Berdel kitap kapağı

1. bölüm / 6

Berdel

1.bölüm

Vaveyla Yazarı: İlknur Algül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1.bölüm

Sabahın ilk ışıkları köyün üzerine yeni yeni düşmeye başlamışken, iki konakta da kara bir telaş hâkimdi. Hava, kışın soğuk keskinliğiyle insanın içine işlerken, Ayşe Hanım'ın feryadı bu soğuğu delen bir ateş gibiydi. Ayakları çıplak, saçları darmadağınık bir hâlde, konağın orta yerinde yere çökmüş, kocası Mahir Ağa'ya yalvarıyordu:

"Kader kaçmış Mahir! Kader'im nereye gitti, kim aldı yavrumu?" diye ağladı. Gözlerinden süzülen yaşlar, konağın taş zeminine damlıyordu.

Mahir Ağa, hanımına dönüp tek bir kelime bile edemedi. Yılların ağırlığını omuzlarında taşır gibi bir tavırla, başını göğe kaldırdı. Derin bir nefes aldı; çünkü töreye karşı gelen bu haberin bedelini az çok tahmin ediyordu.

Öbür konakta ise durum bambaşka değildi. Mehmet Ağa'nın konağında da fırtına kopmuştu. Demir, sevdiği kadının, Kader'in, ellerini sıkıca tutmuş, ailesinin karşısında dimdik duruyordu. Zeliha Hanım, oğlunun bu başkaldırısına hem şaşkın hem de perişandı. Oğlunun kararını anlayamıyordu. Hıçkırıklarla araya girdi:

"Demir! Sen ne yaptın oğlum? Bizi töreye karşı nasıl mahcup edersin?"

Demir, annesine bakmaya cesaret edemedi. Gözleri yerdeydi ama sesi kararlıydı:

"Anne, biz birbirimizi seviyoruz. Kaçmaktan başka çaremiz kalmadı. Bizi anlamadınız, dinlemediniz. Sevdamıza düşman oldunuz!" dedi.

Bu sözler Zeliha'nın yüreğini daha da yaktı. Kadın ne diyeceğini bilemeden olduğu yere yığıldı. Ancak Mehmet Ağa bu cüretkâr açıklamayı sessizlikle karşılamadı. Öfkeyle oğlunun karşısına geçti ve yüzüne okkalı bir tokat indirdi.

"Sen ne yaptın? Sonuçlarının ne olacağını bilmiyor muydun?" diye bağırdı. Sesi tüm konağı çınlattı. "Töreye sırtını dönmenin ne demek olduğunu bilmiyor musun Demir?"

Demir, babasının öfkesi karşısında bir anlık sarsılsa da geri adım atmadı. "Ben sadece sevdim baba. Suçum bu mu?" diye mırıldandı.

O sırada Zilan, konağın bir köşesinde sessizce bu manzarayı izliyordu. Gözleri dolmuş, yüreği sıkışmıştı. Adeta dili tutulmuş gibiydi. Olanları anlayamıyor, bu kördüğümün içinde nasıl bir yere sahip olduğunu çözemiyordu. Abisinin bu cesareti hayranlık uyandıracak kadar büyüktü, ancak bu cesaretin bedelini kim ödeyecekti?

Çünkü Zilan biliyordu: Töre, hiçbir şeyden geri durmazdı. Töre, bedel isterdi.

Ayşe Hanım, "Kader kaçmış" diye feryat ederken, bir başka yerde Zeliha Hanım "Demir, sen ne yaptın?" diye oğluna hesap soruyordu. İki konağın duvarları bu ağıtlarla yankılanıyordu. Ancak, hiçbir ağıtın o sabah vereceği kadar büyük bir karar veremezdi.

Mahir Ağa, yaşlı elleriyle sakalını sıvazladı. "Töreyi töreyle kapatmak gerekir. Berdel şart." Bu kelimeler, Zilan'ın yüreğinde derin bir yarık açtı.

Henüz kimse farkında değildi, ama o anda, Zilan'ın hayatı baştan sona değişecekti.

Mahir Ağa konağın avlusundan hızla çıkarken yüzündeki öfke ifadesi neredeyse gözle görülür bir ateş gibi parlıyordu. Boran, babasının ardından hemen arabasına atladı. Mahir Ağa'nın nereye gittiğini çok iyi biliyordu. Kader'in kaçtığı yer belliydi: Mehmet Ağa'nın konağı. Bu meselede iki ailenin de adeta birbirine zincirlenmiş olduğunu bilmek, Boran'ı sessiz ama derin bir öfkeye sürüklüyordu.

Araba, toprak yollarda savrularak ilerledi. Mahir Ağa'nın içinde kopan fırtınaları herkes tahmin edebilirdi. Töreyle çarpışan bu sevda hikayesi, sadece Demir ve Kader'i değil, her iki aileyi de derinden sarsacaktı. Çünkü töre, herkesin ödediği bir bedeldi; kimse bundan muaf tutulmazdı.

Mahir Ağa konağa öyle bir giriş yaptı ki içeridekiler irkildi. Konağın geniş avlusu bir anda sessizliğe gömüldü. Gözler, sinirden titreyen Mahir Ağa'ya çevrildi. Kapının önünde oturan birkaç adam hızlıca ayağa kalktı. Konağın içinde ise Demir, Kader'in ellerini sıkıca tutmuş, başını kaldırmadan amcasının gelişini bekliyordu. Kader, babasının hışmına uğrayacağını biliyordu ve o an kaçmayı değil, Demir'e tutunmayı seçti.

Mahir Ağa, kızını gördüğünde bakışları daha da sertleşti. Tek bir söz etmeden Kader'in önünde durdu. Ardından, elini kaldırıp kızının yüzüne sert bir tokat indirdi. Bu tokatın yankısı sadece Kader'in yüzünde değil, odadaki herkesin yüreğinde hissedildi.

"Sen bunu nasıl yaparsın, Kader?" diye bağırdı. "Benim kızım, öz babasını sırtından nasıl bıçaklar?"

Kader, yüzünü elleriyle kapatırken gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. "Özür dilerim baba. Ama biz seviyoruz birbirimizi." dedi, sesi titreyerek.

Bu cümle Mahir Ağa'nın öfkesini daha da alevlendirdi. "Seviyorsanız söyleseydiniz! Biz karşı mı çıkacaktık?" diye haykırdı.

Bu noktada Demir, kendini tutamayarak öne atıldı. "Amca, ben babama söyledim! Kader'i seviyorum dedim. Ama beni dinlemedi. Başka birine söz verdiğini söyledi ve beni bu sevdadan vazgeçmeye zorladı."

Demir'in bu açıklaması odada bir anlık sessizlik yarattı. Tüm gözler Mehmet Ağa'ya döndü. Mahir Ağa, gözlerini kardeşine dikti. "Bu doğru mu Mehmet?"

Mehmet Ağa, başını öne eğdi. Yılların yorgunluğu ve pişmanlığı omuzlarına çökmüştü. "Evet, doğru. Ben gittim ve bu şerefsizi başka bir kıza sözledim. Aileye söz verdim, ağızdan çıkan söz geri alınmaz. Sonra bu bana gelip seviyorum dedi. Ben de vazgeç dedim. Ama bak işte yapacağını yaptı."

Mehmet Ağa'nın sesindeki öfke, aslında kendine duyduğu bir kızgınlıktan kaynaklanıyordu. Kendi hatası yüzünden şimdi herkesin hayatı mahvolacaktı.

Mahir Ağa, bir adım geri çekilip ellerini iki yana açtı. Çaresizlikle başını salladı. "Ne olacak şimdi?" diye sordu.

Mehmet Ağa, derin bir nefes aldı. Yüzü asılmış, bakışları dalgın bir şekilde yere sabitlenmişti. Cümleleri güçlükle kurdu: "Olacağı belli. Berdel olacak. Zilan ve Boran evlenecek."

Bu söz, odadaki herkesin yüreğini sıkıştırdı. Boran, babasının arkasında duruyor, sessizce söylenenleri dinliyordu. Yüzü taş kesilmişti. Öfkesini ve üzüntüsünü göstermemeye çalışıyordu, ama derin bir nefret gözlerinden okunuyordu.

Mehmet Ağa, o an kızının suratına bile bakamıyordu. Zilan'ın hayatını böyle bir kararla mahvedeceğini bilmek, içini daha da yakıyordu. Ama bu kararı vermek zorundaydı. Töre, başka bir çözüm yolu bırakmamıştı. Berdel, her şeyin bedeliydi.

Zilan, bir köşede sessizce dinlerken, gözyaşlarını içine akıtıyordu. Çünkü o an kaderinin mühürlendiğini anlamıştı. Kardeşi Demir'in sevdası yüzünden kendi hayatı baştan sona değişecekti. Ve Boran... Boran'la olan bu evlilik, onun hayallerini, geleceğini, hatta çocukluğunu bile elinden alacaktı.

Zilan, köşeye sinmiş, hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak ağlıyordu. Tüm bu olanlar, hayallerini ve hayatını adeta yıkıp geçmişti. Nasıl olurdu? Nasıl Boran'la evlenecekti? Üstelik Boran'ın bir başkasına aşık olduğunu biliyordu. Bu evlilik, iki kişiyi değil, iki kalbi mahvetmekten başka bir işe yaramayacaktı. Ama Zilan'ın sesini çıkaracak gücü yoktu. O sadece olanları izliyor, kaderine boyun eğmek zorunda bırakılıyordu.

Kapı aniden sert bir şekilde açıldı. Boran, sinirle konağa girdi. Adımları taş zemini yankıladı ve odada bulunan herkes başını ona çevirdi. Bakışlarından alev fışkırıyor gibiydi. Yumrukları sıkılıydı, nefesi öfkeyle kesik kesikti. Gözleri, odadaki herkesi bir bir taradı.

"Ben berdeli kabul etmem!" diye bağırdı. Sesi konağın duvarlarını titretti. Bir anda belindeki silahı çıkarıp havaya doğrulttu. "Ama kabul edilecekse, önce bu ikisini vururum, yine de berdeli kabul etmem!"

Söyledikleri odayı bir an sessizliğe gömdü. Zilan, Boran'ın bu kararlılığını ve öfkesini izlerken yüreği daha da sıkıştı. Canı yanıyordu, çünkü onun öfkesinde bile gerçek bir çaresizlik vardı. Boran da bu törenin kurbanıydı.

Mahir Ağa, oğlunun bu çıkışına sert bir bakış attı. Ağır adımlarla ona doğru ilerledi. "Boran, kes sesini! Biz büyükler dururken sana söz düşmez. Bu mesele çocuk oyuncağı değil!"

Boran, babasının karşısında dimdik durdu, ama gözlerinden süzülen öfke belliydi. "Hayatımı mahvedeceksiniz baba! Töre, töre diyorsunuz ama benim hayatım bu! Bırakın da kendi kararıma kendim vereyim. Ben evlenmem, baba! Bu berdeli kabul etmem!"

Arkasını dönüp gitmek için harekete geçtiğinde Mahir Ağa'nın sert sesi odada yankılandı:

"O zaman ilk beni öldür, Boran!"

Bu söz, odaya daha önce kimsenin cesaret edemediği bir sessizlik getirdi. Boran, bir anda durdu ve babasına döndü. Gözleri, bu sözleri anlamaya çalışır gibi bakıyordu.

"Ne diyorsun baba?" diye mırıldandı, sesi öfkesinin yerini şaşkınlığa bırakmıştı.

Mahir Ağa, oğlunun gözlerinin içine baktı. Bakışları, içindeki çaresizliği saklayamıyordu. Ağır bir sesle, "Zilan'la madem evlenmiyorsun, ilk beni öldür. Ardından git, o iki genci vur. Çünkü başka bir çare yok. Töre bunu ister." dedi.

Boran, babasına baktığında onun kararlılığını gördü. Mahir Ağa, titreyen elleriyle Boran'ın elindeki silahı tuttu ve kendi başına doğrulttu.

"Sen berdeli kabul etmezsen, zaten öleceğim Boran. Aileni de, törenin yükünü de sırtlayamam. İstemediğimi sanıyorsun ama başka çarem yok."

Boran, bir an babasının gözlerindeki çaresizliğe baktı. Gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu. Öfke, çaresizlik ve üzüntü arasında kalmıştı. Kader ve Demir'e baktı; iki genç, korku ve utanç arasında sıkışıp kalmışlardı. Boran derin bir nefes aldı, gözleri doldu ama ağlamadı.

Silahı yavaşça indirdi. "Tamam baba." dedi sessiz bir şekilde. Konaktan çıkmak için arkasını döndüğünde, aniden iki el silah sesi duyuldu. Herkes irkildi. Boran, silahını yere bırakmıştı. Bu iki el ateş, onun töreye boyun eğdiğini göstermekten başka bir şey değildi.

Kapıya doğru yürüdü, omuzları çökmüş, adımları ağırdı. O an Zilan, bu evliliğin sadece onun değil, Boran'ın da hayatını karartacağını bir kez daha anladı. Töre, iki genç insanı birbirine bağlamaktan çok, iki canı ateşe atıyordu.

Mehmet Ağa ve Mahir Ağa, odadaki ağırlığı daha fazla taşıyamayarak birlikte konağın avlusuna çıktılar. Her ikisi de bu karardan memnun değildi, ama töreye başkaldırmak bir yana, onun ağırlığı altında ezilmek zorundaydılar. Mahir Ağa, derin bir nefes aldı, ama içinde yankılanan öfke ve pişmanlık duygularını susturamadı. Mehmet Ağa ise sessizce yürüyordu, kardeşine bakmaya bile cesaret edemiyordu.

Zilan, köşede bitap halde durmuş, olanları anlamaya çalışıyordu. Gözlerinden yaşlar dinmek bilmiyordu. Yengesi Zeynep, sessizce onun yanına yaklaştı. Kolundan nazikçe tuttu ve konuşmadan onu odasına götürdü. Yavaş adımlarla yatağına yatırdı. Zilan'ın gözleri kıpkırmızıydı, ağlamaktan şişmişti. Başını yastığa yaslarken hâlâ derin bir hıçkırık boğazında düğümleniyordu.

Zeynep, dizlerini kırarak Zilan'ın yanına oturdu ve saçlarını nazikçe okşamaya başladı. "Zilan, ağlama güzelim. Bak, her şey yoluna girecek." dedi, sesi yumuşak ve teselli doluydu.

Zilan, hıçkırıklarının arasından güçlükle konuştu. "Nasıl ağlamayayım yenge? Görmedin mi neler oldu? Boran, beni istemiyor! Belki de hiçbir zaman istemeyecek."

Zeynep, bir an sustu, sonra iç çekerek Zilan'a baktı. "Gördüm güzelim, gördüm. Ama unutma ki her şeyde bir hayır vardır. Hem... sen Boran'ı çok seviyorsun. Aslında sevinmen lazım."

Zilan, yengesine şaşkınlıkla baktı. "Sen nereden biliyorsun bunu, yenge?" diye sordu. Onun bildiklerinden emin olmak istemez gibi bakıyordu.

Zeynep, gülümseyerek elini Zilan'ın saçlarına götürdü ve okşamaya devam etti. "Zilan, ona nasıl baktığını gördüm. İnsan sevdiğini gözlerinden belli eder. Sen Boran'ı seviyorsun, güzelim. O yüzden mutlu olman lazım. Sevdiğin adamla evleneceksin."

Zilan, duyduklarına inanamıyormuş gibi başını iki yana salladı. "Ama Boran başkasını seviyor, yenge! Hem de yabancı değil, teyzesinin kızı Dilşah'ı seviyor. Ben bunu bile bile onunla nasıl evlenebilirim?"

Zeynep'in yüzü aniden ciddileşti. Bu gerçeği biliyordu ama söyleyemiyordu. Yutkundu, içindeki düşünceleri saklamaya çalışarak Zilan'a baktı. "Böyle şeyleri düşünme, güzelim. Her şey zamanla değişir. Evlendikten sonra Boran da seni sevecek, göreceksin. Belki başta zor olacak, ama inan bana, her şey yoluna girecek."

Zilan, yengesinin bu sözlerine inanamıyordu. İçinde büyüyen bir korku vardı. "Ya sevmezse, yenge? Ya beni bir yük gibi görürse?"

Zeynep, derin bir nefes alarak başını iki yana salladı. "Sevecek Zilan, sen sadece sabırlı ol. Bazen insanlar, birbirlerini tanımadan önce kaderin onları birleştirdiğini anlamazlar. Ama zamanla öğrenirler. Boran da öğrenecek. Senin gibi birini sevmeden yapamaz."

Zilan'ın gözleri tekrar doldu, ama bu kez yengesinin teselli dolu sözleri biraz olsun içini rahatlatmıştı. Yine de kalbinin derinliklerinde, Boran'ın başka birine olan sevgisi, bu evliliğin üzerine kara bir gölge gibi çökmüştü. Töre uğruna başlattıkları bu yolculuğun sonunda ne olacağını bilmeden, sessizce gözlerini kapattı ve yengesinin saçlarını okşamasına izin verdi.

Dışarıda ise Boran, odasında sessizce oturuyordu. Elindeki silaha bakıyor, düşünceler içinde kayboluyordu. Sevdiği kadından, hayallerinden, kendi iradesinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Ama içindeki öfke hâlâ dinmiyordu. Dilşah'ın yüzü zihninde canlanıyor, Zilan'a olan çaresizliği onu daha da boğuyordu. Belki de kader, ikisini de aynı hapishaneye kapatmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

309okunma 6beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18