5. bölüm · Başlangıç

-5. Bölüm -Korkular

Yamada -kun

Gece boyunca doğru düzgün uyuyamadım.
Her gözümü kapattığında aklını aynı görüntüler geliyordu : siyah araçlar, bahçede dolaşan korumalar, babamın yüzündeki o soğuk ifade ve abimin "Kuzgunlar"derken sertleşen sesi...
Bir noktadan sonra yatağın içinde dönmeyi bırakıp tavana bakmaya başladım.
Çünkü insan bazen korkudan değil... Düşünmekten yorulurdu.
Sabaha karşı birkaç saat anca uyuyabildim.
Kapım hafif çaldığında odam hâlâ karanlıktı. Telefonuma baktım. Saat 7'yi biraz geçiyordu.
Gözlerimi kapatıp yastığa yüzümü bastırdım.
"Gir," dedim boğuk bir sesle.
Kapı açıldığında içeri abim girdi. Siyah eşofman giymişti. Saçları hafif dağınıktı ama belli ki çoktan hazırlanmıştı.
Kapıyı kapattıktan sonra birkaç saniye bana baktı.
"Elini yüzünü yıka," dedi sakin bir sesle."Aşağı ineceğiz."
Yastığı yüzümden çekmeden konuştum.
"Ben şu an yokmuşum gibi davranabilir miyiz?"
"Hayır."
"Beş dakika."
"Hayır."
"On ?"
Bu sefer hafifçe kaşını kaldırdı." Pazarlık mı yapıyorsun?"
"Hayatta kalmaya çalışıyorum."
İlk kez dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Ama yüzündeki yorgunluk gitmedi.
Yavaşça doğruldum." Gerçekten bunu yapacağız yani?"
"Evet."
"Sabahın yedisinde mi?"
"Sabahın yedisinde."
Başımı geriye atıp tavana baktım.
"Ben normal insanlar gibi sabah hazırlanıp kahve içip derse gitmek istiyorum."
Kapının yanında durup bana baktı.
"Normal insanlar Kuzgunlar tarafından takip edilmiyor."
Gözlerimi kapattım." Şu ismi söylemeyi bırakır mısın?"dedim huzursuz bir şekilde." Her duyduğunda hayatım biraz daha kötüleşiyor."
Bu sefer gerçekten güldü. Kısa ama gerçek bir gülüştü.
"Hazırlan," dediği sonra sakin bir sesle." Seni bekliyorum."
🕖🕗🕘
Arka bahçe sabahın erken saatlerinde fazla sessizdi. Hava serindi. Kimlerin üstünde hala ince bir nem vardı. Bahçenin ortasındaki masaüstü siyah bir çanta duruyordu. Onu gördüğüm anda midem gerildi. Yavaşça masaya yaklaştım.
"Gerçekten silah mı var onun içinde?"diye sordum.
"Evet."
"Harika," dedim kuru bir sesle." Tıp fakültesinin üçüncü günü : travma."
Abim çantayı açtı. İçinde siyah bir tabanca çıkardı. Silahı görünce istemsizce gerildim. Bunu fark etti.
" Korkuyor musun?"diye sordu.
Soruyu düşünmeden cevaplamak istedim ama yapamadım. Çünkü " evet" demek garip hissettiriyordu. Ama yalan söylemek daha kötüydü.
" Evet," dedim sonunda sessizce.
Başına hafifçe salladı." İyi."
Kaşlarım çatıldı." İyi mi?"
" Silahlardan korkmayın insanlar hata yapar."
Sessizce ona baktım. Sonra Dila bana uzattı. Refleks ile geri çekildim.
" Abi."
" Sadece tut."
" Ya düşürürsem?"
" Dolu değil."
" Ya yine de yanlış bir şey yaparsam?"
Bu sefer beni biraz yumuşadı.
" Yanlış yapman normal."
" Bana hiç normalmiş gibi davranmıyorsunuz ama."
Bu cümle havada asılı kaldı. Abim birkaç saniye sustu. Sonra sakin bir şekilde konuştu.
"Haklısın."
Bu cevabı beklemiyordum. Birkaç saniye ona baktım. Sonra yavaşça silahı elime aldım. Beklediğimden ağırdı. Ve bu nedense daha kötü hissettirdi. Sanki bütün mesele bir anda daha gerçek olmuştu. Parmaklarım istemsizce gerildi. Abim dikkatlice ben izliyordu.
"Bak," dedi daha yumuşak bir sesle."kimse senden profesyonel onları beklemiyor."
"Umarım."
"Amacım seni korkutmak değil."
İstemeden kısa bir gülüş çıktı ağzından. "Biraz geç olmadı mı bunun için."
Bu sefer daha belirgin güldü ama hemen ciddileşti.
"Dinle," dedi."eğer bir gün yalnız kalırsan panik yapma diye öğretiyorum."
"Ben yalnız kalmak istemiyorum."
Cümle ağzından düşünmeden çıktı. Abim sustu. Uzun süre hiç bir şey söylemedi.
Sonra çok sakin bir sesle:
"Biliyorum."
Silaha baktım.
"Çocukken," dedim sessizce, "senin böyle şeylerle uğraştığını bilmiyordum."
Bakışlarını kısa süreliğine kaçırdı.
"Bilmeni istemedim."
"Kaç yaşındaydın."
" On altı."
Şaşkınlıkla ona baktım." Şaka yapıyorsun."
Başını iki yana salladı. "Babam erken hazırladı beni."
" On altı yaşında mı?"
"Evet."
"Bu normal değil."
"Bizim ailede pek bir şey normal değil."
Bu cümle içime oturdu. Biraz sessizlik oldu. Sonra istemeden sordum:
"Peki seni kim korudu?"
Bu soru ona hazırlıksız yakaladı. Yüzündeki ifade aniden değişti. Çünkü cevabı yoktu. Uzun süre konuşmadı. Sonra sessiz şekilde:
"Kimse."
İçimde kötü birisi oluştu. İlker abi mesajı güçlü biri değil, yalnız biri gibi gördüm.
Sanki yıllardır sürekli tetikte yaşayan biri gibiydi.
Bunu fark etmiş olacak ki hemen konuyu değiştirdi.
"Dur," dedi yanıma yaklaşarak." Yanlış tutuyorsun."
Arkamda durup ellerimi düzeltti.
"Kolunu çok geriyorsun."
"Nereden bileyim?"dedim gergin şekilde." Hayatımda ilk kez silah tutuyorum."
"Fark ettim."
"Dalga geçiyorsun şu an."
"Biraz."
İstemeden güllüm. Ve bunu fark ettiği anda yüzü biraz rahatladı. Sanki bütün sabah bunun için uğraşıyormuş gibi. Bir sürü seslice devam ettik. Sonra ben aniden durdum.
"Abi."
"Hm."
"Ya gerçekten bir şey olursa?"
Bu sefer cevap vermesi uzun sürdü. Rüzgar hafifçe geçti. Bahçenin dışından telsiz sesli geldi.
Abim gözlerini birkaç saniye yere indirdi. Sonra bana baktı. Ve ilk kez tamamen dürüst konuştu:
"O zaman korkarım."
Kaşlarım hafifçe çatıldı." Sen korkar mısın?"
Acı bir şekilde gülümsedi." Söz konusu sensen..."dedi sessizce, " fazlasıyla."