9. bölüm · Bir Ajanın Mecmuası
Bölüm 9: Nemesis
Miran'la No-007 teste girdiklerinde iki farklı yol açıldı, birinde "No-001" diğerinde "No-007" yazıyordu. Kendi numaralarının olduğu yoldan ilerlediler.
Miran bir sınıfa geldi, burayı daha önce de görmüştü. Sınıfta sadece bir çocuk oturuyordu.
"No-001, ö-önümdeki sıraya oturmak ister misin?"
"Sen bana çok benziyorsun!"
"Aslında, ben senin kopyanım!"
"N-ne?"
Miran'ın önündeki holografik bir panel belirir: "kopyanın sorularına doğru cevaplar ver ve kopyanı alt et. Kendi kopyanı yendikten sonra takım arkadaşlarına yardım edebilirsin."
Panelin yanında bir de kronometre belirmişti, zaman gittikçe artıyordu.
Kopya: "Ba-başlamak ister m-miydin?"
"Ben bu kadar kekelemiyorum!"
"Özür dilerim, ama No-001, sen kimsin?"
"Ben (elleriyle kafasının arkasını tutar) benim adım Miran!"
"Ama No-001 demiyorlar mı?"
"Yine de... Ben Miran değil miyim?"
"Öyle gözükmüyor mu ama? Kimse bize Miran demiyor..."
"Ya o adam?"
"Gözetmen-007 mi?"
"Evet! O bana Miran dedi."
Miran'ın kopyası hologramik bozulmalar yaşıyordu ama Miran bunu fark etmedi, hologramın sesi bozuldu,
Kopya: "Kimse sana Miran dememişti..."
"Ne, ya o? O adam demişti."
"Başka birisine demiş olmalı ya da belki yanlışlıkla demiş olamaz mı? Hem o sana Miran dese bile senin sistemdeki adın No-001."
"Sistem? Ama Miran bana babamı hatırlatıyor."
"Yine de babanı düşünmek gelişmeni engellemez mi?"
"Hayır! Nasıl engellesin? Sen kendi babanı mı unuttun?"
"Öyle değil tabii ki o bizim için önemli ama baksana herkes sana No-001 diyor kimse Miran demiyor. Eğer sen kendine Miran dersen... Seni dışlamazlar mı? Terk etmezler mi?"
"Ederler mi?.. Eğer buraya gelip No-001 olmasaydım kimse beni tanımazdı... Ayrıca kimse Miran'ı tanımıyor... No-001'i tanıyor..."
"Değil mi? Değil mi?"
No-007 kapıya yaslandı ve birkaç adım atıp elini bir masaya koydu. Sonra geri döndü, biraz daha beklemeye karar vermişti. Yine de süre yüzünden Miran sonuncu olursa? Bir adım ileri attı. Yine de ona neydi ki? Lloyd sadece izlemesini söylemişti. Bir adım geri attı...
Miran: "Ben... Ve sen No-001'iz... Ama ben sayıya dönüşmek istemiyordum..."
"Sayı olmakla harf olmak aynı şeyler değil mi? İkiside sembol sonuçta."
"Sembol olaa bile babam Miran'ı biliyor! No-001 kim onu bilmiyor!"
"Çünkü Miran zayıftı, ancak No-001 tanınmayacak kadar gelişim göstermişsin demek değil midir bu?"
"Olabilir... Yine de beni unutursa?"
"Asıl sen onu unutmamalısın. Çünkü o bu dünyadan göçtü! O seni ve dünyayı unutmuştur çoktan!"
No-007 Miran'a doğru birkaç adım attı. Ağzını açtı, ama kelimeler çıkmadı, ne diyeceğini bilmiyordu. Birkaç adım daha attı, ama Miran onu görmemişti. Sonra koşarak sınıfın kapısına geri çekildi.
Miran: "Beni asla unutmaz! Ben de onu unutmayacağım No-001 de olsam Miran da olsam iki halimle de unutmayacağım!"
"Hayır... Unutacaksın, çünkü sen ajan adayısın! Ve ajanlar geçmişteki duygularını unutmalılar!"
"Neden unutmalılar ki?.."
"Çünkü unutmazlarsa zayıflarlar!"
"Öyleyse ben zayıf kalacağım!"
"Zayıf kalırsan seni kim koruyacak!? Nasıl yaşayabilirsin ki!?"
"Beni! Beni, beni... Ben... ..."
Miran'ın önündeki hologram kopyası bozularak yok oldu. Miran masaya bakıyordu, gözleri ellerine döndü. Sonra kapıda bekleyen No-007'ye, yardıma gelmiş olmalıydı. Paneline kısa bir bakış attı, "Nemesis yenildi. Süre: 7 dakika 42 saniye."
Miran: "Sen kaç dakikada yendin?.."
"3 dakikanın altında."
"Grup kurmak gereksiz değil miydi? İkimizde birbirimize yardım etmedik."
"Öyle görünüyor."
"Öyleyse yalan mı söylediniz? Beni 3 dakika boyunca yardım etmeden izledin, takım oyunu olsa da bireysel olarak puanlanacağım için mi yardım etmedin? Böyle yapmanı gözetmenin mi söyledi "
"Ben... Ben, çünkü sadece... Yardım etseydim sürem uzardı!"
(Atena: Takım arkadaşlarına yardım edilirse süre otomatik olarak tekrar aktifleştirilir. Bu tüm testlerde geçerlidir.)
"Öyleyse artık benden yardım bekleyemezsin."
No-007'nin düşünceleri: "Lloyd bana sadece son anda yardım etmemi söylemişti ama bunlar gereksiz şeyler. Zaten benim geri yardıma ihtiyacım da olmaz. Enerjimi niye böyle harcayayım ki?"
Lloyd'un sözde "dayanışma" planı başarısız olmuştu. Testten çıktıklarında
Robert orada Miran'ı bekliyordu, ama Lloyd ortalıkta görünmüyordu.
Robert: "No-001 hadi gidiyoruz."
"Gidelim..."
"Kütüphane gidecek misin?"
"Odama gitsem?"
"Sonucun çıkmış olmalı git de bak."
Robert Miran'ı odasına uğurladı kendisi de Miran için hazırladığı şeyleri almak için odasına gitti.
Miran: "Atena, yeni girdiğim testin sonucu ne?"
"33."
"Başarılı oldum yani?"
"No-001, testi geçmiştir. Testi geçme gereksinimleri: 0'dan büyük skor yapmak."
"3 dakikanın altında yapsaydım?"
"Testleri değerlendirme yetkim bulunmamakta."
"Değerlendir demiyorum zaten. Neyse, yani her 1 dakika geçtiğinde 10 puan gidiyor mu?"
"1. dakikadan başlayarak her dakika -10 puan düşmekte."
"Yani 80'nin üstünde aldı..."
Miran tekrar masasına geçti, çekmeceden mecmuasını çıkardı ve duygularını tekrar yazmak için kalemini eline aldı ve bugün yazdığı mecmuanın devamını yazmaya başladı.
"Az önce bir teste daha girdim.
Garipti. Çok garip...
Kendimle konuştum ve ben adımın No-001 olduğunu söyledim. Miran olmadığını...
Başka insanlar beni nasıl bilirse adım öyledir değil mi?
Öyleyse adım No-001.
Peki ya babam? Yalan mı sö- (yazıyı karalar) hayır o öyle bir şey yapmaz.
Öyleyse Miran ve ben farklı kişiler miyiz?"
Miran masasından kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Robert'i görüp kafasını dağıtmak istiyordu. Yine de boğazındaki bu garip taşımsı şey canını yakıyordu.
Robert'i bir süre aradı, koridorda gezdi, birkaç yere baktı, sonra aklına şu GPS şeyi geldi. Baktığında ise GPS hâlâ Robert'in bıraktığı yerdeydi... Bulamayacağını anlayınca Kütüphaneye gitmek geldi içinden.
Kütüphaneye doğru yol aldı, yolda No-011 ile karşılaştı.
No-011: "01, nereye gidiyorsun?"
"Kütüphaneye. Sen nereye gidiyorsun?"
"Önemli bir testin olduğunu söyledi gözetmenim. Şimdi de oraya gidiyorum. Sen de gelmek ister misin?"
"Market testi mi?"
"Evet o, yoksa bitirdin mi?"
"Hı-hı bitirdim, istersen anlatayım nasıl olduğunu."
"Olur!"
"Kendinin bir kopyasıyla karşılaşıyorsun! Nasıl ama?"
"Ne? Nasıl?"
"Karşılaştıktan sonra onunla konuşuyorsun. Ve kopyauı hızlı yenen kazanıyor..."
Miran dakikalarca No-011 ile konuştuktan sonra Robert'in oraya doğru yürüdüğünü gördü. Adımları yere sert basıyordu, gerçi her zaman öyle basıyordu. Yine de bu sefer bir şey değişmişti yürüyüşünde.
Miran: "Neyse sen teste geç kalma, hadi görüşürüz!"
"Tamamdır, görüşürüz."
Robert: "No-001 o kız sana yardım etti mi?"
"Hayır, etmedi... Ama, neden sordun?"
"İyi, böyle olması daha iyi oldu. Bundan sonra da dediğim gibi 'yalnız kendine güven.'"
"O zaman kimden yardım alabilirim ki?"
"Yardıma ihtiyacın olmayacak, gelişeceksin ve yardım gereksiz kalacak."
"Ne kadar gelişeceğim? En fazla ne yapabilirim?"
"Gerçeği değiştirecek ve her şeyi sen de dahil unutacaksın."
"Ne demek istiyorsun?"
"Çift sıfırlı ajan olabilmenin ilk kuralı, gerçeği değiştirebilmektir."
"Çift sıfırlı? En üst mertebe olan ajanlar mı?"
"Yardıma ihtiyacı olmayan ajanlar, tek başlarına bile bir ajan teşkilatı gibi olabilirler. Gerçeği değiştirmen zordur ama çift sıfırlı ajanlar sadece gerçeği değiştirmez."
"Peki neden bunu bana söylüyorsun?"
"Çünkü öyle olman gerek."
"Gerekmiyor! Neden gereksin ki?"
"Öyleyse gerçeği asla öğrenemeyeceksin. Gerçeği değiştirmek için gerçeği bilmen gerekmez, ancak eğer gerçeği doğru şekilde değiştireceksen bilmek zorundasın."
"Anlayamıyorum... Karmaşık şeyler diyorsun..."
"Diyorum ki ailenin neden öldüğünü bulmak için öyle olmalısın!"
"..."
