19. bölüm · 🐺 AŞİRET: 🐺 AŞİRET: GERÇEK AİLEM — KURT DOĞUŞUYıll
18
18. BÖLÜM — ARADAKİ MESAFE
Ezra, Mardin'e geleli birkaç gün olmuştu.
Konağın düzenine alışmaya çalışıyordu. Sabahları erkenden uyanıyor, aşağı indiğinde herkesin çoktan ayakta olduğunu görüyordu. Birileri avluda konuşuyor, mutfaktan kahvaltı kokuları geliyor, kapılar açılıp kapanıyordu.
Bütün bunlar artık yabancı değildi.
Yabancı olan, insanların ona bakışlarıydı.
Özellikle kardeşlerinin.
Bunu kimse açık açık söylemiyordu.
Zaten söylemelerine de gerek yoktu.
Ezra salona girdiğinde konuşmaların bir anda kesilmesi yetiyordu.
Bazen yanlarından geçerken telefonlarını masaya bırakıyorlardı.
Bazen de kendi aralarında konuşurken Ezra yaklaştığında konuyu değiştiriyorlardı.
İlk başta tesadüf olduğunu düşünmüştü.
Sonra bunun tesadüf olmadığını anlamıştı.
---
Kahvaltıda Ezra masaya oturduğunda Baran ona çay uzattı.
“Al.”
“Sağ ol.”
Ezra bardağı eline aldı.
Miran o sırada telefonuna bakıyordu.
Ezra'nın telefonu masanın üzerinde titreşti.
Ekrana baktı.
Şirketten mesaj gelmişti.
Tam telefonu eline alacakken Miran'ın gözünün telefona kaydığını fark etti.
Ezra telefonu açıp mesajı okudu.
“Bugün şirkete gideceğim,” dedi.
Aras başını kaldırdı.
“Tek başına mı?”
Ezra ona baktı.
“Evet.”
Aras hiçbir şey söylemeden önündeki tabağa döndü.
Ezra birkaç saniye bekledi.
“Neden?”
“Ne neden?”
“Öyle sordun.”
Aras omuz silkti.
“Bir şey yok.”
Ezra cevap vermedi.
Kahvaltıya devam etti.
Bir süre sonra ayağa kalktı.
“Ben hazırlanayım.”
Merdivenlere yöneldi.
Ezra uzaklaşınca Aras alçak sesle konuştu.
“Telefonu sürekli elinde.”
Miran ona baktı.
“Bırak.”
“Ben sadece—”
“Duyuyor.”
İkisi birden sustu.
Ezra merdivenin başında durmuştu.
Bir an aşağı baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden odasına çıktı.
Kapıyı kapattığında derin bir nefes aldı.
Beni gerçekten izliyorlar.
Bunu düşünmek canını sıkmıştı.
Ama asıl canını sıkan, onlara kızarken bile neden böyle davrandıklarını anlayabiliyor olmasıydı.
Eliza'dan sonra güvenmek kolay değildi.
Yine de insan kendi kardeşlerinin yanında sürekli kendisini açıklamak zorunda kalmak istemiyordu.
---
Öğleden sonra şirkete gitmek için aşağı indiğinde Karan kapının yanında duruyordu.
“Ben bırakayım.”
Ezra şaşırdı.
“Gerek yok. Kendim giderim.”
“Babam söyledi.”
Ezra Rauf'a baktı.
Rauf salondan:
“İstersen Karan bıraksın.”
dedi.
Ezra başını salladı.
“Tamam.”
Karan anahtarlarını aldı.
Arabaya bindiklerinde birkaç dakika sessizlik oldu.
Ezra camdan dışarı bakıyordu.
Sonunda dayanamadı.
“Beni gerçekten korumak için mi götürüyorsun?”
Karan gözlerini yoldan ayırmadı.
“Evet.”
“Yoksa kontrol etmek için mi?”
Karan cevap vermedi.
Ezra ona baktı.
“Anladım.”
Bir süre sonra Karan:
“Yanlış anlama.”
dedi.
Ezra hafifçe güldü.
“Son zamanlarda bunu çok duyuyorum.”
Karan'ın yüzünde kısa bir ifade oluştu ama cevap vermedi.
---
Akşam Ezra konağa döndüğünde salonda üç kardeşi vardı.
Miran ayağa kalktı.
“Telefonun nerede?”
Ezra durdu.
“Ne?”
“Az önce aradım.”
Ezra cebinden telefonunu çıkardı.
“Şarjdaydı.”
Miran başını salladı.
“Tamam.”
Ezra telefonu tekrar cebine koydu.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
Ezra birkaç saniye onlara baktı.
“Peki.”
Merdivenlere yöneldi.
Arkasından Aras'ın sesi geldi.
“Ezra.”
Ezra döndü.
“Efendim?”
“Şirkette kimlerle çalışıyorsun?”
Ezra'nın kaşları çatıldı.
“Ne demek kimlerle?”
“İnsanları merak ettim.”
Ezra birkaç saniye sessiz kaldı.
“Çalıştığım ekip var.”
“İsimlerini biliyor musun?”
Bu kez Ezra'nın yüzündeki ifade değişti.
“Tabii biliyorum.”
“Tamam.”
Aras başka bir şey söylemedi.
Ezra merdivenleri çıkarken içinden:
Bu normal bir merak değil.
diye geçirdi.
---
Gece herkes odasına çekildiğinde Ezra mutfaktan su almak için aşağı indi.
Koridora çıktığında Miran ile Aras'ın konuştuğunu duydu.
Adımını yavaşlattı.
“Ben hâlâ emin değilim,” diyordu Aras.
Miran'ın sesi daha alçaktı.
“Ne konusunda?”
“Her şeyin bu kadar kolay olmasından.”
Ezra olduğu yerde kaldı.
“DNA sonucu ortada.”
“Biliyorum.”
“Daha ne istiyorsun?”
“Hiçbir şey.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Aras:
“Eliza da ilk zamanlarda böyle değildi.”
Ezra'nın içi bir anda sıkıştı.
Miran cevap vermedi.
Ezra daha fazla dinlemek istemedi.
Sessizce geri dönüp odasına çıktı.
Kapıyı kapattığında yatağın kenarına oturdu.
Bir süre ellerine baktı.
Eliza gibi mi görüyorlar beni?
Bu düşünce aklına girince çıkmadı.
“Ben ona benzemiyorum.”
Sesi odada yankılandı.
Ama bunu kime söylediğini kendisi de bilmiyordu.
Bir süre sonra başını ellerinin arasına aldı.
İçinde kızgınlık vardı.
Kırgınlık vardı.
Bir de garip bir korku.
Ya ne kadar uğraşırsa uğraşsın onları ikna edemezse?
Ya bir gün Rauf ve Leyla dışında herkes ona sırtını dönerse?
Tam o sırada kapı hafifçe çaldı.
Ezra başını kaldırdı.
“Kim?”
“Benim.”
Baran.
“Gel.”
Baran içeri girdi.
Ezra'nın yüzüne baktığında bir şey olduğunu hemen anladı.
“Ne oldu?”
“Bir şey yok.”
Baran kaşını kaldırdı.
“Sen de artık ‘bir şey yok’ demeye başladın.”
Ezra istemeden güldü.
Sonra yüzü tekrar düştü.
“Beni Eliza'ya benzetiyorlar.”
Baran birkaç saniye sustu.
“Kim?”
Ezra cevap vermedi.
Baran anladı.
“Onlar.”
Ezra başını salladı.
“Ben onların kardeşiyim. Bunu biliyorum. Ama bazen… sanki misafir gibi hissediyorum.”
Baran yatağın kenarına oturdu.
“Birkaç gün önce seni hiç tanımıyorlardı.”
“Biliyorum.”
“Şimdi de seni tanımaya çalışıyorlar.”
“Bazen tanımaya çalışmaktan çok açık arıyorlar gibi geliyor.”
Baran bir süre düşündü.
“Belki de korkuyorlar.”
“Benden mi?”
“Hayır.”
Ezra ona baktı.
“Tekrar aynı şeyi yaşamaktan.”
Ezra sustu.
Bu cevap canını biraz olsun hafifletmişti.
Çünkü belki de mesele gerçekten kendisi değildi.
Baran ayağa kalktı.
“Sen değişmek zorunda değilsin.”
Ezra başını kaldırdı.
“Peki ya onlar bana hiç güvenmezse?”
“Ben güvenirim.”
Ezra'nın gözleri doldu ama belli etmemek için başka tarafa baktı.
“Sağ ol.”
Baran kapıya yöneldi.
“Yarın şirkete yine gidecek misin?”
“Evet.”
“Tamam. Sabah beraber çıkarız.”
Ezra gülümsedi.
“Yine mi beni kontrol edeceksin?”
Baran güldü.
“Hayır. Kahve içmek için geliyorum.”
Ezra ilk kez o gece gerçekten güldü.
“Tamam.”
Baran çıktı.
Ezra yatağına uzandı.
Kardeşlerinin bakışları hâlâ aklındaydı.
Ama Rauf'un ona duyduğu güveni de düşünüyordu.
Leyla'nın onu savunmasını…
Baran'ın yanında durmasını…
Belki bu evde herkes ona hemen güvenmeyecekti.
Belki bazıları uzun süre mesafeli kalacaktı.
Ezra gözlerini kapattı.
Ben onların güvenini bir günde kazanmak zorunda değilim.
İlk kez bu düşünce ona ağır gelmedi.
Çünkü en azından bu evde, onun tarafında duran insanların gerçekten var olduğunu artık biliyordu.
