5. bölüm · 🐺 AŞİRET: 🐺 AŞİRET: GERÇEK AİLEM — KURT DOĞUŞUYıll
4
BÖLÜM 4 — YILLAR ÖNCE
Mardin'de sabah daha yeni ağarıyordu.
Konağın taş duvarlarına vuran ilk ışıklar avluyu yavaş yavaş aydınlatırken evin içinde de günün telaşı başlamıştı. Mutfaktan tabak çanak sesleri geliyor, çalışanlar kahvaltı hazırlığı için bir o yana bir bu yana koşturuyordu.
Leyla ise yatağında gözlerini açmış, tavana bakıyordu.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Ne zaman gözlerini kapatsa aynı görüntüler karşısına çıkıyordu.
Yıllar önceki o hastane...
Koridorda koşuşturan insanlar...
Doktorların telaşlı konuşmaları...
Ve kucağına verilen küçücük bir bebek.
Leyla gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Yeter artık.”
Kendi kendine söylediği bu sözün hiçbir işe yaramadığını biliyordu.
Çünkü bazı şeyler insanın aklından çıkmıyordu.
Üstelik yıllardır konuşulmayan bir konu, son birkaç gündür yeniden karşısına çıkmaya başlamıştı.
Leyla yataktan kalkıp pencerenin önüne geçti.
Dışarı baktı.
Mardin sabahı her zamanki gibi güzeldi ama onun içindeki huzursuzluk gitmiyordu.
Tam o sırada kapı açıldı.
Rauf içeri girdi.
Leyla dönüp ona baktı.
“Sen de mi erkencisin?”
Rauf cevap vermeden birkaç saniye karısını izledi.
“Uyuyamadım.”
Leyla başını eğdi.
“Ben de.”
Rauf pencerenin yanına geldi.
“Dün söylediklerimi düşündün mü?”
Leyla neyi kastettiğini anlamıştı.
“Düşünmek istemiyorum.”
“Leyla.”
“Rauf, yıllar geçti.”
“Geçti.”
“Çocuklar büyüdü. Herkes kendi hayatını kurdu. Neden şimdi tekrar açıyoruz bu konuyu?”
Rauf derin bir nefes aldı.
“Çünkü hastaneden aradılar.”
Leyla'nın yüzü değişti.
“Ne söylediler?”
“Eski kayıtlar inceleniyormuş.”
“Ne kaydı?”
Rauf cevap vermeden önce cebinden katlanmış bir kağıt çıkardı.
“Doğum kayıtları.”
Leyla kağıda bakınca birkaç saniye konuşamadı.
“Hayır…”
“Leyla, sadece bir kayıt. Henüz kesinleşmiş hiçbir şey yok.”
“Ama o gece…”
“Biliyorum.”
Rauf'un sesi bu kez daha yumuşaktı.
“İki bebeğin aynı gece doğduğunu biliyoruz. Kayıtlarda da bazı tutarsızlıklar var.”
Leyla kağıdı eline aldı.
Gözleri satırların üzerinde dolaştı.
“Bunca yıl sonra bunu nasıl bulmuşlar?”
“Dijital arşive aktarırken.”
Leyla'nın parmakları titredi.
“Ya gerçekten bir hata olduysa?”
Rauf sustu.
Leyla onun yüzüne baktı.
“Rauf.”
“Önce emin olacağız.”
“Ya…”
Leyla cümlesini tamamlayamadı.
Rauf elini onun omzuna koydu.
“Şimdilik kimseye bir şey söylemeyeceğiz.”
Leyla başını salladı.
Ama ikisi de biliyordu.
Artık yıllardır kapalı tuttukları bir kapı yeniden aralanmıştı.
---
İstanbul'da ise Ezra güne her zamanki gibi erken başlamıştı.
Duşunu aldıktan sonra aynanın karşısında saçlarını düzeltirken yüzüne dikkatlice baktı.
Son birkaç gündür kendisini gerçekten tuhaf hissediyordu.
Uykusuz değildi.
Hasta da değildi.
Ama sanki çevresindeki her şey daha belirgin hâle gelmişti.
Mutfaktan gelen kahve kokusunu odasından bile alabiliyor, sokaktan geçen arabaların sesini normalden daha net duyuyordu.
Bir de o küçük çizik vardı.
Parmağına baktı.
Yine hiçbir iz yoktu.
Ezra kaşlarını çattı.
“Bunun bir açıklaması olmalı.”
Çantasını alıp odasından çıktı.
Mutfakta Kazım oturuyordu.
Aren telefonuyla ilgileniyor, Rebeka ise kahvaltıyı hazırlıyordu.
Ezra içeri girdi.
“Günaydın.”
Bu kez Rebeka başını kaldırdı.
“Günaydın kızım.”
Ezra hafifçe gülümsedi.
“Günaydın anne.”
Sandalyeye oturdu.
Kazım gazeteyi katlayıp ona baktı.
“Bugün işten sonra eve gel.”
Ezra kaşlarını kaldırdı.
“Yine mi?”
“Ne yine mi?”
“Son birkaç gündür sürekli bunu söylüyorsun.”
Kazım bir süre sustu.
“Akşam konuşacağız.”
“Ne konuşacağız?”
“Akşam.”
Ezra babasının yüzüne baktı.
Bir şeylerin ters gittiği belliydi.
“Tamam.”
Kahvaltısını hızlıca yaptı.
Tam çıkacakken Rebeka arkasından seslendi.
“Ezra.”
Ezra döndü.
“Efendim?”
Rebeka birkaç saniye kızına baktı.
“Dikkatli git.”
Ezra gülümsedi.
“Merak etme.”
Kapıdan çıktı.
Rebeka ise onun arkasından uzun süre baktı.
İçinde nedenini açıklayamadığı bir sıkıntı vardı.
---
Öğleye doğru Ezra'nın telefonu çaldı.
Ofisten arıyorlardı.
“Ezra, Mardin'deki proje için yarınki toplantıyı kesinleştirdiler.”
Ezra masasındaki çizimlerden başını kaldırdı.
“Mardin mi?”
“Evet.”
“Ne kadar kalacağım?”
“Şimdilik bir gün. Gerekirse uzatırız.”
Ezra birkaç saniye düşündü.
“Tamam. Giderim.”
Telefon kapandı.
Ezra bilgisayar ekranına baktı.
Mardin...
Nedense bu şehir adını duyduğu anda içinde tuhaf bir his oluşmuştu.
Daha önce doğru düzgün gitmemişti.
Ama sanki bir yerlerden tanıyormuş gibi geliyordu.
“Saçmalama.”
Kendi kendine gülüp yeniden çizimlerine döndü.
---
Aynı saatlerde Karahan Konağı'nda Rauf, çalışma odasında eski dosyaları masanın üzerine yaymıştı.
Baran içeri girdi.
“Baba, beni çağırmışsın.”
Rauf başını kaldırdı.
“Gel.”
Baran masaya yaklaştı.
“Bir şey mi oldu?”
Rauf cevap vermeden dosyalardan birini ona uzattı.
“Buna bak.”
Baran dosyayı aldı.
İlk birkaç satırı okudu.
Sonra kaşları çatıldı.
“Bu ne?”
“Eski hastane kaydı.”
Baran sayfayı çevirdi.
“İki bebek…”
Rauf başını salladı.
“Evet.”
“Bunların bizimle ne ilgisi var?”
Rauf cevap vermekte zorlandı.
Leyla odanın diğer tarafında sessizce oturuyordu.
Baran annesine baktı.
“Anne?”
Leyla gözlerini kaçırdı.
Rauf sonunda konuştu.
“Senin kız kardeşin doğduğu gece hastanede bir karışıklık yaşanmış olabilir.”
Baran'ın yüzündeki ifade değişti.
“Olabilir mi?”
“Henüz kesin değil.”
“Peki yıllardır neden bundan bahsetmediniz?”
Leyla'nın gözleri doldu.
“Çünkü o zamanlar kimse böyle bir şey olduğunu düşünmedi.”
Baran dosyaya tekrar baktı.
“Peki şimdi neden şüpheleniyorsunuz?”
Rauf parmağıyla kayıtların üzerindeki bir bölümü gösterdi.
“Burada sonradan değiştirilmiş bir bilgi var.”
Baran uzun süre o satıra baktı.
“Yani…”
Cümlesini tamamlayamadı.
Rauf da tamamlamadı.
Birkaç saniye sonra Baran sessizce sordu:
“Bizim kızımız başka bir ailede büyümüş olabilir mi?”
Leyla gözlerini kapattı.
“Bilmiyoruz.”
Baran başını eğdi.
“Bunu öğrenmemiz gerekiyor.”
Rauf başını salladı.
“Öğreneceğiz.”
---
Akşam yemeğinde Karahan ailesinin havası her zamankinden daha sessizdi.
Rauf sofranın başında oturuyor, Leyla yanında sessizce yemeğini karıştırıyordu.
Baran'ın yüzündeki düşünceli ifade dikkatlerden kaçmıyordu.
Karan sonunda dayanamadı.
“Bir sorun mu var?”
Rauf oğullarına baktı.
“Bazı eski kayıtlarla ilgili bir mesele çıktı.”
Miran başını kaldırdı.
“Ne kaydı?”
Rauf birkaç saniye düşündü.
“Yıllar önce hastanede yaşanan bir karışıklık.”
Masadaki herkes birbirine baktı.
Aras kaşlarını çattı.
“Ne karışıklığı?”
Baran cevap verdi.
“İki bebeğin kayıtlarıyla ilgili bir sorun olabilir.”
Dilan şaşkınlıkla annesine baktı.
“Anne?”
Leyla konuşmak yerine ellerini birbirine kenetledi.
Sarya sessizce sordu:
“Yani ne demek bu?”
Rauf sakin kalmaya çalışarak konuştu.
“Henüz hiçbir şey kesin değil. Sadece eski kayıtların yeniden incelenmesi gerekiyor.”
Miran sandalyesine yaslandı.
“Peki diğer bebek nerede?”
Bu soru masada uzun bir sessizlik oluşturdu.
Rauf başını iki yana salladı.
“Bilmiyoruz.”
Kimse başka bir şey sormadı.
Çünkü cevaplanmayan o soru, herkesin aklına aynı ihtimali getirmişti.
---
Gece olduğunda Eliza odasında yalnızdı.
Telefonuna gelen mesajı açtı.
Eski kayıtlar yeniden inceleniyor.
Eliza'nın yüzündeki ifade değişti.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra telefonu yatağın üzerine bıraktı.
Dolabın önüne gitti.
En alt çekmeceyi açtı.
İçindeki küçük kutuyu çıkardı.
Kutuyu elinde tutarken gözleri bir an boşluğa daldı.
Yıllardır kimseye söylemediği şeyi düşünüyordu.
O gece yaşananları biliyordu.
Kayıtların karıştığını biliyordu.
Ezra'nın kim olduğunu da biliyordu.
Ama bunu kimseye söylememişti.
Özellikle de onun peşinde olan insanlara.
Çünkü Eliza'nın hayatında ailesinin bilmediği başka bir taraf vardı.
Kurt soyunun peşindeki gizli oluşumla bağlantısı...
Ve bu bağlantının içinde taşıdığı sırlar.
Eliza kutuyu yerine koydu.
Çekmeceyi kapatıp kilitledi.
“Şimdi değil.”
Telefonunu aldı.
Mert'ten mesaj gelmişti.
Bu akşam geliyor musun?
Eliza birkaç saniye düşündü.
Hayır. Evdeyim.
Telefonu kapattı.
---
Ertesi sabah Ezra havaalanına doğru yola çıktı.
Mardin'e gidecekti.
Bu sadece bir iş toplantısıydı.
En azından Ezra'nın bildiği kadarıyla.
Uçakta cam kenarındaki yerine oturduğunda dışarı baktı.
Şehir yavaş yavaş geride kalırken çantasındaki proje dosyasını kontrol etti.
Her şey tamamdı.
Telefonunu kapatmadan önce annesinden gelen mesaja baktı.
Dikkatli git. Vardığında haber ver.
Ezra mesajı okuyunca küçük bir gülümseme oluştu yüzünde.
Tamam anne.
Telefonu kapattı.
Başını koltuğa yasladı.
Bir süre sonra gözlerini kapattı.
Mardin'e gidiyordu.
Bilmediği şey ise, yıllardır kendisinden saklanan bir gerçeğin artık çok yakında olduğuydu.
Ama o gerçeğin ne olduğunu henüz bilmiyordu.
Karahan Konağı'nda ise Rauf, eski dosyaların yeniden incelenmesi için gereken belgeleri toplamaya başlamıştı.
Leyla'nın aklında tek bir soru vardı:
Yıllar önce kucağına aldığı çocuk gerçekten kendi çocuğu muydu?
Bu sorunun cevabı bulunduğunda, yalnızca geçmiş değişmeyecekti.
Bugün yaşayan herkesin hayatı da değişecekti.
