2. bölüm · ASENA
TESADÜF MÜ KADER Mİ?
Kime diyorum- Sertab Erener
-_-_-_-_-_-_-
Bazı insanlar gelip geçicidir fakat bazıları iki kez karşımıza çıkarlar. Bazıları kader der,bazıları tesadüf. Ama onların ki kaderdi.
Hastane odasının tavanını izleyen Altay DAĞHAN da bunu düşünüyordu.
Tesadüf mü yoksa kader mi?
Bir yanı tesadüf olmasını dilerken diğer yanı aklından çıkmayan görüntüleri düşünüyordu.
Bir çift göz... Koyu kahverengi gözleri aklından çıkmayan düşünceler arasındaydı. İçindeki vatan sevgisi gözlerinden okunuyordu, görevini başarmanın verdiği gurur vardı.
Kesinlikle aklından çıkmayacaktı.
Kapı tıklatıldı ve içeri birisi girdi. Başını o yöne çevirip baktı. Kardeşiydi. Tek varlığı. Ailesinden kalan tek kişiydi. Olgun bir kişiliği vardı. Abisi onun rol modeliydi. Onun izinden gidecekti, öylede oldu. Asker üniforması kendinden çok ona yakıştırırdı abisi. Gurur duyuyordu onunla.
"Abi iyisin değil mi? Eğer değilsen..."
"İyiyim merak etme askeriz olum biz üç beş çizik bize sökmez çok bile yattım"
"Sen öyle diyorsan."
"Korktun mu lan?"
Hemen ciddileşti.
"Ne korkması abi askerim ben sende unutuyorsun yani"
Yalandı korkmuştu. Önce Annesi ve babası, şimdi abisi gidecek diye korkmuştu. Ölmekten korkmazdı, korksa asker olmazdı ama tek varlığını ailesini kaybetmek korkuyordu. Askerde olsa insandı.
Ortam bir anda sessizleşmişti. Bu sessizliği bölen kişi abisi oldu.
"Ee hadi daha ne kadar yatacağım kalk gidelim"
"Abi dur dokto-"
"Ne doktoru ya iyiyim hadi,hadi"
Semih'i de iterek önce odadan sonra hastaneden çıktılar ve kapıda Gökalp'i gördü arkasındaki arabaya yaslanmış Altay'ı bekliyordu.
"Oo kimleri görüyoruz, yüzbaşım nasılsınız?"
"Cıvıma lan iyiyiz, bunlar bize sökmez."
"Ona ne şüphe Altay bey aslan gibisin maşallah."
"Ee hadi gitmiyor muyuz?"
Arabanın kapısını açtı ve;
"Tabi gidiyoruz buyrun beyefendi" dedi ve bir eliyle kapıyı tutup diğer eliyle arabayı işaret etti.
Altay gülerek arabaya bindi ardından da Semih ve askeriyeye doğru yola çıktılar.
***
Aslıhan anlatımıyla
Askeriyeye yaklaşmıştım, hâlâ neden gittiğimi sorguluyordum, çıkmaz sokak gibiydi. Bir süre bu konuyu unutmalıydım.
Tam askeriyenin önüne gelmiştim ki telefonum çaldı telefona baktığımda gördüğüm isim şaşırtmadı.
Hasan Albaydı.
Telefonu açtım.
"Evet komutanım"
"Görev sınırda yarım saate hazır olun detayları odamda konuşuruz"
"Peki komutanım"
Ve telefonu kapattım. Aceleyle arabayı park ettim ve askeriyeye girdim. Tim yemekhanedeydi.
"Tim toparlan"
"Nereye" diye sordu Barın.
"Sınır"
Kafasını sallayarak onayladı. Yemekhaneden çıkıp Hasan Albayın odasına yöneldim. Tam odaya girecekken birinin daha geldiğini gördüm. Normalde önemsemezdim ama bu tanıdıktı.
Altaydı.
Oda Hasan Albayın odasına doğru yürüyordu. Kapıyı çaldım ve içeri girdim.
"Detaylar için geldim komutanım..."
Kapı çaldı. Gelen Altaydı tabiki.
"Detaylar için..."
Duraksadı ve devam etti.
"...gelmiştim komutanım iki tim aynı anda mı gidecek?"
"Evet Altay."
Operasyon detaylarını anlattı ve odadan çıkıp araçlara ilerledik.
***
Araçtaydık, operasyonun başarılı geçmesini diliyordum çünkü en son iki sene önce iki tim birlikte göreve gönderilmişti ve o zaman da...
Bir kayıp verilmişti.
Operasyon tamamdı ama biz bir kişi eksiktik.
"Hedefe az kaldı."
Başımla onayladım.
"İçeride siviller var kimse erken veya geç davranmayacak unutmayın önceliğimiz onların güvenliği."
Herkes başıyla onayladı. Araçta derin bir sessizlik vardı. Normalde bülbül gibi şakıyan tim, şuan dut yemiş bir bülbüldü. Onlarda görevin tehlikeli olduğunun farkındaydı. Kimse şikayet etmiyordu çünkü bu dünyada şikayet etmeden yapılan tek işti askerlik. Kimse zorla asker olmazdı. Gönül işiydi.
"Geldik."
Araçtan indik ve yürümeye başladık.
***
Yazarın anlatımı
Dağda pusmuş bekliyorlardı. İki tim; Yıldırım ve Göktürk timi.
"Hareketlilik var komutanım"
Altay dürbününü o yöne çevirdi bir süre izledi. İçeride kaç kişi olduğunu, kaçının sivil kaçının terörist olduğunu kestirmeye çalışıyorlardı.
"Altaydan, Aslıhan yüzbaşına"
"Aslıhan dinlemede"
"Kaç kişi sayabildiniz mi?"
"Henüz hayır, içeriden haber bekliyoruz."
"Tamam."
Kısa süre sonra içeriden haber geldi.
"Saydım komutanım on ikisi sivil kırk dört kişi var."
Otuz iki terörist...
"Başka?"
"Bomba düzeneği veya benzer bir şeyden bahsetmediler, tuzak yok. Altı keskin nişancı var üçü çatıda, üçü de ikinci katta. Başka şüpheli bir durum yok."
"Tamam, aksi bir durum olursa hızlıca bildir."
"Tabiki"
Ardında gözetlemeye devam ettiler.
***
Altay'ın anlatımıyla
Kış gelmesine rağmen burası o kadarda soğuk değildi. Dürbünüm beş katlı binanın en tepesiyle diğer katları arasında gelip gidiyordu. Bu görevdende anlımızın akıyla çıkacaktık. Emindim. Telsizi açtım ve;
"Operasyon vakti. Doğan, nişancıları hallet, Semih sen benimle gel."
"Hamza ve Gökalp siz sağ tarafta, Bengü ve Ömer sizde beraber sol tarafa. Haydi bakalım..."
"Altay bey bizde varız ya hani bize de sorsaydınız nasıl olurdu?"
Doğru.
"Siz... Siz son iki katı alın biz en alttaki iki katı alalım."
"Belki biz alt katı istiyoruz?..."
Üsteğmen Gökalp araya girdi.
"Bölüyorum ama karar verseniz. Hani video oyunu değilde biz gerçek çatışmaya girecegiz ya ondan yoksa hiç bölmezdim sizi..."
Araya giren bendim.
"Bölmek? Neyse haklısın, senin dediğin olsun Asena. Alt katı siz alı-"
"Asena mı?"
O an farkettim bütün tim beni izliyordu.
"Ne var lan ne bakıyorsunuz? Sanki küfrettik demedim bişi. Hem kod adı olarak dedim. Hadi alt katı siz alın."
Herkes önüne, işine döndü bende bıkkın bir nefes verdim.
"Ben hala cevap alamadım yüzbaşı."
Gökalpten bir kıkırtı çıktı. Sert bir bakış attım hemen toparladı ve ciddiyetle önüne döndü.
"Ben onu kod adı olsun diye söylemiştim. Güvenlik için..."Dişi kurt" demek sanki küfretmişim gibi davranıyorsun!.."
Konuştukça batıyorsun!
"Fena değilmiş, sevdim... Ama olmasın bir daha! Hem benim seçmem gereken kod adını sen neden seçersin ki ha?"
"Tamam birşey demedik dedim ya. Aslıhan deriz."
Konu bu şekilde kapandı. Bende başlama emrini verdim.
"Herkes hazırsa başlayalım."
Telsizden tek bir ses yükseldi altı kişiden tek bir ses.
"Hazırız komutanım!"
"Göktürk siz?"
"Hazırız başlayalım"
"O zaman ateş başlasın"
Önce üç kurşun aynı anda çıktı. Çatıdaki nişancıları vurdu ardından üç tane daha bütün nişancılar vurulmuştu. Önce Göktürk timi ilerledi alt kat kısmen temizlendiğin de bizde harekete geçtik.
Hem sivilleri korumak hem de pisliği temizlemek zor oluyordu ama görev bittiğinde herkes güvendeydi.
Yada biz öyle sandık...
Üst kata çıktığımız da bir teröristin yukarı çıktığını gördük ve daha kötüsü yanında rehin bir kız vardı. Kızın kumral saçlarında kan lekeleri vardı. Gözleri ela-yeşil karışımıydı.Tahmini yirmi yaşlarındaydı. Adamın peşinden çatıya kadar koştuk çatıya gelince durdu ve klasik cümleyi söyledi.
"Beni bırakmazsanız kız ölür!"
"Kızı bırak aşağılık herif!"
"Size söyledim kızınkine karşılık benim canım!"
Kız korkudan titriyordu. Gözyaşları şiddetlenmeye başladı.
"Lütfen yardım edin..."
Adam silahın ucunu kafasına dahada yasladı. Ve o an hiç beklenmedik bir şey oldu. Bir silah patladı ve ardından da bir böğürme sesi çıktı. Düşen bedenden oluk oluk kan akmaya başlamıştı bile.
Oy vermeyi unutmayın.
