15. bölüm · Başlangıç
-15. BÖLÜM-Bilinmeyen Taraf
Abimin son söylediği cümle uzun süre kulaklarımda yankılandı.
"Babamın asıl korkusu... Ayaz'ın seni gerçekten istemesi."
Hiçbir şey söyleyemedim.Sadece ona baktım.İçimde onlarca soru vardı ama hangisini önce soracağımı bile bilmiyordum.
Derin bir nefes aldım."Abi... Bana dürüst olmanı istiyorum. Lütfen bu kez hiçbir şeyi gizleme. Çünkü artık saklanan her gerçek, öğrendiğimde daha çok canımı yakıyor."
Abim birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.Sanki doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordu.Sonunda yavaşça konuşmaya başladı.
"Güneş... Ben de her şeyi bilmiyorum. Keşke bilseydim. En azından seni korumak daha kolay olurdu. Ama bildiğim kadarıyla Ayaz bu evlilik konusunda ailesinden bile daha ısrarcı davranıyor."
Kaşlarım istemsizce çatıldı."Bu hiç mantıklı değil. İnsan tanımadığı biri için neden bu kadar ısrar eder? Ben onun hayatında hiç olmadım. Aynı şehirde bile karşılaşmadık. Fotoğrafımı bile görmediğini sanıyordum."
Abim yüzünü başka tarafa çevirdi."Biz de öyle sanıyorduk."
"Ne demek istiyorsun?"
"Elimizde kesin bir kanıt yok. Bu yüzden sana söylemedik. Ama babamın bazı şüpheleri var."
Kalbim yeniden hızlandı."Nasıl şüpheler?"
Alper derin bir nefes verdi."Babam... Ayaz'ın seni sandığımızdan çok daha uzun zamandır tanıdığını düşünüyor."
"...Ne?"Sesim neredeyse fısıltıya dönmüştü.
"Bu mümkün değil."
"Biz de öyle olmasını umuyoruz."
Başımı iki yana salladım."Hayır. Bu gerçekten mümkün değil. Ben onu hiç görmedim."
Abim bana dikkatlice baktı."Sen görmemiş olabilirsin."
Bu cümle odamın içindeki havayı değiştirdi.Bir an kendimi tuhaf hissettim.Sanki görünmeyen biri uzun zamandır beni izliyormuş gibi...İçimi sebepsiz bir ürperti kapladı.
"Abi..."Boğazımı temizledim."Bu söylediğin... Korkutucu."
"Farkındayım."
"Babam bunu biliyorsa neden bana söylemedi?"
Alper acı bir gülümsemeyle başını eğdi."Çünkü seni korkutmak istemedi."
İstemsizce güldüm."Geç kaldınız."
İkimiz de sustuk.Sessizlik ağırlaşırken gözüm pencereye kaydı.Bahçedeki korumalar hâlâ nöbet tutuyordu.Her şey aynı görünüyordu.Ama artık hiçbir şey bana aynı hissettirmiyordu.
Tam o sırada kapı hafifçe tıklandı.
"İçeri girebilir miyim?"Adela'nın sesiydi.
Abim hemen kendini toparladı."Gir."
Kapı açıldı.
Adela elinde bir tepsiyle içeri girdi.Üzerinde sıcak çay ve birkaç atıştırmalık vardı.Her zamanki gibi sakin görünüyordu.
"Hanımefendi... Bugün doğru düzgün bir şey yemediniz."Tepsiyi masaya bırakırken bana kısa bir bakış attı."Biraz olsun yemeniz iyi olur."
Gülümsemeye çalıştım."Teşekkür ederim Adela."
Başını hafifçe eğdi."Başka istediğiniz bir şey var mı?"
"Yok."
"Öyleyse izin isteyeyim."
Tam çıkacakken durdu.Bana yeniden baktı.Yüzünde çok kısa süren, anlam veremediğim bir ifade belirdi.
"Nasılsınız?"
Sorduğu soru basitti.Ama sesi...Nedense bu kez farklı gelmişti.
"İyiyim."
Yalan söylediğimi ikimiz de biliyorduk.Adela birkaç saniye bana baktı.Sonra hafifçe başını salladı.
"Umarım gerçekten öylesinizdir."
Arkasını dönüp odadan çıktı.Kapı sessizce kapandı.Ben dalgın dalgın kapıya bakmaya devam ettim.
"Adela garip davranmadı mı?"
Abim omuz silkti."Her zamanki gibi."
"Hayır."Başımı iki yana salladım."Bugün farklıydı."
"Fazla düşünüyorsun."
Belki de haklıydı.Son günlerde herkesten şüphelenmeye başlamıştım.Ama yine de...İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı.
...
Aynı saatlerde...
Şehrin diğer ucunda.
Loş ışıklı geniş bir odada genç bir adam pencerenin önünde durmuştu.Şehir ışıkları gözlerine yansıyordu.
Kapı çalındı.
"Efendim."
Adam arkasını dönmeden konuştu."Anlat."
İçeri giren kişi başını hafifçe eğdi."Bugün mektubu okudu."
Adamın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.
"Beklediğimden erken."
"Şaşırdı."
"Şaşıracağını biliyordum."
Görevli birkaç saniye sustu."Bir emir verir misiniz?"
Adam yavaşça pencereye dokundu."Hayır."
"Sadece izlemeye devam mı edeceğiz?"
"Şimdilik."
Görevli başını eğdi."Peki ya içerideki kişi?"
Bu kez adam arkasını döndü.Yüzünde sakin ama okunması zor bir ifade vardı.
"Kimsenin ondan şüphelenmesini istemiyorum."
"Merak etmeyin."
Adam hafifçe gülümsedi."Zaten yıllardır mükemmel iş çıkarıyor."
Görevli sessizce başını salladı."Ona mesaj ileteceğim."
Adam gözlerini tekrar pencereye çevirdi.
Sessizce fısıldadı."Güneş..."Sesinde garip bir yumuşaklık vardı." Henüz beni tanımıyorsun."Kısa bir sessizlikten sonra cümlesini tamamladı."...Ama ben seni sandığından çok daha uzun zamandır tanıyorum."
≈≈≈
Yazım hatalarım varsa eğer sizden içtenlikle özür dilerim. Bir sonraki bölümü ne zaman gönderirim. İlmiuorum ama elimden geldiği kadar hızlı göndermeye çalışacağım. Okurken umarım keyif almışsınızdır. Bir sonra ki bölüme kadar hoşçakalın. Kendinize iyi bakın...
