Berdel kitap kapağı

2. bölüm / 6

Berdel

2.bölüm

Vaveyla Yazarı: İlknur Algül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2.bölüm

Boran, sessiz bir köşeye arabasını çekmiş, sigarasından derin bir nefes alıyordu. Gözleri, arabanın ön camından boşluğa dalmıştı. Çevresindeki dünya donmuş gibiydi. Zihninde dönen tek bir düşünce vardı: Dilşah'a ne diyecekti? Bu durumu ona nasıl anlatacaktı? Kalbi her nefeste biraz daha sıkışıyor, zaman adeta onun acısını ağırlaştırıyordu.

Geçmiş, bugün gibi zihninde beliriyordu. Dilşah, birkaç hafta önce evlenme teklifini reddetmişti. "Henüz zamanımız var, Boran." demişti yumuşak bir sesle. Dilşah'ın dudaklarından dökülen o kelimeleri tekrar tekrar hatırlıyordu. Eğer o gün teklifini kabul etseydi, belki şimdi Zilan'la evlenmek zorunda kalmayacaktı. Ama hayat bir kez daha ona başka bir yol çizmişti. Artık aşık olmadığı bir kadınla evlenmek zorundaydı ve bu kararı, sevdiği kadına açıklamak zorundaydı.

Elini cebine attı, telefonu titreyen parmaklarıyla çıkardı. Ekrana baktığında Dilşah'ın defalarca aramış olduğunu gördü. Açmamıştı. Konuşacak cesareti bulamamıştı kendinde. Ama şimdi, kaçacak bir yer kalmamıştı. Derin bir nefes aldı, ciğerine dolan duman ve acı arasında boğuluyormuş gibi hissetti. Sonunda, numarayı tuşladı.

Telefon birkaç kez çaldı, ardından Dilşah'ın titreyen sesi duyuldu:

"Boran... Yalan de. Ne olur, bana bunun gerçek olmadığını söyle. Başkasıyla evlenmeyeceksin de! Yalvarırım bana bunu söyle!"

Dilşah'ın sesi çatallıydı, kelimeler dudaklarından zorla çıkıyordu. Boran'ın içi bir kez daha parçalandı. Dudaklarını sıkıca birbirine bastırdı, boğazında düğümlenen kelimeleri zorla çıkardı:

"Dilşah'ım... Özür dilerim."

Dilşah, karşısındaki sessizlikten daha da tedirgin olmuş gibiydi. Bir an nefesini tuttu, ardından boğuk bir sesle tekrar sordu:

"Biz ne olacağız, Boran? Söyle bana, biz ne olacağız?"

Boran, gözlerini kapattı. Sigarasından bir nefes daha aldı ama artık o nefes, içindeki yangını bastırmıyordu. Gözlerini açtığında, sözleri soğuk ve çaresiz bir şekilde döküldü dudaklarından:

"Elimden hiçbir şey gelmiyor, Dilşah. Güzelim, bu kararı ben istemedim. Eğer o gün evlenme teklifimi kabul etseydin, bu günü yaşamayacaktık. Babama direndim, yemin ederim direndim! Ama töreye başkaldırmak kolay değil... Kabul etmekten başka çarem kalmadı."

Dilşah'ın ağlamaktan kesilen sesi tekrar duyuldu. "Sen bana böyle mi sahip çıkacaktın, Boran? Töreye boyun eğerek mi?"

Boran, başını ön camın direğine yasladı. Kendine bile sahip çıkamazken, sevdiği kadına nasıl bir gelecek vaat edebilirdi ki? Gözleri dolmuştu, ama ağlayamıyordu. Dilşah'ın sözleri onu bin parçaya bölüyordu.

"Dilşah... Seni seviyorum, bunu unutma. Ama kader bazen insanı seçmediği bir yola iter. İnan ki elimden başka bir şey gelmiyor."

Dilşah, onun bu çaresiz sözlerini duyduğunda bir hıçkırık daha boğazından yükseldi. "Ben seni böyle hayal etmemiştim, Boran. Sevdiğim adamı... Böyle bir şeyle."

Telefonun ucundaki ses aniden kesildi. Dilşah, ağlaya ağlaya telefonu kapatmıştı. Boran, elinde kalan sessizlikle baş başa kalmıştı. Telefonu usulca yan koltuğa bıraktı ve gözlerini tekrar ön camdan dışarı dikti.

Boran'ın zihninde o an sadece şu düşünce yankılanıyordu:
"Bir kaderin omuzlarına binen ağırlığını sadece yaşayan anlar. Özgürlük, bazen en büyük mahkumiyet olur. Sevdiğinle değil, söylenene razı olarak yaşamak, insanı en çok öldüren şeydir."

Sigarasından son bir nefes aldı, ardından sigarayı yere attı ve arabadan indi. Gözlerini gökyüzüne kaldırdı. Gece karanlıktı, yıldızlar sönmüş gibiydi. İçindeki boşlukla baş başa, konak yoluna doğru ağır adımlarla yürümeye başladı. Ama her adımda, yüreğine bir hançer saplanıyormuş gibi hissediyordu.

Sevdiği kadını kaybetmişti. Onunla yaşayacağı bir hayatı değil, törenin ağırlığını sırtlayacaktı. Ama Boran'ın içindeki yangın daha da büyüyordu. Sevdiğini kaybetmek, insanın kendi ruhunu yitirmesiydi.

Boran, sabaha karşı konağa döndüğünde ayakları sanki beton kesilmişti. Hava ağır bir griye bürünüyordu, karanlık yavaşça dağılırken gökyüzü sabahın ilk ışıklarını karşılamaya hazırlanıyordu. Ancak Boran'ın içinde doğacak bir ışık yoktu. Düşünceler beyninde dönüp duruyor, bir girdap gibi onu içine çekiyordu. Bir kadını sevmek, onunla bir hayat hayal etmek ve o hayatın elinden zorla alınması... İşte insanı en çok öldüren şey, vazgeçmek zorunda kalmaktı.

Konağın bahçesindeki taş merdivenlerden ağır adımlarla çıkarken içeriden bir ışığın yandığını fark etti. Konağın çoğu uyuyordu ama bir kişi daha uykusuzdu bu gece: Mahir Ağa. Babası, oğlunun eve girdiğini görünce hemen yanına geldi. Sert adımları, konuşmak istediğini belli ediyordu. Boran, babasının yaklaştığını fark edince duraksadı. Mahir Ağa, sessizce elini oğlunun omzuna koydu.

"Boran..." diye başladı, sesi her zamankinden daha yumuşaktı. Boran, babasının elinin ağırlığını omzunda hissederken yutkundu, gözlerini yere dikti.

"Baba?" dedi, sesi soğuktu ama içindeki kırgınlık apaçık ortadaydı. Mahir Ağa, oğlunun yanına oturdu. Boran'ın gözlerine bakmaya çalışsa da o, ısrarla uzaklara dalıyordu.

"Biliyorum oğlum, senden çok zor bir şey istedim. Ama anlamalısın, ben de çaresizim. Bu karar beni de kahrediyor. Üzgünüm... elimden başka bir şey gelmiyor."

Boran, babasının bu sözlerine karşılık gökyüzüne baktı. Sabaha karışan griliği izlemek, babasının gözlerine bakmaktan daha kolaydı. "Biliyorum baba... biliyorum." dedi, sesi sanki uzak bir yerden geliyordu.

Mahir Ağa derin bir iç çekti. Yüreği sıkışıyordu, ama ağabeyine verdiği sözü tutmak zorundaydı. Boran'ın omzuna biraz daha sıkıca bastırdı. "Beni affet oğlum." dedi, sesi neredeyse bir fısıltıydı.

Boran, başını usulca iki yana salladı. "Affetmek mi? Baba, burada affetmek diye bir şey yok. Ben kaderime razı geliyorum, ama bunu anlayabilmek kolay değil." dedi. Sesi kırılmış, içindeki fırtına kelimelerle taşmaya başlamıştı. Başını çevirip babasına baktı, gözleri sabahın gri ışığı kadar karanlık ve umutsuzdu. "Söyle bana baba... Dilşah'ı nasıl unutacağım?"

Mahir Ağa, oğlunun sorusuna cevap veremedi. Onun yerine başka bir şey söyledi. "Yarın oğlum... Yarın olacak her şey. Akşam, Mehmet amcanlara gidip Zilan'ı istemeye geleceğiz. Sabah da düğününüz olacak."

Bu sözler, Boran'ın içindeki son direnç parçasını da kırdı. Elleri yumruk oldu, göğsü daraldı. Zoraki bir şekilde boğazından kelimeler çıktı: "Düğün mü? Hayır, baba. Düğün falan istemiyorum."

Mahir Ağa kaşlarını çattı. "Olmaz, Boran! Biz töremize uygun yaparız her şeyi. Düğün olacak!"

Boran aniden ayağa kalktı, sesi yükselmişti. "Madem hayatım hakkında karar veriyorsunuz, bari bu konuda benim sözümü dinleyin! Düğün istemiyorum. Yalnızca nikah kıyılsın. Zilan'ı alır, getiririm. Fazlasını benden beklemeyin!"

Bu sözleri söyledikten sonra sinirle konağın koridoruna doğru yürüdü. Ayak sesleri, konağın taş duvarlarında yankılanıyordu. Mahir Ağa arkasından bir şey söylemedi. Oğlunun bu kadar öfkeli olduğunu görmek, ona dokunuyordu. Ama söz verildiği zaman, geri dönüş yoktu.

Boran odasına girer girmez kapıyı hızla kapattı. Gözleri, odadaki hiçbir şeye takılmıyordu. Gözünün önünde sadece bir yüz vardı: Dilşah. O masum, sevgi dolu gözler... Onun sesi kulaklarında yankılanıyordu: "Boran, başkasıyla evlenmeyeceksin de!"

Başını ellerinin arasına aldı, derin bir nefes aldı ama nefesi göğsünde sıkıştı kaldı. Dışarıdan hafif hafif kuşların cıvıltıları duyuluyordu. Sabah oluyordu. Ama Boran'ın içinde gece bitmemişti. Yüreğinde taşıdığı acı, sabaha boyun eğmeyecek kadar büyüktü.

Bir köşeye oturdu, sırtını duvara yasladı. Gözleri boşluğa dalmıştı. Yavaşça mırıldandı, sesi neredeyse duyulmaz bir fısıltı gibiydi:

"Bazı yollar, seçilmez. İnsan yürüdükçe taşlarını acıyla ezberler. Her adımdan sonra yeniden doğarsın, ama yeniden ölmek pahasına. Sevdiğini yüreğinden söküp atmayı kim başarabilir ki?"

Boran'ın gözleri kapanmaya başlamıştı. Yorgundu, hem bedeni hem ruhu. Ama asıl savaş yarın başlayacaktı... Yarın, sevmediği bir kadının yanında uyanmak üzere uykuya dalacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

232okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18