BARUT KOKUSU 2 kitap kapağı

5. bölüm / 7

BARUT KOKUSU 2

6. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE BAKIŞLAR

Vaveyla Yazarı: Miray Sak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 6. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE BAKIŞLAR

Karargahın koridorlarında abimin sert ve hızlı adımlarına yetişmeye çalışırken, bir elim hâlâ sol kaşımda duran peçetedeydi. Kan akışı biraz yavaşlamıştı ama sızısı her adımda kendini hissettiriyordu. Abim önden fırtına gibi esiyor, önüne çıkan her er ve astsubay ona selam verdikten sonra hızla kenara çekiliyordu. Çevresine saçtığı o kor gibi sıcak öfkeyi herkes hissetmişti.
"Abi, yavaşla biraz! Karargahı yakıp yıkacaksın neredeyse," dedim arkasından yetişmeye çalışırken.
Abim durdu, arkasını dönüp bana baktı. Gözleri doğrudan alnımdan süzülen kanın hafifçe kirlettiği yüzüme kaydı. Yüzündeki sert ifade bir anlığına yerini derin bir suçluluk ve endişeye bıraktı. Yanıma gelip peçeteyi hafifçe kaldırdı, yaraya baktı.
"Sus Umay, konuşma," dedi sesi bu sefer kükrer gibi değil, daha çok hırsından kısılarak çıkıyordu. "Revire gidiyoruz, bir baksınlar. Sonra da o Buğra denilen iti bu karargahtan sürmezsem bana da Alptuna demesinler."
"Abi saçmalama!" dedim revir koridoruna saparken. "Askeriz biz. Eğitimde kaş da patlar, göz de morarır. Adam kasıtlı yapmadı ki, ben de hamle yaparken kontrolü kaybettim. Şikayetçi falan değilim, sakın çocuğun başını yakma."
Abim ters ters yüzüme baktı ama cevap vermedi. Revirin kapısını sertçe açıp içeri girdi. Sağlık görevlisi astsubay bizi görünce anında ayağa fırladı.
"Komutanım! Bir durum mu var?"
"Üsteğmenin kaşı patladı. Hemen pansuman yapın, gerekiyorsa dikiş atın," dedi abim emir kipinde.
Sedyeye oturdum. Sağlık görevlisi tentürdiyot ve gazlı bezle yarayı temizlemeye başladı. O tentürdiyot yaraya bastığı an canım öyle bir yandı ki dişlerimi sıkıp hafifçe inledim. Abim o an refleksle hemen yanıma gelip elimi tuttu.
"Yavaş ol oğlum, canını yakmadan yap şu işi!" diye görevliye çıkıştı.
"Abi iyiyim ben, tamam bağırma adama," dedim elini sıkarak.
Gerekli pansuman yapıldıktan sonra iki küçük dikiş atıldı ve üzeri bantlandı. Ayna koyduklarında kendime baktım; bantlı kaşımla tam bir asker gibi duruyordum. Hoşuma gitmedi desem yalan olurdu.
Dövüş Odaya Geri Dönüş ve Karşılaşma
Revirden çıktığımızda abim hâlâ gergindi ama biraz daha sakinleşmişti. "Sen dinlenme odasına geç, ben Albay'ın yanına gidiyorum," dedi ve uzaklaştı. Ben ise odaya gitmek yerine adımlarımı tekrar dövüş odasına doğru attım. Karargahın en sevdiğim yanı bu belirsizlikti ve Buğra'nın durumu nasıl merak ediyordum.
Dövüş odasının kapısını yavaşça araladım. Odada kimse kalmamıştı... Biri hariç.
Buğra, minderin kenarına oturmuş, başı ellerinin arasında yeri izliyordu. Üzerindeki askeri tişört hafif terliydi ve o Adanalı dik duruşundan eser kalmamıştı. Kapının sesini duyunca başını hızla kaldırdı. Gözleri benim üzerime, özellikle de kaşımdaki beyaz banda kilitlendi. Anında fırlayıp ayağa kalktı.
"Üsteğmenim..." dedi sesi neredeyse pürüzlü çıkıyordu. "Siz... durumunuz nasıl? Dikiş mi atıldı?"
Yavaş adımlarla içeri girdim, ellerimi arkamda birleştirip tam karşısında durdum. "İki dikiş. Önemli bir şey değil Teğmen. Sen nasılsın? Yüzbaşının hışmından sağlam çıkabilmişsin."
Buğra yutkundu. Gözleri alnımdaki banttan aşağı kaydı; yüzümün detaylarına, gözlerime baktı. O an ilk defa onu bu kadar yakından ve dikkatle inceliyordum. Koyu kahverengi gözleri, keskin çene hattı ve yüzündeki o samimi pişmanlık ifadesi... Garip bir şekilde duruşunda çok farklı bir hava vardı.
"Ben... Yüzbaşı ne derse haklı Üsteğmenim," dedi mahcup bir sesle. "Ablam da var benim. Birisi onun kılına zarar verse dünyayı yakarım. Yüzbaşının tepkisini anlıyorum ama yemin ederim kasıtlı değildi. O an refleksle—"
"Biliyorum Buğra," diyerek sözünü kestim. İlk defa ona ismiyle hitap etmiştim. "Kasıtlı olmadığını biliyorum. Burası askeriye, biz de çiçek toplamıyoruz. O yüzden kendini suçlamayı kes. Yüzbaşıyla ben konuşurum, sana bir şey yapamaz."
Buğra bir an duraksadı. Bana öyle bir baktı ki... Sanki karşısında sadece amiri olan bir üsteğmen değil de, hiç beklemediği kadar güçlü, anlayışlı ve etkileyici bir kadın duruyordu. Gözlerindeki o mahcubiyet yerini yavaşça garip bir hayranlığa bıraktı. İçindeki o Adanalı hırçın çocuk, karşımdaki bu olgun tavrım karşısında adeta dize gelmişti.
"Teşekkür ederim Üsteğmenim," dedi kısık bir sesle, gözlerini gözlerimden çekmeyerek. "Siz... gerçekten göründüğünüzden de güçlü bir komutanmışsınız. Ve... şey..."
"Şey?" dedim kaşımı kaldırarak (ki canım yandı, hafifçe buruşturdum yüzümü).
"Şey... Kusura bakmayın ama, o bantla bile çok... yani... asker tarzı size çok yakışmış."
Ne diyeceğimi bilemedim. Şaşkınlıkla ona baktım. Yanaklarımın hafifçe ısındığını hissettim ama bir üsteğmen duruşunu bozmamak için hemen toparlandım.
"İltifatın için sağ ol Teğmen. Şimdi toparlan, tim dinlenme odasında çay içiyor. Git ve aralarına katıl. Yoksa Sabri seni öldü sanıp arkandan helva dağıtmaya başlayacak."
Buğra hafifçe gülümsedi. O gülümseme yüzüne öyle çok yakışmıştı ki, ilk defa onun aslında ne kadar yakışıklı bir çocuk olduğunu fark ettim. "Emredersiniz Komutanım," dedi ve saygıyla yanımdan geçip çıktı. Kapıdan çıkarken son bir kez dönüp bana baktığını hissettim.
Akşam Yemeği ve Aşk İtirafları
Akşam saat 8.00 sularında karargahtan çıktık. Yağmur durmuş, yerini tatlı bir sonbahar serinliğine bırakmıştı. Arabada abimle sessizce ilerliyorduk. Abim direksiyonu tutarken ara sıra bana bakıyor, kaşımdaki banda bakıp iç çekiyordu.
"Hâlâ sinirli misin o çocuğa?" diye sordum sessizliği bozarak.
"Sinirimi sorma Umay," dedi abim gözlerini yoldan ayırmadan. "Ama çocuk odana gelip özür diledi, farkındayım. Efendi çocukmuş aslında. Adanalı olmasından belliydi zaten damarı olduğu ama... Yine de seni öyle kan içinde görünce gözüm döndü."
"Biliyorum abim," dedim gülümseyerek. "Beni ne kadar koruduğunu biliyorum. Ama Buğra fena çocuk değil, time çabuk uyum sağlayacak bence."
Abim bana tek gözüyle baktı. "Hayırdır Umay? 'Buğra' falan, ne bu samimiyet?"
"Saçmalama abi! Teğmen dedik işte, ne var!" diyerek hemen konuyu değiştirdim. "Sen onu bırak da... Nazlı Hanım ne yapıyor? Mesaj attı mı?"
Abimin yüzünde anında o çocuksu, aşık tebessüm belirdi. Sert Yüzbaşı Alptuna gitti, yerine liseli bir aşık geldi!
"Attı..." dedi hafifçe öksürerek. "Akşam 9 gibi müsait olursan konuşalım yazmış."
"Ooo! Yenge hamlesini yapmış!" diye bağırdım arabada. Abim gülmemek için kendini zor tuttu.
Eve vardığımızda annem kapıda bizi karşıladı. Kaşımdaki bandı görünce kadıncağız az kalsın feryat ediyordu ama abimle hemen "Eğitimde ufak bir kaza" diyerek kadını sakinleştirdik. Güzel bir akşam yemeğinin ardından odama geçtim.
Gece Gelen Mesaj
Üzerime rahat kıyafetlerimi giyip yatağa uzandım. Kafamda günün yorgunluğu ve yaşananlar dönüp duruyordu. Abimin Nazlı'ya olan aşkı, karargahtaki heyecan... Ve Buğra'nın o odada bana bakışı.
Tam gözlerimi kapatacakken komodinin üzerindeki telefonum titredi. Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
0544*****: İyi akşamlar Üsteğmenim. Ben Buğra.
Kaşlarımı çatarak mesajı okudum. Numaramı tim grubundan almış olmalıydı. Hemen cevap yazdım:
Ben: İyi akşamlar Teğmen. Bir durum mu var?
Yazıyor...
Yazıyor...
Saniyeler sonra mesaj düştü:
Buğra: Hayır, bir durum yok. Sadece... kaşınızın ağrısı nasıl oldu diye sormak istedim. İçim hiç rahat etmedi de. Gerçekten tekrardan çok özür dilerim Umay Komutanım.
Mesaja baktım. Bana "Umay Komutanım" demişti. Resmiyet ile samimiyet arasında sıkışmış bir hitaptı bu. Yüzümde engel olamadığım bir tebessüm oluştu.
Ben: Ağrım yok Buğra, iyiyim. Kendini hırpalamayı bırak artık. Yarın sabah karargahta tam kadro eğitim var, dinlenmene bak.
Buğra: Anlaşıldı Komutanım. Şey... Yarın sabah size kantinden güzel bir Adana şalgamı ya da çay ısmarlamama izin verirseniz çok sevinirim. Vicdan azabımı biraz hafifletir belki :) İyi geceler.
Telefonu göğsüme koyup tavanı izledim. Buğra'nın Adana sıcağı gibi bodoslama ve içten tavrı garipti. Ama yalan söyleyemezdim... Bu durum hoşuma gitmeye başlamıştı.
Acaba yarın karargahta bizi nasıl bir gün bekliyordu? Ve abim Buğra'nın bana olan bu yumuşamasını fark ederse ne yapacaktı?
(Devam edecek...)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.