7. bölüm / 8
Aşkı BulanAşkı bulan bölüm 7
Bölümler 8Şu an: Aşkı bulan bölüm 7
- 1 Aşkı Bulan bölüm bir198 kelime
- 2 Aşkı bulan bölüm 2198 kelime
- 3 Aşkı bulan bölüm 3573 kelime
- 4 Aşkı bulan bölüm 4189 kelime
- 5 Aşkı Bulan bölüm 5799 kelime
- 6 Aşkı bulan bölüm 6478 kelime
- 7 Aşkı bulan bölüm 7845 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Aşkı bulan bölüm 81.238 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Kafa karışıklığı olmasın murat ve Zeynep'in aşk hikayesi ama daha karşılsşmadılar bile. Karşılaşmadan önceki hayatları)
Murat'ın ağzından...
Yorgunluktan ziyade boşluk hissiyle gözlerimi açtım. Odanın içi buz gibiydi, tıpkı yanımda uyuyan karım gibi. Gece yaşanan o sessiz red, aramızdaki uçurumu daha da derinleştirmişti. Kahvaltıya dair hiçbir hazırlık yoktu, oğlumuzun odasından gelen sesler de kesilmişti; muhtemelen babasının evine gitmişti ya da karım onu erkenden hazırlamıştı. Bu ev, bir yuvadan çok, her köşesi suçlama kokan bir hapishaneydi.
Banyoya gidip yüzüme su çarptım. Aynadaki adama baktım; ruhu çekilmiş, sadece mecburi bir yaşamı sürdüren o adamı tanıyamadım. Giyinip salona çıktığımda onu beklerken buldum. Üzerinde darmadağınık ev kıyafetleri vardı, yüzü ağlamaktan şişmiş ama gözleri daha önce hiç görmediğim kadar kararlı, bir o kadar da nefret doluydu.
"Sonunda teşrif edebildin," dedi sesi titreyerek. "Konuşmamız lazım."
mutfak tezgahındaki kurumuş ekmek kırıntılarına bakarak.
"Her zaman işe geç kalıyorsun, her zaman yorgunsun, her zaman kaçıyorsun!" diye bağırdı. Sesi evde çınlıyordu. "Ama artık kaçamayacaksın Murat. Bitti."
Donup kaldım. "Ne bitti?" dedim, içimde bir yerin sessizce çöktüğünü hissederek.
"Bu! Bu cehennem! Ben artık boşanacağım," dedi, gözlerini gözlerime dikerek. "Bu şekilde yaşamak istemiyorum. Senin bu soğukluğuna, beni bir eşya gibi görmene, zoraki evliliğine daha fazla katlanmayacağım. Babam da 'Arkamda dağ gibi dururuz' dedi, sen yokken de kızıma da bana da bakarız. Artık bitti, anladın mı?"
Cümleler ağır birer kaya gibi üzerime yıkıldı. Şok olmuş gibiydim. Onun bu kadar kararlı olacağını, babasının bu kadar net destek vereceğini tahmin etmemiştim. Boşanmak... Belki de içten içe istediğim, ama dile getirmekten korktuğum o özgürlük müydü bu? Yoksa kızımdan kopma korkusu mu?Sert bir kavga istiyorsan, hadi yapalım," diye hırladı, üzerime yürüyerek. "Bağır, çağır, suçla beni! Ama bu kararımdan dönmeyeceğim. Artık sana ait değilim, kızım da senin bencil hayatının bir kurbanı olmayacak."
Sözleri canımı yakmıyordu, hissizleştiriyordu. Aramızda bir sevgi yoktu, evet; ama bu yıkımın bu kadar çirkin ve ani olması kalbimi sıkıştırdı. Onun bana olan bu kadar derin öfkesi, benim kendime olan öfkemle birleşti.
Tek kelime edemedim. O ise konuşmaya devam ediyordu uzun zamandır beklermiş gibi her şeyi söylemek istiyordu.
Figen
- o gece birlikte olurken yaşadıgımız şey sadece bnm hatam değildi. Bnce hata bile değildi. Kızımız oldu ve gerçekten sana aşık olduğumu düşündüm. O geceki nazik kibar adamı bir daha hiç göremedim. Ama kes artık sadece bnm sıçummuş gibi davranmayı.
Tartışmak, kendini savunmak ya da yalvarmak... Hiçbiri bir şey değiştirmeyecekti. Ceketimi asılı olduğu yerden kaptım. Onun gözlerinin içine baktım; nefretle değil, dondurucu bir sessizlikle... Ve kapıyı arkamdan kapatıp çıktım.
Merdivenleri hızla indim. Apartmanın çıkışında soğuk sabah havası yüzüme vurdu, ama içimdeki yangını söndürmeye yetmedi. Otoparka yürüdüm, arabamın anahtarını cebimden çıkarırken ellerim titriyordu. Motoru çalıştırdığımda, gürültü salondaki o sessiz yıkımın yankısı gibiydi.
Hızla garajdan çıktım. Trafik yoğunlaşmıştı ama ben yolları görmüyordum. Karımın kararlı sesi kulaklarımda yankılanıyordu: "Boşanacağım. Babam arkamda..."
Yazarın anlatımıyla devam ediyor.
Murat hışımla evden çıkıp gittikten sonra karısı ağlayarak babasını arar.
"Baba, ben daha fazla dayanamıyorum. Murat yüzüme bile bakmıyor, bana yabancı gibi. Ben bu evde mahvoluyorum, gel beni ve çocuğumu al, boşanmak istiyorum" der.
Babası kızını teselli eder: "Tamam kızım, sakin ol. Sen benim canımsın, arkanda ben varım ama hemen fevri hareket etmeyin. Bak çocugunuz var.Ben bir Murat'ın ailesiyle konuşayım, ne oluyor anlayalım" diyerek kızı yatıştırır.
figenin babası muratın annesini arar.
Sesi hem öfkeli hem de üst perdedendir: "Biz size kızımızı emanet ettik ama kızım ağlayarak beni arıyor. Boşanmaktan bahsediyorlar! Murat kızıma soğuk davranıyormuş, evi terk edip gidiyormuş. Siz bu oğlanla konuşmayacak mısınız? Eğer bu evlilik yürümeyecekse söyleyin,gelip kızımı da torunumu da alayım!"
Murat'ın ailesi durumu öğrenince küplere biner. Ailede boşanma bir "leke" veya prestij kaybı olarak görüldüğü için Murat'a asla böyle bişey yapmasına izin vermezler. Muratı arayıp yanlarına çağırırlar.
Murat ailesiyle yüzleştiğinde büyük bir baskı görür: "Aileni, çocuğunu dağıtamazsın! Elaleme maskara mı olacağız? Yuvanı toparla, karının gönlünü al" denir.
Murat, hem çocuğundan kopmamak hem de ailesinin bu yoğun baskısına karşı koyacak gücü kendinde bulamadığı için istemeye istemeye eve dönüp evliliği sürdürmeyi kabul eder.Murat arabadan inip bir çiçekçiye girer. Dükkandaki renk renk çiçeklere bakar ama hiçbiri ona heyecan vermez. Rastgele, şık bir buket seçer. Yanına da karısının seveceği küçük, zarif bir hediye kutusu alır.
Kendi kendine söylenir: "Belki de hata bendedir... Biraz çabalasam, kibar olsam düzelir miyiz?"
Eve varır, elinde çiçek ve hediye paketiyle kapının önünde bir süre bekler. Derin bir nefes alıp anahtarla değil, zille çalar bir konuk gibi, nezaketle.
Karısı kapıyı açtığında karşısında elinde çiçeklerle Murat’ı görünce şaşırır. Yüzündeki o sert, öfkeli ifade bir anlık kırılır ama temkinli kalmaya devam eder.
Murat çiçeği uzatır, gülüsemeye çalışarak yumuşak bir ses tonuyla lafa girer:geçen geceki gerginlik için üzgünüm. Seni kırdığımın farkındayım... Şehrin karmaşası, iş güç derken seni ve evimizi ihmal ettim. Şunu senin için aldım, belki biraz olsun yüzünü güldürür."
Karısı çiçeği alır, koklar. Aramızdaki o buz dağı bir anda erimez ama karısının da yelkenleri biraz suya iner: "Teşekkür ederim Murat... Ben de sadece mutlu olmak istiyorum, hepsi bu" der.
Kocasına sarılır. Ve ağlar. Murat:
- figen tamam yapma. Buradayım.
Akşam birlikte yemeğe otururlar. Murat her zamankinden daha kibar, daha naziktir; tabağını doldurur, hatırını sorar.
Ancak ikisi de içten içe bilir ki bu kibarlık aşk değil, sadece bir mecburiyet ve çabadır. Murat'ın kalbi hâlâ boştur, ruhu hâlâ o evde sıkışıp kalmıştır.
Bölüm etkileşimi
