Üç

Vaveyla Yazarı: Luviaa 🥨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Üç

Öncelikle bellettiğim için çok özür dilerim canlarımm. Hocalar ilk haftlardan azdı, proje ödevlerim vardı her boşluğumda yazmaya çalıştım. Seviyorum siziiii

🌻🌻🌻

“Ben Emir Devan ile grup arkadaşı olmak istiyorum.”

Sınıfa hakim olan ölüm sessizliği, sanki özü görmüş gibi bakan gözler ile dediğim şeyi anlık olarak sorguladım. Ama planım zaten buydu benim.

Herkesin bana garip garip bakması değildi tabi ki de...

“Efendim, efendim?” diye Adem hocanın şaşkınlığı sesine yansımıştı. Sanırsınız müdürle olmak istedim, altı üstü zeki olan sınıf arkadaşımla proje yapmak istedim.

Kaşları çatılırken masaya ellerini bastırıp öne doğru eğildi. Yanımda şoke olmuş gözlerle bana bakan Yağız ise aklımın yerinde olmadığımı düşünüyordu sanırım.

Ama bir şey diyeyim mi, bu Emir’e de ayıptı. Sanki onunla grup arkadaşı olmam hayattaki en garip şeymiş gibi davranıyorlardı.

Sırıtmam kendimce tatlı bir tebessüme dönerken sınıftaki herkesle, o da dahil, göz temasına girdim. En son da o olduğu için uzun uzun baktım.

Garibim başına gelecek belanın farkındaydı ama bir şey de diyemiyordu.

Veya diyemiyordu...

Kızım öyle bir plan yapmışsın ki çocuk lal oldu, lal.

Aferin kız sana! Adem hoca tekrardan ortaya atıldığında bakışlarımı ondan çektim.

“Hayatta olmaz! Emir’in çalışması gereken sınavlar var, neden zaman kaybetsin kendi aranızda olun işte.” Pardon? Onun çalışması gereken bir sınav varda bizim yok mu? Kardeşim ben senin sınavına çalışamadım tamam mı, çalışamadım. Keyfimden değil yani.

Neden?

Çünkü tarihler bir şahıs tarafından zihnimde oynandı.

Kötü insan!

Hemen dahiyane bir cevap buldum. “İyi de hocam. Biz bu dersi anlamadığımız için geçemedik. Kendi aramızda yapsak 5 puan bile alamayız,” yalan. Ben alırım ama onları bilemem. Bu arada beş puandan fazla da alırım orayı düzeltmezsem içimde kalırdı. “o yüzden izin verinde sınavı geçenlerden yardım alalım.” Dedim masum bir sesle. İnsanın kanına girmek denince de biz.

Hoca hemen kaşlarını yukarı doğru kaldırdı. Hay senin o kaşlarına da sana da…

Geçemeyecektim. Plan işlemedi. E ben B planı da yapmadım ki. Ne yapacağım? Benim bu dersten geçmem lazım. Şimdi bildiğiniz gibi benim zayıf olduğum iki ders var. Bir de üç tane zayıf not hakkımız var diye de niye gevşemiyorsun diyorsunuzdur. Ama neden belge alıp yüksek notlarla mezun olmayayım ki?

Alt dudağım çaresizlikle büzülürken yavaşça sandalyeme geri oturdum. Bu salaklar neden bir şeye itiraz edipte dediklerimi desteklemiyorlar. Bak oturup ağlarım şimdi buraya. Elimi enseme atıp dirseğimi sıraya yasladım. “Evet ben size bir konu veririm ders sonunda karar verirsiniz, bir de iki kişilik gruplar olabilirsiniz. Fazlası olamaz.” Gıcık herif. “Şimdi açın kaldığımız yeri devam edelim.”

Önümde kapalı olan coğrafya kitabına baktım. Sayfayı hatırlıyorum ama söylemeyeceğim. Gıcık işte gı-cık!

Açmayacaktım da kitabı. Ama bunun sadece bana zararı olur. Sınavda ne yapacağım o zaman. Yüzümü buruşturup hiç istemeye istemeye kapağı açıp sayfaları çevirdim. Hayal kırıklığısın hoca.

Kimle olacaktım ben. Şöyle bir sınıfa göz gezdirdim. Alican, Sevde, Yağmur bir de… heh! Yaman vardı. halbuki zeki çocuktu, nasıl kaldı ya o? Garibim ya, o da benim gibi coğrafyayı sevmiyordu anlaşılan. Neyse onunla grup arkadaşı olsam bir sıfır önde başlıyorum.

He. He.

Oh, oh suyundan da,

Oh, oh buyundan da…

Heyecan hormonlarım coştuğu için adrenalin ile bir anda bağırarak el kaldırdım. Hay kafama yani-

“Hocam, hocam, hocam!” diye Adem hocaya seslendim. Adam bağırmamla korkudan yerinden sıçrayıp aynı saniyede elini göğsüne yasladı. Bir de bayıl Feriha. Hem bu benim normal ses tonumdu aslında. Sen sağır olduğun için duymuyorsun yaşlı moruk.

Bana anlayamadığım tuhaf gözlerle baktığında hiç umursamadan devam ettim. Tabii ki sakin bir sesle “Ben Yaman ile eşleşebilir miyim?” dedim. konuya direkt gireceksin kardeşim. Yok şuradan başlayım, yok şuradan gireyim, hiç işim olmaz.

O sırada dün puan dilenirken ben.

Tabii ki de bu berbat anıyı hatırlayarak dile getirmeyeceğim. Hiç uyanamadığım bir kabusun içindeymişim gibi hissettirmişti. Lanet, lanet, lanet!

Sınıftaki tüm gözler bana dönerken hoca sırtını yasladığı duvardan ayrıldı. Kalın kaşları çatılırken yavaş ama bir o kadarda seri olan adımlarla yanıma geldi. Bana olan tuhaf bakışları üzerime az da olsa etki yaratıyordu. Ama dikkatinizi çekmek isterim az.

Çünkü çok önemli konularım vardı şu an. Kusura bakma yaşlı moruk. Sıranın başına kadar gelip bir süre bakıştık. Ona hâlâ bir umutla bakıyordum. Onunla okeylendiğimde hiçbir sorun kalmayacaktı. Gerçi asıl kurbanım sıyrılmıştı ama olsun. Hallettim bak işte.

Hoca küçük bir açıyla üzerime eğildi. “Yaman kim kızım?” dedi. Hih! Çok ayıp! Kınıyorum sizi hocam. Abi çocuğu unutamazsın, imkanı yok. Onun yüzünden ve onun için çoğu derslerimiz felsefe yapmakla geçiyordu. Maymun suratlı balkabağı. Uykumu getiriyordu derste.

Neymiş efendim, ‘işte onun gibi zeki bir çocuğun nasıl böyle kolay ama değerli bir derste düşük alabildiğini anlayamıyormuş.’ Paşam. Dersi çok kıymetlidir kendilerinin. Yüzüm beklemediğim soruyla bozguna uğradı. Konu bu mu şu an gerçekten?

Kanına girmek için hiç bozuntuya vermeden şaşkın suratımla duvar kenarındaki üçüncü sırada oturan Yaman’ı işaret ettim. Çocuğun şaşkınlıkla kaşları çatıldı. Neden herkes şaşırıyor bir türlü anlamıyorum? Aslında şaşkınlıktan çok ‘ben ne alaka?’ der gibiydi bana olan bakışları.

Hocanın gözleri Yaman’a doğru kaydığında tanımış gibi mırıltılar döküldü dudaklarından. “Sen istiyor musun Efza ile grup arkadaşı olmak?” sorduğunda ki ses tonunda bıkkınlık vardı.

Pardon?

Ben burada kendimi, değerli geleceğimi kurtartmaya çalışıyorum. Vallahi kimse kusura bakmasın ben bu dersten bu dönem geçeceğim. Zorla veya zorla. Nefesimi tutarak vereceği cevabı bekledim.

Yaman’ın gözleri ben ile Adem hoca arasında gidip gelirken çaresizlikle omuzlarını düşürdü. Kabul ettim demek miydi bu şimdi? Anlamadım ama ben? Açıklasana yavrum ya? Böbreğimi bırakacağım şimdi şuraya he!

Dudaklarını konuşmak için aralandığında ortamda hiç ummadığımız bir ses duyuldu. “Ben olurum.” Bunu söyleyen kişi doğru duyduysam Emirdi. Bizim Emir. Gıcık olan Emir. Az önce susan Emir.

Demiştim gıcık diye!

Zor durumda kalıp, çırpınışımı görmek için başta söylememişti. Pislik herif! Yarım saatten beridir kara kara düşünüyorum burada ne yapsam diye.

Yalan. İki dakika oldu.

İnadıma yapmıyorsa ne olayım. Hayretle büyüyen gözlerim, kalkan kaşlarımla ona baktım. Ben ve biricik sınıfım diye düzeltmeliyim sanırım. Düz gözleri sadece Adem hocadaydı. Bunu da düzeltiyorum. Duyduğu cevapla moraran, kalbine inen Adem hoca.

Bu çocuğu neden bu kadar çok değer verdiklerini az çok tahmin ediyordum aslında. İşte okul birincisi, sınıf birincisi, tek bir notu bile doksan beşin altında değil. Yani aslında böyle bir sayınca da maşallahın varmış be gıcık çocuk.

“Efendim?” dedi hoca. İşte böyle kal getirirler adama.

He. He.

Bıyık altı sırıtmaya başladığımda Emir lafını tekrardan söyledi. Ve her defasında Adem hoca biraz daha morardı. Ulan şu an o kadar çok zevk alıyorum ki anlatamam. Ooh, içimin yağları eridi resmen. Öve öve bitiremediğiniz çocuk sizi bir lafıyla böyle bozguna uğratır işte.

Adem hoca birkaç kez ikna edici sözler söylese de sonunda kazanan Emir olmuştu. Yani benimle bu kadar çok grup arkadaşı olmak istediğini baştan söyleseydin ya aslanım. Baştan çözerdik işi. İlla aksiyon, illa kafa yormam lazım. Gerçi hayat diğer türlü çok sarmazdı o zaman.

Derin, sıkıntılı bir nefes dudaklarından dökülen hocanın omuzları düştü. Masasına doğru ilerleyip sandalyesine oturdu. Lan iyi ki bir grup arkadaşı olalım dedim yemeyeceğim ya çocuğu.

Kafasının yarısından çoğunun kel olduğu kafasını kaşıdı sıkıntıyla. Bakışlarını masanın üzerindeki coğrafya kitabına bakarak konuştu. “Teneffüste sınavda çıkan bir konu belirleyin sonra gelip bana seçtiğiniz konuyu söyleyin. Ona göre ne yapacağınızı söylerim.” Dedi ve tekrardan dersini anlatmaya devam etti.

Sınıftan bir kişiyi seçtiğinde herkes okuyan kişiyi dinlemeye başladı. Sırıtmam hâlâ pişkince yüzümde duruyordu. Şu an keyfime denilecek yoktu biliyor musunuz.

Kaçamak bir şekilde arkaya baktığımda derse odaklanmak yerine ters ters bir sıra önündeki Yaman’a bakan bir Emir gördüm. N’ oluyor lan? Bunlar hasım mı acaba?

Aman bana ne be! Ben amacıma ulaştığım için geri kalanı beni hiç ilgilendirmez. Daha fazla onlara bakmadan önüme dönüp mutlu mesut dersi dinledim. Anlamayacak olsam da.

***

“Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz, ama siz yine de konu tekrarı yapmayı ihmal etmeyin.” Derken kitaplarını topluyordu Adem hoca. Ederiz, canım, ederiz. Sen dert etme. Toplamayı bitirip sandalyenin arkasındaki ceketi koluna astı. Bize doğru döndüğünde bir cevap bekler gibiydi.

He…

Doğru lan! Proje.

E konu seçmedik ki daha. Ben anyada o konyada nasıl karar verelim? Başımı hayır anlamında iki yana salladığım da hoca gözlerini devirdi. Elini sonra gel diye sallayarak sınıftan dışarı çıktı.

Onunla birlikte diğer sınıfın yarısı da beraberinde çıkmıştı. Neyse ya, böylesi daha iyi. Evet şimdi zaferimizi yaşama sırasıydı. Ayağa kalkıp sırada uyuyan Yağız’ın arkasından atlayarak geçtim.

Yönümü de hedefime doğru çevirdim. Sadece nadir zamanlarda teneffüse çıkan biricik test çözen sınıf arkadaşıma gidiyordum tabii ki de. Ona geldiğimi fark etmesine rağmen testini çözmeye devam etti. Neyse, neyse, halledeceğiz bu günleri de.

Tam sırasının başında durup kollarımı göğsümün altında bağladım. İnatla bakmamaya devam etmişti beyefendi. İtselköpek! Elindeki kalemi ustalıkla çevirip önündeki sayfanın üzerine bir şeyler yazmaya başladı.

Of! Vallahi bunaldım!

Gözlerimi devirip ellerimi masanın kenarına vurdum. “Dalga mı geçiyorsun?” dedim. grup arkadaşını yok sayamazdı her halde. Hem kendi istemişti. Yani ben zorlamamıştım ille de o olsun istemiş ama dile getirmemiştim.

Başını tepesinde duran bana kaldırdı. Şükür. Ama aynı saniyede tekrardan testine döndü. Ne bu şimdi? Seni yok sayıyorum demenin yeni şekli falan mı? Hem bir düşmanlığımız da yoktu, ne bu trip?

Yalan. Benim vardı. Ama onu bilemem açıkçası.

Gözlerimi kısıp dudaklarımdan derin bir nefes döküldü. Nasıl baş edecektim ben bununla. Ya tamam ben istemiştim grup arkadaşı olmayı ve biliyordum beni zorlayacağını ama bu kadar da görmezden gelme be kardeşim.

Dudağımı sıkıntıyla kemirip bir anda onu yana doğru ittirdim. Kendimi ise az önce oturduğu yere bıraktım. Gözlüklerinin ardından şok olmuş gözlerle bir bana birde kendine baktı.

E, bizde birileriyiz yani.

Büyük ihtimalle onu nasıl ittirdiğimi düşünüyordur. Garibim, kumral saçları savrulmanın etkisiyle dağılmıştı. Tırnaklarımı masaya ritmik bir şekilde vurdum, aynı anda anlamsız bir stresle ayağımı salladım.

Bir şey diyeyim mi. Aslında ekranın ucundan ona sövmek daha rahatmış. Böyle bir yakın olduk, işte ne bileyim yüz yüzeyken dilim tutuldu. Bir süre bakıştık. Siyah çerçeveli gözlüklerinin ardındaki kahvelerinde anlamlandıramadığı bir şeyler vardı. Hayret doğrusu, senin anlayamadığın konular var mıymış?

Kaşları çatılırken gözümün içine baka baka benim önümde duran test kitabına ses çıkaracak şekilde vurdu. Önüne doğru çekip kahvelerini benim mavilerimden kopardı. Ne? Anlamadım ben? Ne oldu şimdi?

Huyuna mı gitsem acaba? Bu gidişle ben tek başıma proje yapacak o ekstra puan alacaktı. Lan! O, bu yüzden mi kabul etti?

Boğazımı temizleyerek ona doğru sırada kaydım. Hiçbir tepki vermedi. o zaman sınırını geçmemiştik. Kalemini sayfanın üzerinde oynatmaya devam etti, ben ise ona çok az, biraz daha yaklaştım. Amacım ona yaklaşıp yağmurda ıslanmış yavru kedi bakışları atıp kanına girmekti.

Bu sefer bedeni biraz dikleşmiş, kasılmıştı. Eyvah. Durmalı mıydım? Ama durdurmamıştı ki. Neyse durayım bence yeterince yaklaştım. Yavru kedi bakışlarımın işlemesi için yakından göz teması kurmalıydım.

Kaşlarımı eğip alt dudağımı çok az büktüm. Başımı sol omuzuma doğru eğip alttan ona çipil çipil gözlerle bakmaya başladım. Şöyle bir göz ucuyla saniyelik baktı. Sonra ise tekrardan soruya döndü ama okumadı. Boş boş baktı. Sanki benim bakışlarımdan kaçmak içindi bu hareketi.

Yiyecek. Bende Efza isem ona bu numarayı yedirecektim.

Gözleri tekrardan benim mavilerime kayıp bekledi. Bu sefer çekmedi bakışlarını. Göz bebekleri büyürken sertçe yutkundu. Hı? He… plan işliyordu. Yiyordu numarayı. Daha fazla dayanamayıp ofladı. “Ne oldu Efza?” dedi sıkkın bir ses tonuyla.

“Konu seçmedik.” Diye hemen yanıtladım onu.

“Ders çalışıyorum, Efza.” Dedi bıkkın bir sesle.

“Görüyorum Bay Zeki ve sende o gözlüklerinin ardından benim bunu görebildiğimi görüyorsun.” Kelime bulmacası. Biraz kafanı yoralım bay zeki.

Dudağının köşesi seğirdiğini görmem bana ikinci şoku yaşattı. Ve bunu benden saklamamıştı. Bu benim için tuhaftı çünkü onun hiç kimseye güldüğünü görmemiştim. Gerçi ona çok baktığımda söylenemezdi. Sadece kafayı derslerle bozmuş soğuk bir tip olduğu dedikodusunu duymuştum.

“Laf kalabalığı mı yaptın sen şimdi Zeki Hanım?” vay… kral hareket. Bayan der sanmıştım. Ama onu dese ağzını burnunu dağıtırdım işte o zaman.

Bunu derken fark etmeden yüzüme doğru eğilmişti. Gözleri kahvenin hangi tonu? Hareleri falan, ilk defa görmüşüm gibi bir his doğmuştu içime.

Konumuzun bu olduğunu sanmıyorum.

Aa doğru!

Düşüncelerimi toparlayıp olduğum yerde dikleştim. Bu kadar yeterdi. Boğazımı temizleyip gözlerimi ondan kaçırdım. Rastgele noktalara bakarken arada gözlerim onunkilerle çarpıştı. Yaptığımı anlamıyormuş gibi varla yok arası sırıtmayla yüzümü izledi.

“Laf kalabalığını bir kenara bırakalım da konuya karar verelim,” Dedim gerçek konuya dönerek. Belki de sonra bana haber verebilirdi. Bir araştırma yapmalıyız kendimce. Ayağa kalktım ama yine de ona bakmadım. “sen kafanda ölç tart, zaten numaramda var sende karar verince yazarsın bana. Hadi görüşürüz.” Diyerek yanından ayrıldım.

Sınıf kapısına doğru gittiğim sırada Yaman sırasından kalkıp önüme geçti. “Efza, sen… yani siz hangi konuyla alakalı yapacaksınız?” diye sorarken bakışları saniyelik arkama kaydı.

“Ben…” omuzumun üzerinden arkama baktığımda düz gözlerle bizi izleyen bir Emir görmek aklımın ucundan bile geçmemişti. Aslında bana da değil, sadece Yaman’a bakıyordu. Kahvelerinde birkaç parıltı gözle görülecek türdendi. Düz ifadesi ise bu parıltılara anlam yüklememi engelliyordu.

Bu bakışların neyi ifade ettiğini bilmemek beni biraz gerdiği için Yaman’a döndüm. Baş parmağımı arkama alıp yanındaki eti tırnağımla kazıdım. Bu iki düşmanın arasına düşmek istemiyordum. Demeden edemeyeceğim bir şey daha var. Yaman ile Emir’in notları başa baş gidiyorlardı. Yani anlayacağınız Yaman ikinci Emir birinci oluyordu.

Aralarında geçen husumeti ise kimse bilmiyordu fakat düşmanlarmış gibi davranmasalar bile bakışlarından belli oluyordu. Aha! Çözdüm olayı. O zaman, Yaman ile olmak istediğimi söylediğim zamanda da aynı bakış vardı.

“Daha karar ver-”
“Seni ilgilendirmez.”

Diyen bir sesle benim sesim bastırıldı. İkimizin de bakışları arkamıza döndüğünde Emir ayağa kalkıp elleri cebinde yanımıza doğru geliyordu. Gelip tam yanımızda durdu. ikisi de birbirine baktığında aynı şekilde ters gözlerle onlara baktım.

Bu bakışmalardan da nefret ediyordum ayrıca.

“İlgilendirir.” Dedim sakin bir ses tonuyla. Emir’in kaşları çatılırken bakışlarını bana çevirdi.

“Neden?” diye sorduğunda pür dikkat ona baktım.

“Nedeni yok. Devlet sırrı saklamıyoruz Emir, söylesek bizi hapse atmazlar.” Diyerek alayla karışık bir açıklama yaptım. Gergin ortamı bölmenin tek yolu; mizahtır.

“Ben belki söylemek istemiyorum. Bu projede bende varım ya hani takım arkadaşım.” İğneleyici ses tonuyla bir gerçeği vurguladı.

Çenemi havaya diktim ve Yaman’ a döndüm, “Daha karar vermedik. Siz? Siz karar verdiniz mi?” diye sordum.

Çok abartmıştı. Hem böyle sessiz bir çocuğun bu şekilde abartması tuhaf gelmişti. Dediğim gibi devlet sırrı saklıyorduk sanki.

Yaman kafasını olumlu anlamda sallayıp gülümsedi. Aynı şekilde tebessüm edip hiç sormadan yanından çekip gittim. Gerek yoktu ve merakta etmiyordum ama Emir’in yaptığı ayıp gibi gelmişti.

Merak etmesi çok normaldi. Ben bunda yanlış bir şey görmüyordum doğrusu.

Sırama geçip oturduğum sırada Yağız içeri girdi. Beni görünce yüzündeki pişkince sırıtma büyüdükçe büyüdü. Bu hareketine karşılık olarak göz devirdim. Deli çocuk.

Cebimden gelen titreşimle telefonu cebimden çıkarttım.

Göz devirmeden edemedim. Niye yazmıştı? Hemen karar mı vermişti yani?

12/B Dehası: Ne oluyor?

Ananın ki-

12/B Dehası: Görüldü mü yiyorum göz göre göre?

12/B Dehası: Efza.

12/B Dehası: Yanlış bir şey mi söyledim.

12/B Dehası: Cevap vermeyecek misin?

12/B Dehası: Yanına gelip de öğrenebilirim.

Siz: Emir

12/B Dehası: Efendim?

Siz çevrimiçi...

Siz çevrimiçi...

12/B Dehası: Efza?

Siz: Yaptığını ayıp olduğunu düşünüyorum

Siz: Sadece merak etti

Siz: Belki de aynı şeyi yapmayalım boşuna zaman kaybetmeyelim diye sormuştur

Siz: Neyse karar verdim mi bir konuya?

12/B Dehası: Moralin bu yüzden mi bozuldu?

Siz: Hayır.

Siz: Moralimin falan bozulduğu yok

Siz: Sadece yanlış bir tepki verdiğini düşünüyorum

Siz: Takım arkadaşın olarak söylüyorum bunu

12/B Dehası: Özür dilerim.

12/B Dehası: Ama senden.

Siz: Niye ben?

12/B Dehası: Çünkü ondan ölsem özür dilemem.

12/B Dehası: Ben senden, senin gözünde çizdiğim imaj yüzünden özür dilerim.

12/B Dehası: Yoksa bilirsin hiç öyle bir insan değilimdir ;)

Siz: Yooooo

Siz: Bilmem ben

Siz: Aksine senin itselköpek olduğunu düşünüyorum.

12/B Dehası: Off... Vazgeçilmezim.

12/B Dehası: Bayılıyorum bu lakaba.

12/B Dehası: Yalnız, bunu benden başka kimseye söylemiyorsun değil mi?

Siz: Yok, sadece sana özel bu

12/B Dehası: O kadar çok düşündüm ki bir an aldatılmış gibi kalbime dokundu.

Siz: Kskskskskskks

12/B Dehası: Bu ne?

12/B Dehası: Kendini artık bu dille mi ifade edeceksin.

Siz: He, yontunmamış kalas

Siz: Neyse ders zili çalar ve Efza kaçarrr

12/B Dehası: Kaç bakalım.

🌻🌻🌻

Yorum yapın kızz kendinize saklamyın

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 9beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.