24. bölüm · 🐺 AŞİRET: 🐺 AŞİRET: GERÇEK AİLEM — KURT DOĞUŞUYıll

22

BengüKalem@ KaderSatırları

22. BÖLÜM — ZEHİR

Sabah olduğunda konakta kahvaltı hazırlanmıştı.

Rauf ve Leyla masanın başında oturuyor, Miran, Aras, Karan ve Baran da kahvaltılarını yapıyordu. Çalışanlar bir yandan çayları tazeliyor, bir yandan sofradaki eksikleri tamamlıyordu.

Ezra ise hâlâ odasındaydı.

“Ezra nerede kaldı?” diye sordu Leyla.

Baran saate baktı.

“Daha yeni uyandıysa birazdan gelir.”

Tam o sırada Ezra merdivenlerden indi.

“Günaydın.”

“Günaydın kızım,” dedi Rauf.

Ezra sandalyesine otururken hafifçe nefes verdi.

“Geç kaldım, kusura bakmayın.”

Aras gülümsedi.

“Bugünlük affettik.”

Ezra ona bakıp küçük bir gülümsemeyle karşılık verdi.

“Sağ ol.”

Çalışanlardan biri Ezra'nın önüne çay bıraktı. Ezra bardağı eline alıp birkaç yudum içti. İlk başta hiçbir şey olmadı.

Sonra yüzündeki ifade değişti.

Elini masanın kenarına koydu.

Baran hemen fark etti.

“Ezra?”

Ezra başını kaldırdı.

“Bir şey yok.”

Ama sesi eskisi kadar güçlü çıkmıyordu.

Birkaç saniye sonra gözlerini kapattı.

“Başım dönüyor.”

Baran sandalyesini geriye itti.

“İyi misin?”

Ezra cevap vermeye çalışırken eli titredi ve bardağı masaya bıraktı.

“Biraz kötü oldum.”

Aynı anda Miran'ın da yüzü değişti.

“Bir dakika…”

Aras elini alnına götürdü.

“Ben de garip hissediyorum.”

Karan sandalyesinde doğruldu.

“Ben de.”

Rauf ayağa kalktı.

“Ne oluyor size?”

Leyla hemen Ezra'nın yanına gitti.

“Kızım, bana bak.”

Ezra gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu.

“Bilmiyorum…”

Baran hemen yanına geçti.

“Tamam, yavaş.”

Ezra ayağa kalkmaya çalıştı ama dengesini kaybedince Baran onu tuttu.

“Dur, kalkma.”

“Çok kötü oldum.”

Miran da Ezra'nın diğer tarafına geçti.

“Yatağına götürelim.”

Aras ve Karan da yanlarına geldi.

Üç kardeş Ezra'nın etrafında dururken Baran onu dikkatlice odasına götürdü.

Ezra yatağa uzandığında gözlerini kapattı.

“Çok kötü hissediyorum.”

Baran yatağın kenarına oturdu.

“Buradayım.”

Miran kapının yanında durmuş, Ezra'yı izliyordu.

Aras sessizce sordu:

“Daha önce böyle bir şey olmuş muydu?”

Ezra başını hafifçe salladı.

“Hayır.”

Karan'ın yüzü gerildi.

“Masadaki herkesin aynı anda kötüleşmesi normal değil.”

Baran ona baktı.

“Bence de değil.”

Miran'ın aklına önceki yaşananlar geldi.

“Kurt zehri olabilir mi?”

Baran hemen cevap vermedi.

Ezra gözlerini açmaya çalıştı.

“Kurt zehri mi?”

Baran ona döndü.

“Bilmiyoruz.”

Ezra'nın nefesi biraz hızlandı.

“Ben… daha önce böyle bir şey görmedim.”

Baran elini omzuna koydu.

“Tamam, korkma. Daha önce gördüğümüz kadar ağır değil.”

Miran başını salladı.

“Evet. Ama yine de dikkatli olmamız gerekiyor.”

Aras kapıya baktı.

“Doktoru çağıralım.”

“Çağırdım bile,” dedi Karan.

Baran yeniden Ezra'ya döndü.

Ezra gözlerini kapatıp bir süre sessiz kaldı. Sonra güçlükle konuştu.

“Baran…”

“Efendim?”

“Bana ne oluyor?”

Baran'ın yüzündeki endişe daha da belirginleşti.

“Bilmiyorum ama öğreneceğiz.”

Ezra onun elini tuttu.

“Gitme.”

Baran hiç düşünmeden cevap verdi.

“Gitmem.”

Miran, Aras ve Karan birbirlerine baktılar.

Bu kez hiçbirinin içinde şüphe yoktu.

Sadece kardeşlerinin iyi olmasını istiyorlardı.

Baran ise Ezra'nın yanında oturmaya devam etti.

“Merak etme,” dedi sakin bir sesle. “Hepimiz buradayız.”

Ezra gözlerini kapattı.

İlk kez üç abisiyle Baran'ın aynı anda yanında olduğunu hissediyordu.

Ve o an, korkusunun içinde bile artık yalnız olmadığını biliyordu.