28. bölüm / 34
Ateşi HissetmekMucize
Bölümler 34Şu an: Mucize
- 1 Öğrenmek871 kelime
- 2 Test1.373 kelime
- 3 Ormanda Yaşam1.155 kelime
- 4 Bayılmak958 kelime
- 5 Fal894 kelime
- 6 Öfke861 kelime
- 7 Güç914 kelime
- 8 Nişan840 kelime
- 9 Yemek822 kelime
- 10 Cesetler898 kelime
- 11 Acımasız Kişilikler922 kelime
- 12 İksir823 kelime
- 13 Şarap Günü857 kelime
- 14 Dünya767 kelime
- 15 Maç632 kelime
- 16 Balon624 kelime
- 17 Ateşten Gelen837 kelime
- 18 Kontrol706 kelime
- 19 Meyve797 kelime
- 20 Yemek865 kelime
- 21 Kötü Ruh773 kelime
- 22 Demov Çiçeği640 kelime
- 23 Halk749 kelime
- 24 Varis633 kelime
- 25 Etkilenmek787 kelime
- 26 Mührü Kırmak801 kelime
- 27 Ruh Hayvanı618 kelime
- 28 Mucize580 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 Kontrol Kimde?809 kelime
- 30 Gerçekler622 kelime
- 31 Geçmiş641 kelime
- 32 Benim Krallığım676 kelime
- 33 Kutlama577 kelime
- 34 Hatalar Bedellere Mahkûmdur411 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tam iki gündür buradaydım. Dile kolay iki gün. Ruh hayvanını bulmadan dışarıya çıkamazdın. İnat olduğumu daha önce söylemişmiydim. Dera tam iki gündür benim için mühür büyüsünü yapıyordu.
O günden sonra ondan hiç ses çıkmamıştı. Kalabalık akşam dağılsada sabah yine gelenler vardı. Hayatımın sonuna kadar burada bekleyeceğim konusu galiba gerçek oluyordu.
Büyük bir kanat çırpma sesi duydum. O buradaydı. Gelmişti. Dün ve ondan önceki günden beri kapalı olan gözlerimi açtım. Bir kaç kez gözlerimi kapatıp açtım.
Gördüğümle dumura uğradım. Kalbim çok hızlı atmaya başlamıştı. Bu karşımdaki. Nasıl olurdu?
Kimseden ses çıkmıyordu. Sadece nefes sesleri duyuyordum. Ayağa kalktım. 2 gündür oturmaktan ayağım uyuşmuştu. Bir kaç adım geriye sendeledim.
Şimdi adını öğrenmem gerekti. Boğazımı temizledim.
"Adın ne?"
"Julivya"
Arkamı döndüm ve topluluğa doğru ilerledim. Adını ve türünü söylemem gerekiyordu. Ateşlerin oturduğu masaya ilerledim.
"Adı Julivya ve türü"
Hepsi soluğunu tutmuş benim ağzımdan çıkacak kelimeyi bekliyordu. Derin bir nefes aldım.
"O bir Zümrüd-ü Anka kuşu"
Herkesten şaşkınlık nidaları döküldü. Beklemiyorlardı. Bende beklemiyordum. Çünkü böyle birşeyin olması imkansız gibiydi. Zümrüd-ü Anka kuşları sadece efsanelerde vardı. Ama böyle olmadığını anlamıştık.
"Bizler efsane olamayacak kadar gerçeğiz"
Bunu o söylemişti. Arenadan indim ve ormana doğru ilerledim. Ormana girince ormandaki eve doğru ilerledim. Basamakları hızlıca çıktım ve eve girdim. Odama çıktım ve kendimi yatağa attım.
Hala olayın şoku altındaydım. Aşağı kapının açılma sesini duydum. Sonrada merdivende bir ayak sesi. Odamın kapısı açıldı ve içeriye Ateş girdi.
Yanıma doğru yürüdü ve yanıma uzandı.
"Nasılsın?"
"Şaşkınım "
"Bende "
Bana baktı ve yüzümü inceledi.
"Senin ruh hayvanın ne?"
Güldü.
"Aslında ruh hayvanımı bu zamana kadar kimseye söylemedim. Çünkü o da mucizevi birşeydi. "
"Nasıl yani?"
"O da Zümrüd-ü Anka kuşuydu Alev. Onlardan sadece iki tane kaldı. Soyları tükendi. "
"Bir dakika o zaman onlar küllerinden doğuyorsa ölümsüzler. Soyun devamı ölmemiştir. Ve eğer onlar ölümsüzse bizdemi ölümsüzüz?"
Güldü.
"Çok zekisin. Bir yöntem geliştirildi ölümsüzlerin üzerindeki ölümsüzlüğü kaldırmak için. Uzun yıllarca bununla uğraştılar. Sonra hem birisini ölümsüz yapmanın hemde birisinin ölümsüzlüğünü kaldırmanın yolunu buldular. Sonra da hepsini öldürdüler. "
"Peki. Bu yöntemi kim buldu?"
"Boşver "
Ona doğru döndüm.
"Bana biraz kendinden bahsetsene?"
"Küçüklükten bu yana hep eğitildim. En iyi eğitimleri aldım. Ama bu sanırım bana yetmedi. Kendimce yöntemler geliştirdim. Gücümü en iyi nasıl kullanacağımı öğrendim. Şimdi ise ben herkese öğretiyorum. "
"Ateş sen hiç hayattan çok büyük darbe yedin mi?"
"Yedim. Bir dostum vardı. Normal bir nosindi. Onunla o kadar yakındım ki askerlerimin komutanlığını ona verdim. Sonra bazı kötülerle iş birliği yaptı. Şuan onların tarafında"
"Kötü olmuş. Ama artık ben varım. "
"Bundan sonra hep sen varsın"
Gözleri çok anlamlı bakıyordu. Mührü hissediyordu. Bana aşık oluyordu. Gülümsedim.
"Benden birşey iste"
"Ne?"
"Benden birşey iste ama mutlu olacağın birşey olsun sonunda"
"Sarılsana bana "
Ona daha çok yaklaştım ve sıkıca sarıldım. O da bana sarıldı.
"Şuan çok mutluyum"
"Desene sana hep sarılacağım"
"Neden?"
"Mutlu olalım diye"
"Yani benimleyken mutlusun?"
"Ben seninleyken hep mutluyum"
"Utandım"
Yüzüne baktım. Gerçekten de yanakları kızarmıştı.
"Ateş Lordunuda utandırmadım demem"
Kahkaha attım.
"Ya gülme"
Daha da güldüm. Çevik Bir hareketle beni altına aldı. Gülmem durdu.
"Niye durdun ya gülsene?"
Yüzü yüzüme çok yakındı. Gözlerinin içine baktım ve tekrar gülmeye başladım.
"Delisin sen "
"Biliyorum"
Senin delinim diyemedim....
Evet bir bölümün daha sonuna geldikkkkkk
Bugün ki bölüm kotamız dolduii
Bu arada kitabın burada bitmesine çok az kaldı. Kitabın sonunda bomba şeyler olacak. Benim bile yazarken şaşıracagim evet daha sonunu yazmadım ama aklımda herşey yerli yerinde
Bu bölümün şarkısı Ayla Çelik -Bağdat
Bu şarkıyı ben çocukluk yıllarımda dinlemiştim o zamandan beri ezberimdedir. Bir kez dinlerseniz hemen aklınıza gelir
Mutlu olalım Yıldız...⭐🖤🖤
Bölüm etkileşimi
