Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm
- 1 1.Bölüm449 kelime
- 2 2 Bölüm366 kelime
- 3 3. Bölüm469 kelime
- 4 4. Bölüm416 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm783 kelime
- 6 6.Bölüm444 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O yağmurlu öğleden sonra okuldan kaçar gibi uzaklaşan Esin, eve varana kadar adımlarını hiç yavaşlatmadı. Yağmur damlaları şemsiyesine vururken, içindeki o keskin sızı dışarıdaki gri havayla tamamen bütünleşmişti. Odaya girer girmez sırılsıklam olan montunu çıkardı, çantasını öylece yatağın üzerine fırlattı ve kendini yatağın kenarına bıraktı. Gözyaşları artık tutamayacağı kadar büyümüştü ama ağlamaktan ziyade, asıl canını yakan şey göğsüne oturan o ağır sessizlikti.
Olayı kendi elleriyle bu noktaya getirmişti. Rüzgar’a karşı duyduğu hisleri saklamak isterken, korkuyla verdiği o sert tepki her şeyi mahvetmişti. Şimdi Rüzgar başka biriyle gülüşüyor, onun eskiden sadece kendisinin bildiği o sıcak bakışlarını başkasına veriyordu.
Titreyen elleriyle masanın üzerindeki telefonunu ve kulaklığını aldı. Kulaklığı kulağına takıp rastgele bir çalma listesi açtı; ama asıl amacı müzik dinlemek değil, dış dünyadaki her şeyi, özellikle de kendi vicdan azabını susturmaktı. Şarkılar birbiri ardına geçerken, kalbinin ritmini tam yerinden yakalayan o parça çalmaya başladı. Esin gözlerini kapatıp şarkının sözleriyle adeta kendi içini dinledi:
"Bir anlık korkuyla kaçtı ellerim,
Sanki her şey bitti, bitti bilesin.
Şimdi uzaklarda bir yabancı gibi,
Nasıl da geç kaldık, bilir misin?
Sözler yalan söyler, bakmaz gözlerime,
Bir duvar ördük kalbimizin üzerine.
Sadece 'arkadaş' derken dilim,
Nasıl da yanmış meğer içten derine..."
Şarkının kulaklığından süzülen her bir kelimesi, sanki doğrudan onun yaşadığı pişmanlığı anlatıyordu. Esin dizlerini kendine çekti, başını kollarına gömdü ve o şarkının deryasında uzun uzun ağladı. Kendi kazdığı kuyuya düşmüştü ve bu şarkı, o an için hissettiği tek teselli, tek ortak olmuştu.
Diğer tarafta ise Rüzgar, eve doğru yürürken aklından o anı bir türlü çıkaramıyordu. Başka bir kızla konuşmuş, hatta belki de gülümsemişti ama aklı hep o yağmurda tek başına uzaklaşan Esin’de kalmıştı. Eve girdiğinde odasına çıktı, o da çantasını masaya bıraktı ve camın kenarına gidip dışarıdaki yağmuru izlemeye başladı.
İkisi de aynı şehrin, aynı gökyüzünün altında ama kilometrelerce uzaktaymış gibi hissediyorlardı. Aralarındaki o 3 yıllık dostluk, korkuyla söylenen bir yalan yüzünden çökmüştü sanki. Rüzgar içinden, "Sadece arkadaştık... O kendi ağzıyla söyledi" diyerek kendini teselli etmeye çalıştı ama ne o cümle ne de Esin’in o anki yüz ifadesi hafızasından siliniyordu.
Gece yarısına doğru yaklaşırken, ikisinin de aklında tek bir ortak düşünce vardı: Bu sessizlik böyle devam edemezdi. Ama bu gurur duvarını, bu yanlış anlaşılmayı kim ve nasıl kıracaktı? Henüz ikisi de bunun cevabını bilmiyordu; bildikleri tek şey, birbirleri olmadan geçen her saatin onlardan bir parça eksilttiğiydi.
Esin 'in çok ağladığı her halinden belliydi. Uyumak için yatağa girdi ama gözünü kapattığı gibi o an, o gülüş geliyordu aklına. Yatağından hızla doğruldu ve aklına belki de pişman olacağı ama denemeden de yapamayacağı bir fikir geldi.
Bölüm etkileşimi
