1. bölüm / 6
ATEŞ BÖCEĞİ | TEXTİNGBir
Bölümler 6Şu an: Bir
- 1 Bir1.262 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 İki2.613 kelime
- 3 Üç2.532 kelime
- 4 Dört1.387 kelime
- 5 WhatsApp kanalııı2 kelime
- 6 Beş2.518 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Siz: İtselköpek!
Siz: Gıcıksın gıcık!
Siz: Bilerek yaptın değil mi?
Siz: Bu arada tanımadığın biri değilim, bu yüzden engellemeye kalkarsan bozuşuruz.
Siz: Ki seni zaten boğasım var.
Siz: Hâlâ tanımadıysan detay vereyim, coğrafyadan kalmasına sebep olduğun biricik sınıf arkadaşın.
Siz: Neyse seni zaten affediyorum.
Siz: Çünkü senin için dahiyane bir teşekkür ödülü planladım. Çokta bekleyeceğini sanmıyorum, en geç… yarın. Yarına öğrenirsin.
Siz: Kabuslar görmen dileğiyle.
Siz: Zaten yarın ödülü duyduğunda “Bu bir rüya mı?” diyeceksin.
Siz: Hadi bay ;)
“Anneee! Ablam biriyle konuşuyooor!”
Bekle, ne?
Başımı telefondan kaldırmamla kardeşimin bağırarak odamın kapısından o mavi kirpi gibi fırlaması bir oldu. Hangi ara gelmişti o buraya? Hem ablam biriyle mi konuşuyor? Hayır benim dahi kardeşim, ablan birinin başına bela oluyor. Ki bunu yapmak en çok zevk aldıklarım listesinde… beşinci sırada olabilir.
Yalnız karşıdaki rakibimde bunu fazlasıyla hak ediyordu.
Onun yüzünden hayatımın en berbat notunu aldım ve annemlerin bundan haberi yok. Genelde notlarıma bakmazlar, ben söylemediğim dışında toplantıya bile gitmezler. Bana göre çok klasik bir durum oldu bu olay.
Aslında notlarım çok düşük değildi fakat o lanet olan iki ders dışında.
Coğrafya ve Fizik.
Ya bende bir sorun var ya da derste. İkimizde birbirimizi çözmek, anlamak istemiyoruz neden bizi bir araya getiriyorlar. Dertlerimiz bir değil kardeşim. Hem ayrıca ben onun sorunlarını çözüyorum o benimkini değil. Yani bu seans tek taraflı. Bu durum hiç, ama hiç hoşuma gitmedi.
Konudan çok saptım.
Evet, şu anki konumuz…
Kardeşimin yalanı.
Peki bu problemi nasıl çözeriz arkadaşlar? İlk olarak en kolay yöntemi sunuyorum; Dövmek. İkinci, biraz daha zor yolu; Azıcık dövmek.
Ben oyumu ilk olandan yana kullanmak istiyorum.
Telefonu yatağımın herhangi bir köşesine savurup kapıya doğru fırladım. Bir yandan deli gibi bağırıyordum.
“Efe Can! Boş boş konuşma gel buraya!” kapıyı hızla açıp kendimi koridora attım. Ayağımın altındaki halı virajı alamamam ile kaydı. Fakat dengem hiç bozulmadan sesin geldiği yöne doğru koştum.
Küçük bit!
Çok hızlı koşuyordu yahu!
Salona girdiğim an yüzüme vuran sıcak hava ile bir an duraksadım. Oh, çok sıcak… içerde bir taraflarım donmuştu affedersiniz de. Isıtıcıdan yayılan turuncu ışık odaya girer girmez gözümü alsa da direnç gösterip yok saydım.
Bakışlarım oda da dolaşırken koltukta oturan babam ile onun dizlerine yatmış olan anneme değdi. Babam televizyondan açık olan akşam haberleri izliyordu. Bir eli annemin kumral saçlarını okşuyordu ve annem ise çoktan bu hareketle mayışmış hatta kendini uykunun sıcak ve güvenli kollarına bırakmıştı bile.
İşte aşk hocam.
Edebiyat hocam nerede acaba? Hocam bırakın Nazım Hikmet’i, Attilâ İlhan’ı, aşk burada. Alın size en güzel şiir. Acaba ben nasıl birine aşık olacağım?
Babamın bakışları bej renginde kadife olan perde ile benim aramda gidince bir şey demeye çalıştığını anladım. Kaşlarım şüphe ile sorgularcasına kalkarken gözlerimi perdenin alt kısmına çevirdim. Aha! Yakalandın küçük fare!
He. He.
Dudağımın köşesi sinsice kıvrılırken şeytanca bir bakış gönderdim. Elime düştün mavi kirpi, kaçışın yok. Ellerimi birbirine sürterek parmak uçlarımda perdeye yaklaştım. Başımın iki yanında boynuzlarımın çıktığını hissediyordum. E tabi, arkadan da kuyruğum. Sessizce yaklaşıp biraz bekledim. Bu sırada da her adımımda netleşen kesik nefes sesleri geliyordu. Birkaçsaniye daha… “Yakaladım!” demem ile ellerimi perdenin altında saklanan bedeni
tutmam bir oldu.
“Aaaaaa!”
“Ay ne oluyor!”
Kardeşimin çığlığı ve babamın dizlerinden sıçrayarak uyanan annemin cırlaması ile yüzümü buruşturdum. Çok gürültülüler.
Bıcırığın kaçmasını engellemek adına kulağını tutup kıvırdım. Acı içinde birkaç çığlık daha attı. Biraz da yukarı kaldırıyordum kulağını, kulağının kalkmasıyla parmak uçlarında yükselip bir gözünü kırptı. Ağzı yüzü yamulunca bir tane çakasım geldi.
Bu güzel anımıza annemde arkadan eşlik ediyordu tabii. “Daha yeni yıkadım o perdeleri lahana kafalılar!” ve… annemin o meşhur lakapları. Size de teşekkürler pek sevgili annemin kelime daracığını genişleten mutfak. Bize genelde sebze isimleri koyardı, sebebi ise… onu söyleyemiyoruz maalesef.
Neyse, annemin her zamanki hali. Kardeşimin kulağını biraz daha sıkıp dişlerimin arasından tısladım, “Mavi kirpi, ne oldu? Bak düştün elime,” bu dediğime mavi gözlerini devirip kulağını tutan elimi kavradı.
“Mavi kirpi değil, Sonik diyeceksin.” Af
buyur? Büyümüşte beni düzeltiyor.
Bilmiş bir edayla kaşlarımı havaya kaldırıp üstten üstten bakışlar gönderdim. “Mavi kirpi,” demem ile kaşlarını çatarak göz devirdi tekrardan.
“Abla mal mısın?”
“Efe Can!” annemin uyarısıyla suratını astı Efe. Böyle yapınca da biraz yumuşadım aslında. Söylediği yalana karşılık son kez çekip bıraktım kulağını. Ellerimi bel boşluğuma koyup yükümü sol ayağıma verdim.
Efe de kızarmış olan kulağını ovuşturarak bana ters ters baktı, daha çok bakarsın pek sevgili kardeşim. Ona göz devirerek karşılık verdikten sonra babama döndüm. Az önce bağırarak söylenen şeyleri açıklamam gerekiyordu galiba.
Duruşumu düzeltip ellerimi önümde birbirine kenetledim. Evet, Küçük Emrah modu aktif. Yavru kedi bakışlarımı ona diktim, “Baba sen bakma bu afacana, uyduruyor.” Dedim kısık bir ses tonuyla.
Bir süre bakıştık. Gözlerinde hiçbir ifade yoktu, bu kötü bir şey değildi galiba. Elinin altındaki kumandayla kapıyı işaret etti. Heh, bunu anlardım işte, “Odana git kızım.” Diyordu, yani sorun yoktu. Babam yanlış anlamamış. Oh! Çok şükür. Yani şimdi şöyle bir şey var, babam coğrafyadan düşük aldığımı öğrenirse bir problem yoktu. Ama bir çocukla kendimce tartıştığımı öğrenirse bir nebze de olsa kızardı.
Yüzüme yayılan sıcak tebessümle yengeç gibi yan yan yürüyerek odadan çıktım. Karanlık koridorda ilerleyip sağda kalan odama girdim. Evet, kaldık baş başa. Şimdi biraz düşünme aşamasındayız. Konumuz;
Coğrafya dersinden nasıl geçerim?
Aslında aklımda bir plan vardı, gerçi işe yarayıp yaramayacağı bile şüpheliydi. Daha gerçekleşip gerçekleşme-yeceğinden bile emin olmadığım şeyle çocuğu tehdit etmiştim. Ayaklarımı yere sürte sürte yatağa ilerledim ve kendimi yüz üstü yatağa bıraktım. Hocalar bırakmaz diye ummuştum fakat bunlar bırakacaktı beni resmen.
Bırakmamaları gerekiyordu çünkü zaten sınav yılımız. Bu sene üniversite sınavı vardı ki ben daha ne okuyacağıma bile karar verememiştim. Bu da beni ayrıyeten geriyordu. Yüzüm yastığa gömüldüğü için nefesim tükenirken yüzümü yastıktan kaldırdım. Sırt üstü yatmak için döndüğümde bedenimin yarısı yataktan aşağı sarktı.
Kabusu asıl ben yaşıyordum, ben!
Tüm dersleri zar zorda olsa geçmiştim ama bunlardan kalamazdım ya. Gerçi fiziğe daha girmemiştim, onu yarın olacaktık. Ondan korkmuyordum. Çünkü asıl zaten ona çalışmıştım. Of, beynim yandı yemin ediyorum. Küt diye gideceğim şurada.
Neyse yarın düşünecektim artık bir şeyler.
Yattım yerden doğrulup oturur pozisyonuna geçtim. Ve sadece hedefime baktım. Kapının yanında duran tuş. Işığı kapatmadan hayatta uyuyamazdım. Ama üşeniyordum da. Aklıma gelen dahiyane şey ile yatağın kenarında duran küçük topa baktım. Eğilip yerden aldım almasına da ben nasıl tutturacaktım onu?
Hadi kızım, yaparsın sen!
Kendimi de gazladığıma göre başlaya bilirdim. Evet, hazır… ve atış!
Evet, evet, evet…
“Hayır ama ya!” dudaklarımdan çıkan isyanla birlikte sinirle ayağa kalktım. Başaramamıştım. Beceriksizliğin kaçıncı seviyesindeyim acaba. Top duvara çarpıp yerde sekmeye başladı. Onun sesine de ayrı bir gıcık olmuştum. Işığı aynı sinirle kapatıp ayaklarımı sürüye sürüye yatağa gittim. Telefonu alıp yatağın yanındaki prize şarja takıp yatağın içine girdim.
Artık dinlenme vaktiydi. Hem böylece o gıcığı düşünmezdim. Onun yüzündendi işte her şey.
Uzun bir sürenin ardından, kendimi uykuya bırakacağım esna da telefonuma bir bildirim düştü. Gözlerimi aralayıp odaya yayılan ekran ışığına baktım. Kimdi acaba? Ya da bir Trendyol indirimiydi.
Hiç istemeye istemeye telefona uzanıp şarjdan çıkardım. Ekranı yüzüme yaklaştırıp ne olduğuna baktım.
Lan oha!
Yazmış. İyi de saat kaç?
Bekle iyi de mi? Ne iyi de? İyi falan değil.
Saat şu an 23.45. Hâlâ ayakta mı?
Hemen mesajlara girip baktım.
12/B Dehası: İtselköpek mi?
12/B Dehası: Bunun bana söyleneceğini hiç düşünmezdim.
Siz: Bu arada tanımadığın biri değilim, bu yüzden
engellemeye kalkarsan bozuşuruz.
↪ 12/B Dehası: Senin gibi coğrafya dehasını kim unutur.
12/B Dehası: Bir de benimle ne alakası var? Hepsini kendin yaptın. Sınava senin yerine ben girmedim hatırlatırım. Günah keçisi arama.
Siz: Nw aaçmalıyısun sne!
12/B Dehası: Türkçeyi katlettin şu anda.
12/B Dehası: Atam mezarında ters döndü ters.
Siz: Bış yağma
12/B Dehası: Ne? Yağlama mı?
12/B Dehası: Canımı çektirdin, yarın bana yapıp getirmezsen asıl o zaman bozuşuruz.
12/B Dehası: Sözün olsun ;)
Siz: 🐥🔪
Siz: Sne ölmel.
12/B Dehası: Hahahahahahahh
12/B Dehası: Anladım anladım, sana da tatlı rüyalar katil civciv ;)
Bölüm etkileşimi
