Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm
- 1 1.Bölüm449 kelime
- 2 2 Bölüm366 kelime
- 3 3. Bölüm469 kelime
- 4 4. Bölüm416 kelime
- 5 5. Bölüm783 kelime
- 6 6.Bölüm444 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kafenin loş ve buğulu camlarından içeri sızan öğle sonu ışığı, tam Esin’in oturduğu masaya vuruyordu. Karşısında oturan Mert, neşeli bir ses tonuyla okuldan ve ortak derslerden bahsediyor, Esin'in kahvesinden bir yudum almasını bekliyordu. Fakat Esin’in zihni ve tüm dikkati, iki masa ileride, Yağız’la birlikte oturan Rüzgar’daydı.
Rüzgar, sanki bilerek ve isteyerek tam da Esin’in doğrudan görebileceği bir açıya yerleşmişti. Elindeki bardağı masaya bırakırken gözlerini bir saniye bile Esin’den ayırmıyordu. Bakışlarında ne bir gülümseme ne de eski o yumuşak ifade vardı; yerini tamamen sert, sorgulayan ve içine atılmış binlerce kelimenin ağırlığıyla kararmış bir öfkeye bırakmıştı.
Mert, Esin’in bir süredir sessizleştiğini ve sürekli başka bir yöne baktığını fark edip hafifçe kaşlarını çattı. Masaya doğru biraz daha eğilerek, "Esin? İyi misin? Beni dinliyor musun yoksa dalıp gittin mi?" diye sordum.
Esin aniden irkildi, gözlerini zorlukla Rüzgar’dan çekip Mert’e çevirdi. Kalbi göğsünü kafese alınmış bir kuş gibi dövüyordu. Zoraki bir gülümseme takınmaya çalışarak, "Ah, evet Mert... Dinliyorum, sadece kafam biraz doluydu," dedi.
O sırada, hemen karşı masadan Rüzgar’ın sandalyesini geriye doğru ittiği o gıcırtılı ses duyuldu. Rüzgar ayağa kalkmıştı. Yanındaki Yağız şaşkınlıkla arkadaşına baktı ve, "Nereye oğlum daha yeni oturduk, kahvelerimiz yeni geldi?" dedi.
Rüzgar, Yağız’a dönüp cevap vermedi bile. Gözleri doğrudan Esin’in üzerindeydi. Ağır, emin ve kararlı adımlarla Esin’in oturduğu masaya doğru yürümeye başladı. Kafedeki diğer öğrencilerin fısıltıları ve arka plandaki hafif müzik sesi, Rüzgar’ın attığı her adımla birlikte Esin’in kulaklarında sessizliğe gömüldü.
Mert, Rüzgar’ın üzerlerine doğru geldiğini görünce şaşkınlıkla başını kaldırdı ve ayağa kalkmak için yeltendi. "Rüzgar? Hayırdır kanka, siz ne ara geldiniz buraya?" diye sordu, gayet saf bir şekilde.
Rüzgar, Mert’in yüzüne bile bakmadı. Gözlerini sadece Esin’in gözlerine dikti. Masanın kenarına ellerini dayayıp hafifçe öne doğru eğildiğinde, aralarındaki o gerilim tavan yapmıştı.
"Kalk," dedi Rüzgar, sesi o kadar net ve sert çıkmıştı ki kafedeki birkaç kişi başını onlara çevirdi. "Kalk Esin, dışarıda seninle konuşmam gereken şeyler var."
Esin’in nefesi kesildi. İçindeki o intikam ve kıskançlık oyunu, Rüzgar’ın bu hamlesiyle bir anda yerle bir olmuştu. Korkuyla ve şaşkınlıkla Rüzgar’a baktı. "Rüzgar, saçmalama... Mert'le oturuyoruz şu an görmüyor musun?"
Mert araya girmeye çalıştı, "Evet Rüzgar, ne oluyor manası ne şimdi bunların?" dedi ama Rüzgar başını çevirip öyle bir baktı ki, Mert anında sustu.
Rüzgar, dişlerinin arasından sızan bir öfkeyle ama bir o kadar da incinmiş bir sesle, "Mert, kusura bakma ama arkadaşınla acil ve sadece ikimizin arasında kalması gereken bir konuşma yapmamız lazım," dedi ve doğrudan Esin’in bileğinden tutup hafifçe ayağa kaldırdı.
Esin direnemedi. Rüzgar’ın elindeki o sıcaklığı ve titremeyi hissettiğinde, oynadığı oyunun aslında kendi kalbini ne kadar çok yaktığını bir kez daha anladı. Kafeden içeri giren serin havaya doğru, okulun arka bahçesindeki sakin ve kuytu bir köşeye çekiştirilirken, ikisinin de artık saklayacak hiçbir yalanı kalmadığını biliyorlardı.
Bölüm etkileşimi
