11. bölüm · Aynı gökyüzünün altında
Bölüm 11- omuz meselesi
Atlas
Revirin kapısında bekliyordum içeri girip girmemek arasında kararsızdım içeri girersem Alara beni kafamdan vurabilir di net vururdu. çeriden hâlâ Lina ile Alara'nın sesleri geliyordu.
“Abla, kolunu oynatma.”
“Ula oynatmiyrum da sen de durmadan dürtüyon.”
“Dikiş atıyorum, tabii kontrol edeceğim.”
“Kontrol edeysun da, kolumu koparacan sandım.”
“Abartma.”
“Abartmiyrum.”
“Abla…”
“Ne?”
“Bir daha yaralandığında bana haber vereceksin.”
“Tamam da.”
“‘Tamam da’ yok.”
“Ula tamam işte.”
Sesleri koridorda yankılanırken. Alaranın sinirli olduğu şivesinden belli oluyor du. başımı iki yana sallayıp dinlenme odasına doğru ilerledim.
Bı süre sonra dinlenme odasının önünedeydim emirin izlediği video ların sesi geliyor du.
Kapıyı açtığımda bütün tim içerideydi.
Emir koltuğa yayılmıştı tam tahmin ettiğim gibi telefonu ile video izliyordu. Hakan hemen yanında oturuyordu. Çınar masanın başında, Beren ve Leyla karşı tarafta, Tuana da sandalyelerden birinde oturuyordu.
Beni gören Emir doğruldu.
“Komutanım, Yüzbaşı nasıl?”
“İyi.”
Hakan da merakla baktı.
“Koluna dikiş atıldı mı?”
“Evet.”
Emir'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra dudaklarının kenarı yukarı doğru kıvrıldı.
“Komutanım…”
“Ne var?”
“Şimdi yanlış anlamayın ama…”
“Emir.”
“Efendim?”
“Devam etme.”
Emir iki elini kaldırdı.
“Daha bir şey demedim.”
Hakan kısık sesle güldü.
Emir dayanamadı.
“Komutanım, siz Yüzbaşı'yı gerçekten omzunuza mı aldınız tek elle?”
“Evet.”
Hakan hemen araya girdi.
“Maşallah komutanım.”
Beren gülmeye başladı.
Leyla da başını eğip gülmemeye çalıştı.
Emir iyice keyiflendi.
“Harbiden maşallah. O kaslar boşuna yapılmadı adam ”
“Emir.”
“Komutanım?”
“Kes.”
“Emredersiniz.”
Hakan bu kez kendini tutamayıp güldü.
“Ben olsam keşke beni de taşısaydınız komutanım.”
Emir hemen Hakan'a döndü.
“sen taşınmazsın.”
Hakan kaşlarını kaldırdı.
“Niye?”
“Çünkü ağır gelirsin.”
“Sen nereden biliyorsun?”
“Görüyorum.”
Hakan bana dönüp ciddi ciddi konuştu.
“Komutanım, gerçekten ben olsam hiç itiraz etmezdim.”
Çınar dosyasından başını kaldırdı.
“ yeter susun adamın başı şişti bide yüzbaşı yı omzunda taşıdı maşallah.”
Çınara döndüm sende mi der gibi ona baktım.
Hakan ona baktı.
“Ne var Huysuz?”
“İki dakikadır aynı şeyi konuşuyorsunuz.”
Emir kahkaha attı.
“Çünkü konu güzel.”
Beren başını iki yana salladı.
“Çatlak Emir…”
Emir gururla gülümsedi.
“Buyurun.”
“Bir sus.”
“Tamam.”
Beş saniye sessizlik oldu.
Sonra Emir yine bana döndü.
“Komutanım, ama gerçekten nasıl kaldırdınız?”
Başımı iki yana salladım.
“Görev sırasında yaralanmıştı. Revire gitmek istemedi. Ben de götürdüm.”
Hakan hemen ekledi.
“Tek hamlede.”
“Odun.”
“Tamam komutanım.”
Tam o sırada revirin kapısı açıldı.
Alara çıktı.
Kolunda yeni yapılmış pansuman vardı.
Yüzü hala asıktı buda sinirli olduğu belli idi
Arkasından Lina geldi.
Alara birkaç adım attıktan sonra dinlenme odasındaki herkese baktı.
Emir'in yüzündeki gülümsemeyi görünce kaşlarını iyice çattı.
“Ne gülaysun sen?”
Emir hemen masum bir ifade takındı.
“Hiçbir şey, Yüzbaşım.”
“Kesin bir şey var.”
Hakan da gülümseyerek başını çevirdi.
Alara bu kez ona baktı.
“Sen de ne gülaysun, Odun?”
Hakan hemen toparlandı.
“Bir şey yok, Yüzbaşım.”
“Belli.”
Emir dayanamadı.
“Yüzbaşım, biz sadece komutanımızla biraz konuştuk.”
Alara gözlerini kıstı.
“Ne konuştunuz?”
Emir cevap vermeden önce Hakan'a baktı.
Hakan da ona baktı.
İkisi aynı anda gülmeye başladı.
Alara'nın yüzündeki ifade iyicene sinirli bir hal aldı.
“Ula kesin benimle ilgili bir şey konuştunuz.”
Beren gülerek araya girdi.
“Biraz.”
Alara'nın gözleri büyüdü.
“Ne biraz?”
Leyla gülmemek için başını çevirdi.
Tuana da kısık sesle güldü.
Emir sonunda dayanamadı.
“Şey… komutanımızın taşıma kabiliyeti.”
Alara birkaç saniye boş boş baktı.
Sonra ne demek istediğini anlayınca yüzünü buruşturdu.
“Ula siz harbi…”
Lina hemen ablasının yanına geldi.
“Ne konuşmuşlar?”
Alara başını ona çevirdi.
“Bunlar Atlas komutanım beni taşımasını konuşiy.”
Lina'nın yüzünde bir gülümseme belirdi.
“Ha.”
Alara hemen baktı.
“Sen de gülme.”
“Ben bir şey demedum.”
“Yüzünden belli.”
Lina kollarını bağladı.
“Ne var yani? Seni revire götürmüş.”
“Ula ben yürüyordum.”
“Yürüyordun da gitmek istemiyordun.”
“Giderdum.”
“Gitmezdun.”
“Giderdum.”
“Gitmezdun.”
Alara gözlerini devirdi.
“Lina, yeter da başım şişti.”
Lina da ellerini beline koydu.
“Abla, sen beni hiç dinlemiyorsun.”
“Dinliyorum.”
“Dinlemiyorsun.”
“Dinliyrem.”
“Bak yine şive yaptın.”
Alara kaşlarını kaldırdı.
“Ne var şivemde ula?”
Emir, Hakan'a doğru eğilip gülmemeye çalıştı.
Alara bunu gördü.
“Çatlak Emir.”
Emir hemen doğruldu.
“Efendim Yüzbaşım?”
“Gülme.”
“Gülmüyorum.”
“Gülaysun.”
“Yok.”
“Dişlerin görünüyi dalga geçme ula benle."
Odadaki herkes gülmeye başladı.
Alara başını iki yana salladı.
“Allah sizi bildiği gibi yapsın.”
Lina kardeşinin koluna baktı.
“Sen de kolunu koru.”
“Koriyrum.”
“Koruyacaksın.”
“Ula tamam.”
“Bir de bugün timle gitmiyorsun.”
Alara başını kaldırdı.
“Gitmiyrum zaten.”
Lina şaşırdı.
“Ne yapacaksın?”
Alara ona baktı.
“Ben senle geleceğum.”
Lina birkaç saniye düşündü.
“Benimle mi?”
“Hee.”
“Tamam.”
Alara çantasını eline aldı.
“Arabayı sen kullan.”
Lina başını salladı.
“Olur.”
Sonra kendi üstüne baktı.
“Ama bekle.”
Alara durdu.
“Niye?”
“Üstümü değiştireceğim.”
Alara sabırsızca nefes verdi.
“Tamam.”
“Beş dakika.”
“Beklerum.”
Lina odasına yöneldi.
“Sen de sakın çıkma.”
Alara arkasından seslendi.
“Ula nereye gidecem?”
“Belli olmaz.”
“Gitmem.”
Lina odasına girdi.
Alara birkaç saniye kapıya baktı.
Sonra tekrar timin olduğu tarafa döndü.
Emir'in yüzünde hâlâ belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Alara ona baktı.
“Ne?”
“Hiç, Yüzbaşım.”
“Bakaysun yine.”
“Yok.”
“Bakaysun.”
“Tamam, bakıyorum.”
Hakan güldü.
Alara başını iki yana salladı.
“Çatlak.”
Emir gururla başını salladı.
“Buyurun.”
“Hiçbir şey demedum.”
“Tamam.”
Çınar araya girdi.
“Emir, bırak artık.”
Emir sustu.
Alara çantasını omzuna takarken bir an benim olduğum tarafa baktı.
Sonra hemen bakışlarını başka yere çevirdi.
Kendi kendine söylenir gibi mırıldandı.
“Ben bugün sizin hiçbirinizle uğraşmayacağum.”
Hakan duydu. sanırım hepimiz duyduk.
“İyi olur, Yüzbaşım.”
Alara ona döndü.
“Sen de sus, Odun.”
Hakan güldü.
“Emredersiniz.”
Bir süre sonra Lina yeniden çıktı.
Üstünü değiştirmişti eski önlüğünü değiştirmiş yerine pembe ayıcıklı bir üst altına da Pembe mini etek giymişti.
“Hazırım.”
Alara başını salladı.
“Gidelum.”
İkisi birlikte kapıya yöneldi.
Tam çıkacakları sırada Emir yine seslendi.
“Yüzbaşım!”
Alara dönmeden durdu.
“Ne var?”
Emir bu kez ciddi görünmeye çalışarak konuştu.
“Dikkat edin.”
Alara hafifçe gülümsedi.
“Hee.”
Sonra Lina'yla birlikte odadan çıktılar.
Kapı kapandı.
Emir birkaç saniye sessiz kaldı.
Hakan ona baktı.
“Bir şey diyecektin.”
“Yok.”
“Emin misin?”
“Eminim.”
Çınar başını salladı.
“Şükür.”
Ben de masanın üzerindeki dosyaya döndüm.
Karabatak Timi'nin bir sonraki görevi için hazırlıklar devam ederken, koridordan Lina'nın sesi bir kez daha duyuldu.
“Abla, yavaş yürü!”
Alara'nın sesi hemen arkasından geldi.
“Ula yavaş yürüyorum!."
Lina boğuk sesi geldi.
“Kolunu da koru!”
Alara:
“Koriyrum!”
Emir başını kapıya doğru çevirip sırıttı.
“Bunlar daha eve varmamaz."
Hakan güldü.
“Bugün uzun gece.”
Çınar iç çekti.
“Ben hiçbir şey duymuyorum.”
Tuana kahkaha attı.
Beren de başını salladı.
“Ben de.”
Leyla gülümseyerek ekledi.
“Karabatak Timi'nin en büyük operasyonu: Lina yı susturmak komutanımıza bazen çok üzülüyorum”
Emir kahkaha attı.
" Komutanımın yanında Lina var hiç bişi olmaz ona " dedi odadaki herkes güldü ben hariç.
Ben sadece kapıya bakıyordum.
Niye benle konuşmamıştı?
--------🤍------
Sizce Alara niye atlasa bakmadı
Alaranın şivesini valla bildiğim kadarıyla yazdım 🥲
Umarım beğenirsiniz 450 kişi olduk bide teşekkür ederim beni desteklediğiniz için 🤍 bir sonraki bölümde görüşmek üzereeee 🌷 ☀️
