8. bölüm · Ay Kızı

6.Buruk Bir Veda

mindii soverr

Bu sefer yatağımdan erken kalkabildim. Yataktan kalkınca ayaklarımın buzun üstünde geziyor gibi hissettim.
Kara kış gelmişti ellerimi bile ısıtamıyordum. Anlamıyorum ki nasıl sadece kazak ve montla geziniyorlar?
Ben kazağın içine balık yaka giyiyorum üstüne de kalın hırka sonra
Sweat giyiyorum en son montumu giyiyorum bir de boynuma atkı geçiriyorum. Şapka ve eldiven kombinle tamamlıyorum , sonuçta kara kış. Ben de annem gibi güzellik yerine hasta olmamayı tercih ediyordum. Güzellik uğruna neden kendime eziyet edeyim değil mi?

Telefonumdan gelen titreme sesiyle anladım ki telefonuma mesaj gelmişti.

Uğur:(kimi bekliyordum ki)
"Sabahın ışıkları senin üzerine olsun :) yazmış.
Dünün aksine bugün daha sakindim.
O yüzden bu mesajı sabah uğruna güzel yazacaktım. Her ne kadar sinir olsam da gaddar olmak istemezdim. Bir şey fark ettim. Uğur'un yazdığı mesajlar itinayla seçilerek yazılıyordu. Bende ona karşılık vererek özenle yazacaktım.

"Sabahın ışıklarını açıyorum senin üzerine karanlık ışıkların içinde görüşürüz ."yazdım

" okulda ışıklarınla aydınlanmak üzere görüşürüz."

Benim karanlık ışık lakabımı nerden biliyordu. Ben okula derdim karanlık ışık.
Neyse bugün sağımdan kalktım, sorgulamayacaktım . Zaten sinirlenecek bir şey de yoktu Bugün için şanslıydı.

Bugün sıradan bir kahvaltı yaptım. Genelde hafta sonu güzel kahvaltı yapıyorduk . Hafta içi gevrek yiyoruz. Bugün de gevrek günüydü .Tabağa mısır gevreği koyup sütü döktüm .Bu kahvaltının en verimsiz haliydi. Alya'nın bugün okul gezisi olduğu için tek başıma gevrek yiyorum. Okul sabahı mutlaka kahve içerim , tam on dakikam vardı!! hızlıca çelik kupama bir kahve yaptım. Kupayı elime alıp, hızlca ilaçlarımı içip mutfaktan evden çıktım. Kulaklığımı kulağıma takıp hızlı adımlarla yürümeye başladım. Bu sefer özgüvenli bir şarkı açtım. Kendimi ünlü gibi hissediyordum. Sabah en iyi andı o yüzden hareketli bir müzik açtım.

Doja cat "needed me x Streets" dinliyordum.

Şarkının öyle bir enerjisi vardı ki insanın özgüvenini tavan yapardı.
Bugünün özgüveniyle karanlık ışığa vardım.
Ben ezelden beri yalnızlığı dert bilmiştim , oysa kendimi tanımam, keşfetmem için bir hediyeymiş. Okula girdim . Sınıfa doğru yol aldım . Sabah attığı mesajdan dolayı üzerimde bir gerginlik vardı. Uğurun bu samimiliği beni endişelendiriyordu.

Umarım okulda beni beklemek gibi bir bir hata yap- diyecektim ki karşımda bana bakıyordu! Artık şaşırmıyordum çünkü o mesafe tanımıyordu , ama mesafeler benim kırmızı çizgimdi! , tavır koymazsam kolay harcanırdım . Uğur öyle biri değildi ama kimse sandığımız gibi değildi. Daha iki gün tanıdığım birine güvenmem de doğru olmazdı.

Tamam ben bugün görmezden gelip melek gibi olacaktım , ama o varken imkansızdı resmen beni sahiplenmiş gibi davranıyordu!! Pardon da bu adam kimdi de ?"çıkma teklifinden sonra okulda görüşen çiftler" gibi beni bekliyordu!!Benim çizgilerimi aşıp sinirlenmemi istiyordu , ama ben Arya isem ona istediğini vermeyecektim !:) İlaç içtiğim halde sinirleniyordum. .

Sakin bir şekilde ama içimde patlarken kulaklığımı çıkarıp ;

"Sabah ki ışık seni çarpmış sanırım , dikkat et de şimşek çarpmasın." dedim sinirlendiğimi belli etmeden .

Açık açık söylemek istiyordum "biz çıkmıyoruz ki " diye ama artık şifreli konuşup onu ben deli edecektim o değil!
Bunu dediğim hoşuna gitmiş gibi dudaklarını sinir edercesine sırıttı. Aslında gülüşü o kadarda sinir bozucu değildi , ama şu an ona sinirliysem her hareketi bana küfür gelirdi!
Meydan okumak Haa!! hem de Bana! .
Yanlış kişi oğlumm!!

"Şimşek çarpmasından ziyade doluya tutulmayı seçtim diyelim." derken beni kastediyor. Ben buna bir ağzının payını vereyim!

- Bu arada çok belli ediyorsun duygularını saklamıyorsun ! Dikkat et de başına bir iş gelmesin. dedim sırıtarak. Bu da hoşuna gitmiş gibi:

-Duygularımı sakladığımı kim söyledi.
Ben her şeyi göze aldım. diyerek sözümü onaylamıştı .
- Sözler değil hisler anlatır. deyip onu geçerek merdivenlere çıktım , şuna bak ya !! benimle ne güzel eğleniyor sabah sabah moralim bozuldu orta da bir ilişki olmadan böyle davranamazdı !! "Arkamda mı "diye merakıma yenik düşüp arkama baktım.

Nereye gitmişti ?
Bu benim neden umurumda ?
Sınıfa gelip sırama çantamı koyayım dedim...Sıram da oturuyordu! İyi de daha az önce aşağıda değil miydi? ! Nasıl hemen yukarı çıktı ?

flash mübarek!

Sırama oturdum meraklı gözlerle ona bakıyordum. Acaba ikizi falan mı vardı? Yok canım tavırları , bakışları da aynıydı.

O da anlamış gibi bana bakıp sırıtıyordu.

-Sırıtmasan olmuyor değil mi ? diye sordum sinirlendiğimi belli ederek.
- Bir sorun mu var ? dedi.
-Gördüğüne göre ? diye sordum imayla.
- Tamam bomba olup patlamadan önce susuyorum .dedi ellerini ağzında tıp işareti yaparak.
Gülmeyeceğini söylese de bir kaç dakika sonra elini ağzına kapatarak gülmeye başlamıştı .
Anlamıyorum ki komik bir şey mi vardı!?
Sonra kitabımı açtım .En güzel andı .Kitaplar ,sözler, yazılar benim için paha biçilmez hediyelerdi.
Beni hep kitaplarım yaşattı. Ben kitaplarla büyüdüm . Bu yüzden yaşamadığım şeyleri yaşamış gibiydim. Onlar hep aklımın bir köşesindeydi ve ben ölene kadar böyle kalacaktı . Kitap okuyan birine asla bulaşmamanız gerekirdi.
Onlar her gizli şeyleri anlardı, her duyguyu bilirdi ; Tavır koymayı, akıllıca hareket etmeyi en önemlisi de kendilerine karşı nasıl davranacaklarını bilirlerdi. Onlar artık kimseyi umursamazlardı. Onlar için dünyaları, kalpleri, duyguları kapanmıştı. Akıl ve mantık kapıları açılmıştı. Hedef odaklıydılar. Kim ne yapmış ? Ona nasıl davranmış umurlarında değildi. Tek bildikleri ben kendime nasıl davranıyorum ? Ben kendimi nasıl görüyorum? , kimse onlar için önemli değildi. "Kim ne yaparsa onu görürdü "onlar için , Bu sistem böyle işlerdi.

Kitabımı okurken beni izlediğini fark ettim. Bu kadar da belli etmese miydi?
Sadece iki gündür tanışıyoruz.
Bilmediğim bir şeyler vardı .
Onun bana baktığını görmezden gelerek kitabıma döndüm. Dikkat ettiğim kısımları çiziyordum. Dikkatimi dağıtmadan büyük bir dikkatle satırları çizdim. Notlar yazdım.
Hala gözü üzerimdeydi.
Kitabımı çizerken en sevdiğim kalemim bitti! Hayır her duygu için kalem kullanıyordum. Şimdi nasıl yazacağım.?
O sırada Uğur bana tek kelime etmeden kullandığım kalemin aynısını uzattı.
-Teşekkürler dedim.
-Güle güle kullan. (Sanki eşya satıyordu.)
" Bu senin , sende kalmalı" diye inat ettim.
"Bana lazım değil sana lazım." ısrar edince aldım.
Artık ona ait bir eşyam vardı.
Bu beni neden mutlu ediyordu ki ?

...
Ders zili çalmasıyla hocada geldi.
Kitabımı kapattım. Hocalar son sınavlar için konu tekrarı yapıyordu.
Haftaya sınav haftamızdı. Bu beni oldukça geriyordu .
Geriye son altı günümüz kalmıştı . Aynı zamanda Uğura yardımcı oluyordum.
Uğur konuları hemen anlıyordu.
Ben anlatıyorum ama o benden daha iyi anlıyordu mesela fiziği .
Arada sırada eski sınıfından arkadaşları geliyordu. O kadar çevresi olmasına rağmen yalnız olmayı seçiyordu. Bu çok ilginçti.
Bugün ders tekrarları oldukça kafamı bulandırdı. Koridorda yürüdüğümde çoğunlukla Uğur da yanımda yürüyordu . Beni sıkmak istemediği için bazen yalnız bırakıyordu.
Tuvalete gitmek istediğim zamanlarda dahil.

Koridorda yürürken geçen hafta mesaj attığım onu görmezden geldiğim arkadaşım koridorda öylece bakınıyordu etrafa . Gözleri buraya bile bakmıyordu . Şaşırtıcı olanıysa etrafinda kimse yoktu. O an o kadar zorladım ki kendimi yanına gitmemek için az kalsın ona sesleniyordum .
Koşarak lavaboya girdim. Tam tamına sekiz yıl olmuştu arkadaşlığımız. Birbirimizi ne arıyorduk ne de soruyorduk. Bana hiç bir şey anlatmıyordu. Her ne kadar onu uyarsam da özür diliyordu ama adım atmıyordu. Onun çevresi vardı . Çok sosyaldi. Ben çok fazla insan sevmezdim herkesle konuşamazdım , insanları seçerdim , çünkü çok çabuk o kişiye uyum sağlardım, o nasılsa ona benzerdim. Bu yüzden çevremde kimse kalmadı.
Arkadaşımın sorunları vardı artık o neşesi yoktu , yapmacık davranıyordu o tanıdığım kişiden çok uzaktı. Onu gördüğümde el sallardım ama artık sallamıyordum ,zaten beni görmüyordu.

Lavaboya girdim . Elimi yıkadım çıkarken lavabonun üzerinde not vardı ama geldiğimde yoktu. Muhtemelen ben tuvaletteyken koydu . Notu açtım . Arya 'ya diyordu yani bana yazıldı. El yazısından Berçin olduğunu anladım. Berçin size bahsettiğim hiç birbirimizi sormayan o sekiz yıllık arkadaşım beni görmüş ve el sallamadım. Burada suçlu hisseden ben olmamam lazımdı.

Not çok uzundu . Bu Berçin di . Orada ne yazıyorsa beni korkutuyordu. Bu kadar uzun bir not hiç normal değildi . Kesin kötü bir şey vardı belki de artık hatasını anladı . Olanları anlattı.

Zil çalana kadar notu okumam yetişir mi ? Uğur beni merak etmiştir evde okurum .

Artık oku şunu Arya yoksa meraktan öleceksin! diyordu iç sesim .Büyük bir heyecanla kağıdı okumaya başladım evet bu not bir özür notuydu . Artık benimle daha fazla zaman geçirecek . Ben fazla saftım. Ben çok fazla merhametliydim ,iyi niyetliydim. Başkası olsa gidip arkadaşlığını bitirirdi. Ama ben onu çok seviyordum. Olabilirdi öyle şeyler derdim. Affederdim. Bu yüzden çok zarar gördüm . Hem umutlarımdan hem de çevremden bu yüzden gittikçe insanlardan uzaklaşıyordum ve tamamen kapatmıştım. Bu sözün üstünde düşündükten sonra notu okumaya devam ettim .

Not:

Seninle uzun zamandır oturup dertleşemiyoruz, sohbet edip gülemiyoruz, aramıyoruz, sormuyoruz . Biz artık iki yabancı gibiyiz. Liseye geçtiğimizden beri ben bir çok aile sorunları yaşadım. Aile şefkatinden mahrum kaldığım için sevgiyi başka yerlerde aradım. Arya seninle konuşmak istedim . Sen de derslerine yoğunlaştın beni uzaklaştırdın. Bende bu süreçte çok acı çektim , olgunlaştım. Daha sonra kendimi olduğumdan farklı birine dönüştürdüm. Belki seni sattığımı düşünebilirsin ama ben öyle düşünmedim. Sen her zaman sessizdin. Kimsenin yanında konuşmazdın ,ama ben çok sosyalim bilirsin ,herkesle konuşurum sense kenara çekilip izliyorsun. Baktım ki sen benim ortamımdan hoşlanmıyorsun , bense ortamımı çok seviyorum . Ben de senin benimle olmaman gerektiğini gördüm. ben seni mutlu edemediğimi gördüm, ben senin için doğru arkadaş olamadığımı gördüm, sana layık olamadığımı , suçlu hissettim. , yaşadığım acılar da bir yandan beni köreltti. Bu süreçte sana söyleyemedim içimde tuttum. Belki beni neşelendirirdin ama ben seninle konuşmamayı seçtim . Sen bana çok zıtsın dedim , seninle uyuşmuyoruz dedim . Ben seni kendimle birlikte bir uçuruma sürükleyemezdim, seni olduğundan farklı birine dönüştüremezdim . Ben sorunlarımı anlatmayı seven biri değilim . Sorunları içimde yaşarım hatta sorunlarımdan kaçarım o yüzden eğer seninle konuşursam bütün sorunlarım açılırdı. Bu yüzden senin yanında hep sustum . Hep sen konuşurdun ben dinlerdim. Fark ettim ki artık benimle konuşmuyorsun artık selam vermiyorsun . Sana hak verdim. Artık bana ihtiyacın kalmadı. Ben seninle çok eğlendim. Ama biz büyüdük tüm bunların eskisi gibi olamayacağını biliyoruz. Ben sana yalan söyledim seni uzaklaştırdım kırdım, kendini değersiz hissettirdim, hatta doğum günümde elinden geldiğince hediye verdin, hep benim için bir şeyler yazdın, hiç bir doğum günüm boş geçmedi. Peki ben senin doğum gününde ne yaptım ? senin hatırlatmanla sadece bir tane mesaj attım. Ben senin değerini bilemedim, ben senin doğum gününde bile hediye için bir şey yapmadım. Sadece kuru bir mesaj yazım. Üzgünüm ama senin bu sorunlarla birlikte benimle üzülmene izin veremezdim. Bazen insan sevdiklerini sorunlarıyla yıpratmak yerine onların mutlu olmasını seçer. Sen çok güzel bir arkadaştın hayatıma girdiğin için teşekkür ederim. Sen daha iyilerine layıksın.

Hani demiştin ya:

" O el yaralı beni yaralamak istemiyor bende yaralandım" demiştin "yaramız hangi boyuttaysa ikimizde derin yalnızlık içerisindeyiz. Yaramızı kapatmak için bir el istiyor ancak ikimizin de elleri yaralıyken hangimiz dokunabilir, oysa ellerin birbirine ihtiyacı var. ellerimiz yara bere içinde de olsa tut elimi kanda gelse kanlarımız buluşsun ama tut elimi" demiştin.

üzgünüm ben tutamadım o eli. Şimdi seni daha fazla üzmeden o eli bırakıyorum .Belki beni hiç affetmeyeceksin ama üzgünüm. Belki yanlıştı arkadaşlığımız .Belki doğru değildi.

Bunu ağlayarak yazıyorum hoşçakal yarım kalan efsaneler gibi bir bitişş...

Hoşçakal Arya

hoşçakal sevgili dostum

Bu bir veda değil ya da bir veda belki de bir bitiş ....

SEVGİLERİMLE BERÇİN SOYDAN....

Bu sandığım gibi özür mektubu değilmiş! Yine saflığımdan , iyi niyetimden vuruldum ! Bu mektup , Bu VEDA !BU NE DEMEK ! Demek BENİ BIRAKIYOR HA !! olması gereken buydu. Ama Toparlayabilirdi ! . O beni bıraktı! Beni bıraktı! Neden uğraşmıyor ?neden vedalar? hayatımda vedaları hiç sevmedim. Biri dedem diğeri eski dostum. Bu nasıl bir veda fark edip bana sorabilirdi !! NE dostluklar var kurşundan geçip yine de ayrılmayan. NE DEMEK YANLIŞTI !! sen beni bırakAmazdın!! hAyIR olamaZ sadece sözlerle veda edemezsin!. Beni kolayca bırakamazsın!!. Kendimi tuvalete kilitledim.

Kapıya doğru çömeldim , ayaklarımın üzerine kapandım, not elimde ağladım. Gözyaşlarım boşalırcasına değmeyen biri için ağladım!! gözyaşlarım aktıkça elimdeki kağıdı ıslattı.

Hayatımda ilk defa çaresizdim. Bu gün gerçekten çok soğuk bir gündü HEMDE BUZ GİBİ BİR GÜNDÜ ŞİMŞEKLER ÇAKIYOR, BULUTLAR AĞLIYORDU ,FIRTINALAR KOPUYORDU. gözyaşlarım yere doğru giderken haykırmak istedim sesim kısılana kadar .

Teneffüs bitene kadar ağladım geleni geçeni umursamadım çünkü kendimi tuvalete kapattım. Kapı ardında sessizce ağladım, kapının ardında arkadaşlarıyla atılan kahkahalar , o mutlu sohbetin arkasında ben çaresizce ağlıyordum. Bu gözyaşları onun için değildi ! Sadece onunla geçirdiğim zamanların ziyan olmasıydı. O beni bıraktıysa dönsün diye yalvarmayacaktım . Onu ne bu dünyada ne de başka bir zamanda affetmeyecektim!. Bu sözler resmen beni istemiyormuş gibi yazılmıştı. Onunla konuşacak tek bir kelime bile kalmamıştı. Ben çok ince düşünceliydim. Ama o öyle değildi evet zıttık , ama biz hiçbir zaman dost olmamıştık. Bırakamadı değil mi? o arkadaşlarını ortamını ondan beni bıraktı ! O hiç bir zaman beni şeçmedi. Unutmasın ki oda seçenek olmadı!! Burada yazılan her şey bahaneydi ! Kendi kaybetti. Ben seçimimi çoktan yaptım. O her şeyini arkadaş yaptı, ben her şeyimi meslek hayatım yaptım. Ben onun için kendi tercihlerimden vazgeçemezdim .Eğer gerçek bir dost ise arar ,sorar, her zaman yanımda olurdu. EVET yanlış seçimdi . Zaten ilkokulun sonlarına doğru tanıştık liseye kadarmış . Sadece kabullenmeliyim ama dostluk engel tanımazdı değil mi? Ben ona kırgın değilim, ona sinirliyim. Kendi itiraf etti : ben seni kırdım, yalan söyledim diye. Benim yaptığım kadar kimse yapmadı, çabalamadı. Benim sevdiğim kadar kimse beni sevmedi . verdiğimiz değeri hiç bir zaman göremedik, görseydik bu haller de olmazdık. O doğum günümde bile yanımda değildi. Hediye almadı.Ben söylemesem unutmuştu bile ! Geçici arkadaşlar için beni harcadı !. Bu saatten sonra benden uzak olsun görüşmeyelim bile yoksa karşıma çıkarsa tanımadığım tarafı gösterirdim ve bu halimi tanımamayı dilemiş olacak ! (Sinirliyken söylediklerim) sessizce hırkamın içine gömülüp ağlamaya devam ettim. İçim yanıyordu .Boğazım düğümlenmişti, nefes aldırmıyordu.

"Ben-İ bıR-aktı" diye sayıklıyordum.

Uğur gelene kadar burada olduğum durumu fark etmemiştim. Tuvalet boşalmıştı belli ki ama burası kız tuvaletiydi . İyi ki boştu . Uğur beni merak ettiği için kız tuvaletine girmişti. Uğur da bir şeyler vardı . Bana çok tanıdık gelen bir his eskiden çok yakın bir dostmuşuz gibi ama benim dostumdu Berçin di eski tanıdık...

Sesler kesilmişti . Zilin çaldığının bile farkında değildim. Şu an hiç bir şeyi düşünecek halde değildim.

"Arya iyimi sin? seni her yerde aradım. Şu anki ders şansına boş hoca yoklama alacak."

"İSTEMİYORUM BEN KİMSEYİ ! "dedim. Sesimi umursamadan.

"Arya sen iyi değilsin aç kilidi ! Ne oldu ?" dedi telaşlı bir sesle

Biri bir şey mi dedi ? gidip yüzünü dağıtayım !!!! sustum o istese de bunu yapamazdı. Kilidi açmadan kendimi topladım. Telefonumu çıkartıp yüzüme baktım: burnum kızarmış, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu, saçlarım dağılmıştı . Kim böyle bir arkadaş için bu hale gelirdi?

"ARYA ÇIKACAK MISIN YOKSA KAPIYI KIRIYIM MI?"

"Yok çıkıyorum. "deyip kapıyı açtım. O anki yüzünü görseydiniz sanki birinin cenazesindeymiş sanırsınız. Beni görünce yerde çömelmiş duruyordu . Yüzü endişeliydi, gergindi. Rengi solmuştu, HEPSİ birden olmuştu. sadece ağlamıştım ama.

Çene kaslarını sıkarak bana

SENi bu hale kim getirdi söyle!! dedi hiddetle.

Elimdeki notu gösterdim. Okudukça rengi değişti korktuğu bir şey değilmiş gibi rahatladı. Ama okudukça sinirleri geriliyordu.

Her harfine kadar okudu. Çoktan yok yazılmışızdır diye düşündüm. Okuması bitince tek kelime etmedi. Hocalar çoktan sınıflara girmişti . Biz de girdik sınıfa ders dediği gibi boştu ama bizi yok yazmışlardı. Uğurla nöbetçi muavinliğe gidip geç kağıdı aldık. Bahçe de yürüdük. Okul bitene kadar o olaydan sonra ikimizde kelime etmedik . Ben kitaplara gömüldüm . Otobüste şarkılarla kendimi telkin ediyordum. Bugün çok ağırdı her şey böyle olmak zorunda mıydı ?...

Tam anlamıyla 2000 kelime olmuş ilk defa bu kadar uzun yazdım . Sınav haftası bitti . Nasılsınız .
Artık bol bol bölüm atacağım bunu aslında haftanın bazı günleri yazıyorum, sonra düzenliyorum bu bölümü yazarken ağlamak üzereydim. cuma düzenleme yapıldı.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Sizce Berçin 'in Arya 'yı bırakması doğru mu ?

Yazarken çok üzülerek yazdım.

Sizce Berçin Arya'nın karşısına çıkar mı?

Uğur 'un desteği peki

Uğur bu durum karşısında ne yapabilir?

Gerçekte de böyle biten arkadaşlıklar var mıdır ?

Kendinize iyi bakın fikirlerinizi bekliyorum hoşçakalın bol oy ve yorum gelsinn ❤️🤍👐🌺

düzenleme yapıldı ..