşmasını duymuştum biraz.
"Benim sevgilime bir daha yaklaşırsan bu sefer seni gebertirim duydun mu beni!" Ne ne ne?! SEVGİLİM Mİ DEDİ O?! Allah'ım bayılacağım galiba. Bartu bana sevgilim dedi!
