22. bölüm · 🐺 AŞİRET: 🐺 AŞİRET: GERÇEK AİLEM — KURT DOĞUŞUYıll
21
21. BÖLÜM — YA SİZ DE KÖTÜ ABİ OLURSANIZ?
Kahvaltı masasına oturduğumda yine aynı sessizlik vardı.
Kimse doğru düzgün konuşmuyordu.
Baran ara sıra bana bakıyor, Rauf ve Leyla sessizce kahvaltılarını yapıyordu. Miran, Aras ve Karan ise sanki söyleyecekleri bir şey varmış gibi susuyordu.
Bir süre dayanabildim.
Sonra Miran'a baktım.
“Bir şey mi diyeceksin?”
Miran başını kaldırdı.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Çünkü sabahtan beri bana bakıyorsun.”
“Bakamaz mıyım?”
“Bakarsın.”
Çatalımı tabağıma bıraktım.
“Ama bir şey söyleyeceksen söyle.”
Aras araya girdi.
“Ezra, her şeyi neden hemen tartışmaya çeviriyorsun?”
Ona döndüm.
“Ben mi çeviriyorum?”
“Evet.”
“Tamam, söyleyin o zaman. Ne var?”
Karan birkaç saniye sustuktan sonra konuştu.
“Dün gece Baran'la ne konuştunuz?”
“Niye soruyorsun?”
“Merak ettim.”
“Gerçekten sadece merak mı?”
Karan kaşlarını çattı.
“Her şeyi şüpheyle karşılamasan keşke.”
Bu söz canımı sıktı.
“Bana bunu söyleyen siz misiniz?”
Masada yine sessizlik oldu.
Miran derin bir nefes aldı.
“Biz sadece dikkat ediyoruz.”
“Neye dikkat ediyorsunuz?”
“Her şeye.”
“Bu cevap değil.”
Aras söze girdi.
“Ezra, sen de bizi biraz anlamaya çalış.”
“Çalışıyorum zaten.”
“Bazen öyle görünmüyor.”
Başımı eğip birkaç saniye sustum.
Sonra tekrar onlara baktım.
“Peki siz beni anlamaya çalışıyor musunuz?”
Kimse cevap vermedi.
Miran konuştu.
“Biz Eliza yüzünden—”
“Yine Eliza.”
Sesim istemeden yükseldi.
“Ne yaparsam yapayım konu dönüp dolaşıp ona geliyor.”
“Çünkü onu unutamayız.”
“Ben de unutamam.”
Miran sustu.
“Ben de onun yaptıklarını yaşadım,” dedim. “Ben de ne yaptığını biliyorum. Ama ben onun yaptığı şeyleri yapmadım.”
Aras bana baktı.
“Bunu nereden bilelim?”
İşte o cümleyle içimde bir şey koptu.
“Bilmiyorsunuz.”
Sesim bu kez daha sakindi.
“Çünkü beni tanımıyorsunuz.”
Karan başını kaldırdı.
“Daha yeni tanıştık.”
“Evet.”
Başımı salladım.
“Ben de sizi daha yeni tanıdım.”
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra Miran söyledi.
“Ya sen de Eliza gibi olursan?”
Gözlerimi kapattım.
Bu cümleyi duymak artık gerçekten canımı yakıyordu.
Gözlerimi açıp Miran'a baktım.
“Bunu gerçekten hâlâ sorabiliyor musunuz?”
“Ezra…”
“Hayır, söyle.”
Ayağa kalktım.
“Ya ben de Eliza olursam, öyle mi?”
Aras cevap vermedi.
“Her gün bunu düşünüyorum zaten.”
Sesim titremeye başladı.
“Ben de korkuyorum. Ne olduğumu tam bilmiyorum. Başına ne geleceğini bilmediğim bir şey yaşıyorum. Bir yandan ailemi yeni bulmuşum, bir yandan kendimi anlamaya çalışıyorum.”
Gözlerim doldu.
“Bir de siz bana sürekli ‘Ya Eliza gibi olursan?’ diyorsunuz.”
Baran sessizce bana baktı.
Miran'ın yüzündeki sertlik biraz azaldı ama yine de konuşmadı.
Ben devam ettim.
“Peki ya siz?”
Üçüne birden baktım.
“Ya siz de kötü abi olursanız?”
Masada çıt çıkmadı.
Aras'ın yüzü değişti.
“Ne demek istiyorsun?”
“Şunu diyorum…”
Sesim bu kez kırılmıştı.
“Ben sizi tanımaya çalışıyorum. Her şeye rağmen sizi kardeşim olarak görmeye çalışıyorum. Ama siz daha beni tanımadan hakkımda karar verirseniz ne olacak?”
Karan gözlerini kaçırdı.
“Biz sadece korkuyoruz.”
“Ben de korkuyorum.”
Bu kez hemen cevap verdim.
“Ben de korkuyorum.”
Bir an sustum.
“Ben sizin yanınızda büyümedim. Sizi tanımıyorum. Siz de beni tanımıyorsunuz. Ama ben size her baktığımda ‘Acaba bunlar bana zarar verir mi?’ diye düşünmüyorum.”
Miran başını kaldırdı.
Ezra devam etti.
“Çünkü kardeşim olduğunuzu öğrenince size bir şans verdim.”
Sesim iyice kısıldı.
“Ben de sizden aynısını istiyorum.”
Kimse konuşmadı.
Rauf bana bakıyordu.
Leyla sessizce başını eğmişti.
Baran ise yerinden kalkmadan beni izliyordu.
Miran sonunda konuştu.
“Biz seni kardeşimiz olarak görüyoruz.”
“Öyleyse bana da kardeşinizmişim gibi davranın.”
Miran sustu.
Aras derin bir nefes aldı.
“Bunu yapmaya çalışıyoruz.”
“Bazen hiç öyle görünmüyor.”
Karan bu kez daha sakin konuştu.
“Belki de biz de alışamadık.”
Başımı salladım.
“Ben de alışamadım.”
Sonra sandalye kenarına oturdum.
“İşte mesele bu.”
Baran sonunda konuştu.
“Kimsenin bir günde alışmasını beklemiyor.”
Bana baktı.
“Sen de kendini anlatmak zorunda hissetme. Zamanla birbirinizi tanırsınız.”
Bu kez itiraz etmedim.
Sadece önümdeki tabağa baktım.
Hâlâ kırgındım.
Abilerim hâlâ bana tamamen güvenmiyordu.
Ben de onların korkularını tamamen silemezdim.
Ama en azından ilk defa korkularını yüzlerine söylemiştim.
Ve onlar da ilk defa benim korkumu duymuştu.
