5. bölüm / 6
Ateşin Gölgesi4. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm
- 1 Giriş218 kelime
- 2 1. Bölüm453 kelime
- 3 2. Bölüm685 kelime
- 4 3. Bölüm975 kelime
- 5 4. Bölüm1.368 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 5. Bölüm1.025 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
🎶 Paul Dwyer & Dilan Ekinci - Bu Tepe Pullu Tepe
"Dünya hassas kalpliler için cehennemdir"
18 YIL ÖNCE:
Yazar anlatımıyla;
SEZGİN'ler malikanesi 2'ye ayrılıyordu. Aydınlık bölümü ve karanlık bölümü. Aydınlık bölümü muhteşem evin içi iken karanlık bölümü bodrumdu . Ayça 8 yaşındaydı hala Aslının ölümünü kabullenmiyordu. Hep "annem gelsin "diyor. Kemal ona kızdığında "annem gelip sana kızar"diyordu. Ayça bahçede oynuyordu . Ahmet yanına gelip ona eşlik etti . Ayçanın kahkahaları tüm dünyayı adeta susturuyordu. Kemal Ayçanın sesine tahammül edemiyordu, çünkü sesi Aslıya çok benziyordu. Ayçanın kahkahalarını duyduğu an bir hışımla Ayçanın kollarından tuttu ve bağırmaya başladı "sana bir daha sesli gülmeyeceksin demedim mi"diye kükredi. Ayça boş gözlerle bakıyordu. Kemal Ayçayı bodrumdaki depoya götürdü ve oraya kitledi...
***
18 YIL SONRA:
Ayça SEZGİN;
Tam 3 gün... Depoda tam 3. Günümdü. Canım yanıyordu, açtım ve üşüyordum. Köpek kabındaki su bile bitmişti... Gözlerim kapanmaya başlıyordu ama kapatmamam lazımdı. Deponun arkasında bir kapı vardı gizliydi babam orayı bildiğimi bilmiyordu. Zorlukla ayağa kalktım ve ayaklarımı sürte sürte kapıya doğru ilerledim gidecek halim yoktu titriyordum soğuktan. Kapıya ulaştım ve kolu çevirdim açıldı. Kapı açıldı. Başarmıştım, ben başarmıştım. Gözlerim ağlamaktan şişmişti galiba. Gizlice çıktım dışarı ve kapıyı kapattım. Korumalar ön taraftaydı . Gizlice duvara tırmanmaya başladım gece olduğu için çok dikkat çekmiyordum. Ayağımı taşa sabitledim diğer ayağımı en üst tarafa attım ve duvarı aştım. Duvardan atlarken yere düştüm ellerimin içine taşlar battı. Ellerimi aldırmadan ana yola doğru koşmaya başladım hızlı koşamıyordum çünkü ayakkabılarım evde kalmıştı ayağımda panduflarim vardı sadece. Ana yola tehlikesiz şekilde çıktım ve oradaki bir ağaca yaslandım. Gözlerimi kapadım açlıktan gözlerim kapanıyordu. Gözlerimi zorla açtım. Tam önümde bir araba durdu "sen mezarlık yolunda çarptığım kız değil misin?" dedi. Poyrazdı evet bana şaşkın şaşkın bakıyordu "Poyraz"dedim sadece o ise "Ayça" dedi. Yanıma gelip kucağına aldı beni .Arabaya oturtturdu gözlerim kapandı sonra hiç birşey duymadım ve görmedim...
***
Poyraz ŞAHİN;
Tesadüfen bulmuştum Ayçayı. Bulduğumda durumu iyi değildi. Yol boyunca hep "Anne gitme"diyip durmuştu. Odamda uyuyordu. Şimdiye kadar hiçbir kadına açmadığım evimi Ayçaya açmıştım. Çok garipti ona karşı hiç yabancılık çekmiyor aksine sanki yıllardır görüşüyormuş gibiyim. Doktor çağırdım, doktor uzun süre aç ve susuz kaldığını söyledi bu kız neler yaşıyordu? Bulduğumda ayaklarında ayakkabı yoktu birinden mi kaçıyordu? Aklımda deli gibi sorular vardı ve ben hiçbirini bilmiyordum...
***
Dipsiz kuyuya hapsolmuş gibiydim. Uçurumun kenarında sadece bir yere odaklanmıştım. Annem hiç yaşlanmamıştı. Dizlerine uzanan kıza ninni söylüyordu...
" Bu tepe pullu tepe nenni de yarim nenni"
"Su gelir sere serpe eskide yarim nenni"
"Dediler yar uyumuş nenni de yarim nenni"
"Uyardım öpe öpe eskide yarim hani"
"Altını bozdurayım nenni de yarim nenni"
"Gerdana dizdireyim eski de yarim hani"
"İpek mendil değilsen nenni de yarim nenni"
"Koynumda gezdireyim eski de yarim hani"
"İpek mendil değilsen nenni de yarim nenni"
"Koynumda gezdireyim eski de yarim nenni"
Sonunda ninni bitti ,gözlerim yaşlı dudaklarım titrekti. Annemin saçları uzamıştı oysa ben küçükken saçları hiç uzamıyordu. Üzerinde doğum günümde giydiği elbise vardı. Hiç unutmamıştım o elbiseyi bembeyaz bir elbiseydi bisiklet yaka, göğüs kısmında düğmeler vardı elbisenin eteklerinde küçük sarı çiçekler vardı... Kimse bilmezdi ama ben annemin her detayını hatırlıyor ve asla unutmak istemiyordum. Küçük kız anneme gülümsüyordu. Annem kıza"Ayça'm , hadi kızım uyu biraz , akşam hiç uyumadın" . Küçük kız benim küçüklüğüm muydu? "Anne!"diye bağırdım annem duymadı oysa tüm dağlar sesimle yankılanmıştı. Küçüklüğüm anneme "Anne beni bırakmazsın dimi?" dedi. Gözyaşlarım durmak bilmiyordu. Sahi, yeni fark ediyordum ayağımda bir ip vardı ip hemen arkamdaki uçurumdan aşağı sarkıyordu. Beni geriye atıyordu. Düşüyordum anneme bağırıyordum ama beni duymuyordu. Neler oluyordu? ayağım kaydı ve bir anda boşluğa düştüm dağlar çığlıklarımı haykırırken annem ve küçüklüğüm çok mutluydu... Bi anda gözlerimi açtım. Nerdeydim ben? . Yatağımda değildim bilmediğim bir odadaydim. Oda beyazdı herşey beyazdı benim aksime oysa benim odam siyahtı. Bi anda kapı açıldı ve beyaz saçlı beyaz sakallı bir adam geldi içeri üstünde beyaz bir gömlek vardı gömleğin cep kısmında Pr.Dr. Emin Şenel yazıyordu. Doktordu . "Nerdeyim ben?" diye sordum."Poyraz Şahin'in evindesin "dedi. Poyraz ŞAHİN?
" Ne oldu bana?"diye sordum
"Uzun süre aç kalmışsın ,neden yemek yemedim?" Buna bir cevabım yoktu babam beni depoya kitledi 3 gün boyunca aç bıraktı diyemezdim. "İştahım yoktu" dedim sadece
"Yemek yiyormuydun?"
" Hayır"
"Sana yemek getirmek için aşağı iniyorum sen dinlen" dedi. Tuhaftı çok samimi davranıyordu . Poyraz ŞAHİN bana mezarlık yolunda çarpan kişi değil miydi? . Doktor çıktı ve kapıyı kapattı. ŞAHİN soyadı bana çok tanıdık geliyordu. Babamın evraklarını bazen gizli gizli karıştırıyordum. 18 yaşında kaçma hayalleri kurarken babamın bir açığını bulmak için gece saat 2 gibi çalışma odasına gider ,her dosyayı okuyordum. Evet soyadı ŞAHİN diye bir bölge lideri vardı ama ismi Poyraz değildi olsa hatırlardım çünkü babamın dosyalarının çoğu ŞAHİNlerin sevkiyat gelirleri ve ŞAHİN ailesinin geçmişi hep bir dosya şeklinde babamın kasasında yer alıyordu. Ve bildiğim en garip şey, ŞAHİN'ler SEZGİN'lerin en büyük düşmanıydı. Yani bana zarar verme olasılıkları da yüksekti. Hemen burdan çıkmam gerekiyordu. Hızlıca yataktan doğruldum ve kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı tam açıyorum ki kapı açıldı. Gelen Poyrazdı . Uzun uzun inceledi beni.
"Hemen ayaklanmışsın"dedi.
"Evet , şimdide gidiyorum" dedim düşen sesimle.
"Tam iyileş öyle gidersin " dedi. Yeni fark ediyordum elinde bir tepsi vardı. Tepsinin içinde bir kase çorba ve 3 dilim ekmek vardı.Tepsiyi bana gösterdi ve içeri girdi. "Hadi biraz ye, sana kebap getirecektim ama şu doktor bozuntusu ağır yemekler yemesin dedi. O yüzden sana mercimek çorbası yaptım" . Poyraz bana çorba mi yapmıştı?
"Sen mi yaptın?" diye sordum.
"Evet , aslında kebabı daha güzel yapiyorum ama bu seferlik böyle idare edicen"
"Kebap mı?normalde balık güzel yaparım diyecektin herhalde" dedim. Çünkü burası Rizeydi ve balık dışında pek güzel yemek yapan birisini görmemiştim. Zaten ben balıktan nefret ederdim . Evet ,Rizeliyim ve balıktan nefret ederim ve asla ağzıma sürmem. "Yok , kebap dedim" dedi.
"Rize'de hep balık yaparım derler sen neden kebap yapıyorsun?" diye sordum çünkü gerçekten öyleydi.
"Çünkü ben Rizeli değil Adanalıyım " dedi. Dediği gibi ona baktım . Adana mı? Şok olduğumu görmüş olmalıydı ki " Hadi çorban soğudu,ye artık " dedi. Elim kaşığa gitti . Ancak elim titriyordu. Poyraz anlamış olmalı ki kaşığı elimden aldı ve çorbaya daldırıp çıkardı ve bana doğru uzattı bende ağzımı açtım ve çorbayı içtim. Çok garipti bu hayatta annem dışında kimse bana elleriyle yemek yedirmemisti. Annem öldükten sonra hasta olduğumda elim titreye titreye yemeğimi yiyordum. Abim yardım etmek istese babam hemen abime engel olurdu. Poyraz ağzıma kaşığı nazik şekilde götürüyordu. "Neden burda yaşıyorsun peki" diye sordum çünkü Adanalıyım demesi beni şok etmişti."Burda bir şirket açtım, o nedenle 8 ay boyunca Rizedeydim sonrada İstanbul'daki hayatıma devam ederim"dedi. Geçici bir şekilde gelmişti yani. "Sen bölge lideri misin?" diye sordum. Bana şüphe ile baktı "Evet ama nerden bildin ?" diye sordu ne diyecektim ki "Benim tahminlerim iyidir "dedim . Ya gerçekten benim SEZGİN olduğumu biliyorsa ya babamın kızı olarak kullanmak isterse ...düşünceler beynimi kovaliyordu. Belki Kemal SEZGİN'İN yıllarca sakladığı kızını bulmuş ve babasının intikamını kızından yani benden çıkaracaktı. "İyi misin?" diye sordu Poyraz. Kafamı olumlu şekilde salladım ne yapacaktım ben? . Hemen burdan çıkmam gerekiyordu zaten şimdiye kadar heryerde beni arıyorlardır. Poyraz bana baktı . Bakışları bir ormanı andırıyordu sanki bir ormanın içinde kaybolmuş gibi hissettiriyordu."Ne yaptılar sana?" diye sordular. Cevap vermedim.
"iyi misin?" diye sordu
"İyiyim"
"Gerçekten iyi misin?" Sorduğu soru karşısında bakmakla yetindim ve gözlerin dolmaya başladı . Kimse şimdiye kadar bana iyi misin? diye sormamıştı en azından gerçekten bunu yapmamıştı. Sustum. Konuşursam ağlardım. Zaten hep böyledir, küçükken ağlarsın diye anlatamadığım şeyler çocukluktan miras kalırdı... Çorba nihayet bitti. Bende ayaklandım kapıdan çıkacaktım ki Poyraz hafif bir şekilde kolumdan tuttu."Tam iyileşmedin, iyileş öyle gidersin"dedi
"İyiyim zaten gitsem iyi olacak"dedim.
"O zaman seni evine bırakalım"dedi. Eğer benim bir SEZGİN olduğumu biliyorsa babamdan asla kurtulamazdım ama Poyraz bilseydi söylerdi o yüzden SEZGİN'ler malikanesine götürürse biterdim."Gerek yok ben kendim giderim"dedim .
"O zaman bekle "dedi. Bir kutu ile geldi kutunun içini açtı . Kutunun içinde beyaz bir ayakkabı vardı ünlü bir markanın ayakkabısı olmalıydı. Bana uzattı. Ben ise panduflarimi çıkarıp ayakkabıyı giydim ayakkabı tam oldu. Elinde birde pamuk şeker vardı annem öldükten sonra hiç yenmiştim pamuk şeker bana uzattı aldım ama yiyecegimi pek sanmıyordum. Poyraz anlamış olmalı ki pamuk şekerin ambalajını açtı ve birparca koparıp ağzıma tıkıdı. O an birşey oldu yerken sanki dünyanın en mutlu insanı gibiydim ... Poyrazın evinden çıktım evi çok güzeldi ve çok sade hemen dışarı çıkıp bir taksi çağırdım artık huzurluydum.Ama birazdan malikhaneye döndüğüm gibi savaş çıkacaktı...
Bölüm etkileşimi
