2. bölüm / 18
Belirsiz Gelecek1.Bölüm
Bölümler 18Şu an: 1.Bölüm
- 1 Kitaba başlamadan önce…355 kelime
- 2 1.Bölüm865 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm578 kelime
- 4 3.Bölüm691 kelime
- 5 4.Bölüm739 kelime
- 6 5.Bölüm859 kelime
- 7 6.Bölüm904 kelime
- 8 7.Bölüm899 kelime
- 9 8.Bölüm642 kelime
- 10 9.Bölüm977 kelime
- 11 10.Bölüm857 kelime
- 12 11.Bölüm878 kelime
- 13 12.Bölüm781 kelime
- 14 13.Bölüm1.204 kelime
- 15 14.Bölüm1.942 kelime
- 16 15.Bölüm786 kelime
- 17 16.Bölüm640 kelime
- 18 17.Bölüm661 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir İlkbahar günüydü.Bugün Pazartesiydi ve okul için hazırlanıyordum.Güneş ışığının altında parlayan uzun siyah saçlarımı boy aynamın karşısında tarıyordum.
Abimin “Çabuk ol Nehir,geç kalacaksın yine!” demesiyle hemen tokamı alıp odamdan çıktım. Mutfağa doğru koştururken saçlarımı topluyordum.
Annem ile babam işi nedeniyle Kıbrıs’a gitmişti,o yüzden bugünlük kahvaltıyı abim Alparslan hazırlamıştı.Kendisi 23 yaşındaydı ve tıp okuyordu ama annemden yemek yapmayı öğrenmişti. Bende 8.sınıftayım ama yemek yapmak hakkında az bişey biliyordum.
Mutfağa girdiğimde masada minik bir tabakta minik kesilmiş domates ve salata vardı,kase gibi küçük bir tabakdada yuvarlak peynirler vardı. İkimizin tabağınada haşlanmış yumurta ve bir miktar zeytin vardı. Sandalyeye oturup kahvaltımı yapmaya başladım. Abimde çoktan oturmuş kahvaltısını yapmaya başlamıştı.
Kahvaltımı bitirdikten sonra odamdan çantamı alıp kapının önüne geldim. Ayakkabılarımı giydikten sonra çantamı sırtıma giyip dışarı çıktım.
Yine geç kalmıştım,servis tam 3 dakikadır beni bekliyordu. Zaman kaybetmeden hemen servise bindim. En arkadaki ve en köşedeki koltuğa oturduktan sonra telefondan sosyal medya hesaplarımı kontrol edecektim fakat telefonumu evde şarjda unuttuğumu farkettim. Zamanı geri alıp telefonumu geri almak istedim ama çoktan okula gelmiştik. Yapacak bir çarem kalmadığı için servisten inip okulun bahçesine giriş yaptım.
Okul bahçesine adımımı atar atmaz o grup beni gene bir şekilde duyup tüm gözlerini benim üzerime diktiler. “Her zamanki gibi yine geç kaldı.”,”şaşırdık mı? Hayır.” bu sözleri duymaya alışkındım,oysaki kendileri zil çaldığı halde sınıflarında değillerdi.
Onları umursamadan okula girip sınıfıma çıktım. Bazen sessiz kalmak en iyi tercihtir.
Sınıfıma tam girmişken öğretmenler zili çaldı. İstemsizce gelen bir aceleyle sırama geçtim,çantamı sıramın kenarına asıp sırama oturup kitaplarımı çıkardım. İlk dersimiz matematikdi,en nefret ettiğim ders,zaten kim severdiki matematik dersini.
Günüm bu şekilde sıradan geçiyordu,günlük tutsam günlük tutmaktan sıkılırdım,hergün aynı şeyleri yaşıyordum;uyan,okula geç kal,o grubun zorba sözlerine katlan,ve gel,ödevlerini yap ve uyuyup günü bitir.
Her zamanki gibi dersler geçip giderken öğle tenefüsü gelmişti,o grup yine benle uğraşmaya gelecekti. Bu arada o grup derken hangi gruptan bahsettiğimide söyleyeyim; Kumsal,Aslı ve Gamze üçlüsü,her gün bana türlü türlü laflar atıyorlardı,türlü türlü laf derken YouTube’dan öğrendikleri “sert laflar”. Tam o sırada grup liderleri olan Gamze,ardından kızları Kumsal ve Aslı yanıma geldi. Görmezden geldim,her geldiklerinde görmezden geldiğim için bunu takmıyorlardı. “Şşt,baksana bi” görmezdem geldim, “hey sana diyorum!” duymamazlıktan geldim,”of kanka boşver her zamanki gibi görmezden geliyor işte.” Yine aynı sözleri duyuyordum.
Yine gün bu şekilde geçti,çıkış saati gelmişti. Çıkış zili çaldığı gibi herkes fırladı,saniyeler içinde sınıfta kimsecik kalmadı,sınıfta tek kalmıştım. Gerçi tek kalmamıştım,sınıftaki tek düzgün arkadaşım olan Mine’de benim gibi sakin ve sessiz biriydi,oda benim gibi yeni toparlanıyordu. “Nehir” “Efendim?” “Bu akşam eğer müsaitsen kafede buluşalımmı,hem biraz sohbet ederiz,ikimizde her gün çok sıkıcı ve aynı anları yaşıyoruz,hem bir farklılık olur.” “Olur,saat kaçta ve nerde buluşalım?” “Geçen gittiğimiz kafe’de saat öğleden sonra 6 gibi buluşalım,hem oranın tatlılarını çok seviyorum ben.” Mine çok tatlı yediği için biraz kilo almıştı,ama birazcık kilolu diye onla çok dalga geçmişlerdi,bende kıyamayıp onu zorbaladıkları gün ona yardım ettim ve o günden beri en yakın arkadaşım olmuştu. Kızıl saçlı,çilleri olan yeşil gözlü tatlış ve masum biriydi. “Tamam,anlaştık o zaman” “görüşürüz o zaman” gülümseyip,”görüşürüz” dedikten sonra çantamı giyip sınıftan çıktım.
Okuldanda çıktıktan sonra servise bindim. Eve geldikten sonra üstüme rahat bir eşofman takımı giyip öğle yemeği için mutfağa gittim. Öğle yemeğini ben yapmak istediğimi abime söylediğim için bugünlük öğle yemeğini ben yapacaktım,yemek yapma konusunda beceriksiz biri olduğum için abim en başta buna izin vermedi ama çok ısrar edince kabul etti. Öğle yemeği için çubuklu makarna yapmaya karar vermiştim. Gerekli malzemeleri aldım ve zorda olsa yemeği yapabildim. Bu sefer kazasız yapmıştım. Abimide yemeğe çağırdıktan sonra öğle yemeğini yedik,bende öğle yemeğimi bitirdikten sonra Mine’yle buluşmak için odama hazırlanmaya gittim.
Çok süslü hazırlanmama gerek yoktu,altıma dizlerime gelecek kadar uzun ve dizlerime doğru hafif bollaşan düz siyah bir etek giydim,üstüme de beyaz bir kısakollu giydim. Siyah,belime kadar uzanan ceketimide giyip beyaz spor ayakkabılarımı giydim. Bağcıklarımı bağladıktan sonra yedek anahtarı siyah,uzun omuz çantama koydum ve arkamdan kapıyı kapatıp yola çıktım. Kafe o kadar uzakta değildi,bir 7-8 dakika uzaklıktaydı. Gece dışarı çıkınca biraz gerildiğim için hızlı yürüdüm,bu nedenle bi 5-6 dakikada geldim.
Kafeye girdiğimde Mine’nin benden önce gelip ekler aldığını gördüm,yanına ulaştım ve karşısındaki sandalyeye geçtim. “Hoşgeldin” “Hoşbuldum” “Ekler sipariş etmiştim,seversin değilmi.” “Evet severim,parasını ödedin mi?” “Yok ödemedim daha.” “O zaman ben öderim” “hayır ben öderim sonra çok mahcup hissediyorum.” “Mahcup hissetmene gerek yok,ben öderim,sonra ben mahcup hissediyorum.” Mine sessiz kaldı.
Aramızda büyük bir sessizlik varken ekler yiyorduk,sohbete nasıl başlayacağımızı bilmiyorduk. İlk konuşmayı Mine başlattı;”Duydunmu Aybüke hesabını kapatmış.”
“Ama videoları benim karşıma çıkıyordu.”
“Benimde karşıma çıkıyor ama hesabına girince bu hesap mevcut değil diyor.”
“Neyse boşver onu bula bula bu konuyumu buldun ya.” Kimsenin arkasından konuşmayı sevmiyordum.
“Kolaysa sen başlat sohbeti,konu bulamadım ki.”
“Bende konu bulamadım.” Yine derin bir sessizlik oluştu. Ama bu derin sessizliği yine Mine bozdu;”ya ben sana bişey demek için çağırmıştım ama bunu nasıl diyeceğimi bilemiyorum.”
İstemeden içimde bir endişe oluştu. Mine’de çok endişeli gözüküyordu,o endişeli durunca ben daha da endişelendim.
“Ne diyecektin?”
“Şey… nasıl diyeceğimi bilmiyorum.”
Bir dakika sonda derin bir nefes çekip baklayı ağzından çıkardı; “Senin baban Kıbrıs’da kaybolmuş. Üstüne cesedi bir denizde bulunmuş.” Bunu duyduğum an kaskatı kesildim. Az önce babamın cesedinin denizde bulunduğunumu söyledi?
Mine’nin söylediği cümle kafamda sürekli tekrarlanırken Mine’nin sesi çok buğulu çıkıyordu.
“Nehir,Nehir iyimisin? Hey! Duyuyormusun beni? Yardım edin! Arkadaşıma birşeyler oluyor!”
Mine’nin sesi tamamen kesilmişti,hiçbirşey duymuyordum. Daha sonra gözlerim yavaş yavaş kapandı ve ben hiçbirşey algılayamadan bilinçaltım kapandı. Sanırım bayılmıştım.
Bölüm etkileşimi
