★8★

Vaveyla Yazarı: Kolasiz Koala

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: ★8★

"Anlıyorum tamam, hırsızlıkla suçlaması da normal"
"Ama"
"Ama o tavırları neden o kadar iğrençti"

Hıçkırıklı ağlamam eşliğinde yaşananları anlattım Mihra'ya. Okulun mescidinde bir köşede oturmuş olanlar yüzünden hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. İnsanlara bağlanmamam gerektiğini biliyordum! Bir kere de hayatımdan bir ders çıkarsam ya. Bir kere de işin sonu güzel bitse...

Açıkçası böyle olmasını hiç beklemiyordum.

"Belginay" diyebildi Mihra çaresizce. Bu durumun bir tesellisi de yoktu ki.

Bir süre sonra ağlamam bitmişti. Bir anda durmuştu işte. Ama içimdeki o burukluk hâlâ yerindeydi.

Ayağa kalktım. Müdür yardımcısının odasına doğru yürüdüm. Sonuçta hâlâ çözülmemiş bir hırsızlık vardı ve ben şüpheliydim.
Mihra kolumdan tutarak benimle birlikte yürüyordu.

Odanın önünde beklediklerine bakılırsa, aileleri içerde olmalıydı. Onlara doğru yaklaştığımda Yaman'ın delici bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Umursamadan içeriye girdiğimde yine Mihra yanımdaydı. İçerideki ailelere bir göz gezdirdim.

Müdür yardımcısı beni görünce birşey hatırlamış gibi konuştu.
"Senin de aileni aramamız gerek"
Ailem....
"Sistemdeki numaraları kullanılmıyor, yeni numaralarını söyle"

"Hocam benim ailem..." Derken Mihra elimi sıkıca tuttu. Ona baktığımda gülümseyerek onayladı.
Bu gülümseme mutluluğu içermiyordu.

"Beni terk ettiler"

Ali hoca daha önce duymadığı bu bilgiyi duyunca şaşkınlıkla kalakaldı.
Oysaki o, bu okuldaki tüm öğrencileri tanıdığını iddia ederdi.

"Ne demek terk ettiler?!"

"Bunun şuan bir önemi yok hocam, siz sadece ailesinin gelemeyeceğini bilin" Diye konuştu Mihra. Benim söylemek istediklerimi dile getirmişti.

Ali hoca bir süre düşündü. Daha sonra derin bir nefes alıp konuştu.

"Gidebilirsin"
Bunu söylemek için mi düşündün onca dakika.

"Ama, ben şüpheli değil miyim?" Diye sordum.

"Barlas broşu senin çantana kendisinin koyduğunu itiraf etti, gidebilirsin"
O zaman ailemi neden olaya dahil etmeye çalıştın ki!

Şaşkınlık içinde Mihra'nın yardımı ile odadan çıktım.

Barlas'a baktım, duvara yaslanmış öylece bekliyordu. Bir an göz göze gelince başını eğdi. Neden böyle davranıyordu ki? Şahsen ben broşu onun bilerek koymadığına emindim. Babasından kalan ve kavga edecek kadar değerli olan bir broşu, benim çantama neden koysun ki?
Yine de şimdi bunu cevaplamanın vakti değildi.
Yürümeye devam ederken Yaman'a da bir bakış attım.
Öyle çok aşık olmuştum ki bu kadar iğrenç birisi olduğunu bile görememiştim.
Ve tam o an aklıma gelen şey ile yerimde kaldım.
Bundangeceyesevdam, beni uyarmıştı.

Mihra'yı hızlıca sürükleyip sınıf yerine lavaboya götürdüm. Telefonumu çıkardım ve bundangeceyesevdam'la olan mesajlarıma girdim.

Bundangeceyesevdam: Çantandan birşey düştü

"Bunu neden görmemişim ya" derken hatırladım.
voleybol oynadığımız zaman gönderdiği mesaj bu olmalıydı.

Bir dakika ya eğer o düşen şey broşsa...

Ali hocanın odasına girişim çok ani olmuştu ki. İçeride olan herkes bana bakmıştı.
Hoca kapıyı tıklamadan girdiğim için sinirle bakarken konuştum.
"Suçlu Yaman değil!"
Arkamdan gelen Mihra bana daha yeni yetişmiş, odaya şimdi girmişti.
"Bunu nereden biliyorsun?" Diye sorduğunda ise tereddüt etmeden telefonumdaki mesajı gösterdim.

"O düşen şey broştan başka birşey olamaz, yani Yaman..."
Yaman'a göz ucuyla baktım. Bana 'hırsız' diyişi gözümün önünde canlanınca kafamı iki yana salladım.
"Yani Yaman suçlu değil" diyebildim.

Ali hoca biraz düşünüp, olayı çok abartmamak adına olacak ki beni onayladı. Bu durumda suçlu birinin olmadığını söyleyip bizi sınıflarımıza gönderdi.

Odadan 6 kişi birlikte çıkmıştık. Mihra ile sınıfa doğru ilerlerken arkadan Yaman'ın sesi geldi.

"Mihra, birşey konuşabilir miyiz?"
Gözlerinin içine her bakışımda bana hırsız muamelesi yaptığı anı görüyordum. Yine de teklifini kabul ettim. Sanırım beynim kabul etmese de hâlâ ondan hoşlanıyordum.

Sadece ikimizin duyabileceği kadar uzağa çekti beni.
"Özür dilerim" dedi başını eğip.
"Konu disiplin olunca böyle davranabiliyorum"
"isteyerek yapmadım"

Sıraladığı cümlelere değil de gelen parfüm kokusuna odaklandığımı fark etmesin diye cevapladım.
"Sorun deği-"

"Hayır sorun" dedi.
"Seni ağlattım" eli elime uzanınca kalbimin çarpıntısını tüm vücudumda hissetmeye başlamıştım.
Başını kaldırıp gözlerime bakınca ise ellerim titremeye başladı. Onun elinin arasındaki ellerim.

"Bir daha gözünden bir damla yaş akmaması için elimden gelen herşeyi yapacağım"

Gözleri dudaklarıma kayınca bir adım geri gittim. Bu ellerimin de serbest kalmasını sağlamıştı.

"Te-teşekkür ederim" titrek çıkan sesimden sonra Mihra'nın yanında zor gelmiştim. Tüm vücudum karıncalanıyordu. Gerçek aşk böyle mi hissettiriyordu?

Şimdi diyeceksiniz, hırsız muamelesi yapan biri özür diledi diye affedilirmi?
Belginay aşık bir ergen, verdiği kararların farkında bile değil. O sadece gençliğini yaşayan bir liseli. Böyle düşünmenizi istiyorum.

Kitap hakkında düşündüklerinizi yorumlarda paylaşınn💞
Beğenmeyi de unutmayınn!!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 13beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.