5. bölüm · Aynı gökyüzünün altında

Bölüm 5- Yeni ev yeni hayat

Ela naz Kuvanç

Alara
Aracın yanına geldiğimizde Atlas bagajı açmış, valizleri yerleştirmeye başlamıştı. Lina ise üçüncü valizini de Atlas'a doğru uzatınca Atlas olduğu yerde durup önce valize, sonra Lina'ya, ardından bagajdaki diğer iki valize baktı ve yüzünde inanamaz bir ifadeyle, "Lina, sen bütün Ordu'yu getirmişsin mübarek, savaşa mı gidiyorsun?" dedi.
Lina hiçbir şey olmamış gibi omuz silkti. "Lazım olanları koydum."
Atlas valizi bagaja yerleştirirken güldü. "Lazım olanlar dediğin üç valiz mi?"
"Üç."
"Üç valizle tatile değil, göç etmeye gidilir."
Ben dayanamayıp güldüm. Lina hemen bana döndü.
"Abla, sen de gülme."
"Lina, üç tane aynı kazak koymuşsun."
"Ne olmuş?"
"Biri kirlenir."
"İkincisi?"
"O da kirlenir."
"Üçüncüsü?"
Lina hiç düşünmeden, "O da kirlenebilir," deyince Atlas kahkahayı bastı.
"Tamam, mantık sağlam."
Ben başımı iki yana sallayarak gülüyordum. "Seninle gerçekten tartışılmıyor."
Lina gayet gururlu bir şekilde, "Çünkü haklıyım," dedi.
Emir de o sırada yanımıza gelip bagaja baktı. "Üç valiz mi?"
Lina, "Evet," deyince Emir valizlerden birini kaldırmaya çalıştı fakat daha doğru düzgün yerinden oynatamadan yüzünü buruşturdu. "Bunun içinde ne var?"
"Lazım olanlar."
"Mesela?"
Lina kaşlarını kaldırdı " makyaj malzemeleri"
Emir birkaç saniye sustu. "Tamam da ne gerek var?."
Lina Emire bakıp
" Lazım işte emir abi AA "
Emir ise gözlerini büyüttü
"Tamam bişi demedik çingene "dedi
Sonra bana dönüp eliyle arabanın önünü gösterdi. "Gel, öne oturalım."
"Zaten önde oturuyorsun."
"E sen de yanıma otur."
"Niye?"
"Yanımda yer var."
Atlas bagajı kapatırken araya girdi. "Emir, kıza resmen koltuk ayarlıyorsun."
Emir hiç bozulmadan, "Ne var oğlum, rahat etsin diye söylüyorum," dedi.
Ben gülerek başımı salladım. "Tamam."
Atlas direksiyonun başına geçti. Emir onun yanındaki koltuğa oturdu, ben de Emir'in yanındaki koltuğa geçtim. Arka sırada Hakan, Leyla ve Lina yerleşirken en arkaya Tuana, Çınar ve Beren geçti.
Ben kemerimi bağlarken bir an arkaya baktım.
Tuana ile Çınar yan yana oturuyordu.
Sonra Tuana'nın eli Çınar'ın elinin içine girdi.
Bir saniye durdum.
Bir dakika...
Gözlerimi hafifçe kıstım.
Bunlar el ele mi tutuşuyor?
İkisine birkaç saniye daha baktım. İkisi de sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi oturuyordu.
İçimden, Neyse... Ben bunun hesabını sonra sorarım, diye geçirdim.
Çınar tam o sırada bana baktı.
Ben hemen önüme döndüm.
Görmemiş gibi yaptım.
Emir kemerini bağladı ve Atlas'a döndü.
"Başlayalım mı?"
Atlas:
"Başlayalım."
Motor çalıştı.
Araç hareket eder etmez Emir telefonunu çıkardı.
"Ben müzik açıyorum."
Atlas:
"Ne açıyorsun?"
Emir sırıttı.
"Manifest."
Atlas'ın yüzü anında değişti.
"Mal mısın oğlum?"
Emir şaşkınlıkla ona baktı.
"Niye?"
"Asker adamsın, dinlediğin şarkıya bak geri zekâlı."
Arka taraftan Lina'nın sesi geldi.
"Yaaa, bence çok güzel."
Atlas aynadan Lina'ya baktı.
"Sen de mi?"
"Evet."
Emir gururla gülümsedi.
"Bak, yalnız değilim."
Atlas derin bir nefes aldı.
"Tamam. Mecbur dinleyeceğiz."
Emir müziği açtı.
Birkaç dakika sonra Lina öne doğru eğilip, "Emir abi," dedi.
Emir arkasını dönmeden, "Hı?" diye cevap verdi.
"Sen Manifest'te hangi kızısın?"
"Lidya."
Lina'nın yüzü aydınlandı.
"Ben de Hilal."
Emir:
"İyi seçim."
"Sen niye Lidya'sın?"
"Seviyorum."
"Ben de Hilal'i seviyorum."
Atlas aynadan ikisine baktı.
"Siz yol boyunca bunu mu konuşacaksınız?"
Emir:
"Belki."
Atlas:
"Allah sabır versin."
Bir süre sonra Emir camdan dışarı bakmaya başladı. Ben de kendi düşüncelerime dalmıştım. Fakat Emir'in sessizliği uzun sürmedi.
"Alara."
"Hı?"
"Ordu hep dağlık değil mi ya?"
Yavaşça ona döndüm.
"Emir."
"Efendim?"
"Sen Ordu'ya kuraban ol emir."
"Soru sordum sadece ."
"Yirmi yıl orada yaşamışım."
"Evet."
"Ben sana Ordu'nun coğrafyasını mı anlatacağım?"
Emir omuz silkti.
"Merak ettim işte."
Atlas kahkaha attı.
"Mal mısın oğlum? Yirmi yıl orada yaşamış kıza Ordu hep dağlık mı diye soruyorsun."
Emir:
"Ne bileyim arkadaş!"
Ben gözlerimi devirdim.
"Biraz daha konuşursan seni camdan aşağı atacağım."
Emir'in yüzü düştü.
"Ben kırıldım."
Hakan arka taraftan güldü.
Leyla da, "Senin kırılmadığın gün yok zaten," dedi.
Emir:
"Ben hassas bir insanım."
Atlas umursamaz bi tavırla.
"Sen tam baş belası bir insansın."
Emir kırılmış gözlerle atlasa baktı.
"Aramızda ince bir çizgi var."
Lina arkadan
"Ablam la atlas abi haklı."
Emir arkasına döndü.
"Sen benim tarafımda değil miydin?"
Lina bilmiş bir tavırla.
"Ben Hilal tarafındayım."
Emir gözlerini kıstı.
"İhanet."

--------------🤍-------
Karargâha döndüğümüzde dinlenme odasına geçtik. Herkes yorgundu ama Emir'in maşallah hâlâ konuşacak enerjisi vardı. Ben daha yeni yerime oturmuştum ki kapı açıldı.
İçeri bir er girdi ve selam verdi.
"Komutanım."
Başımı kaldırdım.
"Buyur."
"Albay sizi çağırıyor komutanım."
"Tamam, geliyorum."
Ayağa kalkıp odadan çıktım. Koridordan ilerleyip Albay'ın odasına gittim. Kapıyı çaldım.
"Gel."
İçeri girdim.
"Komutanım."
Albay masasının başında oturuyordu.
"Yüzbaşı Alara."
"Emredersiniz."
"Yarın görevine başlıyorsun. Bugün yerleş, dinlen. Yarın sabah timinle birlikte olacaksın bide unutma binbaşı ile ise aynı anda karar vermenizi istiyorum ictimayi ikiniz yapacaksınız görevleri beraber kurucaksınız anlaşıldı mı?."
"Anlaşıldı komutanım."
"Başka bir şey yok. Gidebilirsin."
"Emredersiniz."
Selam verip odadan çıktım.
Dinlenme odasına geri döndüğümde herkes bana baktı.
Emir hemen sordu:
"Ne dedi?"
"Yarın görevime başlıyorum."
Hakan:
"Hayırlı olsun komutanım."
"Sağ olun."
Tam o sırada koridordan bir er tekrar göründü. Bu kez elini kaldırıp seslendi.
"Komutanım!"
Döndüm.
"Efendim?"
"Arabanız geldi komutanım. Eşyalarınızı da diğer araçtan çıkardık."
"Tamam."
Ben Lina'ya baktım.
"Lina, hadi eve gidelim. Eşyaları yerleştirip biraz temizlik yapalım."
Lina hemen ayağa kalktı.
"Tamam abla."
Tam kapıya doğru yürürken Emir'in sesi geldi.
"Komutanım."
Döndüm.
"Efendim?"
"Biz de gelelim."
Hakan da hemen destekledi.
"Yardım ederiz."
Leyla sesiz bir şekilde tekli koltuktan konuştu.
"Ben de gelirim."
Tuana heyecanlı bir şekilde.
"Ben de gelirim çınar sende geliyormusun ?."
Dedi çınara yan bakış atarak.
Çınar ortaya hanımcılgını ortaya koyarak konuştu.
"Ben zaten Tuana'yla geliyorum."
Beren ise gülerek :
"Ben de geleyim."
Hepsine baktım.
"Yarın ağzınıza sıçacağım, o yüzden bugün iyi dinlenin."
Bir anda herkes sustu.
Emir birkaç saniye düşündü.
Sonra gayet rahat bir şekilde:
"En fazla ne olabilir ki?"dedi Hasan'a Bakarak.
Ben kaşımı kaldırdım.
"En fazla mı?"
"Evet."
"Tamam."
Kollarımı bağladım.
"Yarın kırk tur koşu."
Emir'in yüzündeki gülümseme anında kayboldu.
"Ne?"
"İki yüz elli şınav kızlar yüz elli şınav."
Emir'in ağzı açık kaldı.
"Komutanım..."
"Üç tur parkur bitirme kızlarda iki tur."
Emir artık tamamen susmuştu.
"Sonra silah eğitimi."
Emir'in yüzü beş karış oldu.
Hakan başını eğmiş gülmemeye çalışıyordu.
Leyla da dudaklarını ısırıyordu.
Lina ise arka taraftan gayet keyifli bir şekilde:
"Ablam eski koku timi ye yapmadığı kalmadı. Şanslısınız."
Emir yavaşça Lina'ya döndü.
"Sen niye bizi korkutuyorsun?"
Lina:
"Ben sadece gerçekleri söylüyorum."
Emir:
"Başka ne yaptı?"
Lina:
"Onu sonra öğrenirsin."
Emir:
"Ben öğrenmek istemiyorum."
Ben gülerek:
"Geç kaldın."
Emir başını iki yana salladı.
"Ben daha ilk günden niye böyle oldum?"
Hakan:
"Çünkü 'en fazla ne olabilir ki' dedin."
Emir:
"Bir daha asla demeyeceğim."
Ben emire sıçtın bakışı attım.
"İyi olur."
Hakan bir anda:
"Komutanım, siz tek başınıza karar veremezsiniz ki."
Ona döndüm.
"Öyle mi?"
Hakan'ın yüzü değişti.
"Yani..."
"Öyle mi?"
"Ben sadece..."
Ben hiç cevap vermeden Atlas'a döndüm.
"Binbaşım."
Atlas bana baktı.
"Buyurun yüzbaşım."
"Yarın içtima yı ben yapmak istiyorum. Uygun mudur?"
Atlas hiç düşünmeden:
"Seve seve yüzbaşım."
Emir'in yüzü daha da düştü.
"Ben niye burada konuşuyorum?"
Atlas:
"Çünkü susmayı bilmiyorsun."
Herkes güldü.
Tam o sırada dışarıdan araç kapısının sesi geldi.
Ben:
"Tamam, ben gidiyorum."
Bütün tim dışarı çıktık.
Kapının önünde büyük araç duruyordu. Askerler eşyalarımı indirmiş, bavulları ve kutuları kenara dizmişti.
Ben bir an eşyalarıma baktım.
Sonra Emir'e döndüm.
"Emir."
Emir:
"Efendim komutanım?"
"Gel, bavullara yardım et."
Emir'in yüzü anında düştü.
"Yaa..."
"Ne?"
"Daha başlamadık mı?"
Hakan arkadan kahkaha attı.
Emir bavullardan birini kaldırırken mırıldandı:
"Komutanım, ilk günden başladınız."
Ben gülümseyerek:
"Ne zaman istersen."
Emir:
"Bu tehdit gibi geldi."
" İstersen Öyle algıla umrumda değil."
Emir bavulu taşımaya başladı.
Lina arkasından seslendi:
"Emir abi, dikkat et. O benim."
Emir:
"Senin valizin niye bu kadar ağır?"
"Lazım olanlar var."
Emir durdu.
"Yine mi 'lazım olanlar'?"
Lina:
"Evet makyaj malzemeleri ne dikkat et ."
Emir başını gökyüzüne kaldırdı.
"Ben bugün çok şey öğrendim."
Atlas dışarı çıkıp bagaja baktı.
"Ne öğrendin?"
Emir:
"Lina'nın valizlerinden uzak durmayı."
Lina:
"Geç kaldın."
Herkes gülmeye başladı.
Ben de eşyaların taşınmasına yardım ederken etrafa baktım.
Yeni görev.
Yeni şehir.
Yeni tim.
Ve daha ilk günden belli olan bir gerçek vardı:
Bu timle hiçbir şey sakin geçmeyecekti.
Emir son bavulu da bagaja yerleştirip kapağı kapattığında ellerini beline koyup derin bir nefes aldı.
"Tamam komutanım. Hepsi tamam."
Bagaja bir kez daha baktım. Gerçekten bütün eşyalar yerleşmişti.
"Sağ ol asker."
Emir başını salladı.
"Rica ederim komutanım."
Lina arka taraftan seslendi.
"Abla, benim çantam nerede?"
"Arka koltukta."
"Tamam."
Lina çantasını alıp arabaya geçti. Ben de sürücü koltuğuna oturdum. Daha kemerimi bağlamadan Emir camın yanına geldi.
"Komutanım."
Camı indirdim.
"Ne oldu?"
"İlk günden başladınız."
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sen yardım etmek istedin."
"Evet ama bu kadar erken başlayacağımızı düşünmemiştim."
"Alış çünkü daha kötüsünü yapacağım."
Emir arkasını dönüp diğerlerine baktı.
"Arkadaşlar, ben kötü bir şey hissediyorum."
Hakan güldü.
"Sen daha hiçbir şey görmedin."
Emir bıkkın bir sesle.
"Onu söyleme işte."
Atlas arabanın yanından geçerken Emir'e baktı.
"Yarın içtima var."
Emir'in yüzü düştü.
"Hatırlatmayın komutanım yıkılıyorum."
Ben arabayı çalıştırırken gülümsedim.
"Hadi, iyi dinlenin."
"İyi dinlenmeler komutanım."
Lina camdan el salladı.
"Bay bay!"
Hakan:
"Görüşürüz."
Aracı hareket ettirip karargâhın bahçesinden çıktım.
Lina birkaç dakika sessizce oturdu.
Ben de yoluma devam ederken ona baktım.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Bir şey yapacaksın."
"Yok."
"Lina."
Telefonunu çıkarıp bana baktı.
"Manifest açsam?"
"Hayır."
"Ablaaa."
"Hayır."
"Bir tane."
"Lina, daha yeni çıktık."
"Zaten o yüzden."
Gözlerimi devirdim.
"Tamam, aç."
Lina'nın yüzü bir anda aydınlandı.
"Yaşasın!"
Telefonundan müziği açtı.
Sonra camları indirdi.
Başımı ona çevirdim.
"Camları niye açtın?"
"Ses dışarı çıksın."
"Çıkmasın."
"Abla daha güzel böyle."
Müzik yükseldi.
Lina şarkıya eşlik etmeye başladı.
Ben de birkaç saniye sonra yoldan geçen insanların dönüp bize baktığını fark ettim.
Bir adam yürürken resmen dönüp arabayı izledi.
Ben direksiyona bakıp iç çektim.
"Ben rezil oldum."
Lina kahkaha attı.
"Kimse seni tanımıyor."
"Tanımasına gerek yok, bakıyorlar."
"Boş ver."
"Sen çok rahatsın."
"Çünkü ben eğleniyorum."
Ben de gülmeye başladım.
"Sen var ya..."
"Ne?"
"Baş belasısın."
Lina sırıttı.
"Seviyorsun ama."
"Maalesef."
---------🤍------------
Apartmanın önüne geldiğimizde arabayı durdurdum.
Lina hemen kemerini çözdü.
"Sonunda."
"Dur, önce eşyalar."
Bagajı açtım.
İçerideki valizleri görünce birkaç saniye öylece baktım.
"Lina."
"Hı?"
"Sen gerçekten üç valiz mi getirdin?"
"Evet."
"Niye?"
"Lazım olanlar bı tanesi makyaj valizim."
Başımı iki yana salladım.
"Şu 'lazım olanlar' lafını bir gün yasaklayacağım."
Lina valizlerden birinin kolunu tuttu.
"Ben bunu alırım."
Çekmeye çalıştı.
Valiz bir santim bile oynamadı.
Bana baktı.
"Abla..."
"Ne?"
"Bu ağırmış."
"Senin valizin."
"İçinde önemli şeyler var."
"Ne var?"
"Makyaj mezemelerim tabiki."
Gülmeye başladım.
"Tamam, çekil."
Valizi ben aldım.
Lina da diğer çantaları topladı.
Apartmana girip eşyaları yukarı taşımaya başladık.
İlk turda iki çanta.
İkinci turda bir bavul.
Üçüncüde yine iki kutu.
Lina merdivenlerin ortasında durdu.
"Abla."
"Hı?"
"Ben yoruldum."
"Ben de."
"Biraz dinlenelim."
"Hayır."
"Niye?"
"Çünkü ev ikinci katta çıkarız."
"Çok acımasızsın."
"Yürü nazlanma."
Lina söylene söylene arkamdan geldi.
Sonunda kapının önüne ulaştık.
Anahtarı çıkarıp kapıyı açtım.
Kapı açılır açılmaz Lina içeri girdi.
"AYYY!"
"Ne oldu?"
"Ev güzel!"
Gülerek içeri girdim.
"Tabii güzel."
Lina salonun ortasına kadar yürüdü.
Tuttuğumuz ev baya sadeydi. Ama Lina duvarları boyamak için izin istiyeceğine eminim."
"Salon burada. Mutfak hemen yanında. Koridorun sonunda banyo var. Şu oda benim."
Lina diğer odaya baktı.
"Benimki hangisi?"
"Şu."
Lina kapıyı açtı.
"Bu benim mi?"
"Evet."
"Ablaaa çok güzel! En büyük oda benimm ağla"
"Beğendiysen eşyalarını yerleştir."
Lina'nın yüzü düştü.
"Of."
"Ne of?"
"Yoruldum."
"Ben de yoruldum ama yapıyoruz."
Lina valizini odasına sürükledi.
"Tamam."
Eşyaları yerleştirmeye başladık.
Bir süre sonra Lina bir kutuyu salonun ortasına bıraktı.
"Lina."
"Hı?"
"Onu oraya bırakma."
"Tamam."
Ben başka tarafa geçtim.
İki dakika sonra kutu yine aynı yerdeydi.
"Lina!"
"Ne?"
"Az önce ne dedim?"
"Oraya bırakma."
"Evet."
"Unuttum."
"Senin hafızan da valizlerin gibi."
Lina gülmeye başladı.
"Abla çok komiksin."
"Komik değilim, yoruldum."
Sonra temizlik başladı.
Toz aldık, yerleri sildik, eşyaları yerleştirdik.
Lina bir şeyi yanlış yere koydu.
"Lina, o oraya ait değil."
"Abla olur."
"Olmaz."
"Kim görecek?"
"Sen ben tim ailemiz"
"Alaka yok senin tim salak fark etmezler değil mi?"
"Seni kimse almaz, kapıya koyarlar iki DK sonra ."
Lina kahkaha attı.
"Abla!"
"Ne?"
"Sen beni niye sürekli kovuyorsun?"
"Çünkü söz dinlemiyorsun."
"Ben çok usluyum."
"Sen mi külahıma anlat sen onu"
"Evet."
Tam o sırada elindeki vazoyu yanlış yere koydu.
Ona baktım.
Lina:
"Tamam, belki biraz değilim."
İkimiz de gülmeye başladık.
Yaklaşık iki saat sonra ev sonunda toparlandı.
Salon tertemizdi.
Eşyalar yerlerine konmuştu.
Ben kendimi büyük L koltuğa bıraktım.
"Ben bittim."
Lina da yanıma uzandı.
"Ben de."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Lina:
"Abla."
"Hı?"
"Ev güzel oldu."
"Oldu."
"Yarın görev var."
"Evet."
"Emir abi gerçekten kırk tur koşacak mı?"
Gülümseyerek ona baktım.
"Onun kini yarın görürüz."
Lina kahkaha attı.
"Ben Emir abiye acıyorum."
"Ben de biraz."
İkimiz de koltuğa yayıldık.
Ev nihayet sessizdi.
Ama bu sessizlik çok uzun sürmeyecekti.
--------
Evet ballarım bu bölüm geç geldiği için kusura bakmayın dersim vardı ve hala var yani iki saat sonra dersim bitiyor ve 6 inci bölümü o zaman atarım öpüldünüzzz🫶🫶