15. bölüm / 34
Ateşi HissetmekMaç
Bölümler 34Şu an: Maç
- 1 Öğrenmek871 kelime
- 2 Test1.373 kelime
- 3 Ormanda Yaşam1.155 kelime
- 4 Bayılmak958 kelime
- 5 Fal894 kelime
- 6 Öfke861 kelime
- 7 Güç914 kelime
- 8 Nişan840 kelime
- 9 Yemek822 kelime
- 10 Cesetler898 kelime
- 11 Acımasız Kişilikler922 kelime
- 12 İksir823 kelime
- 13 Şarap Günü857 kelime
- 14 Dünya767 kelime
- 15 Maç632 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Balon624 kelime
- 17 Ateşten Gelen837 kelime
- 18 Kontrol706 kelime
- 19 Meyve797 kelime
- 20 Yemek865 kelime
- 21 Kötü Ruh773 kelime
- 22 Demov Çiçeği640 kelime
- 23 Halk749 kelime
- 24 Varis633 kelime
- 25 Etkilenmek787 kelime
- 26 Mührü Kırmak801 kelime
- 27 Ruh Hayvanı618 kelime
- 28 Mucize580 kelime
- 29 Kontrol Kimde?809 kelime
- 30 Gerçekler622 kelime
- 31 Geçmiş641 kelime
- 32 Benim Krallığım676 kelime
- 33 Kutlama577 kelime
- 34 Hatalar Bedellere Mahkûmdur411 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dora'nın doğum gününden sonraki gün canlı yayın açmış ve insanlara tatile gideceğimizi duyurmuştuk. Ve bu süreçte sosyal medyadan uzak olacağımızı söylemiştik. Sonrada iş yerlerini arayıp çalışmalara bir süre ara vereceğimizi söylemiştik.
Bugün dünya kupası maçı vardı. Voleybol işine biraz ara vermek istediğimizi söylediğimizde bugün ki maçtan sonra diğerlerininde tatile çıkacağını mümkünse maçtan sonra gitmemizi söylemişlerdi.
Bizde kabul etmiş ve uçağa atlayıp Avrupa'ya gelmiştik. Diğerleri uçağa sanki doğa üstü Birşeymiş gibi bakıyordu. Özellikle Tolga. Bu sanırım hava lordu olmasından kaynaklıydı.
Uçaktan inince otele gidip eşyalarımızı yerleştirmiştik. Sonra da maçın yapılacağı yere gelmiştik. İlk iki yarı bitmiş ve üçüncü yarıya girecektik. Maç çok çekişmeli geçiriyordu. Şuan skor 1-1 di.
Çantanın yanındaki su şişesini aldım ve kafama diktim.
"Abi maç çok zorlayıcı. Bak bu maçı kaybedersek kendimi şu trübünlerden aşağıya atarım "
Sude'nin dediğine güldüm.
"Toplanın "
Benim sesimle hepsi toplandı ve bir çember oluşturdu.
" Bu maç bizim sonumuz deil ama biz bu maçı almak istiyoruz. Ve bu zamana kadar isteyipte alamadığımız birşey yok. Eğer bu maçı kazanırsak akşama sizi yemeğe götürürüm. "
Bu dediğime güldüler. Maçın başlayacağına dair anonsu alınca ayrıldık ve yerlerimize geçtik. Maçın başladığına dair düdük sesini duyunca ilk servisi ben atarak maçı başlattım.
Ateşler bizi trübünlerde izliyordu. Maç heyecanıyla devam ederken karşı takım topu çok hızlı bir şekilde attı. Top boyumuzun yetemeyeceği uzunluktaydı. Eğer top yere düşerse onlar kazanırdı.
Topun peşinden koştum. Top trübünlere gidiyordu. Trübün merdivenlerini tabiri caizse uçarak çıktım ve tam yere düşecek olan topla oradan karşı takımın olduğu yere smaç attım. Tabi topu atarken çok hareketlendiğim için ayağım kaydı ve birinin kucağına düştüm.
Kafamı kaldırıp baktığımda bunun Ateş olduğunu fark ettim. Dudaklarını kulağıma doğru yaklaştırdı.
"Kazandınız"
O sırada aşağıda konfetiler patlayıp şarkılar söyleniyordu. Kucağından kalktım ve koşarak aşağıya indim. Takımın gözü yaşlıydı. Hemen onlara sıkıca sarıldım. Mutluluktan benimde gözlerim dolmuştu.
"Nasıl oldu?"
"Bilmiyorum ama attığın topu karşılayamadılar"
Bizim sarılma faslımız bitince bize önce kupayı uzatmışlardı. Sonra da tek tek madalyalarımızı takmışlardı. Şimdi ise hepimiz yan yana dizilmiştik. Benim açıklama yapmam gerekiyordu.
"Bu yolculuk boyunca asla kaybetmedik. Asla pes etmedik. Belki yorulduk ama kazanacağımıza emindik. Belki ilk dünya kupamız deil ama son olmayacak. Bu yolda hepsi çok azimliydi. Galiba biraz dinlenmeyi hak ettik. "
Kameraların kadrajından çıktım ve soyunma odasına doğru ilerledim. Odaya gelince üzerimdeki terden rengi görünmeyen formayı çıkardım.
O sırada içeriye diğerleri girdi. Hepsi çok mutluydu.
"Kaptan sağol"
Sude'nin dediğine güldüm. Bu onun sevgisini gösterme şekliydi. Hızlıca duşa girdim ve çıktım. Üzerime şık bir elbise giydim. Siyah renkte askılı uzun bir elbiseydi. Makyaj yapma gereği duymadım. Diğerleride hazır olunca mekandan çıktık. Ateşler bizi dışarıda bekliyordu.
Kızlar kendi arabasına binince bizde geldiğimiz minibüse bindik. Fazla olduğumuzdan ideal bir arabaya sığamıyorduk. Aracı Bahar kullanıyordu.
"Yalnız sen o topu oradan oraya nasıl attın ben hala oradayım aga"
Kubilay'ın dediğine güldük.
"Bilmem ama hayatım da ilk kez yaptığım birşeydi. "
Yolculuk boyunca sustular ve dışarıyı seyrettiler. Evet bizi kaçırmışlardı ama dünyayı hiç gezmemişlerdi. Mekanın önüne gelince durduk.
Her maç kazandığımızda kızlarla buraya gelirdik. Evet Avrupa'ya. Bu mekanın kebapları ayrı bir meşhurdu. Ve kızların bütçesi yetse bile çoğunlukla hesabı ben ödediğim için en pahalı yere gelirdik. Ama ben paramı onlar için harcamaktan asla gocunmazdım.
Araçtan indik ve mekana girdik. Kızlar bizden önce gelip büyük bir sofra kurdurtmuşlardı. Hepsi masaya oturunca Bahar'ın çantasından paketim ve çakmağımı alarak yukarıya terasa çıktım.
Teras sanki tüm avrupa ayaklarımın altındaymış gibi duruyordu. Sigaramı yaktım ve derin bir nefes aldım. O sırada terasa gelen Ateş'i gördüm.
Yanıma geldi paketten bir dal aldı ve çakmakla yaktı. Onlara burada asla güçlerini kullanmamalarını söylemiştim.
"Aynı dediğin gibiymiş"
"Ne?"
"Buradaki hayat bırakamayacağın türdenmiş"
Zihnimi okumuştu......
Evet bir bölümün daha sonuna geldik. Normalde benim kendi telefonum yoktu. Kitapların bölümlerini anneminkinden yazıyordum ama sonra bana telefon aldikk.
Bu arada ben bölümleri önce deftere yazıyorum sonra da watpade geciriyorudm.
Bu bölümün şarkısı Anıl berke-Zor
Bu şarkı baya iyi dinleyin dinlettirin
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımmm....🖤🖤⭐
Bölüm etkileşimi
