6. bölüm · Bir Ajanın Mecmuası

Bölüm 6: No-011

No-027 .

Robert oturmuş etrafı güneş gözlüğünün altından seyrediyordu. Miran yanına hafif bir sitemle geldi. Robert onu fark etti ama etmemiş gibi yaptı. Ta ki Miran "Robert, kimi izliyorsun?" diyene kadar.

"Gözetmen-007."

"Yani, insanları mı izliyorsun?"

"Sana göre. Ben şuan gözlem yapıyorum. Şuradaki adamı görüyor musun?"

"Bu adamı sınavımda görmüştüm."

"Senin son testinde sana yardım eden adam. Dün No-007'nin gözetmen rolünü üstlendi."

"Son testimdeki şu siyahlı adam! Ama niye gözlemliyorsun ki?"

"Çünkü o tehlikeli. Yaklaşık 2 yıl önce geldi ve hep yalnız çalıştığından hiç kimse nasıl biri olduğunu bilmiyor."

"Hmm, peki benim sorunum o eleman değil. Benim sorunum neden benden kaçtığın."

"Gördüğün üzere gözetmen-007'yi izlerken benim dikkatimi dağıtmaman içindi. O yüzden şimdi de çok fazla konuşma."

"Peki..."

Miran da etrafa biraz bakmaya verdi. Nerdeyse herkes öğrenciydi, daha doğrusu ajan adayı. Miran Şaşırdı, çünkü dün gördüğü No-007 de ve onun gözetmeni de buradaydı. Robert ise onları "tehlikeli" olarak etiketlemiş. gözlem peşindeydi. Robert'in yanında biraz oturup çocukça hareketler yapıyordu. Ama Robert onu ajan adayları böyle davranmamalı diye durdurdu. Miran tekrar sıkılınca bacaklarını sallamaya başladı. Biraz sonra Robert'in yanında getirdiği telefona kaydı gözü. Robert'a çaktırmadan almayı denedi ama sadece deneyebildi. Ardından Robert'i taklit edip o da etrafı incelemeye başladı.

"Robert, şuradaki çocuk buraya tek gelmiş! Yanına gidelim mi?"

"Sen gidiyorsan git ama ben gelmeyeceğim."

"Peki, sence yanına gidip ne demeliyim?"

"Muhtemelen 'merhaba!' senin için iyi olur."

"Ya sonra ne yapmalıyım?"

"Sonrası gelecektir. Sen istersen git bende birazdan farklı bir yere gideceğim zaten."

"Tamam!"

Miran heyecan içinde ilk kez farklı bir çocukla konuşmaya gitti. Merhaba derken bile neredeyse heyecandan başı dönüyordu.

Miran: "Merhaba!.."

"Merhaba?"

"Şey... n-napıyorsun? ya-yani ad-adın ne? Memnun oldum!"

"Buradaki adım No-011, ve şuradaki küçük kafede çalışan ajandan istediğim sıcak çikolatayı bekliyorum. Ya sen? Adın ne?"

"Adım? A-adım şeydi... Mi-Miran! Ama No-001 d-diyorlar."

"Burada numara kullanıyorlar. Yani aslında şuan adın No-001. Neyse istersen gel beraber gidip sıcak çikolatamı alalım. Bu arada sıcak çikolata çok severim."

"Öyle mi!? Bende çok seviyorum! Eskiden bana hep babam yapardı."

"Güzelmiş. Peki baban şimdi nerede? Seni niye buraya verdi hem?"

"Babam şimdi... Yok..."

"... Yani, özür dilerim..."

"Yo, yo! Sorun değil."

"Öyleyse gel hadi."

No-011 ile Miran Sosyalleşme alanındaki kafeye geçtiler. Hava soğuk olmasa da No-011 sıcak çikolata almıştı. Gerçekten seviyor olsa gerek. Bu sırada Miran ise yere bakmaktan başka bir şey yapmamıştı. Yine de çocuk çoktan Miran'ın utangaç olduğunu anladığından konuşmaya başlaması gerektiğini biliyordu.

No-011: "No-001, gel oturalım tabi istersen."

"İsterim!"

Kafedeki 4 masadan birine geçip oturdular.

"Sen okul tanıtım derslerine katılmış mıydın?"

"O-onlara katılmıştım!"

"Acaba bana biraz anlatır mısın? Daha henüz odamdan çıktım ve bu yüzden aslında bugünkü dersi kaçırdım buraya da dün geldiğimden daha önce katılmamıştım."

"Ah- tabii... (Nasıl anlatmam gerek ki!?) Bir tane öğretmen ve sınıfta 8 kişi vardı!.."

"Öyle değil. Bana ne anlattılar ondan bahset. Sınıf ortamı zaten çok önemli değil."

"Öyle demek! Tamam!"

Miran, yeni bulduğu arkadaşına tek tek yapay zekadan okulun büyüklüğünden ve diğer şeylerden bahsetti. No-011 ise dikkatlice dinledi. Ardından konuşmaları bitince farklı bir şey yapmaya gittiler. Arkadaşı ona dün gözetmeninden öğrendiği bir yer olan "alıştırma sınıfı"na götürdü. Burada oyun tarzı bulmacalar, matematik soruları ve daha birçok şeyi çözdüler. Miran'ın heyecanı geçtikçe daha iyi çözmeye ve gittikçe okumasını geliştirmeye başladı. Ardından içeri No-007 girdi.

Miran tekrar heyecanlandı çünkü odada başka kimse yoktu. Kendileriyle konuşacağını düşünüyordu. Bu yüzden de kafasında ne söylemesi gerektiğini düşünmeye başladı. Daha sonra No-007 odanın ne olduğunu sadece gözetmeninden duyduğundan, nasıl yapılacağını öğrenmesi gerektiğini anladı. Bizimkilerin yanına gitti ve No-011'e bakarak sordu:

"Çocuk, burada nasıl matematik soruları ve problemleri çözeceğim?"

No-011: "Yalnız sende çocuksun da neyse. Şuradaki kart okutma yerlerine git orada bir tanesine kart okut ve çıkan panelle ilgileneceksindir. Pek karmaşık değil merak etme."

"Teşekkürler."

Miran kendisi konuşmadığı için biraz üzülmüştü. Ama yine de zaten No-011 kendisinden daha iyi tarif etmişti. Aynı zamanda Miranın aklına bir fikir geldi. Yarım saattir No-011 ile yarışmaktan sıkılmıştı.

Miran: "Şey! Acaba ü-üç kişilik yarışma yapmak i-ister miydin?"

"(Bu çocuk konuşmayı iki günde felan mı öğrenmiş? Neyse yeteneklerini görmek için fırsat fırsattır. Beni yenemeyeceğine bahse girerim de.) Neden olmasın?"

No-011: "İsterseniz 3 kişilik yarışmayı açayım. Matematik? (Miran matematikte kötüydü, sudoku açsam daha iyi olur.) Ya da sudoku açayım, No-007 sudokuyu biliyor musun?"

"Biliyorum tabii."

No-011 turu açtı ve kazananımız 1 dakika 7 saniye ile No-007 oldu. İkincimiz No-011, (1dk 37sn). Sonuncu ise 2 dakika 14 saniyeyle zavallı Miran. Aslında Miran No-007'yle berabere kalacak hatta onu geçecek kadar iyiydi. Ama No-007 bitirene kadar onun tahtasını izlemişti. Ardından kendi tahtasına dönüp telaşla yapmıştı. Yine de No-007 Miran'ın kendi tahtasını izlediğini fark etmişti.

Yarışma bittikten sonra No-007, "iyi oyundu." dedi ve kendi başına hafıza kartları ve matematik oynamak için farklı bir kart tarayıcıya gitti. No-011 ise biraz şaşırmış ve kafası karışmıştı "Bu çocuk, şu kız olmadan önce aynı bulmacayı 40-50 saniyede çözüyordu. Niye bu kadar utandı ki? Ben vardım oysa." Diye düşüncelere dalmıştı. Miran ise kendisinin batırdığını biliyordu. Bunun yanında kendisi kötü yaptığından dolayı da No-007'nın, onlar olmadan daha iyi çözeceği için farklı tarayıcıya gittiğini düşünüyordu.

No-011: "001 ben odama dönüyorum. Odalarımıza beraber gidelim mi?"

"Olur..."

Dışarı çıktılar ve oda bölümüne yürüdüler. İlk başta Miran'ın odası vardı. Yeni arkadaşına veda etti ve odasına girdi. Yatağına yan yattı ama uyumadı. Tavana gözlerini dikti baktı baktı, sonra ayağa kalktı. Çekmecesine gidip çekmeceden mecmuasını çıkardı ve başladı yazmaya.

"Mecmua bugün bir arkadaş edindim. Bana alıştırma odası dediği bir yere götürdü.

Orası gerçekten eğlenceli ve No-011 gerçekten güzel bir arkadaş onunla çok eğlendim.

Sonra bir çocuk daha girdi odaya.

Ona bizimle beraber oynamak ister mi diye sordum. O da istedi.

Daha sonra orada en iyi olduğum oyunu açtı arkadaşım lakin ben çözmek yerine diğer kızın sudokusunu izledim.

O da bunu fark etti! Hem çok utandım hem de çok kötü yaptım.

Daha sonra o kız rahatsız olduğu için tek başına çözmeye gitti...

Ama ben neden izlediğimi bilmiyorum!..

Babam olsa 'sorun değil rahatsız olmadım zaten oyun bu kötü sonuç yapsan ne olur?" Derdi. Ama artık kimse demiyor.

Umarım ben onu izlerken kötü hissetmemiştir."

Miran ayağa kalktı tekrar. Gözü odasında kapağı bile açılmamış piyanoya kaydı. Piyanoya gitti ama piyano çalmayı bilmediğinden tekrar yatağa uzandı.

Atena: "No-001 uyumadan önce yarın olan dersler hatırlatılsın mı?"

"Sus, uyuyorum."

Miran düşücelere dalmıştı, yavaş yavaş rüyaya düşünen Miran ilk sosyal başarısızlığını düşünüyordu: "Aslında izlemeseydim hem daha çok oynardık hem de kazanmış olurdum! No-011 ileyken neredeyse 40 saniyelerde çözüyordum. Şimdi hem o kızı rahatsız ettim hem de No-011'in arkadaşı olarak onu utandırdım. Muhtemelen benle bir daha konuşmak istemez. Robert da insanları izlerken garip duruyordu. Benim de öyle olduğumu düşünüyorlardır. Ama ben Robert gibi sert ve soğuk olmak istemiyorum!.. " Miran bunları söylerken bir sağa bir sola dönüyordu. En sonunda yatağında oturakaldı. Yatağının hemen yanındaki pencereden dışarıyı izliyordu.

Dışarı kapkaranlıktı. Ağaçların hışırtısı arada sırada azıcık duyuluyor, lakin kendileri gözükmüyordu. Ardından odasındaki boş kitaplığa döndü. Lakin kitaplığın boş olması; ağaçların karanlık, gözükmeyen silüetleri nedense içindeki öz-kırgınlığını hüzne dönüştürdü.

"Atena..."

"Uyumuyorsun."

"Sence insanlar onları izleyen birinden rahatsız olurlar mı?"

"Kişiden kişiye değişir. Net bir cevap veremem."

"Ya peki, başarısız bir arkadaştan?.."

"Bu da kişiden kişiye değişir."

"O zaman iyi bir kişi?"

"İyi bir kişi, genellikle böyle bir şeyden rahatsız olmaz. Aksine arkadaşına yardım etmeye çalışır."

"Öyle mi?.. Peki ya birisini izlediğin için ondan özür dilemeli misin?"

"Böyle bir şey için özür fazla kaçar. Sadece 'pardon' ya da 'kusura bakma' tarzı şeyler demen yeter de artar bile."

Miran kafasında küçük bir "pardon" deme planı yaptı. No-007'yi bulduğu ilk yerde pardon diyecekti. Umalım ki No-007 bunun için onla dalga geçmesin.

Miran yatağında Atena'nın teknik yardımlarıyla biraz rahatladığı için uyuyabildi. Sabah oldu. Atena ise Miran'ın uyanmadığını gördü. Aynı şekilde 9 da alarm çaldı ki uyansın. Miran yatağından sıçrayarak ayağa kalktı.

"Atena bu ses düzeyi ne!? Biraz kıssaydın ya!"

"Kullanıcının isteği yerine getirildi ve alarm kapatıldı."

"Bu arada ilk dersim ne?"

"Pazartesi, 1. ders: Okuma-Yazma Dersi,
Pazartesi, 2. ders: Hafıza ve Ezber Geliştirme Dersi."

"Peki bunların sınıfı nerede?"

Atena sınıfları tarif ettikten sonra, Miran ilk dersine gitmek için aceleyle çıktı. Yanında hiçbir şey yoktu ama gerek de yoktu. Miran sınıfa giderken yolda No-011 ile karşılaştı. Bu karşılaşmaya oldukça sevindi. Ardından No-011'in de aynı derse gittiğini öğrendi. Bunu öğrenince daha da mutlu oldu.

"Bu arada 01, umarım dün kötü oynayıp batırdığın için üzülmemişsindir."

"Ne? Üzülmedim Tabii! (gerçekten utanmamış benim yüzümden!)"

No-011'in bu cümlesi Miran'ın keyfini artırdı. Sınıfa girdiklerinde beklediklerinden çok daha fazla öğrenci vardı. Kendileri de dahil, tam olarak 22 aday. Bu neredeyse okuldaki tüm adayların yarısından fazlasını oluşturuyordu.

Öğretmen: "Selam adaylar. Bugün Okuma-Yazma dersine ve hatta hepinizin bu okuldaki ilk gerçek dersine hoşgeldiniz."