17. bölüm · Ateşi Hissetmek

Ateşten Gelen

Ebru Ermeç

Ata bu gece burada kalacağımızı söylemişti. Ateş halkı şuan burada olmadığından yemekleri yapacak kimse yoktu. O yüzden bu görevi kızlar üstlenmişti. Onlar mutfakta yemek yaparken ben ve Bahar'da Lordlarla oturup dedikodu yapmıştık.

Şartlar ne olursa olsun dedikodu yapmak altın kuralımızdı. Diğerleri çok konuşmasada Tolga ve Zeynel'le dedikodunun dibine vurmuştuk.

"Ay o olaydan sonra kız zaten nişanlısından ayrıldı"

"Bu zahmet ben olsam onu önce döver sonra ayrılırdım. "

Tolga hava krallığında yaşanan bir olayı anlatıyordu. Askerlerden birisi hizmetli kızlardan birisiyle nişanlanmış. Bu askerler köylere korumalık yapmaya gittiğinde o asker oradaki bir kızla birlikte olmuş.

Tabi adam nereden bilsin birlikte olduğu kişinin nişanlısının kuzeni olduğunu. Bu böyle iki ay devam etmiş. Bir gün o kız kuzenini görmeye geldiğinde ikisini beraber basmış. Sonra da dedikodular tüm Hava krallığında duyulmuş.

"Sofra hazır"

Dora'nın sesiyle ayağa kalktık ve salonun ortasında ki masaya doğru ilerledik. Ateş baş köşeye oturmuştu. Onun sağına ben ,soluna Aleyna oturmuştu. Evet o da buradaydı geldiğimiz de fark etmiştik. Ve sabahtan beri Ateş'in götünden ayrılmıyordu.

Yanımda Kubilay onun yanında ise Bahar vardı.

"Evet Alevcim sen orada bize dünya yemeklerini tanıttın bizde sana bizim yemekleri tanıtalım. Öncelikle bu muskov kendisi ceylan etinden oluşur. Mükemmel bir et yemeğidir.

Şu kanvir çorbası benim özel çorbam. Kendisi dört yapraklı yonca,havuç ve pirinçten oluşur. Ne kadar karışık gözükse de mükemmeldir..Diğer bir yemeğimiz ise çorin bu sebze yemeği.

Ve son olarak kurpiv bu bir tatlı. Ejderha meyvesi ve dutdan oluşur. "

Kubilay bunları açıklarken bir yandan da hepsinden tabağıma koymuştu.

"Rahatlıkla yiyebilirsin afrodizyak yok"

Dora'nın dediğine güldük. Aleyna hariç. O şuan kızarmakla meşguldü.

"Duyduğuma göre dünyada bir maça girmiş ve kazanmışsınız. Bir daha oraya dönemeyecek olmanız ne acı "

Tabağımdaki muskovu çatal ve bıçak yardımıyla kestim ve ağzıma attım. Yavaş yavaş çiğnedim. Cidden leziz bir yemekti. Yemeği yutunca az önceki sözleri söyleyen Aleyna'ya döndüm.

"Birincisi kontrol için buradayım. İkincisi ben buraya ait deilim"

"Duyduğuma göre şifa gücüne sahipmişsin. Bu seni bu diyara ait yapar. "

Muskovdan bir çatal daha aldim ve yedim.

"Bu diyara ait olsaydım. Buraya adımımı attığım anda kendimi burasıyla bütün hissederdim. "

"Dünya da artık neyi kimi bırakamıyorsan hep oraya dönmek istiyorsun"

"Anlamadım sen bana ne ima etmeye çalışıyorsun "

Yavaş yavaş sinirlenmeye başlıyordum. Yapmacık bir şekilde konuşmaya başladı.

"Birşey ima etmiyorum canım. Sadece orada birisi var onu bırakamıyorsun dedim. Kim bilir vücudunda nasıl izler bırakmıştır. "

Onun dediğiyle masaya bomba düşmüş gibi oldu. Ortamda sadece nefes sesleri vardı.

"Şuan senin vücudunda da izler açabilirim. Ne dersin yapayım mı?"

"Yani sevgilinin sende bıraktığı izler gibi mi?"

Sinirle sandalyeden kalktım. Ben kalkınca sandalye devrildi.

"Kızım sen burada kime güvenerek bu lafları ediyorsun "

"Kimseye güvenmiyorum olanı söylüyorum. Sürtüğün teki deilmisin."

Onun bu lafıyla sinir kat sayım daha da arttı. Benim çok sinirlendiğimi anlayan Bahar sandalyesinden kalkınca diğerleri de kalkıp ne yapacağımı izlemeye başlamıştı.

"Sen ne dediğinin farkındamısın? O lafını hemen geri al"

Aleyna yerinden kalktı ve benim yanıma doğru ilerledi. Tam önümde durunca hiç söylememesi gereken eğer söylerse onun ölüm fermanının yazılacağı o sözü söyledi.

"Ateş sevgilim sen benim yanıma gel. Mazallah bu sürtük seni de ayartmaya çalışır. Zaten herkesin altına girmeye meraklı"

Bu bardağı taşıran son damlaydı. Artık içimdeki gücü tutamıyordum.

"Diz çok ve bana itaat et!"

Yüksek sesle söylediğim sözlerle o yere düşmüş ve acı içinde kıvranmaya başlamıştı. Kanıyla oynuyordum. Bir anda etrafı uzun ve büyük bir ateş çemberi sardı.

Benliğim ikiye ayrılmıştı. Bir yanım durmalısın derken diğer yanım daha fazlasını hak ettiğini söylüyordu.

Ateş'le göz göze geldik. Yavaşça mırıldandı. Kısık sesle birşey söyledi. Diğerleri anlamasada ben anlamıştım.

"Ateşten Gelen"

Bahar koşarak yanıma geldi.

"Alev kendine gel bırak onu"

"Sence de bunu hak etmedimi. Ben ona çok bile dayandım. "

"Alev lütfen öldüreceksin onu"

O sırada salonda acı çığlığı duyuldu. Bu çığlık beni kendime getirmişti. Ne yapıyordum ben elimi onun pis kanıylamı kirletecektim.

"Ateş "

Ateş hızlıca yanıma geldi ve ellerimi tuttu.

"Şimdi yine hayal edeceksin. O ateşi söndürdüğünü düşün. İçindeki gücü tutmaya çalış. Sakın dışarıya atma"

Ellerimi daha sıkı tuttu.

"Hadi sadece düşün "

Gözlerimi kapattım ve onun acısına son verdim. Sonra da güçlerimi geri çektim. Bunu aslında daha önce de yapabilirdim ama güçlerim daha yeni ortaya çıkmış gibi davranmalıydım.

Gözlerimi açtım. Diğerleri rahat bir nefes alırken. O yerde gözleri kısıkça açık bir şekilde yatıyordu.

Ateş beni kendine çekti ve sıkıca sarıldı. Ben hala onun bana sarılmasının şokundayken konuştu.

"Aptal korktum "

Sonra ne yaptığını fark etmiş gibi benden ayrıldı. Diğerleri onu yerden kaldırmış ve yukarıya götürmüştü. Oda da sadece o ve ben vardık.

"Beklemiyordum"

"Neyi?"

"Seni bir ateşten Gelen olduğunu. Ama tahmin etmeliydim. Sadece bizler bu kadar asabi ve korkutucu olabiliriz"

"Bilemiyorum"

"O zaman bana Lordum demeye başla çünkü halkımdan birisin artık. Ve en önemlisi başkalarına elementini söyleme. Güçlerin ortaya çıktığı için auran hissedilir ama elementini bulamazlar"

"Neden elementimi söylemeyeyim?"

"Çünkü seni de onlar gibi benden alırlar "

Evet Ateş halkı yoktu. Çünkü zindandalardı. Nedenini bilmiyordum. Ama onlara bunu yapanı biliyordum. Asıl olay şimdi başlıyordu. Şimdi ne yapacaktım.

Benim için en zoru neydi? Güçlerimi kullanmak mı? Güçlerimi kullanamıyormuş gibi davranmak mı?

Evertt bir bölüm daha bittiiii

Bu bölümün şarkısı İlyas Yalçıntaş-hançer
Bu şarkı baya iyii

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımmm...⭐🖤🖤